20 Kasım 2019
22 Rebiü'l-Evvel 1441
MENÜ
SOHBETLER HAZRET-İ MUHAMMED'IN
(S.A.V) HAYATI
SEVGİLİ PEYGAMBERİM KUR'AN-I KERİM İLMİHAL İSLAM VE TOPLUM 40 HADİS HADİS-İ ŞERİFLER OSMANLICA SÖZLÜK RÜYA TABİRLERİ BEBEK İSİMLERİ ABDÜLKADİR BİLGİLİ
(SEBATİ) DİVANI
NİYAZİ MISRİ DİVANI HİKMETLİ SÖZLER KUR'AN-I KERİM ÖĞRENİYORUM KUR'AN-I KERİM (SESLİ ve YAZILI) SESLİ ARŞİV İLAHİLER
İSLAM ve TASAVVUF
TASAVVUFUN TARİFLERİ TASAVVUFUN DOĞUŞU TASAVVUFUN ANADOLU'YA GİRİŞİ HALVETİLİĞİN TARİHİ HALVETİLİĞİN TARİHİ GELİŞİMİ HALVETİLİĞİN TÜRK TOPLUMUNDAKİ YERİ HALVETİYYE SİLSİLESİ PİRLERİMİZİN HAYATLARI MEHMET ALİ İŞTİP (VAHDETİ) ABDÜLKADİR BİLGİLİ (SEBATİ) İBRAHİM GÜLMEZ(KANÂATÎ)
EHLİ - BEYT
EHL-İ BEYT KİMDİR? EHL-İ BEYTİ SEVMEK
RESÛLULLAH'I SEVMEKTİR
EHL-İ BEYT EMANETİ RESÛLULLAH'TIR EHL-İ BEYTİN HALİ NUH'UN GEMİSİ GİBİDİR EHL-İ BEYT OLMAK HEM NESEBİ HEMDE MEZHEBİDİR
ONİKİ İMAMLAR
HZ. İMAM ALİ K.A.V RA HZ. İMAM HASAN-I (MÜCTEBA) HZ. İMAM HÜSEYİN-İ (KERBELA) HZ. İMAM ZEYNEL ABİDİN HZ. İMAM MUHAMMED BAKIR HZ. İMAM CAFER-İ SADIK HZ. İMAM MUSA-İ KAZIM HZ. İMAM ALİYYUL RIZA HZ. İMAM MUHAMMED CEVAD (TAKİ) HZ. İMAM ALİ HADİ (NAKİ) HZ. İMAM HASAN’UL ASKERİ HZ. İMAM MUHAMMED MEHDİ






İSLAMİYET ÖNCESİ ARABİSTAN


HAZRETI MUHAMMED MUSTAFA SALLALLAHU ALEYHI VESSELLEM

Arap yarımadası Asya'nın güneybatısında yer alır.En meşhur şehir Mekke'dir.Dağlık bir yer olan Makke'nin ortasında,İbrahim ve İsmail As.'ın inşa ettiği kabe bulunmaktadır.Kabe'nin iki tarafında Sefa ve Merve tepeleri yer alır.

Yemen bölgesi dışında bütün yarımada dağlar,ziraate elverişsiz vadiler,çorak topraklar ve çöllerden ibarettir.Ancak bazı yörelede bulunan vahalar ve meralar,Arabistan'da sadece göçebe hayata elverişliydi.Bu sebeple arap halkının çoğunluğu ticaretle uğraşırdı.

İslamiyetten önce araplarda,soya sopa yardımda bulunmak,düşkünleri görüp gözetmek,sözde durmak,emaneti gözzetmek,komşuya yardım etmek gibi iyi huyların yanında,soysopla öğünmek,mensup olduğu kabileyi üstün görmek,kan gütmek,kız çocuklarını diriri gömmek,alabildiğine fazla kadın almak gibi birçok kötü huylarda vardı.

Araplar içinde putlara,ateşe,ay'a,güneş'e ve yıldızlara tapanlar çoğunluktaydı.Ayrıca hristiyan,musevi ve zerdüştlerde azınlık olarak bulunmaktaydı.Bu dinlerden başka,Allah'ın birliğine inanan fakat yıldızları da mukaddes sayan,Sabia dinine uyanlarla,İbrahim As.'ın dinine tabi olduklarını söyleyen ve kendilerine HANİF adını veren,putlara tapmayan bir azınlıkta bulunuyor

Arabistan halkının pek çoğu putlara tapmakta idi. Kabenin üzerine yerleştirilmiş bulunan ve Hubal (Hübel) adı verilen büyük put bütün putların reisi kabul edilirdi. Ayrıca her kabileninkendine mahsus putlarıda bulunurdu. Bu putların o devirde en önemlileri şunlardır.

1-LAT: Bu put Tail'de bulunuyordu. Sakif kabilesi bu puta tapardı.

2-UZZA: Bu put Mekke' de idi.Kureyş ve Kinane kabileleri buna taparlardı.

3-MENAT:Medine'lilerin putu idi. Evs,Hazreç ve Gassan kabileleri bu puta taparlardı.

4-VEDD:Dumetü'l-Cendel'de idi.Kelp kabilesinin taptığı putt

5-SUVA:Hüzeyl kabilesinin putu idi.

6-YEGUS:Mizhaç kabilesi ile Yemende'ki bazı kabilelerin taptığı puttu.

7-YEUK:Hemdan kabilesine ait olan bu put Yemen'de bulunuyordu.

Arapaların dini merkezi daima mekke şehri idi.Hz.İbrahim ve Hz.İsmail tarafından inşa olunan Kabe,Mukaddes Beytullah burada idi.Araplar zamanla Hz.İbrahimin'in dininden,tevhid esaslarından uzaklaşıp putperestliğe daldıktan sonra,Kabe'nin içi putlarla dolu oılduğu halde yine kabe'yi ziyaret ve tavaf adeti devam ediyordu.Putlara tapmayan ve İbrahim As.'ın dinine uyan Hanifler bu geleneği bilerek iputperestler ise adet olduğu üzere bilincinde olmadan sürdürüyordu.

Hz.Muhammed S.A.V İbrahim peygamberin soyundan,Kureyş kabilesinin Adnan oğulları kolundan gelen Haşim oğullarındandır.Babası Abdullah, dedesi Abdülmuttalip,onun babası Haşim,onun babası Abdi Menaf,onun babasıda Kusay'dır.Onbeş batın sonra Adnan'a ,Adna'Nın silsilesi de İsmail As.İbrahim As.Nuh As.,İdris As.,Şit As.ve Adem As'a dayanır.

Sevgili peygamberimiz HZ.Muhammed S.A.V'in anne tarafından soyuda dördüncü kuşakta İbrahim As.'ın soyuna bağlanır.Yani Hz.Peygamberin baba ve anne tarafından ataları dördüncü kuşakta aynı idiler.Hiç birisi harama el atmaış,cümlesi pak ve temizdiler.

Kabe'deki mukaddes vazifeler daima Hz.İsmail'in sülalesi tarafından yürütülürdü.Bu vazifeler bir aralık Huzaa kabilesinin eline geçtiysedeKusay b.Kilab bu vazifelerin hepsini bir vesile ile tekrar eline aldı.Bu vazifelerden Kabe'nin anahtarlarını elinde bulundurmaya HİCABET,hacılara su temin edip Zemzem suyuna bakmak vazifesine SİKAAYE,hacıları ağırlama görevine RIFADA,umumi toplantı tertip etme görevine ise KIYADE denilirdi.Bu vazifelere sahip olan kişiyede Kabenin MÜTEVELLİ'si denirdi.

Kusay'ın ölümünden sonra büyük oğlu Abd'üd-dar,Kabe'nin Mütevelli'si oldu.Bu görev sonrada onun oğullarına geçti.Ancak Kusay'ın Abd-i Menaf adındaki oğlu itibar ve şeref bakımından daha üstün idi.Abd-i Menaf'ın oğulları Haşim,Abd-i Şems,Muttalib ve Nevfel,amcaoğullarının elinden bu vazifeleri almak isteyince araları açıldı.İş harbe varacak iken arabulucular tarafından uzlaştırdılar.Sikaaye ve Rifaada görevleri,Abd-i Menaf oğullarına,diğer görevlerde Abd'üd-Dar oğullarına verildi.

Abd-iMenaf oğullarından Haşim,kavminin ulusu ve zengini idi.Sikaaye ve Rifaada görevlerini büyük bir şerefle ve başarıyla sürdürüyordu.Onun zamanında Mekke'nin mevkii yükselmiş,Arabistan'ın merkezi olmuştu.Haşim,hacılara olduğu kadar Mekke hakına da büyük hizmetlerde bulundu.Hatta bir kıtlık zamanında halkın karnını doyurmak için bizzat kendisi onlara tirid yapmıştı.Bundan dolayı kendisine "ekmeği parçalayan ve ufalayan kimse"anlamına gelen Haşim denilmiştir.

Haşim seferlerinden birinde Medine'den geçerken,beni Neccar taifesinden Selma adlı asil bir kadın gördü ve onunla evlendi.Bir seferden dönüşünde Gazza'de ölünce yerine kardeşi Muttalip geçti.

Haşim öldüğü vakit hamile olan Selma,Medine'de bir erkek çocuk dünyaya getirdi.Adını "Şeybe"koydular.Daha çocukluk çağlarında iken,halindeki başkalık,yüksek ve asil bir soydan geldiği hemen belli oluyordu.Yeğeninin methini duyan Muttali,Şeybe'yi görmek için Medine'ye gitti.Onu görünce söylenenlerin doğru olduğunu anladı.Annesinin iznini alarak Şeybe'yi Mekke'ye getirdi.Muttalib'i Mekke'ye küçük bir çocukla girerken görenler,Şeybe'yi onun kölesi zannettiler ve ona Muttalib'in kölesi anlamına gelen Abdilmuttalib dediler.Zamanla Şeybe adı unutuldu.

Daha önce bahsedildiği gibi Abd-i Menaf oğulları Mekke'de Sikaayave Rifaada görevlerini yürütüyorlardı.Muttalipten sonra bu görevler Abdülmattalib tarafından yürütülmeye başlandı.

Cürhüm kabilesinin hüküm sürdüğü devirde düşmanların saldırrıları sonucu,Cürhümler Yemen taraflarına kaçmak zorunda kalmışlar,kaçarkende Kabe hazinesinden bir çok değerli eşyayı Zemzem kuyusuna atmışlar ve üzerine taş,toprak döküp yerini belirsiz etmişlerdi.Zemzem kuyusu uzun seneler bu halde kaldı.Nerede olduğunu kimse bilmiyordu.Rivayet edildiğine göre bir gece Abdülmattalib'e rüyasında Zemzem'in yeri haber verilmişti.Bu suretle Abdülmattalib oğlu Haris'le Zemzem'i açıp temizlendi.Kuyuda yine eskisi gibi bol su kaynamaya başladı.Bu olay halk arasında Abdülmuttalib'in şan ve şöhretini dahada arttırdı.

Abdülmuttalib'in onüç oğlu vardı.Bunların tarihte en çok rol oynayanları,Ebu Talip,Abdullah,Hamza,Abbas ve Ebu Leheb'dir.Arap kabileleri arasında güçlülük,evlatların çokluğu ile ölçüldüğünden ve Zemzem kuyusunun temizlenişinde bunun ihtiyacını hisseden Abdülmuttalib on evlat yetiştirmeye muavvaf olursa evlatlarından birini Allah'a adamıştı.İstediğinden fazla evlada sahip olunca adağını yerine getirmek üzere evlatları arasında kura çekmiş,kura en çok sevdiği oğlu Abdullah'a çıkınca,onun yerine yüz deve kurban edip adağını yerine getirmiş ve Abdulllah'ı kurban etmekten kurtarmıştı.Bu sebeple Cenabı Resulullahlah'ı kurban etmekten kurtarmıştı.Bu sebeple Cenabı Resulullah S.A.V.'in İsmail As.ve babası Abdullah'ı kastederek ben iki kurban edilenin oğluyum dediği rivayet olunmuştur.

Kardeşlerinin içinde en güzeli ve en iyi ahlak sahibi Abdullah idi.Peygamberlik nuru onun yüzünde görünüyordu.Abdülmuttalib,soyca Kureyş kızlarının en üstünü olan Beni Zühre kabilesinin ulusu Vehb'in kızı Amine'yi Abdullah'a aldı.Böylece Hz.Muhammed SAV'in,kendi nurundan halk olunan beşeriyet alamine teşrif etmesi için ,Adem As.'dan itibaren Şit As.İdris As.İbrahim As.ve İsmail As.'da tecelli eden ve yine bir çok pak nesillerden sonra Abdülmüttalib'e ulaşan Nuri Muhammedi,Cenabı Hak'kın takdir ettiği son merhaleye ulaşmış oldu.

Amine Hatun,Abdullah'dan Hz.Muhammed SAV'e hamile kalınca Abdullah'ın alnındaki peygamberlik nuru hemen Amine Hatun'un alnında tecelli etti.O sırada Kureyşliler kıtlık içindeydiler.Resuli Ekrem SAV'in anne rehmine intikali hürmetine Cenabı Hak,Kureyş topraklarına öyle bir bereket verdi ki,hepsi zengin oldular ve seneye fetih ve sevinç yılı dediler.

Amine Hatun hamile iken Abdullah,Şam kafilesiyle Medine'ye gitti.Orada hastalanıp 25 yaşında iken dayılarının yanında Hak'kın rahmetine kavuştu.Böylece sevgili peygamberimiz daha anne rahminde iken yetim kaldı.

Bu sıralarda Habeşlilerin istila ettiği Yemen bölgesinde Ebrehe adında bir hükümdar bulunuyordu.Ebrehe,kutsiyeti herkesce bilinen Kabe'ye rakip olarak Yemende San'a denilen yerde bir mabed yaptırdı.Bütün arapları oraya davet etti.Araplar ise bu mabede rağbet etmeyince,Ebrehe bu sefer Kabe'yi yıkmayı planladı.Ordusunu toplayarak Mekke üzerine yürüdü.Eski adetlerden kalma bir inanışla,Ebrehe'de ordunun önünde daima bir fil bulundurur,oununla gireceği her savaştan galip çıkacağına inanırdı. Eberehe ordusuyla Mekke'ye yaklaşınca,keşif için bir süvari grubu gönderdi.Onlar kureyş mallarından neye rastladılarsa gasp ederek Ebrehe'ye getirdiler.Bu malların arasında Abdülmuttalib'in develeride bulunuyırdu.Kureyşliler savunma için hazırlık yapmaya başladılar fakat sonra bu büyük ordunun karşısında duramıyacaklarını anlayınca vaz geçtiler.Bu arada Ebrehe'yi fikrinden döndürmek içn Mekke'den elçiler gitti.Elçiler arasında Mekke'nin ulusu Abdülmuttalib'de bulunuyordu.Ebrehe Abdüllmuttalib'i kabul ederek ne arzusu olduğunu sordu.Abdülmuttalib Ebrehe'ye,askerlerinin gasp ettiği develerini istediğini söyledi.Eberehe ona:"Ben de Kabe'yi yıkamayayım diye bana yalvarmaya geldin zannettim"deyince ,Abdülmuttalib;"Ben develerin sahibiyim onları istiyorum.Kabe'nin sahibi var,onu o korur."dedi.

Eberehe Mekke'lilerin mallarını iade etti fakat Kabe'yi yıkma fikrinden vazgeçmedi.Ordusunu toplayıp Mekke üzerine ordusuna hücum emri verdi.Bu sırada kızıldeniz tarafından Ebabil adı verilen kuşlar ağızlarında ve ayaklarında taşıdıkları taşlarla gelerek,taş parçalarını Ebreh'nin ordusunun üzerine salıverdiler.Taşlar kime isabet ederse,ya ölüyor ya da öldürücü hastalıklara tutuluyorlardı.Ebrehe'ye de bir taş isabet etti ve hastalanarak kurtulan askerleri ile Ymen'e kaçarken San'a denilen yerde ölüdüğü rivayet edilmektedir.Bu hadise araplar arasında Kabe'nin kutsiyetini daha da arttırmış oldu.



İslamda İlk Uyanış
Ahmet KAYNAR



SON EKLENENLER
GÜNÜN AYETİ
(Ona) “Andolsun ki sen bundan gaflette idin. Şimdi gaflet perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir”
(denir.)
(KAF-22)
ÖZLÜ SÖZLER
  • Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir.
  • Adem "ben hata yaptım beni bağışla " dedi, İblis ise" beni sen azdırdın" dedi ya sen!... sen ne diyorsun?
  • Edep, söz dinlemek ve gönle sahip olmaktır.
  • Güzelliğin zekatı iffet ve edeptir. (Hz. Ali)
  • Zeynel Abidin oğlu Muhammed Bakır'a "Ey oğul, fasıklarla cimrilerle yalancılarla sıla-i rahimi terk edenlerle arkadaşlık etme." diye buyurmuştur.
  • Kemalatın bir ölçüsü de halden şikayet etmemektir.
  • En güzel keramet gönlü masivadan arındırmaktır.
  • Alem-i Berzah insanın kendisidir.
  • Zahir ve batının karşılığı aşk-ı sübhandır.
  • Mutaşabih ayetler ledünidir.
  • Ölüm ve cehennem korkusu Hak'ka dost olmayanlar içindir.
  • Şartlanmalardan ve önyargılardan arınmadan kimse masum olamaz.
  • Uzlaşmak için bahane arayan düşman zıtlaşmak için bahane arayan dosttan daha iyidir.
  • Baki hakikatler fani merkezli inşa edilemez.
  • Her zorluğun çözümü sevgidir.
  • Allah var gayrı yok sevgi var dert yok.
  • Allah de ötesini bırak.
  • Sorunları erteleyen ve örten değil çözüm üretip sorunları çözen olmalıyız.
  • Kişinin irfanı kemalatı nispetinde şeytanı da nefsinin şiddetinde olur.
  • Kötü huylardan kurtulmanın en keskin yolu ilahi aşka yanmaktır.
  • Mücevherden sarraf olan anlar, başkası bilemez. Ne fark eder kör için elmas da bir, cam da bir. Eğer sana bakan kör ise sakın sen kendini cam sanma.(Mevlana)
  • Kendini oldum ve doğru zannedenler kendileri gibi düşünmeyenlerden rahatsız olurlar.
  • Eflatun'a dediler ki "Ne kadar çok çalışıyorsun". O da dedi ki "hayır ben sevdiğim işi yapıyorum"
  • Allah kuluna sevdirdiği her işi kuluna kolaylaştırır.
  • Kurtuluş hidayete tabi olanlar içindir. Selam olsun hidayete tabi olanlara.
  • Tevhid-i Ef-al meratibi ihvanın kendi gerçeğine seyir haritasıdır.
  • Kişi ilk önce kendisinin arifi olacak ki Rabbinin arifi olabilsin.
  • İnanmak başka şey, teslim ve tabii olmak başka şeydir.
  • Kalıcı dostluklar edinin.
  • İhvan gibi yaşa, gerisine karışma.
  • Mutlu insan başkalarının mutluluğu için yaşayandır.
  • İslam dini istişare esaslıdır.
  • Allah için affet, Allah için paylaş.
  • İhvanlığını işine göre değil, işini ihvanlığına göre ayarlayacaksın.
  • Kul, iradesini Allah’a teslim edendir.
  • Hakk'ı hatırladığımız unuttuğumuzdan fazla olsun.
  • "Olacağım" diyene engel yok, "olmayacağım" diyene bahane çok.
  • Ben merkezli değil, biz merkezli olun.
  • Dervişçe yaşamak, tevhitçe yaşamaktır.
  • Yaptığınızı azimle yapın, hırs ile yapmayın.
  • Kullukta devamlılık esastır.
  • Önce emin insan olmalıyız.
  • Derviş, halinden belli olmalıdır.
  • Beşeriyet kemalâtın hammaddesidir.
  • Mükemmeliyet istikamette daim olmaktır.
  • İnsanın cismi arza, ruhaniyeti semaya mensuptur.
  • Yaradılış farziyetimiz hakkı bilmektir.
  • Hakk'ı tanımanın ön şartı Resulûllah’ı tanımaktır.
  • İnsanın sırrında Allah’ın sonsuzluğu vardır.
  • Kulluğa bahane yok değer üreteceksiniz.
  • Şikayet, Mevla’ya hürmetsizliktir.
  • Kulluk adına yapmadıklarımıza hiçbir bahane geçerli olmayacak.
  • Bu âleme kavga için gelmedik.
  • Telkin öncelikle bizim nefsimize olmalıdır.
  • İnsan, Allah’ın sırrı Allah da insanın sırrıdır.
  • Varlığımızın sebebi zuhuru, Cenab-ı Resulûllah’tır.
  • Kullukta teslimiyet “Rağmen” olmalıdır.
  • Kazası olmayan tek şey hayatımızdır.
  • Sevgi dışındaki bütün hallerde zorluk vardır.
  • Nefsinde mevsimi hazan olanın, gönül mevsimi bahar, Ahireti bayram olur.
  • Hayat yaşamak, yaşamaksa sevmektir.
  • En güzel keramet istikamet üzere olmaktır.
  • Kişinin Rabbini tanıması için kendini tanıması lazım.
  • Hakk’ı ancak Mirat-ı Muhammet’ten görebiliriz.
  • İnsanı Hakk’ta sonsuzlaştıran ve yaşatan, sevgidir.
  • Sevgi bütün yaratılanların varoluş mayasıdır.
  • Sevgisiz olan her mekân ve mahâl mundardır.
  • Sevgi Allah için yanmak ve olmaktır.
  • Allah’ın ve Resulullah’ın sevgisi ile yanmayan gönül hamdır, ahlâttır.
  • Hakikat ehlinin sermayesi aşk-ı sübhandır.
  • Talepte kararlılık, kararlılıkta da sabır esastır.
  • Sabır, sadrın genişliği kadardır. Sadır genişliği ise; kabulümüz, sevgimiz kadardır.
  • Kamil insan demek;Bütün duygularda,düşüncede ruhta olgunlaşmış insan demektir.,
  • Dervişân, Mürşidinin eşiğinde sadık olduğu sürece, farkında olsa da olmasa da tekamül halindedir.
  • Kim ki Allah’ı ciddiye almaz ise; Allah o kimseyi ciddiye almaz.
  • Hakkı görmeyen gözler amadır.
  • Gayret olmadan kişinin ulaşacağı hiçbir âliyet olamaz.
  • Kendi gerçeğimize yol bulmak için arz üzerinde var olan bütün mevcudiyetten istifade edeceğiz.
  • Bu fırsat âleminin bir tekrarı daha yoktur.
  • Hiçbir oluşum kendi halinde, kendi başına müstakil değildir.
  • İhvan isek bir iddianın sahibiyiz demektir.
  • İhvanın kemâlâtı, olgunluğu, karşılaşmış olduğu olumsuz tecellilere verdiği tepkilerle ölçülür.
  • Kişi muhatabı ve müdahili olmadığı hiçbir meselenin şahidi olamaz.
  • Herkes kazanımlarını kayıplarını tespit etsin ki şuurlu bir hayat yaşayabilsin.
  • Birebir uyarılar insanı daha çok uyandırır.
  • Bütün canlılara dostça yakın olmalıyız.
  • Tekâmül için her anı yeniden yaşamak , her anın yeniden talibi olmak zorundayız.
  • Gayret etmeyen kişiden Kâmil insan olmaz.
  • Ehl-i talip bu Kâinatın özelidir, özetidir.
  • Kul, hizmeti kadardır. Kul, sevgisi kadardır, Kul hoş görebildiği kadardır. Kul feragat edebildiği kadardır. Kul paylaşabildiği kadardır.
  • Ehl-i ihvan’ın sevgisi Rabbi’nin sevgisi, meşguliyeti Rabbi’nin meşguliyeti olmalıdır.
  • Her an Rabbi ile meşgul olanın, muhatabı Rabbi olur.
  • Güzel bakmalı, güzel konuşmalı, güzel dinlemeliyiz.
  • Hayırları geciktirdiğimiz zaman şerre dönüşür. Şerleri geciktirdiğimiz zaman hayra dönüşür.
  • İhvanın irşad olmasının ön şartı teslimiyattır.
  • İlmen yâkinlik; bilmek ve kabul etmektir.
  • İhvan telkin edileni yaşadıktan sonra Hakkel yâkina ulaşır.
  • Kul, Rabbini ne kadar ciddiye alırsa, Rabbi’de onu o kadar ciddiye alır.
  • Rahman’ın sevgilisi olmak gönlü cenab-ı Resulullah’a yönetmek ve tabi olmakla orantılıdır.
  • İhvan, kendi özünde kâmil duruşa ulaşırsa, onda bir değil de nice esmanın açılımı, nice sıfatın inkişaf ve izhariyeti yaşanacaktır.
  • Dünkü gibi konuşan, dünkü gibi anlayan, dünkü gibi yaşayanın anı ve akibeti hüsrandır.
  • Ehli gönül olan, ,Resulullah’a ve Ehli Beyt’egönül veren Ehl-i İhvan’ın seyr-i sülüğü nefis merkezli akıl ile değil gönül merkezli akıl iledir.
  • İhvan, hayırda ve şerde damlayı derya mesafesinde görecek kadar Rabbini önemseyen olmalıdır.
  • Hakka vuslat, ancak aşk- sübhân ile olur.
  • Aşığın, sevgisinin sancısıyla uykularının kaçması lazım ki, orada aşktan söz edilebilsin.
  • Hayatla zıtlaşan değil hayatla uzlaşan olmalıyız.
  • Eğer kişi yarışacaksa hayırda yarışsın selâmda, yarışsın, paylaşmada hoş görüde affetmede yarışsın.
  • Kişi tercihinin neticesini yaşar.
  • İnsan, sevebildiği kadar, değer üretebildiği kadar insandır.
  • İhvan, arif olmalı ve gönlünü bütün olumsuzluklardan arındırmalıdır.
  • Herkes yaptıklarının neticesini yaşayacak.
  • Biz kulluğumuzu her gün yeniden yenilemeliyiz.
  • Üstünlük ancak takva ile sevgi iledir.
  • Allah hiçbir zaman abes ile iştigal etmez.
  • Her işte bizim için hikmet ve hayır vardır.
  • Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır.
  • Herkesin şeytanı, Cebrail’i, Mikail’i, İsrafil’i ve Azrail’i kendisiyle beraberdir.
  • Ehl-i ihvan demek arif olan, Hakk'a eren demektir.
  • Sevginin tezahürü ibadettir.
  • Eğer inanıyor, iman ediyor, seviyorsanız, yap denileni yapacak ve aksatmayacaksınız.
  • Sevenin ne gecesi ne gündüzü ne yorgunluğu ne bahanesi ne de mazereti olur.
  • Karşılaştığımız zorlukların tamamı tekâmül için ikrarımızı ispat içindir.
  • Bu âlem teşbih, tespit, tenzih, takdis ve şahadet âlemidir.
  • İnsanın Hak katında kadri, kıymeti sevgisi kadardır.
  • İnsan, yaşadığı zorluklar aşabildiği engeller kadar insandır.
  • Hiç zorluk, acı çekmeden, uğraş ve çaba sarf etmeden kimsenin başarıya ulaştığı görülmemiştir.
  • Hepimiz Allah’ın Resulûllah’ın ve Ehlibeyt’in aşkından muhabbetinden istifade edip Hakk’ta bakileşebilecek yetilere sahibiz.
  • İnsan, asliyeti kendisine unutturulmuş varlıktır.
  • Müsemmâ ehli olan için, isimler değişşe de asliyet değişmez.
  • Hiçbir güzelliği kendimize mal etmeden, bütün güzellikleri Rabbimizden bilmeliyiz.
  • Herkesin imtihanı iddiası kadar olur. Yani iddiası büyük olanın, imtihanı da büyük olur.
  • Kâinat, insan için, insana hizmet için halk edilmiştir.
  • Hayatın tamamı, kulluğun ve dostluğun talimidir.
  • Kişi bilgisinde değil yaşantısında kâmil insan olur.
  • Bizim yaşadıklarımız; tercihlerimizin, taleplerimizin ve dualarımızın neticesidir.
  • Mezheplerin farklı olması, dünya iklimlerinin, ırkların ve kültürlerin farklı olmasındandır.
  • İrfan mekteplerinin temelde aynı, detaylarda farklı farklı olması insanların, meşreplerinin farklı farklı olmasındandır.
  • Kimi takva ile kimi zikrullah ile, kimi hizmet ile, kimi de ibadet ile Hak rızasına ulaşmak ve kâmil insan olmak arzusundadır.
  • Din adına zıtlaşmalar, taraflaşmalar ve tefrikalar çıkarmak Rahman’ın ve Kuran’ın reddettiği duruşlardır.
  • Elin eksiğiyle uğraşan, kendi eksiğini hiçbir zaman göremez.
  • Biz bu âleme eksik tespit zabıtalığına gönderilmedik.
  • Âşık; mâşûkunu hususiyetle geceleyin, en çok yalnızlık halindeyken düşünür.
  • Geceleri ve seher vakti çok özeldir.
  • Dostluğun ilk şartı sevmektir. Fakat çıkarsız beklentisiz sevmektir.
  • Dost olmak, dostun her türlü yüküne katlanmaktır.
  • Bizim için yaşamak bir gündür, o da bugündür.
  • Kulluk adına yapmamız gereken ne varsa sabırla ve ihlâsla yapmalıyız.
  • Hak katında gıdalanmanın birinci esası, âdab-ı Muhammediye ve hakıkati Mahmudiye ile kıyam durmaktır.
  • Biz eyvallah tacını, ‘sensin’ tacını başımızdan, hiçlik hırkasını da eğnimizden hiçbir zaman çıkartmayacağız.
  • Bir damlanın hiçliğe ulaşması, onun deryaya düşmesiyle olur.
  • Bize ulaşan her tecellinin, Mevlâ'dan olduğunun bilincinde olalım ve rıza gösterelim.
  • Sakın tecellilerden kahreden, kederlenen olmayalım.
  • Tecellilerden şikayetçi olmak, kulun Rabbine olan saygısızlığıdır.
  • İhvan, hangi tecelli içinde olursa olsun, mutlaka güzel düşünmeli ve güzel değerlendirmelidir.
  • Edep ve âdap dışında nefes almayalım.
  • Biz, Cenâb-ı Resûlullah’ın vitrini olmalıyız.
  • Bütün nimetler ve âliyetler, gayret ve hizmet iledir.
  • Biz hangi hali yaşıyorsak bizim için hayırdır ve hikmetlidir.
  • Hikmete tabi olanlar hikmet ehli olurlar.
  • "Senin için Ya Rabbi" zevkiyle hayatı yaşayalım.
  • Huzur, ancak tevhid ile aşk ile sevgi ile Allah’a ve Resûlun’e yönelmek iledir.
  • Güzel ahlâk ve sevgi insanlığın omurgasıdır.
  • Her gününü son gün, her namazını son namaz, her muhabbetini son muhabbet gibi kabul eden kişinin yaşantısı Ehl-i ihvanca olur.
  • Büyük laf etmemeye çalışalım.Tevazu sahibi olalım.
  • Ehl-i Beyt olmak, hem nesebi hem de mezhebidir.
  • Ehl-i Beyt, Kur’an’ın ete kemiğe bürünmüş halidir.
  • Yaptığımız her şey kulluğumuzu ispat edercesine olmalıdır.
  • Halkı memnun etmek için Hakk'ı incitmeyelim.
  • Kemalat, hissedilen ilk nefesten son nefese kadar sadece Allah ve Resûl’u için say ve gayret etmektir.
  • Tevhid-i Ef-al hakikatin zübdesi, tevhidin nüvesidir.
  • Kullukta edebi olmayanın Hak’ta izzet bulması mümkün olamaz.
  • Hikmetleri seyretmenin tek şartı, tecellilere karşı sabırlı olmaktır.
  • Kişi yaşamış olduğu imtihanları aşabildiği kadar tekâmül etmiş olur.
  • Aslında bize zor gelen tecelliler, bizim için ikramdır.
  • Kulluğun esasında yap denileni yapıp sonucuna da razı olmak vardır.
  • Bütün kâinat, kişinin kendi hakikatine misaldir.
  • Öncelediğimiz Allah ve Resûl’u olmalı. Ertelediğimiz ise nefsimizin arzu ve istekleri olmalıdır..
  • Dervişi tekâmül ettirecek olan iştiyakı, kendine olan telkini, ve gayretindeki kararlılığıdır.
  • Her günü yaşamak, her günü diğer günden farklı bir alana taşımak için biz bugünün talebesiyiz.
  • Hatasını kabul edip hatasından dönen kul hayırlı kuldur.
  • Hedefi olmayanın istikameti de olmaz.
  • İhvan ne dünle ne de yarınla zaman kaybedecek sadece anını ve gününü değerlendirecek.
  • İhvanlık, halde örnek olmaktır.
  • Aile yaşantımızla, tecellilere olan tepkilerimizle, kişilerle olan ünsiyetimizle, her halimizle hele hele de ibadete olan düşkünlüğümüzle fark edilmeliyiz.
  • Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, Hak katında şerefli olamaz.
  • İbadet etmenin hoşnutluğunu yaşarken bu hoşnutluğu, ibadet etmeyenlere karşı bir üstünlük saymadan fail Allah'tır zevkiyle yaşamalıyız.
  • Kıyas, şeytani sıfatlardandır.
  • Karşımızda gördüğümüz eksikliği önce kendimizde tetkik etmeliyiz.
  • Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrine mürşitsiz yol bulamaz.
  • Baki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak Hak’ta ölüp Hak’ta dirilmektir.
  • Hayata ders veren değil de hayattan ders alan talip olmalıyız.
  • Anlayan ve öğrenen olmalıyız.
  • Anladığını genişleten, hayatına uyarlayan olmalıyız.
  • Tasavvuf önce şeriat-ı Muhammediye ile yaşanır.Sonra hakikat-ı Mahmûdiye ile hikmetler talim edilir.
  • Bir meselenin görevlisi olmak ayrı şeydir, gönüllüsü olmak ayrı şeydir.
  • Ehl-i ihvanla konuşularak halledilmeyecek hiçbir mesele olmamalıdır.
  • Hak dostları bir araya geldikleri zaman bakışmaları bile muhabbettir.
  • İhvanlığın dört ana esası vardır; ihlas, şecaat, cesaret ve cömertliktir.
  • Hayatın tamamında, her adımda, her bir nefeste; bir tuzak, bir imtihan vardır.
  • Gönül, Rahman ile coşarsa; kişi karşılaştığı her türlü tecelliye sabır ve tefekkür ile mukavemet gösterir.
  • İhvan, ne Dünya ne de ahiret beklentisi olmaksızın kulluğunu fi-sebilillah yaşamalıdır.
  • Kur’ân'ı öğrenmeye, okumaya, okutmaya, anlamaya ve yaşamaya çalışalım.
  • İslam, yap denileni yapmak; yapma denilenden uzak durmaktır.
  • Kulluğunu yarına erteleyenin Allah sevgisi yeterli değildir.
  • Tekâmül etmek için sürekli gayret halinde olmalıyız.
  • İnsana olan sevgisizlik Allah’a olan sevgisizliktir.
  • Allah’a vuslat ancak Aşk-ı sübhan ile olur.
  • Hak’ta bâki olabilmek için kayıtsız şartsız teslim olmalıyız.
  • Dilimizde zikrullah ile gönlümüzde her daim muhabbetullah ile inşa olmaya çalışmalıyız.
  • Şeriatın ihlâl olduğu yerde hakikat olmaz.
  • Her türlü tecelliden istifade edecek kadar arif,hiçbir zorluktan yılmayacak kadar da dirayetli olalım.
  • Arif olan baktığı her zerreden, karşılaştığı her tecelliden kendisine istikamet arar.
  • Ehl-i ihvan hatasında ve günahında ısrar etmeyen ve tövbesinde aceleci davranandır.
  • Âşık maşukundan gelen cefalardan haz duymazsa gerçek aşık olamaz.
  • Kendisindeki gayrilikten arınan insan için dışarıda ve içeride gayri olan hiçbir şey kalmaz.
  • Kişinin samimiyeti, sadakati ve sevgisi ona istikamet verir.
  • Bizden istenilen öncelikle safiyet, samimiyet ve sadakattir.
  • Ehl-i ihvan öyle bir kristalize olacak, safiyet kazanacak, kendi benliğinden öyle bir sıyrılıp latifleşecek, şeffaflaşacak, kendine ait bir renk zan düşünce ve duygu kalmayacak ki Allah’ın boyasıyla boyansın yani Resûlullah’ın haliyle hallenmiş olsun.
  • Gayret, kulluğun esasıdır.
  • Biz bildiklerimizle amel edelim. Bilmediklerimiz, bize bildirilecektir.
  • Her Ehl-i ihvan bulunduğu cemiyette fark edilmelidir.
  • Bizim sabrımıza, bize kötülük yapanların şahitlik etmesi lazım.
  • Asli maksadımız, nefsimizi ve Rabbimizi tanımaktır.
  • Gayret etmeyen kişiden kâmil insan olmaz.
  • İhvan, kendi hakikatine seyri sülük ederken hem dünyasını hem de ukbâsını saadete erdirmiş olur.
  • Muhabbetimiz Resûlullah’ın ve Ehl-i Beyt’in muhabbeti, davamız Hak davası olsun.
  • Eğer insan Rahman’ın aynası olacaksa yansıtıcılığının çok net,arı ve duru olması lazımdır.
  • Eğer bir olumsuzlukla, zorlukla karşılaşıyorsak, bu bizim olumsuzluluğumuzdandır.
  • Arz ve semada her ne olursa insan ile ilişkilidir.
  • Sözümüzün ilk müşterisi kendi kulağımız olmalıdır.
  • İslâm şahitlik ile başlar, şuhut ile yaşanır. Ve yine şahitlik ile kemal bulur.
  • Hangi başarı vardır ki uğraşsız gayretsiz ve gönülsüz zuhura gelsin.
  • Aşığın ölümü Hakk’ta vuslat, sonsuzluğa uyanmak ve sonsuzluğu yaşamak olur.
  • Artık etrafımızla ve kendimizle olan kavgamızı bitirip, sevgiyle nefes almanın gayretinde olmalıyız.
  • Kişinin kararlılığı tecellilere gösterdiği mukavemeti kadardır.
  • Aşık hep maşukundan söz etsinler, hep ondan konuşsunlar ister; zaten gayrı şeyler aşığı rahatsız eder.
  • Kişi mutmain olmadıkça kulluğunda, dostluğunda hep hüsrandadır.
  • Cemal aşıkları için gayri olan her şey haramdır.
  • Zikrin esası namazdır, muhabbetullahdır.
  • İhvan, hayatın tamamında Rahman’ın iradesi altında yaşamaya dikkat ve özen göstermelidir.
  • Her şeye rağmen seveceğiz
  • Her şeye rağmen hizmette gayretli olacağız
  • Kulluk, içinde Rabbi'nden başkasını bulundurmayan, gayrilerden boşalmış hiçlik makamıdır.
  • Hayatın ve kulluğun emanetçisi olduğumuzu, bu emaneti taşımamız ve ehline teslim etmemiz gerektiğini hatırdan çıkartmamalıyız.
  • Hayatı hep Hakkça yaşamanın gayretinde olmalıyız.
  • Hayat, bizi kullukta belirli bir kıvama taşımak içindir.
  • Kendine gafil olan, Allah’a arif olamaz.
  • Her varlık Hakk'tandır ve Hak ile kaimdir.
  • Bütün masivalardan arınmak, “ölmezden önce ölmek” Hak’ta ebed olmak; olağanüstü bir azim ve gayret ister.
  • Kişinin kararlılığı, cesareti, azmi ve sevgisi bir arada tekmil olursa; kişinin önünde aşamayacağı engel ve mâni olmaz.
  • Talibin âli ve en yüce değerlere ulaşabilmesi, Allah ve Resûlu’ne olan muhabbeti, sevgisi ile orantılıdır.
  • Hedefimiz ve gayemiz, bugün tevhid noktasında Allah’ı Resulullah’ı ve Ehl-i Beyt’i dünden daha farklı idrak etmek ve yaşamaktır.
  • Tevhid adına bize yapılan teklifatın tamamını yaşamak, bizi kendimize döndürmek ve kendi hakikatimizle tanıştırmak içindir.
  • Tevhid meratiplerindeki yaşam talimlerinin tamamı, bizi kendi ruh derinliğimizdeki iç potansiyelimizden istifade ettirmek adınadır.
  • İhvanın bilip, yapmak isteyip de yapamamasının sebebi kendisinde yetersiz olan kararlılığı, gayreti ve talebidir.
  • Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, mükerrem ve münevver olamaz.
  • Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrinde mürşitsiz yol kat edemez.
  • Kulluk adına yaşanılacak ne kadar âli değerler varsa, bunların tamamı ancak mürşid-i kâmilin nezaretinde ve refakatinde yaşanılabilir.
  • Bâki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak, Hakk’ta ölüp Hakk’ta dirilmektir.
  • Yaşadığımız ne tür olumsuzluk olursa olsun, bizim hedefimize olan iştiyâkımızı arttırmalıdır.
  • Her türlü olumluluk ve olumsuzluktan istifade eden olalım.
  • Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır.
  • İhvan, kendisini yargılayan, kendisini öz eleştiriye açık tutan ve kendini kemâle taşıyan olmalıdır.
  • İhvan, ancak telkin edilen hikmetli sözleri, hadisleri ve ayetleri yaşantısına uyarlayarak gayretinde istikamet bulabilir.
  • Kim hidayeti dilerse hidayete ulaşacak; kim hidayete ulaşmak istemezse Rahmân da ona hidayet etmeyecek.
  • İnancı olmayanın istikameti olmaz.
  • İnsan-ı asli Allah’ın aynasıdır.
  • Nurun olduğu yerde zulüm, dinin olduğu yerde kin, sevginin olduğu yerde nefret olmaz.
  • Ehl-i ihvan demek arif olan gerçeklere eren demektir.
  • Herkes tercihinden yönelişinden meyil ve rızasından sorumludur.
  • Nimete ulaşmak için mutlaka hizmete talip olmalıyız.
  • İhvan düşünmekle, keşfetmekle ve gayret ile kemâlat bulur.
  • “Rabbim” diyen için zaten zorluk yoktur.
  • Hedefi olmayanın istikameti de olmaz.
  • İslam, aslen teslim olmak ve selamet bulmaktır.
NAMAZ VAKİTLERİ