Ezel sırlarını ne sen bilirsin ne de ben
Bu muammayı ne sen çözersin ne de ben
Perdenin gerisinde seni beni bir konuşturan var.
Perde kalkarsa ne sen kalırsın ne de ben
Ebu'l Hasan Harakani
Geldi geçti ömrüm benim
Şol yel esip geçmiş gibi
Hele bana şöyle gelir
Şol göz yumup açmış gibi
Yunus Emre
Vasıl olmaz kimse Hakk'a cümleden dur olmadan
Kenz açılmaz şol gönulde ta ki pür-nur olmadan
Sür çıkar ağyarı dilden ta tecelli ide Hakk
Padişah konmaz saraya hane ma'mur olmadan
Şemseddin-i Sivasi Hz
İş bu söze Hak tanıktır
Bu can gövdeye konuktur
Bir gün ola çıka gide
Kafesten kuş uçmuş gibi
Yunus Emre
Zat-ı Hakk'da mahrem-i irfan olan anlar bizi
İlm-i sır'da bahr-i bi-pâyan olan anlar bizi
Bu fena gülzârına tâlip olanlar anlamaz
Vech-i bâki hüsnüne hayran olan anlar bizi
Niyâzî-i Mısrî
Bir kez gönül yıktınısa
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil
Yunus Emre
Ârifin her bir sözünü duymaya insan gerek
Bu cihanda sanmayız hayvan olan anlar bizi
Ey Niyâzi katremiz deryaya saldık biz bu gün
Katre nice anlasın ummân olan anlar bizi
Niyâzî-i Mısrî
Bir gönülü yaptınısa
Er eteğin tuttunusa
Bir kez hayır ettinise
Binde bir ise az değil
Yunus Emre
Sayın ziyaretçi ziyaretçi defterine yorum yazabilmeniz için sağdaki Üye Girişi bölümünden giriş yapınız.
Eğer üye değilseniz buraya tıklayarak üye olabilirsiniz.
Eğer şifrenizi hatırlamıyorsanız buraya tıklayarak şifrenizi isteyebilirsiniz.
Tüm Mesajlar
Enver Efe 07.12.2025 17:42 İstanbul
Güvenilir olmayan bilgi, öğrendiğin her şeyi yok eder." Tasavvuf insana bir bakış açısı getirdiğinde, dervişin başkalarıyla ilgili kötü düşünüp konuşması zorlaşır. Tasavvuf yolcusu, başkasını çekiştiremez, hakkında olumsuz konuşamaz. Başkası hakkında konuşmaktan, gıybetten, iftiradan sakınır. Bunun kul hakkı olduğunu, kalbi kararttığını, zihni bulandırdığını bilir. En başta da Allah'tan korkar. O'nun hoşuna gitmeyecek bir iş yapıp yoldan uzaklaşmaktan endişe eder. Yoldaki bir dervişin, "başkası hakkında gıybet yaptığını" duyamazsınız. Olumsuz cümle kurup gıybet edenler, tasavvuf zevkinden uzaklaşır. "Neden haddimi aşıp gereksiz şeylere zaman ayırayım ? Ben kimim ki başkalarını yargılayayım ?" diye düşünür. Böyle bir çevresi varsa da onlardan uzaklaşır. İnsan neyi arıyorsa onu bulur. Bir müddet bu şekilde devam eden derviş, kendisi gibi dedikodudan uzak kalmak isteyenleri bulacaktır. Unutmayalım, kimlerle buluşup bir araya geleceğiniz, yolu kiminle yürüyeceğiniz önemlidir. (alıntı) Enver Efe 06.12.2025 14:37 İstanbul
DÜNDEN DEVAM Mü'minun Suresi 99 ve 100'ncü ayetlerde şöyle denir: "Nihayet onlardan birine ölüm gelip çatınca, 'Rabbim ! Beni dünyaya geri gönder de, geride bıraktığım dünyada iyi işler yapalım' der. Hayır ! Onun söylediği bu söz boş laftan ibarettir. Önlerinde, yeniden diriltecekleri güne kadar bir berzah vardır." Bu ayet, geri dönüşün mümkün olmadığını, dünyada geçirilecek tek sınav hakkı olduğunu açıkça ifade etmektedir. Yine de az sayıda da olsa, ruh göçünün olabileceğini savunanlar olmuştur ve dayanak olarak genellikle, Bakara Suresinin 28'nci ayetini örnek gösterirler. Bu ayet şöyledir : "Sizler cansız iken size O hayat verdiği hâlde, Allah'ı nasıl inkâr edebiliyorsunuz ? Sonra sizi öldürecek, sonra diriltecek, sonra O'na götürüleceksiniz." Peygamber Efendimizin Hz. İsa'nın as. yeniden yeryüzüne döneceği, Müslümanların lideri olacağı, içki içmeyi, hınzır eti yemeyi yasaklayacağını, hristiyanların dini simge olarak kullandığı haçın yasaklayacağını, insanları yoldan çıkaranlarla savaşıp, onları yeneceği, tüm dünyanın bir süre barış içinde yaşayacağını söyleyen ifadeler yer almaktadır. İslâm inancında Hz. İsa as. zaten öldürülmemiş, ona ihanet eden havarisinin yüzü ona benzetilmiş, o infaz edilmiştir. Hz. İsa da göğe çekilmiş ve Hz. Muhammed sav. ümmeti olmak üzere dua etmiştir. Bu nedenle dönecek ve Müslümanlara liderlik yapacaktır. Bu reenkarnasyon değildir; Hz. İsa as. zaten yaşamaktadır. (alıntı) Enver Efe 05.12.2025 15:27 İstanbul
REENKARNASYON "Mesele yeniden gelmek değil, bu dünyada iken yaşamasını bilmektir." Tasavvufta bazı kavramlar vardır, bunlardan biri olan TEKÂMÜL "benliğinden sıyrılarak Allah'a yaklaşma, kâmil insan olma, olgunlaşma" anlamına gelir. TEEMMÜL, "bir konuyu derinliğine düşünme, tefekkür etme" demektir. TENASÜH ise "bir şeyi başka bir yere nakletme." anlamındadır. Reenkarnasyon, "ruh göçü" demektir. Ruhun tekrar yeni bedenlerde dünyaya döndüğünü kabul edenler tarafından inanılır. Reenkarnasyonun karşılığı tasavvufta tenasühtür. İnsan şahsiyetinin bir bölümünü oluştırduğu kabul edilen ve gözle görülemeyen manevi unsurun, ölümden sonra bu âlemde başka bir bedene geçmesi durumunu ifade eder. Bu ruhun bir kopyasının oluşturulması ya da bir yerden bir yere alınıp taşınması şekillerinde olabilir. 19 ve 20'nci yüzyıllarda reenkarnasyonu Hristiyanlıkla bağdaştırmaya çalışan kiliseler görülse de günümüzde çok az, kimlik ayrışması yaşayan bazı guruplar dışında reenkarnasyon kabul edilmez. İslâmiyet'te ise ruh, can, öz manevi unsurdur. İnsanın hayat bulması için bedenle birlikte var olması gerektiğine inanılır ve ruh ayrılırsa, bedenin de canlılığı bitmiş olur. İslâm dininde reenkarnasyon yoktur. Ruhun göç etmesi, beden öldükten sonra bir başka bedene girip yoluna devam etmesi söz konusu değildir. (Devamı var) Enver Efe 04.12.2025 21:43 İstanbul
İNSANLAR DEĞİŞİR Mİ ? " Ne başkası için siz, ne de sizin için başkası değişir. Ancak değişmiş gibi yapar." İnsanlar değişmez... Sihirli bir cümle... Bunun anlamı şudur : Değişecek olan kendinizsiniz. Başkası sizi değiştiremez. Sizin başkasını değiştiremiyeceğiniz gibi. Değişim adına ne yapılacaksa, kendiniz yapacaksınız. Çevrenizdeki insanlar, sizin için bir süre değişmiş gibi görünse de, sizin hatırınıza bazı şeyleri yapmaya ya da yapmamaya başlasa da bir süre sonra eski hallerine döneceklerdir çünkü değişim, dışarıdan yapılmaz. Dışarıdan müdahele ile yapılabilecekler sınırlıdır. Bir hoca, ancak öğrenmek isteyenlere ders anlatabilir. Bir aydın ancak faydalanmak isteyenlere düşüncelerini ulaştırabilir. Hatta bir anne baba, ancak o kabul ederse çocuğa bir şey öğretebilir. Özellikle de yetişkinliğe ulaşmış bir insana, kendisi talep etmedikçe, bunu gerçekten istemedikçe kimsenin bir şey öğretme şansı yoktur. Bir okulu bitirmek için sınavlara girmeniz ve başarınızı ispatlamanız gerekir. Sınavlardan başarılı olmadan diplomayı vermezler. Günümüzde ise sınavlara girmeden başarılı olabileceğini sanan insanlar var. Bir ev hanımı nasıl ki mutfak ile salon arasında kalarak mutlu olabileceğini sandığında nasıl hata ederse, bir derviş de sadece dört duvar arasında ibadet ederek huzuru bulacağını, amacına ulaşacağını düşündüğünde hata eder. Hayatın içinde olarak, değişerek, dönüşerek yenilenmek, bulunulan yerde kalmamak gerekir. Sizi başkası değiştiremez, sizin değiştirmeniz gerekir. Hayatın gri alanlarını tanımanız, bu kırçıllı yapıyı bilmeniz sizin elinizdedir. (alıntı) Onur Durak 04.12.2025 10:02 İstanbul
Yokluk gibi bir varlık kolay ele geçmez. ALİ BEKTAŞ Kul olmak eseri den 102 Enver Efe 03.12.2025 16:33 İstanbul
Hayrı da şerri de Allah veriyor. Şerri vermesinin de bir sebebi var. Mesele bunu anlamada." Unutmayın ki düştüklerinde ayağa kalkamayanlar, ayakta duramazlar. Ayakta kalanlar, düştüklerinde kalkabilenlerdir. Tasavvufta bu nedenle "keşke" demek yasaktır. Nasıl ki "ben" demek hoş görülmez, kullanılmazsa, "keşke" ifadesi de aynı şekilde sevimsiz bulunur. Bunun çok basit bir nedeni var: Hayrı da şerri de Allah veriyor. Şerri vermesinin de bir sebebi var. Sizi sevmediği, sizin sıkıntı çekmenizi istediği için değil, bir şeyi tecrübe etmenizi, bir şeyi hatırlamanızı, bir şeyi görmenizi ve bir şeyin kıymetini bilmenizi istiyor. Bunu bilirken "keşke şu olmasaydı !" diye bir cümle kurabilir misiniz? Elbette kuramazsınız... Bugün bunun modern versiyonu, psikolojide de kendini göstermiştir. Başınıza bir şey geldiyse, onu olumlu, öğretici yanlarını görmenizi isterler. Aksi halde içinden çıkılamaz bir soruna dönüştürürsünüz. Sıkıntı yaşadınız ama onun içinde ne vardı? O sıkıntılı durumdan ne kaldı geriye ? Bir deneyim, bir bilgi, yeni bir bakış açısı belki.. O halde "keşke" diyerek başınızı duvarlara vurmanıza gerek yoktur. (alıntı)