Ezel sırlarını ne sen bilirsin ne de ben
Bu muammayı ne sen çözersin ne de ben
Perdenin gerisinde seni beni bir konuşturan var.
Perde kalkarsa ne sen kalırsın ne de ben
Ebu'l Hasan Harakani
Geldi geçti ömrüm benim
Şol yel esip geçmiş gibi
Hele bana şöyle gelir
Şol göz yumup açmış gibi
Yunus Emre
Vasıl olmaz kimse Hakk'a cümleden dur olmadan
Kenz açılmaz şol gönulde ta ki pür-nur olmadan
Sür çıkar ağyarı dilden ta tecelli ide Hakk
Padişah konmaz saraya hane ma'mur olmadan
Şemseddin-i Sivasi Hz
İş bu söze Hak tanıktır
Bu can gövdeye konuktur
Bir gün ola çıka gide
Kafesten kuş uçmuş gibi
Yunus Emre
Zat-ı Hakk'da mahrem-i irfan olan anlar bizi
İlm-i sır'da bahr-i bi-pâyan olan anlar bizi
Bu fena gülzârına tâlip olanlar anlamaz
Vech-i bâki hüsnüne hayran olan anlar bizi
Niyâzî-i Mısrî
Bir kez gönül yıktınısa
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil
Yunus Emre
Ârifin her bir sözünü duymaya insan gerek
Bu cihanda sanmayız hayvan olan anlar bizi
Ey Niyâzi katremiz deryaya saldık biz bu gün
Katre nice anlasın ummân olan anlar bizi
Niyâzî-i Mısrî
Bir gönülü yaptınısa
Er eteğin tuttunusa
Bir kez hayır ettinise
Binde bir ise az değil
Yunus Emre
Sayın ziyaretçi ziyaretçi defterine yorum yazabilmeniz için sağdaki Üye Girişi bölümünden giriş yapınız.
Eğer üye değilseniz buraya tıklayarak üye olabilirsiniz.
Eğer şifrenizi hatırlamıyorsanız buraya tıklayarak şifrenizi isteyebilirsiniz.
Tüm Mesajlar
Enver Efe 06.07.2026 08:51 İstanbul
Yardımların gelmesi istidada göre nurların parlaması da sırların paklığına göredir. Gafil, sabahladığında o gün ne yapacağına, akıllı ise Allah'ın ona ne yapacağına bakar. Açıklama: Yardımlardan murat, Cenabı Hakkın kalplere gönderdiği nurlardır. Bu nurlar her kalbe, kabiliyetleri hasebince yerleşir. Çalışma mikdarınca müşahede ve kötü huylardan tahliye miktarınca da güzel huylarla süslenme hasıl olur. Kalpler nefis, heva ve dünyevi alakalardan ne kadar temizlenmişse ilahi nur o derece parlar. Bu nurların parlamasının alameti ise tedbir ve tercihi terketmek ve tamamen tek ve Kahhar olan Allah'ın emrine (kazasına) teslim olmak tır. Allah'ı tanımayan çabalar, durur. Akıllı ise her şeyi yaratannın Allah olduğunu bilir. Sonuçta olan, yine O'nun buyruğudur. (alıntı) Enver Efe 06.07.2026 01:31 İstanbul
Sabahın seherinde cümbüşe geldim Diller ya Muhammed Ali çağırır Bülbülün sesine sevişe geldim Güller ya Muhammed Ali çağırır Pir Sultan Abdal Enver Efe 02.07.2026 21:25 İstanbul
Allah'ın lütfunu kaderinden ayrı zanneden, basireti noksan olduğu için böyle düşünür. Açıklama: Allah'ın lütfu kaderinden ayrılmaz. Kaderi bir yere inmeden evvel lütfu iner. Beraberinde lütuf olmasa, belki bela daha şiddetli olacaktı. Musibetlerin daha büyükleri de Mevlânın kudretindedir. (alıntı) Enver Efe 26.06.2026 21:33 İstanbul
Değerli dostlar; sitemizin ana sayfasında "Kerbela aynası ve Muharremin sırrı" makalesini okumanızı tavsiye ederim. Günün mana ve önemini anlatan çok güzel bir yazı olmuş. Kardeşimin gönlüne bereket, Rabbim razı olsun.
Enver Efe 26.06.2026 21:27 İstanbul
Sana belayı verenin Allah olduğunu bilmen, sana belanın acısını hafifletsin. Zira kaderindeki belaları sana gönderen, seni bol bol nimetlere alıştıranın ta kendisidir. Açıklama: Başına bir musibet gelince o musibetin gönderenin kim olduğunu, şefkat ve merhametinin ne kadar büyük olduğunu hatırla. O şimdiye dek sana devamlı nimetler verdiğine göre yine sana bir lütufta bulunmak istiyor demektir. Sabret ve Mevlânın hesapsız lütuflarına karış. "Şüphesiz sabredenlere ecirleri hesapsız olarak ödenecektir. (Zümer 10) (alıntı)