23 Şubat 2024
13 Şaban 1445
halveti
MENÜ
SOHBETLER HAZRET-İ MUHAMMED'IN
(S.A.V) HAYATI
SEVGİLİ PEYGAMBERİM KUR'AN-I KERİM İLMİHAL İSLAM VE TOPLUM 40 HADİS HADİS-İ ŞERİFLER OSMANLICA SÖZLÜK RÜYA TABİRLERİ BEBEK İSİMLERİ ABDÜLKADİR BİLGİLİ
(SEBATİ) DİVANI
NİYAZİ MISRİ DİVANI HİKMETLİ SÖZLER KUR'AN-I KERİM ÖĞRENİYORUM KUR'AN-I KERİM (SESLİ ve YAZILI) SESLİ ARŞİV İLAHİLER
İSLAM ve TASAVVUF
TASAVVUFUN TARİFLERİ TASAVVUFUN DOĞUŞU TASAVVUFUN ANADOLU'YA GİRİŞİ HALVETİLİĞİN TARİHİ HALVETİLİĞİN TARİHİ GELİŞİMİ HALVETİLİĞİN TÜRK TOPLUMUNDAKİ YERİ HALVETİYYE SİLSİLESİ PİRLERİMİZİN HAYATLARI MEHMET ALİ İŞTİP (VAHDETİ) ABDÜLKADİR BİLGİLİ (SEBATİ) İBRAHİM GÜLMEZ(KANÂATÎ)
EHLİ - BEYT
EHL-İ BEYT KİMDİR? EHL-İ BEYTİ SEVMEK
RESÛLULLAH'I SEVMEKTİR
EHL-İ BEYT EMANETİ RESÛLULLAH'TIR EHL-İ BEYTİN HALİ NUH'UN GEMİSİ GİBİDİR EHL-İ BEYT OLMAK HEM NESEBİ HEMDE MEZHEBİDİR
ONİKİ İMAMLAR
HZ. İMAM ALİ K.A.V RA HZ. İMAM HASAN-I (MÜCTEBA) HZ. İMAM HÜSEYİN-İ (KERBELA) HZ. İMAM ZEYNEL ABİDİN HZ. İMAM MUHAMMED BAKIR HZ. İMAM CAFER-İ SADIK HZ. İMAM MUSA-İ KAZIM HZ. İMAM ALİYYUL RIZA HZ. İMAM MUHAMMED CEVAD (TAKİ) HZ. İMAM ALİ HADİ (NAKİ) HZ. İMAM HASAN’UL ASKERİ HZ. İMAM MUHAMMED MEHDİ

ZİYARETÇİ DEFTERİ
Yeni Mesaj Yaz

Şifremi Unuttum



Tüm Mesajlar



Enver Efe  21.02.2024 20:57   İstanbul

46- EL-MUCİB
El Mucib, varlığın hakikatlerinden kendisinin gerek hal diliyle gerekse sözle istedikleri şeyleri onlara bahşedendir. Bu istekler hakikatlerin bütün özel vakitlerindeki hallerinin iktizasından veya onların nefslerinin bu istenilen şeyi özleyerek arzulamalarından kaynaklanır. Bu hakikatlerin hallerinin iktiza ettiği şey hâle ait olan dilektir. Bu hakikatlerin nefslerinin arzu ettiği şey ise sözlü dilektir. Her iki dilek de kesinlikle icabeti elde eder.
Halin iktiza ettiği dilek derhal yerine gelir. Nefslerinin arzu ettiği dileğe gelince, onlardan hâle uygun olan dilekler çabuk elde edilirler. Hâlin vaktine uygun düşmeyen dileklerin elde edilmesi tehir edilir. Bununla birlikte bu dilekler ya bu dünyada ya da ahirette mutlaka elde edilirler.
Bu isim ilahi fiillere ait isimlerden biridir. Bu ismin sıfatı icabettir. Muhakkikler katında icabet ister, dileğin gerçekleşmesi hemen olsun, isterse sonra olsun ilahi irade kulun dileğine uygun şekilde cereyan etmesidir. Zira bazen Allah'ın dua eden kişiye cevap olarak, "buyur" demesine, bazen de istenen şeyin elde edilmesine icabet denir.
********
47- EL-VASİ
El Vasi, zorunlu ve mümkün, surete ait ve manevi, hükmi ve esere ait, maddi ve ilmi, farazi, söze ait ve fiili, hayali ve hissi, tenzihi ve teşbihi varlık mazharlarının tümüyle tecelli edendir.
Bu yüzden bir yöden ve her yönden bütün bu mazharların aynıdır. Aynı zamanda bir yönden ve her yönden bu mazharların gayrıdır. Ayrıca zuhur ettiği şeyde zuhurundan başka bir şey olmaz. Aksine her ne kadar zuhurunda zuhur eden şeyin gayrı olsa da diğer taraftan her bakımdan zuhur ettiğinin aynıdır. Çükü O, her yönden bundan farklıdır. Bu yüzden de ne bir yönle, ne de bütün yönleriyle sonu idrak edilemez.
Enver Efe  21.02.2024 00:17   İstanbul

45- ER-RAKİB
Er Rakib, ilmine devamlı surette nazır olan ve ilmi malumatını daimi surette kuşatandır. Bu nedenle ezeli ve ebedi olarak malumatını gözetir. Hakk'ın malumatı iki kısma ayrılır :
1- Hüküm konusundaki ilk olma durumuyla öne çıkan kısım : Bunlar Hakk'ın isimleri ve sıfatlarıdır. Çünkü Hakk, zatını müşahede ettiği gibi isimlerini ve sıfatlarını da müşahede eder. Eğer dilersen zatıyla zatını bildiği gibi zatından dolayı müşahede eder de diyebilirsin.
2- Hüküm konusunda ilk maluma tabi olma durumumda olan kısım : Bu da Hakk'ın halka dair bilgisidir ki, bunlar Hakk'ın isimleri ve sıfatlarından ibaret olan Hakki malumatının azharıdırlar. Mazharlar diye adlandırılan bu ikinci kısım zuhurdan dolayı hükmünde sonradan gelir. Çünkü batın olma durumu asıldır. Zuhur ise onun üstünde olan bir daldır. Ayrıca Hakk'ın kendisi hakkındaki bilgisi, yarattığı şeyler hakkındaki bilgisinin aynıdır. Çünkü mahluklar ancak Hakk'ın kendisi için isim ve sıfatlarının masharlarındaki tecellisinden ibarettir. O halde mahluklar ilahi isimlerin ve sıfatların mazharlarıdırlar. Bu da Hakk'ın kendisine kendisiyle tecelli etmesinin aynıdır. "Mazharda zuhur eden isimler ve sıfatlar" diye tabir olunan Hakk ancak O'nun kendisine Kendisiyle tecellisinin aynıdır. O halde Hakk, ilim, âlim ve malumdur. Aynı zamanda şahid ve meşhuddur. Zira malumunu müşahede etmektedir. Malumu ise bizzat Kendisidir. Bu durumda.Kendisinin müşahidi olur. Yani bunun anlamı Hakk zatı, sıfatları ve isimleri için gözeticidir demektir.
Enver Efe  20.02.2024 01:46   İstanbul

44-EL-KERİM
El Kerim, hakikatlerin bazısını bazısındaan ayırmakla kendi sınıflarına ihsanda bulunandır. Sonra ulvi ve sufli, halk ve Hakk olma iktizalarının zuhuru ile bu sıfatların hakikatlerine ihsanda bulunur. Sonra eserlerinin zuhuru ile onların iktizalarına ikram eder. Sonra tesir ettikleri şeylerin her birine, bu şeyde mutlaka olması gereken vasıfları nihai noktasına erdirmek suretiyle haklarını vermekle iktizaların eserlerine ihsanda bulunur. Sonra bu şeylere kendilerinde isimleri ve sıfatları ile tecelli etmekle ihsanda bulunur. Öyle ki, sonunda bu şey bu tecelli vasıtasıyla asla döner. Çünkü isimler ve sıfatlar zata dönücüdürler. Zira bu zat kendisinde tesir edilen şeyde tecelli etmiştir. Böylelikle fer' asıl haline gelir. Bu yüzden Hakk'a hiçbir yönden ve hiçbir nisbetle cimrilik ismi ulaşamaz.
Bu isim fiillerin sıfatlarının isimlerinden biridir. Bu ismin sıfatı ise keremdir. Kerem, toplu ve özet bir halde bulunan varlığa tafsilat vermekten ibarettir. Mümkün varlıklar kerem vasıtasıyla yetkinliğin nihayetine erişirler. Böylece her şey şu an bulunduğu mertebede taayyün eder. İşte bu keremin neticesidir. Çünkü Allah Tealâ, âlemde taayyün etmemiş, hiçbir varlık mertebesi bırakmamıştır. Varlık mertebelerinden herhangi birinin yetkinliğinde kendisine bağlı olduğu hiçbir manayı da geride bırakmamıştır. Blâkis o mertebelere üzerine artık hiçbir şey eklenmeyecek derecede olan keremin nihayetini bağışlamıştır.
Enver Efe  18.02.2024 20:43   İstanbul

42-EL-HASİB
El hasib, övgünün manalarına mahsus olan kapsamlı ve mutlak bir şerefle öne çıkandır. Bu isim ilahlık sıfatlarının isimlerindendir. Bu ismin sıfatı ise hasebtir.
Hasrb, yüce bir şeref ve yüksek bir yetkinlik ile Hakk'ın zuhuru demek olan ilahi bir tecellidir. Bu tecelli, uluhuyet veya rububiyet itibariyle değil Hakk'ın zatının, zatı için olan iktizalarından kaynaklanır. Hatta bu, kendisi bizzat bu halde olanın zati şerifidir.
********
43-EL-CELİL
El Celil, yücelik ve şeref bakımından mertebesi aziz olandır. Öyle ki, bu mertebe için sınır idrak olunamaz ve bu mertebenin sonu bilinemez. Kendisine varlıklardan herhangi bir şeyintamamen bir nisbeti yoktur. Mutlak anlamdaki şerefe kendisinden başka bir şeyin nisbet olunmasından celal bakımından yüce ve azizdir.
Bu isim ilahlık sıfatlarının isimlerindendir. Bu ismin sıfatı celâldir. Celâl, mutlak ve sırf şereftir ki herhangi bir nisbet ve itibar ile tahsis olunmaz. Aksine o, her yönden, her itibarla ve her nisbet içindir. Ne var ki, kahr bu sıfatın olmazsa olmazıdır. Bu yüzden celali tecellide zımni olarak kahrın bulunması muhakkaktır.
Enver Efe  17.02.2024 19:24   İstanbul

39- EL- KEBİR
El Kebir, zatı yüce olan ve sıfatları varlık mertebelerinin tamamını ihata edendir. O, her zahirin ve mazharın nihayet ve batının ve tecellinin adıdır. Öyle ki Onun zatının künhü idrak olunamaz ve hiçbir sıfatı ihata edemez.
Bu isim ilahlık sıfatlarının isimlerinden biridir ve bu ismin sıfatı kibriyadır. Kibriya sıfatı, onlardan herhangi birini ne aynen nede ilmen ihata etmeye varlıkta kabiliyetinin bulunmadığı yetkinliklerde kendisine son olmayanın şumulü ile ortaya çıkan ilahi tecelliden ibarettir.
*******
40-EL - HAFIZ
El Hafız, varlık mertebelerini o mertebelerdeki zuhuruyla yok olmaktan koruyandır. Çünkü Hakk varlık mertebelerinin hakikatleri ile bu mertebelerin en yücesinde ve en düşüğünde, en yetkininde ve en eksiğinde, övüleninde, yerileninde, Hakk'a ait olanlarında tecelli eder. Hakk böylece bu varlık mertebelerini onlarda bulunan kendi varlığı ile onları var etmesinden dolayı yok olmaktan ve yitip gitmekten men eder. Çünkü mertebe olmak bakımından varlık mertebeleri varlık sahibi değildirler. Ancak bu mertebelerin rablerinin varlığı ve bu mertebelerin içine girmeleri ile varlık sahibi olurlar. Mertebelerin rableri yok olduğunda ise mertebeler kaybolur.
*********
41- EL- MUĞİS
El Muğis, varlıklara kabiliyetlerinin iktizasını bağışlamakla var edendir. Bu isim ilahi fiillere ait sıfatlarının isimlerinden biridir. Bu ismin sıfatı iğasedir. İğase, her ihtiyaç sahibinin ihtiyaç duyduğu şeyi kabiliyetinin hak ettiği üzere erişerek dileğine icabet etme süratinden ibarettir.
Dilekler farklı farklıdır. Onlardan kimi bâtındır, kimi zahir. Kimi hal diliyle olur, kimi ise sözle. Herkes kemdi durumuna ihtiyaç gösterir. Gerçekte de kesinlikle bu durumunu elde eder ve başka şekilde değil ancak bu biçimde olur.
Enver Efe  16.02.2024 21:31   İstanbul

38-EL -ALİYY
El Aliyy, en yüksek varlık mertebesinde kendisinden başka bir varlık kendisine ortak olmayandır. En yüksek varlık mertebesi, kemâli manalardan ibarettir ki, varlığı zorunlu olanın zâtı için mertebe bakımından ilahlık sıfatı bunları gerektirir. Çünkü kulluğun hakikati üzerinde hakimiyet konusundaki en yüksek varlık mertebesi, rububiyyetin hakikatine aittir. Ancak bu durum kulluk mertebesindeki taayyün ve zuhur bakımından değildir. Çünkü Rab diye isimlendirdiği mertebede zahir olan Allah Tealâ olduğu gibi kul diye isimlendirdiği mertebede de zahir olan Allah'tır. Şu halde bu iki mertebe arasındaki varlık mertebesi üstünlüğü, bu mertebede zahir olan bakımından değil de hakikati bakımından rububiyet mertebesine aittir. Düşük mertebe ise yine bu mertebede zahir olan bakımından değil de hakikati bakımından kulluk mertebesine aittir. Çünkü bu iki mertebede de zuhur eden birdir. Yükseklik ve düşüklük varlık mertebelerinin hükümlerinden kaynaklanmakta olup zâtlarından kaynaklanmamaktadır.
Bu isim ilahlık sıfatlarının isimlerinden biridir. Bu ismin sıfatı ulüvv (yücelik) dür. Ulüvvün iki türü vardır:
a) Birinci tür: Zat yüceliği. Zat yüceliği mekân bakımından yüceliktir. Hakk Teâlânın mekânı kendi ilmidir. Bu, Hakk'ın zati mekânıdır. Sıfati mekânı ise varlıktır. O zatının eniyyeti itibariyle varlıktadır. Çünkü Hakk'ın sıfatlarının tamamı O'nun için mevcuttur. Bu sıfatların aynından başka varlık da yoktur.
b) İkinci tür: Mertebe yüceliği. Bu, bir mertebede halkiyyet mertebesi olmaksızın yegâne kalmasıdır.

Enver Efe  16.02.2024 00:48   İstanbul

36-EL -ĞAFUR
El Ğafur, meydana gelen herhangi bir günahtan ötürü hesaba çekmeyendir. Hakk'ın el Ğafur ile el Ğafir isimlerinin arasındaki farka gelince, el Ğafir, mağfireti hususileştirir, el Ğafur ise umumileştirir. Nitekim Allah Tealâ "Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Ancak dilediği kimsenin bunun dışında günahlarını bağışlar." (Nisa 48 ve116) buyurmuştur. Bu Hakk'ın el Ğafir isminin tecellisinin sözlerinden biridir. Çünkü O mağfiretin şirkin dışındaki günahlara tahsis edilmesidir. Zahir ehlinin bu ayetin nassından anladıkları Allah'ın mutlak olarak şirki affetmeyeceğidir.
Hakikat ehlinin bu ayetten anladıklarına gelince, bu Allah'ın el Ğafir isminin tecellisinde mukayyet olarak şirki bağışlamayacağı ancak el Ğafur isminin tecellisinde bağışlayacağıdır. Bu durum Allah'ın "De ki: Ey kendilerine yazık etmiş olan kullarım ! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin! Gerçekten de Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O, Ğafur ve Rahimdir"(Zümer 53)
*******
37- EL-ŞEKÜR
Eş Şekür, övgünün eda edilebilmesi için, bu övgüyü yapmaya ehil olması nedeniyle kullarından Kendisini övendir. Bu durum, mahlukların zatlarında bulunan zorunlu acizlik sıfatı nedeniyle, halka ait hakikatin Hakk'a ait olanın yerini tutmayacağına dair Hakk'ın bilgisinden dolayı O'nun kullarının üzerindeki bir nimetidir.
Bundan dolayı Pegamberimiz (s.a.
v) "Ben Seni Senin kendini övdüğün gibi övemem" buyurmuştur. Yami Hz. Peygamber bu sözüyle "Zatının yüceliğinden ve sıfatlarının kereminden Beni nimetlendirdiğin nimetlerinin karşılığını yerine getirmekte Bana yardımcı ol !" demek istemiştir. Bu eş Şekür isminin hakikatteki tefsiridir.
********
HAYIRLI CUMALAR DOSTLAR.
Selâm ve dua ile kalınız.
Enver Efe  14.02.2024 20:09   İstanbul

34-EL-HALİM
El Halim, mücrimlerin, suçluların çokluğuna karşı affetmekten usanmayan ve isyankarların kötülükte devam etme çirkinlikleri kendisini güzel karşılık vermekten alıkoymayandır.
Bu isim ilahlık sıfatlarının isimlerinden biridir. Ayrıca bu isim kuşatıcı isimlerdendir. Kuşatıcı isim, hükmü kuşatıcı olan koruyuculuğa sahip olan her bir isimden ibarettir. Meselâ el Hayy ismi gibi ki, el Âlim, es Semi, el Basir, el Mürid, el Kadir, ve el Mütekellim isimleri Onun muhafazası altındadır. El Âlim ismi gibi ki, el Mürid ve el Kadir isimleri onun muhafazasındadır. El Mürid ismi gibi, el Kadir ve el Mütekellim isimleri onun muhafazası altındadır. Diğer ilahi fiillere ait sıfatların isimleri onun koruması altındadır.
Hakk'ın el Halim ismine gelince, o da bir kuşatıcı isimdir. Onun muhafazasındaki isimler ise el Ğafir, el Gaffar, el Gafur, el Afüv, es Settar, Hüsnü't-tecavüz ve bunlara benzeyen isimlerdir. Çünkü bu isimlerin tamamı Allah'ın el Hâlim isminin korumasındadır. Bu ismin sıfatı hilmdir.
*******
35-EL -AZİM
El Azim, Zatının niteliklerinin mertebesi yücr olan ve sıfatlarının celâl ve kibriyasındaki nihauetin sınırını aşandır.
Bu isim ilahlık sıfatlarındandır. Bu ismin sıfatı ise azamettir. Azamet, ilahi kemallerin tecelli olarak kapsanmasından ibaret olan bir ilahi tecellidir. Bu tecelliye zati iktiza dolayısıyla Hakk'ın dışında kimsenin gücü yetmez.
Enver Efe  13.02.2024 23:49   İstanbul

32-EL -LATİF
El Latif, gözle idrak edilmesi imkansız ve mekândan münezzeh olandır. Bu yüzden cihette ve tarafta yer kaplamaz. O tanımının yapılmasından yücedir. Bundan dolayı akıllar onu anlayış ve fikirler ile tanıyamaz. Buna rağman O, eşyaya kendi zatlarından daha yakındır ve onların sıfatlarından onlara zuhurun son noktasını gösterir.
Bu isim bu bakımdan ilahlığın sıfatının ismidir. Bu ismin başka bir yönü daha vardır, buna göre el Lâtif sıkıntı bastığında, sıkıntıyı kaldırmakta süratli davranan ve himmetin ummadığı cihetten nimeti bollaştırmakla genişlik verendir.
*******
33-EL-HABİR
El Habir, eşyayı kendilikleri bakımından tanıyandır. Böylece Hakk eşyayı hakikatte nasılsalar öylece bilmiş olur. Bu Hakk'ın el Âlim ismi ile el Habir ismi arasındaki farktır. Şu halde el Âlim, ilmi eşyayı eşya olmak bakımından değil de kendisi olması bakımından ihata edendir. El Habir ise ilmi eşyayı eşyanın hakikati olmak bakımından idrak edendir. Bu durumda Hakk, eşyayı zatlarının gerektirdiği şey ile bilir. Lakin bu bilmeyi önceleyen bir cehalet durumu söz konusu değildir.
Bu isim ilahlık sıfatlarının isimlerinden biridir. Bu ismin sıfatı hibrettir. Hibret, kapsayıcı, kuşatıcı ve tafsilatlı bilgiden ibarettir. Bu durum malumun, kendisini bilenden perdelenmemesi itibariyle gerçekleşir.
Enver Efe  12.02.2024 19:52   İstanbul

29-EL-BÂSİR
El Bâsir, eşyayı mertebeleri bakımından idrak edendir. Bu isim bir nefs-i sıfat ismidir. Bu ismin sıfatı basardır. Basar, Hakk'ın ilminin Kendisine ait malumatın mertebesi açısından tecellisinden ibarettir. Hakk'ın basarı ilmi onu kuşattığından dolayı idrak eder. Basar sıfatının açıklamasına uygun olan açıklama es-Semi isminin açıklaması yapılırken geçmiştir. Bu ikisi arasındaki farka gelince, sem, eşyanın konuşabilirliği ile alâkalı iken, basar onların mertebeleri ile alâkalıdır. Allah en iyi bilendir.
********
30- EL-HAKEM
El Hakem, cevherlik, arazlık, lazımıyet, öncelik, sonralık, yakınlık, uzaklık, ulvilik, sufilik, evvellik, ahirlik, zahirlik, batınlık, yetkinlik, eksiklik, büyüklük, küçüklük ve görünüş, keyfiyet, kemiyet ve mahiyet itibariyle azlık ve çokluk gibi alemin halleri cihetinden her hak sahibine hakkını vermekle varlık kazanan şeyleri birbirinden ayırandır.
Bu isim de fiillerin sıfatlarının isimlerinden biridir. Bu ismin sıfatı hükümdür. Allah Tealâ'nın hüküm sıfatlarının barlıktaki iktizalarından ibarettir. Çünkü Hakk Tealâ varlıkta sıfatlarının iktizası ile hükmeder. Her yönden, her itibarla ve her halükârda mahlukların O'nun sıfatlarının iktizasından kaçabilecekleri bir yer yoktur.
*******
31-EL - ADL
O, öyle bir Hakkk'tır ki gökler, yer, iikisi arasındakiler ve bunların ötesindekiler O'nunla var olur. O varlıkların dayanağı, taayyün eden şeylerin aslı ve âlemin heyülasıdır. Bu bakımdan bu isim sıfat isimdir. Her varlığın kabiliyetinin iktizasını vermekle eşyaya adalet etmesi bakımından ise bu isim fiillerin sıfatlarının isimlerindem biri olur. Bu dırumda bu ismin sıfatı adldir. Adl, adeleya'dilü- adlen kalıbından mastar ismidir. Adl,.zulmün giderilmesi ve bir yönle birlikte diğer bir yöne meyletmemekten ibarettir. Çünkü Allah Tealâ, varlıklara ancak bu varlıkların üzerinde bulundukları ve hakikatlerinin aslı olan kendi sıfatlarının iktizasından kaynaklanan şeye göre hüküm verir. Zira herbir mevcudun kendisi dışındakilerden farklı münferit bir hakikati vardır. Bu hakikat ise Allah Tealâ'nın sıfatlarından bir sıfatın mazharıdır.
Enver Efe  11.02.2024 18:47   İstanbul

27-EL-MÜZİL
El Müzil, varlığını mevcutlarda gizleyendir. Bu sebepten mevcutların zahir, Hakk'ın batın olması nedeniyle mevcutları zillet yakalar.
Bu isim fiillerin sıfatlarının isimlerindendir. Bu ismin sıfatı ikram kalıbında olduğu gibi izlâldir. İzlâl, mevcutlarda.gizlenme ve perdelenme şeklindeki ilahi tecelliden ibarettir. Bu yüzden mevcutlar nefslerine geri dönmemelerinden dolayı zillete düşerler. Hz. Peygamber bundan korkmuş ve "Beni bir göz kırpma miktarı kadar nefsimle baş başa bırakma !" diye dua etmiştir.
Âlemdeki bütün zilletler ve düşkünlükler ancak bu batın olma tecellisinden kaynaklanır. Mahlukat ancak Hakk'ın batın olması ve perdelenmesinden dolayı zillete düşer. Eğer herhangi bir mazharda en düşük bir zuhurat ortaya çıksa derhal bu mazhardan zillet hükmü kalkar.
*******
28-ES-SEMİ
Es Semi, konuşma özellikleri bakımından eşyanın hakikatlerini idrak edendir. Mevcutlardan hiçbir şey yoktur ki, bir tür konuşma ile konuşuyor olmasın. Bunun delili Allah Tealâ'nın "Hiçbir şey yoktur ki, O'nun hamdini tesbih ediyor olmasın" (İsra, 44) sözüdür. Kendisine şey adı verilmeyen hiçbir mevcut yoktur. Bu yüzden bütün mevcutlar konuşur. Ancak bir mevcudun zatının, makamının latifliğinin, halinin ve iktizasının farklı olmasından dolayı konuşma da farklılaşır.
Bu sebepten ötürü her mevcudun kendisiyle konuştuğu farklı farklı dili vardır. Hakk bu dilleri kadim olan işitmesi ile işitir.
<< < 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 > >>

Derneğimiz
Mekke Canlı Yayın
Medine Canlı Yayın
Eserlerimiz
İlahiler
Sure ve Namaz
Namaz Kılmayı Öğreniyorum
Tecvid Dersleri
SON EKLENENLER
GÜNÜN AYETİ
Buna
(bu güzel davranışa) ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük nasibi olan kimse kavuşturulur.
(FUSSİLET – 35 )
ÖZLÜ SÖZLER
  • Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir.
  • Adem "ben hata yaptım beni bağışla " dedi, İblis ise" beni sen azdırdın" dedi ya sen!... sen ne diyorsun?
  • Edep, söz dinlemek ve gönle sahip olmaktır.
  • Güzelliğin zekatı iffet ve edeptir. (Hz. Ali)
  • Zeynel Abidin oğlu Muhammed Bakır'a "Ey oğul, fasıklarla cimrilerle yalancılarla sıla-i rahimi terk edenlerle arkadaşlık etme." diye buyurmuştur.
  • Kemalatın bir ölçüsü de halden şikayet etmemektir.
  • En güzel keramet gönlü masivadan arındırmaktır.
  • Alem-i Berzah insanın kendisidir.
  • Zahir ve batının karşılığı aşk-ı sübhandır.
  • Mutaşabih ayetler ledünidir.
NAMAZ VAKİTLERİ