Çerezler, içeriği ve reklamları kişiselleştirmek, sosyal medya özellikleri sağlamak ve trafiğimizi analiz etmek için kullanılmaktadır. “Kabul Et” seçeneği ile tüm çerezleri kabul edebilirsiniz veya “Çerez Ayarları” seçeneği ile ayarları düzenleyebilirsiniz.Çerez Politikası

14 Haziran 2024
7 Zi'l-Hicce 1445
halveti
MENÜ
SOHBETLER HAZRET-İ MUHAMMED'IN
(S.A.V) HAYATI
SEVGİLİ PEYGAMBERİM KUR'AN-I KERİM İLMİHAL İSLAM VE TOPLUM 40 HADİS HADİS-İ ŞERİFLER OSMANLICA SÖZLÜK RÜYA TABİRLERİ BEBEK İSİMLERİ ABDÜLKADİR BİLGİLİ
(SEBATİ) DİVANI
NİYAZİ MISRİ DİVANI HİKMETLİ SÖZLER KUR'AN-I KERİM ÖĞRENİYORUM KUR'AN-I KERİM (SESLİ ve YAZILI) SESLİ ARŞİV İLAHİLER KVKK ve GİZLİLİK POLİTİKASI
İSLAM ve TASAVVUF
TASAVVUFUN TARİFLERİ TASAVVUFUN DOĞUŞU TASAVVUFUN ANADOLU'YA GİRİŞİ HALVETİLİĞİN TARİHİ HALVETİLİĞİN TARİHİ GELİŞİMİ HALVETİLİĞİN TÜRK TOPLUMUNDAKİ YERİ HALVETİYYE SİLSİLESİ PİRLERİMİZİN HAYATLARI MEHMET ALİ İŞTİP (VAHDETİ) ABDÜLKADİR BİLGİLİ (SEBATİ) İBRAHİM GÜLMEZ(KANÂATÎ)
EHLİ - BEYT
EHL-İ BEYT KİMDİR? EHL-İ BEYTİ SEVMEK
RESÛLULLAH'I SEVMEKTİR
EHL-İ BEYT EMANETİ RESÛLULLAH'TIR EHL-İ BEYTİN HALİ NUH'UN GEMİSİ GİBİDİR EHL-İ BEYT OLMAK HEM NESEBİ HEMDE MEZHEBİDİR
ONİKİ İMAMLAR
HZ. İMAM ALİ K.A.V RA HZ. İMAM HASAN-I (MÜCTEBA) HZ. İMAM HÜSEYİN-İ (KERBELA) HZ. İMAM ZEYNEL ABİDİN HZ. İMAM MUHAMMED BAKIR HZ. İMAM CAFER-İ SADIK HZ. İMAM MUSA-İ KAZIM HZ. İMAM ALİYYUL RIZA HZ. İMAM MUHAMMED CEVAD (TAKİ) HZ. İMAM ALİ HADİ (NAKİ) HZ. İMAM HASAN’UL ASKERİ HZ. İMAM MUHAMMED MEHDİ

ZİYARETÇİ DEFTERİ
Yeni Mesaj Yaz

Şifremi Unuttum



Tüm Mesajlar



Meryem Tuna  14.06.2024 11:50   İstanbul

Senden Ayrı Geçen Günler Efendim
Bize Çile Zından… Zından Efendim…
Kavuşmak Mümkün mü Bilmem ki Sana?
Öyle Özledik ki Seni Efendim…

Hasretinden zahir yanıp yok olsa
Batın da bir tek erlik kalsa
Cemalinle bayram mümkün olsa
Dünyada vuslat varmı Efendim
Enver Efe  13.06.2024 20:38   İstanbul

Dünyanın derdini bırak dünyaya, sen Rabbine dön, Rabbinle meşgul ol ki dünya derdi senden uzak olsun.
"Sen yürüyerek gelirsen ben koşarak gelirim" diyor Rabbimiz. Sen Beni davet edersen icabet etmekte gecikme olmaz. Yani vuslatımızı ulaşılmaz gibi düşünmeyeceğiz. Hakka ulaşma arzusu bizde aşkın hale geldiyse, Hakka ulaşmanın tek adresi bizlere verilen Tevhid-i Ef'al meratibidir dostlar.
Kendi hakikatimize ulaşmakla Allah'ın hakikatine ulaşırız. Yoksa hayalde bir tanrı yok. Bizi kendi gerçeğimize ve kendi hakikatimize ulaştıracak olan asıl dersimiz, Hakka ulaşmak olmalıdır. Onun için yine Tevhid-i ef'al. İnsan ef'âl-i ilahiye ile varlığın birliğine ulaşır.
Bu hali de ancak tevhidi hatm-i meratip etmekle ve varlığımızı Hakta birlemiş, Rabbimizi bilmiş ve tanımış olmakla yaşarız. Bu hâl aynı zamanda hakke'l yakinliktir, Hakka ulaşmaktır, Hakka vuslattır. İkilikten arınamayan kişi, hiçbir zaman Hakkı bilen, gören ve tanıyan olamaz.
O halde kendimizi ve Rabbimizi tanımal için elan, imkân, mekân ve zaman varken bir daha ele geçmez bu değerleri fırsata dönüştürelim.
SELÂM OLSUN HİDAYETE TABİ OLANLARA (Ali BEKTAŞ)
Enver Efe  12.06.2024 21:07   İstanbul

ALLAH NASIL TANINIR ?
Sure-i İhlâs; Allah gerçeğini tarif eden, Allah gerçeğine kavram getiren önemli bir suredir. Dilimizden hergün düşmediği halde, Sure-i İhlas'ın kelime manasını bile öğrenmek külfetine, zahmetine katlanmamışız. Katlanamadığımız için bu hale düşmüşüz bence. Sure-i İhlas, bize bir yandan bir müminin Allah'a nasıl inanması lazım geldiğini Allah'ı nasıl tanıması lazım geldiğini anlatırken bir yandan da bize her türlü davranışımızda, kadere imanda, ahirete imanda, rahat ve rahat ve mutlu yaşamda ışık tutuyor.
Sure-i İhlas, Cenab-ı Hakk'ın zatıyetini tanımlar. Bu tanımı yaparken de "Ben Ahad'ım, Samed'im, doğmadım, hiçbir şey doğurmadım ve zıddı, benzeri olmayan bir Allah'ım." buyuruyor. Zıddı, benzeri olmadığı için bizim akılla kavramamız mümkün değildir. Samed olduğu için, her şey ancak O'na muhtaç olarak var olduğundan her şeyin özü, her şeyin ayakta durma hikmeti O'dur. Bir de benzersiz güzelliği ve benzersiz kudreti dolayısıyla Ahad'dır.
Bu sırların ışığı altında Cenab-ı Hakkı bilmek yahut Cenab-ı Hakk'a yakın olmak nasıl olacak? Allah nedir, kafamızda nasıl canlandıralım? dediğimiz zaman Cenab-ı Hak diyor ki: Beni sıfatımla tanıyacaksınız.
"Sizin dünyanız güneşin etrafında dönüyorsa Rahman sırrım dolayısıyla dönüyor. Rahman sırrımdan bir ışık ulaşmasa arz güneşin etrafında dönemez, paramparça olur, dağılırsınız.
Bu sıfatların tümünü meydana getirirsek, bunlara mümkün olduğu kadar yaklaşabilirsek Cenab-ı Hakk'a yakın olma imkanı veriyoruz. Ama neye yakın oluyoruz? Sıfatlarına. Zatı yine meçhul, bilinmezlik içerisinde... Cenab-ı Hakk'ın zatını bilmemiz mümkün değil ! Cenab-ı Hakk'ın zatını ancak Fahri Kâinat Efendimiz bilebilmiş. O bilebildiği içindir ki, Fahri Kâinat Efendimiz'den başkası ne tanıyabilmiş, ne de kavrayabilmiş. Peygamberler dahi sıfatlarını nakletmişler Cenab-ı Hakk'ın. Zatına ait bilgi, zatına ait yakınlık ancak Resulullah Efendimizin. O'da Aşk-ı Muhammedi ile bilmiş. Aşkla bilmiş; bilgiyle, ilimle değil !
RABBİNİ NASIL BİLİRSİN (Dr. Haluk NURBAKİ)
Enver Efe  11.06.2024 19:26   İstanbul

KUR'AN BANA NE DİYOR
Kader hakkında
"Biz her şeyi bir kadere (bir düzene, ölçüye, plana) göre yarattık" Kamer 49

"... Her biriniz için bir kanun ve bir yol koyduk. Allah dileseydi hepinizi bir tek ümmet kılardı. Fakat sizi her birinize verdiklerinde imtihan edecektir. O halde durmayın, hayırla yarışın ! İhtilaf ettiklerinizi o size haber verecektir." Maide 48

"Kim Allah' (ın yasakları)ndan sakınırsa (Allah) ona bir çıkış (yolu) yaratır. Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah'a dayanırsa O, ona yeter. Allah her şey için bir ölçü koymuştur." Talak 2-3

"Ey inananlar, Allah'tan korkun ve kişi, yarın için ne gönderdiğine baksın. Allah'tan korkun, çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır."
Haşr 18
"Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir. Bununla beraber Allah yine de çoğunu af eder. " Şura 10

"Allah'ın izni olmadan hiçbir musibet başa gelmez, her kim de Allah'a iman ederse, O, onun kalbine hidayet verir. Allah her şeyi bilir." Teğabün 11

" Sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana gelen her kötülük de kendi nefsinden (günahından) dır. Nisa 79
ALINTI
Enver Efe  10.06.2024 19:56   İstanbul

AŞIKLAR KİMSEYİ SUÇLAMAZ
Tevhit-i Ef'âl tevhit meratiplerinin ilkidir. Tevhit-i Ef'âl, bütün fiillerin Allah'tan olduğunu ve bütün fiillerin sahibinin mutlak sahibinin Allah'ın olduğu gerçeğini anlatır. Bütün fiiller, Allah isimlerinin manalarının açığa çıkış işlevleridir. Olan her fiil belirli bir esmadaki işlevi açığa çıkarmak için zuhura gelmiştir. Allah bütün esmaların cemi olduğundan dolayıdır ki, bütün fiilleri meydana getiren esma manaları da Allah'ındır, dolayısıyla bütün fiiller Allah'ındır.
Her varlık kendi yaratılışın gereği gereği olarak belirli esmaları açığa çıkaratmak için kulluğunu yerine getirir. Allah, hangi insanda hangi esmalarını seyretmeyi murat etmişse o programda insanı yaratmıştır. İnsanda kendisi için dilenen esmaları açığa çıkarak belirli fiiller kendisinde zuhur etmektedir.
Tüm veliler"Sizi de fiillerinizi de Allah yarattı" ayetine istinaden bütün fiilleri Allah'tan gördüklerinden hiçbir insanı suçlamazlar. Her insan kendi yaratılış programının gereği uygulamak için vardır. İnsan kendindeki tecellinin gereğince fiiller yaptığından, tüm erenler bütün fiillerini haktan görürler.
AŞKIN MİRACI (Hiç Aşık EREN)
Enver Efe  09.06.2024 20:16   İstanbul

H A V F
Hoşlanılmayan bir şey ve olaydan korkarak kalbin rahatsız olması demektir. Allah'ın azabından korkarak dine dönmek ve O'nun emirlerine sarılmaktır. İnsanın günahlarından dolayı utanması, korkması ve üzüntü duymasını da içerir.
Herevi'ye göre korkunun üç derecesi vardır. Birincisi, cezadan korkmaktır. Bu imanın sağlamlığına delalet eden âvama ait bir korkudur. İkincisi, yakaza halindeyken kendinden geçmiş vaziyette nefes alıp veriyorken tuzaklardan korkmaktır. Üçüncüsü havas ehline ait olan Hakk'ın celâlinin heybetinin meydana getirdiği korkudur. Bu, korkuların rn büyüğüdür. (Herevi)
***********
R E C A
Havfın karşıtı reca olup, kulun Allah'ın azabı karşısında rahmetinden ümit içinde olmasıdır. Reca, kalbi rahatlatarak havfın oluşturduğu korku ve sıkıntıyı giderir.
Kul Allah'a karşı reca sahibi olursa, Hakk onun kırktuğu cehennemden emin kılar. Bu durumda o kul ile Allah arasında bir korku perdesi vardır. (Kelebâzi)
Havf ve reca halleri değişken hislerdir. Zaman ve şartlara bağlı olarak biri yükselişe geçerken diğeri aşağıya iner.
Kuşeyri, reca ile temenninin birbirine karıştırılmaması gereğine dikkat çekerek, aralarında fark olduğunu belirtir.
************
B A S İ R E T
Kudsiyet nuruyla aydınlanmış olan kalbin maddi ve manevi âlemdeki hakikatleri görme yeteneğidir. Basiret, söz konusu kalbin eşya ve olayların iç yüzünnü görebilmesidir. Kâlp gözü olarakda bilinen basiret, Allah'a yakınlaştıkça artar ve gelişir.
Başka bir tasnife göre de basiret, Allah'ın isim ve sıfatlarında, emr ve nehyinde, va'd ve vaidinde olarak üç kısımdır.
Basiret, Allah Tealâ'nın Basar sıfatının bir yansımasıdır. İman ve âmel bütünlüğünü elde etmiş insanlarda ortaya çıkmaktadır.
*************
F İ R A S E T
İnsankarın ve olayların gerçek yüzünü keşfetme, istikballe ilgili doğru tahminlerde bulunma ya da sezebilme yeteneğidir. Firaset, Allah'tan bir nur olarak gelir ve kulun önünü aydınlatır. Akıl ve duygu organlarıyla değil kalbin sezgileriyle oluşur. Bilgi ve âmel bütünlüğünü elde edenler bu nura sahip olurlar.
Firaset, kalbin temizliği ve murakabe kuvveti ile ruhta meydana gelen bir kabiliyettir. Kâlpte iman ve sıdk sayesinde güçlenir. (Kaşani)
Firaset, gaybla âlakalı bir hükmü şahide ihtiyaç duymadan kesin hâle getirmektir. Firaseti elde etmek için nefse karşı gelmek, haram ve şüpheli şeylerden de uzaklaşmak gerekir. Ayrıca Hz. Peygamberin sünnetine uymak da firasetin olmazsa olmazıdır.
TASAVVUFUN 100'ü (Bülent AKOT)
Enver Efe  08.06.2024 19:21   İstanbul

BİRLİK BİLİNCİ
Allah'la olmak, dünya üzerinde gerçekleştirilmek mecburiyeti olduğundan dolayı binbir zorluk içerir. Bu zorluğun üstesinden gelmek için Allah üzerine öyle yoğunlaşmalıdır ki, bu gerçekleştirme işi tersine dönsün. Yani dünya içinde Alah'la olmak değil, Allah'la olmak için de dünyayla olmak.
Allah'a yaklaşmak uğruna çile çeke çeke, kendine kıya kıya, bir şeylerden vazgeçe geçe 'kurban doygunluğu'na eriştiğinde, özel bir şeyler yapmana gerek kalmadan Allah'la birlikte olmaya başlarsın. Daha doğrusu, 'birlik bilinci'nin özü olan hiçbir şey 'yapmayan yapan' olmayı, kurban olma doygunluğuna eriştiğinde becerebilirsin.
Gündelik hayatın bilincini Allah'la olmanın bilincine dönüştürerek yaptığı ettiği her şeyi Allah'la yapıyor olma görüşüne varan biri için 'Allah hayattır-hayat Allah'tır. Böyle biri için tapınağın dışında olmakla içinde olmak aynı şeydir.
Yani tapınağın dışındaki herkes, tapınağın dışında değildir. Tapınağın içindeki herkes de tapınağın içinde değildir.
Olağanın olağan dışı, olağan dışının olağan gelmeye başlaması, Allah'la birlik bilincinden bakan gözlerin görmesidir.
Allah inkârcıları ve Allah âşıkları, ikisi de duayı gereksiz bulur. İlki yok sayacak kadar Allah'a uzak oluşundan, diğeri 'bir'lik' olacak kadar Allah'a 'yakin' oluşundan.
Allah'la birlik olma hâlini kalbinde çoğaltmayı için için dileyen Allah Âşık'ı bilir ki, bunun için ne yapıp edip Allah'a kendisini 'özletecek' bir Allah beklentisizliğini' de kalbine yerleştirebilmesi gerekir.
**********
Birlik bilinci, bu dünyanın geçekliğinin dışında bir yaşam sunmaz, bu dünyayı Allah'la yaşama olanağı sunar, ki bu da Allah'ın tam da insandan dilediğidir. Bu dileğin yerine getirilmesinin karşılığı insanın hakikatini tanımasıdır. Bu tanımanın karşılığı ise daha bu dünyadayken 'ebedi huzur'un duyulmasıdır. Bu çok önemlidir, çünkü ancak ölürken 'ebedi huzuru' tanıyanlar ebedi huzuru hak eder.
***********
O'ndan başka hiçbir şey yok diyerek O'nunla 'bir'lik içinde atan bir kalbiniz varsa, yaşamanın huzuruna doyum olmaz.
KALBİN AŞK VAKTİ (Vefa ÖNAL
Enver Efe  07.06.2024 19:28   İstanbul

İbadet yalnızca aç, susuz ve uykusuz kalmak ve namaz diye öylesine eğilip doğrulmakla olmaz. Gönül ve dil ibadetlerini de lâyıkıyla yapacak, ibadette samimiyete zerre zeval getirmeyeceksiniz. Ancak o zaman manevi hallere erişip, onlardan tad ve zevk alabilirsiniz. Bu haller dahi aöacınız değil, Asıl Olana ulaşmak için kullanacağınız bir aracınız olmalıdır.
Dervişlikte amaç hâle değil Hakka ulaşmaktır. Bazıları vardır ki onlar, kendilerinde manevi hâller çıkmaya başlayınca, kendilerini amaca ulaşmış, kemâle ermiş zannederler. İşte öyleleri araçlarla oyalananlardan başkaları değildir.
Hâlbuki kişi "seyr-i sulük'ü" tamamlayıp fenafillah makamına erince, kâmil olduğunu düşünmek bir yana, kendisini dahi unutur. Tam kişinin kendisini unuttuğu yerde ol'mak durur.
Kişi, İlâhi Kudret'in tecellisi olduğunun farkına varır. Bu farkındalık hâli geçince de, kendisinin bırakın kemâle ermiş zannetmeyi, kendi acizliğini idrak etmiş olur.
İşte iman yönünden olgunluk, aciz olduğunu fark etmekle başlar; yolun sonunda yine aciz olduğunu anlamakla devam eder ve her seferinde yeniden başlayan yolculukla ebede kadar gider.
Olgunluk ve hamlık arasında uzanan bu ince yolculuktaki sefer son nefesi verinceye kadar sürer. Zira iman, "son nefes"te gizlidir.
İÇİMDE GİZLİ, MİM ÂFET (Yücel BAYAR
Enver Efe  07.06.2024 00:32   İstanbul

KUR'AN BANA NE DİYOR
"O Kur'an bütün âlemler için sadece bir zikir, bir öğüttür. (Sad-87)
********
"....İnsanları Rablerinin izniyle karanlıklardan aydınlığa, Aziv ve övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna çıkarman için onu sana indirdik."
(İbrahim-1)
*********
"Bu kitabı da, her şeyi açıklayan ve müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, bir rahmet kaynağı ve bir müjdeleyici olarak indirdik." (Nahl-89)
**********
"Ey insanlar ! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüller derdine bir şifa, mü'minlere bir hidayet ve rahmet geldi." (Yunus- 57)
************
"Bu, sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır ki, insanlar onun ayetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ibret alsınlar." (Sad- 29)
********
"Biz bu kur'an'ı güçlük çekesiniz diye indirmedik. Ancak (Allah'tan) korkanlara bir öğüt, olarak indirdik." (Ta-Ha 2-3)
*********
"Biz de Kur'an'dan mü'minler için bir şifa ve bir rahmet olan ayetleri peyderpey indiririz." (İsra- 82)
*************
"Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve ayalanmadan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı." (Ankebut- 64)
***********
"Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikatten huzurumuza geri getirilemeyeceğinizi mi sandınız ?"
(Mü'minun- 115)
************
"Dünya hayatı, eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmazmısınız ?" (Enam- 32)
************
"Arifler kendilerini ararlar, cahiller başkalarını" (Konfiçyus)
DOST SENSİN (M. Tevfik URGANCIOĞLU)
HAYIRLI CUMALAR DOSTLAR

Emre Pala  06.06.2024 14:42   İstanbul

Ya Rabb'i ona çok verdin bana az verdin, kim kime diyecek ki" Ya Rabb'i ben bunu mu hak ettim? " Hiç kimse diyemeyecek dostlar. Çünkü herkesin muhatabı kendi yaptıkları olacak. (Bakara, 281) Bu alemde yaptıklarımız, yaşadıklarımız, düşündüklerimiz, tercihlerimiz, ikrarlarımız, inkarlarımız, bizim ebed alemde yaşantımız olacak. Biz aslında yaptıklarımızla yarınlarımızı örüyoruz... DERDİMİZ AŞK OLSUN...
Enver Efe  05.06.2024 19:21   İstanbul

Değerli dostlar, Hakk'a ulaşmaktan maksat, Hakkı bilmek ve tanımaktır. İnsanın Hakkı bilmesi içinde öncelikle kendini bilmesi ve tanıması gerekir. İnsanın Hakkı tanımış olması ancak kendini tanımasıyla mümkündür.
İstediği kadar âlim olsun, istediği kadar ibadet etsin, insan kendini bilmedikçe âlimliğinden de, ibadetinden de maksat hasıl olmaz. Zira ibadetten de, âlimliktende, hafızlıktan da malsat, Hakkı tanımak ve O'na kul olmaktır.
İnsanı Hakka dost ve yakin kılacak, seyrini irfana taşıyacak olan, o insanın Rabbini zikretmesi, sevgisinde ve gayretinde daim olmasıdır. Fakat sevgi ve iddia isbat edilmedikçe kullukta bunların hiçbiri geçerli değildir.
Dostlar, bizler genelde dünyanın derdi ile dertleniyor, çilesi ile çilekeş oluyoruz. Dünyanın zorlukları karşısında zaman zaman isyan ve itiraz ediyoruz. Neden, niçin diye de hayatı sorguluyoruz. Bundan dolayı bazen dünyanın çilesine, bazem de cilvesine takılmış olmak, bizi Rabbimizden uzaklaştırır.
Bu hallerin bertaraf olması için insanın arif olması, gönül gözünün ise açık olması gerekir. İşte İnsan-ı Kâmil'e intisaptan garaz, dilimizi ve gönlümüzü mâsivadan, Rabbimize itirazdan kurtarmaktır.
İnsanın bu âlemde neden var olduğunu ve bu âlemdeki asli görevinin ne olduğunu çok iyi bilmesi gerekir ki yaptıkları onu selâmet sahiline ulaştırsın.
İnsan sahiplendiklerinden, beklentilerinden ve dünyanın zorluklarından dolayı mânevi değerlerden uzaklaşır. İnsan, dünyevi değerleri, asli değer zannederse hem dünyasını hem de âhiretini heder etmiş olur. Hem dünyadaki yaşadıklarından, hem de âhiretteki yaşayacaklarından dolayı sonuç mahcubiyet ve pişmanlık olur. (Hac- 22:11)
SELÂM OLSUN HİDAYETE TABİ OLANLARA (Ali BEKTAŞ)
<< < 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 > >>

Derneğimiz
Mekke Canlı Yayın
Medine Canlı Yayın
Eserlerimiz
İlahiler
Sure ve Namaz
Namaz Kılmayı Öğreniyorum
Tecvid Dersleri
SON EKLENENLER
GÜNÜN AYETİ
Şu bir gerçek ki, biz her şeyi bir ölçüye göre/bir kaderle yarattık.
(KAMER - 49)
ÖZLÜ SÖZLER
  • Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir.
  • Adem "ben hata yaptım beni bağışla " dedi, İblis ise" beni sen azdırdın" dedi ya sen!... sen ne diyorsun?
  • Edep, söz dinlemek ve gönle sahip olmaktır.
  • Güzelliğin zekatı iffet ve edeptir. (Hz. Ali)
  • Zeynel Abidin oğlu Muhammed Bakır'a "Ey oğul, fasıklarla cimrilerle yalancılarla sıla-i rahimi terk edenlerle arkadaşlık etme." diye buyurmuştur.
  • Kemalatın bir ölçüsü de halden şikayet etmemektir.
  • En güzel keramet gönlü masivadan arındırmaktır.
  • Alem-i Berzah insanın kendisidir.
  • Zahir ve batının karşılığı aşk-ı sübhandır.
  • Mutaşabih ayetler ledünidir.
NAMAZ VAKİTLERİ