21 Şubat 2024
11 Şaban 1445
halveti
MENÜ
SOHBETLER HAZRET-İ MUHAMMED'IN
(S.A.V) HAYATI
SEVGİLİ PEYGAMBERİM KUR'AN-I KERİM İLMİHAL İSLAM VE TOPLUM 40 HADİS HADİS-İ ŞERİFLER OSMANLICA SÖZLÜK RÜYA TABİRLERİ BEBEK İSİMLERİ ABDÜLKADİR BİLGİLİ
(SEBATİ) DİVANI
NİYAZİ MISRİ DİVANI HİKMETLİ SÖZLER KUR'AN-I KERİM ÖĞRENİYORUM KUR'AN-I KERİM (SESLİ ve YAZILI) SESLİ ARŞİV İLAHİLER
İSLAM ve TASAVVUF
TASAVVUFUN TARİFLERİ TASAVVUFUN DOĞUŞU TASAVVUFUN ANADOLU'YA GİRİŞİ HALVETİLİĞİN TARİHİ HALVETİLİĞİN TARİHİ GELİŞİMİ HALVETİLİĞİN TÜRK TOPLUMUNDAKİ YERİ HALVETİYYE SİLSİLESİ PİRLERİMİZİN HAYATLARI MEHMET ALİ İŞTİP (VAHDETİ) ABDÜLKADİR BİLGİLİ (SEBATİ) İBRAHİM GÜLMEZ(KANÂATÎ)
EHLİ - BEYT
EHL-İ BEYT KİMDİR? EHL-İ BEYTİ SEVMEK
RESÛLULLAH'I SEVMEKTİR
EHL-İ BEYT EMANETİ RESÛLULLAH'TIR EHL-İ BEYTİN HALİ NUH'UN GEMİSİ GİBİDİR EHL-İ BEYT OLMAK HEM NESEBİ HEMDE MEZHEBİDİR
ONİKİ İMAMLAR
HZ. İMAM ALİ K.A.V RA HZ. İMAM HASAN-I (MÜCTEBA) HZ. İMAM HÜSEYİN-İ (KERBELA) HZ. İMAM ZEYNEL ABİDİN HZ. İMAM MUHAMMED BAKIR HZ. İMAM CAFER-İ SADIK HZ. İMAM MUSA-İ KAZIM HZ. İMAM ALİYYUL RIZA HZ. İMAM MUHAMMED CEVAD (TAKİ) HZ. İMAM ALİ HADİ (NAKİ) HZ. İMAM HASAN’UL ASKERİ HZ. İMAM MUHAMMED MEHDİ



RUH’UN YURDU


Allah cc. A'raf Suresi, Ayet 28’de “O imansızlar çirkin bir iş yaptıkları zaman: “Biz atalarımızın da böyle yaptığını gördük; esasen Allah da bize böyle emretti” derler. Şöyle de: “Allah, hiçbir zaman kötü ve çirkin işleri emretmez. Yoksa siz, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” diye buyurmaktadır.

Nefs ve Ruh metaforunu analiz ederek, Sultanımın himmetleriyle yazımıza başlayalım inşallah. Nefs; bir şeyin varlığı, öz benliği ve kendisi olmakla beraber, beden kalıbına tevdi edilen ve kötü huyların mahalli sayılan bir latifedir nefs. Öfke, kin, kibir, haset ve dünyevi ihtiraslar, nefsin hükümlerinden en çetini ve en zor olanlarıdır.

Nefsani arzuları terbiye etmek veya terk etmek mümkündür. Nitekim Allah cc. Naziat Suresi, Ayet 40 ve 41’de “Kim Rabbinin makamından korkmuş ve nefsini hevadan men etmişse, muhakkak Cennet, onun varacağı yerdir.” diye buyurmaktadır.

“En büyük düşmanın, iki yanın arasındaki nefsindir” diye buyuran Peygamberimiz Sav. Efendimiz “Küçük cihattan büyük cihada, nefs ile mücadeleye döndük” diye buyurmuştur. “Nefs kötülüğü çokça emredicidir” diye buyuruyor Allah cc. (Bakınız Yusuf 53). Söz konusu Ayeti Kerime, nefs, kötü sıfatların merkezi olduğuna işaret buyurmaktadır.

Can ve hayat anlamına gelen ruh, beden kalıbına tevdi edilmiş rabbani, ilahi bir latifedir. Ruh bedende bulunduğu sürece Allah cc, ruhun mahalli olan tene can ve hayat vermektedir. İnsan ruh ile değil, hayat ile diri ve canlıdır. Ruh, Rabbimin arzu ettiği istikameti üzere olan kişilerin bütünüdür. Nefs ise; dünyevi ihtirasların bütününe sahip olma gayretidir. Her ikisi de birbirlerini esareti altına alma gayretindedirler.

Mutasavvıflarımız, nefs ile ruhu ayrı ayrı varlıklar olduğunu buyurarak, birbirlerini kendi esaretleri altına almaya gayret ettiklerini ifade etmişlerdir. Daha önceki yazılarımızda da arz ettiğimiz üzere; insan vücud-u anasırının iki hal mertebenin zuhuru olduğunu ifade etmiştik. Birisi ruhaniyetimiz, diğeri ise nefsaniyet yönümüzdür.

Görüyoruz ki; insanda İki zıt kutup bir arada. İki zıt kutup bir arada olduğuna göre; buradan şu sonuca varabiliriz. İnsan bedeni bir muharebe alanı gibidir diye buyurur büyüklerimiz. Bundan da anlıyoruz ki; söz konusu muharebe alanında savaşan, ruhaniyetimiz ile nefsaniyetimizdir. Her ikisinin de amacı; gayelerine ulaşmaktır. Nefsaniyetin gayesi, insan bedenini istila edip, o kişiyi kendi esareti altına alıp şeytanın sevk idaresine teslim etmektir. Ruhaniyetin tek bir amacı vardır, o da tevhit bayrağını gönül kalesine dikip, ana yurdunda ikamet etmektir. Çünkü gönül kalesi Rabbimin nazargahı ilahisidir.

Değerli dostlar; Ruhun yurdu, Ruhun anavatanı gönüldür. Orası Rabbimin mihman olduğu/olacağı yerdir. Rabbim, makamların en yücesi olan gönül makamından seyreyler kainatı, deryayı.

Hakikate Kavuşma yolculuğumuzda yani ruhani yaşam yolculuğumuzda, nice kapıların aralanacağını bir bilebilsek dostlar. O vakit her yerde ve her şeyde Rabbimize şahitlik ederiz. Çünkü; her varlık cenabı hakkın mazhariyetidir, göründüğü yerdir dostlar.

Aslında bu fani alem hakikat yolculuğumuzun başlangıç noktasıdır. Rabbimize sevgiyle, sadakatle adanmışlıkla teslim olmadıkça, hakikatimize ulaşmamız asla mümkün olmayacaktır. Bizleri yiyip bitiren vücudu anasırımıza kök salmış şeytani vasıflardan kurtulmadıkça, hakikat yolculuğuna çıkmamız asla mümkün olmayacaktır.

Yaratılışımızın sırrına vakıf olduğumuzda, nefsimizin esaretinden kurtulup, ruhumuzun esaretine girmek en büyük arzumuzdur. Ezel olan varlığımız, fani alemde kazandıklarımızı ahir aleme ebediyete taşır. Soralım kendimize, enfüs alemimize soralım. Bizler şeytanın yurdunda mıyız? yoksa ruhun yurdunda mıyız?

Yolculuğumuz insan olma yolculuğu, hakikatine ulaşma yolculuğu olduğuna göre, insanlık libasını, elbisesini giydiğimizde dönüp baktık mı acaba kendimize. Ben kimim? Amacım Nedir? yolculuğumuz Nereye? Hala gaflet uykusunda mıyız? Gönül dostu kardeşlerim; hakikate gözümüzü açmadan, gaflet uykusundan uyanmadan gönül yurduna mihman olamaz ruhumuz.

Koşulsuz teslim olursan sonsuzluğun hakikatine, Gönül kalesinde diktiğin tevhit bayrağını sonsuza kadar taşırsın dostlar. O vakit korku nedir bilmezsin. Ruhunun yurduna sahip çıkarsın sadakatle, samimiyetle. Sonrada; Allah cc. nun hidayet ettikleri kimselerin gözlerinden gaflet perdesi kalkar ve hakikati görür. İşte o zaman her zerreden tat alır ruhumuz.

Değerli dostlar; hakikatimize ulaştığımızda, kulak; güzel sedalardan, göz; güzel olan her şeyi görmekten, dil; hoş sedalar söylemekten tat alır. Aynı şekilde ruh da eşyanın hakikatini idrak ve Allah’ın cemalini görmekten lezzet alır. Dolayısıyla, insan gönlünün lezzet ve saadeti, Allah’ı bilme ve sevme dedir. Fani alemin sevgisi gibi, fani lezzetler de ölümle sona erer. Fakat Allah’ı bilme ve O’nun sevgisinden nurlanan ve O’nun cemalini görmekle manevi zevke gark olan ruhun mutluluğu ebedidir ve sona ermez.

Eğer insanın gönül aynası temiz ve parlak ise, manevi suretleri gönül aynasında görür. Eğer insanın gönlü fani alemle meşgul ise, bu insanın gönül aynası kararmıştır. Böyle bir aynadan ruh bu manevi alemi seyredemez. İnsan gönlü paslı ve karartılmış bir halde ise, nefs hakimiyetini insan bedeninde kurmuştur. Allah muhafaza.

Aslında Ruh; asıl yurduna dönmek ister. Ruhumuzun bu arzusuna benliğimiz müsaade etmez. Vücud-u anasırımız benliğimizin esaretinden veya şeytanın esaretinden kurtulamadığı sürece ruhumuz yurt hasreti devam eder gider, güzel kardeşlerim.

Sonuç olarak; bu hasret bu dünyadan göçünce biter. Kalbin ıstırabı son bulur. Ama ömrümüz olduğu müddetçe kalp mustarip olur.

Mustarip olan kalbin ıstırabı, bir nebze gönül yurdundan esen rüzgarlarla diner. Melekut aleminden esen ve oranın kokularını taşıyan rüzgarlar, ruhun inşirah bulmasına vesile olur.

Kur’an, mutlak ifadelerle insanı daima zayıf ve Allah’a muhtaç; topraktan yaratılmış, bir ümmet iken bazen de ihtilafa düşüp dağılan, çok aceleci, isyana mütemayil ve mağrur, şımarık ve nankör, bazen cahil ve zalim gibi sıfatlarla anılmıştır insan.

Rabbim bizleri hakikatine tevhit bayrağını diken kullarından eylesin.

Rabbim cümlenizden razı ve hoşnut olsun.

Kalın sağlıcakla.



Mustafa AYALTI
İstanbul, 22 Kasım 2023



SON ÇIKAN ESERİMİZ


DÖRT KAPI

Dört kapı; şeriat, tarikat, hakikat ve marifet kapısıdır. Şeriat “bilmek”, tarikat “uygulamak”, hakikat “olmak” yeridir.

Bilmek; okumakla, dinlemekle mümkün olur, bu şeriatın kapısıdır. Uygulamak; ancak müdahil olmak, ihlaslı ve gayrette daim olmakla mümkün olur, bu tarikatın kapısıdır. Neticeye ulaşmak ise birde bir olmak, sâlih amel ile yakîni yaşamakla mümkün olur, bu da hakikat kapısıdır. Bu kapılardan geçebilmek ise marifet kapısıdır.

Şeriat “ilim”, tarikat “amel”, hakikat ise “neticeye’’ ulaşmaktır. Şeriat deniz, tarikat gemi, hakikat ise denizin içindeki inci mercandır. Marifet ise şeriat denizinde tarikat gemisiyle hakikat deryasına ulaşıp oradaki inci mercanı çıkartmaktır.

İncelemek İçin Tıklayınız »


ESERLERİMİZ

halveti Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir HALVETİ RAMAZANİ,ramazani, HALVETİ TARİKATI, halveti ramazani, HALVETİ RAMAZANİ, halvetilik, halveti, halvetiyye, halvet, halveti dergahı, Mehmet Ali İştip, Abdülkadir Bilgili, İbrahim Gülmez Halvet; Hz. Muhammed (s.a.v)'e vahiy gelmeden önce Hira'da uzlete çekilme uygulamasından doğmuştur. Halvetilik, Türk toplumunda en yaygın olan tarikatlardan biridir. Ayrıca mutasavvıflar, halvet'i bir riyazet şekli olarak kabul ederler. halveti Şeyh Mimşad Dineveri (ö.299/912) halveti Şeyh Muhammed Dineveri (ö.340/951) halveti Şeyh Muhammed el-Bekri (ö.380/990) halveti Şeyh Vecihuddin (ö.442/1050) halveti Şeyh Ömer el-Bekri (ö.487/1094) halveti Şeyh Ebu Necib Sühreverdi (ö.598/1201) halveti Şeyh Kutbuddin el-Ebheri (ö.622/1225) halveti Şeyh Rukneddin Muhammed Nehhas el-Buhari (ö.1018) halveti Şeyh Şehabeddin Tebrizi (ö.702/1302) halveti Şeyh es Seyyid Cemaleddin-i Şirazi (ö.760/1358) halveti Şeyh Zahidiyye-i Halvetiyye Tarikatının Piri İbrahim Zahid Geylani (ö.705/1305) halveti Şeyh Ahi Muhammed Nur-ul Halveti (ö.780/1378) halveti Pir Ebu Abdullah Siracüddin Ömer Halveti halveti Şeyh Dede Ömer Rûşenî halveti Şeyh Ali Alaaddîn halveti Şeyh Pir Şükrullah el Ensârî halveti Şeyh Habîb Karamanî halveti Şeyh Muhammed Bahâüddîn el Erzincânî halveti Şeyh İbrahim Kamil Taceddin Kayseri (ö.860/1455-56) halveti Şeyh Kabaklarlı Alaaddin Uşşaki Halveti (ö. 91O/1504) halveti Şeyh Yiğitbaşı Veli Ahmed Şemseddin-i Marmaravi (ö.91O/1504) (Ahmediyye Kolu) halveti Hazret-i Şeyh Hacı İzzettin Karamanî Efendi (ö.902/1496) halveti Hazret-i Şeyh Kasım Çelebi Efendi Karahisarî (ö........) halveti Hazret-i Şeyh Muhammed Muhyiddin Karahisarî (ö.1582) halveti Hazret-i Pir Ramazan Efendi Mahfî Karahisarî (ö.1025/1616) (Ramazaniyye Kolu) halveti Hazret-i Şeyh Mestçi Ali er-Rumî ( ö. 1030/1620) halveti Hazret-i Şeyh Mestçizâde İbrahim İbn-i Ali Rumî (ö. 1036/1626) halveti Hazret-i Şeyh Debbağ Ali er-Rumî Halveti halveti Hazret-i Şeyh Lofçavî Fadıl Ali er-Rumî halveti Hazret-i Şeyh Abdullah bin Fadıl Ali Efendi er-Rumî halveti Hazret-i Pir Eş Şeyh Hüseyin Efendi halveti Hazret-i Pir El Hacc Mehmet Hayati Rumî Halveti (1180/1766-67) (Hayâtiyye Kolu)

Derneğimiz
Mekke Canlı Yayın
Medine Canlı Yayın
Eserlerimiz
İlahiler
Sure ve Namaz
Namaz Kılmayı Öğreniyorum
Tecvid Dersleri
SON EKLENENLER
GÜNÜN AYETİ
Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir. Ve sizin için kulaklar, gözler, kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
(SECDE - 9)
ÖZLÜ SÖZLER
  • Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir.
  • Adem "ben hata yaptım beni bağışla " dedi, İblis ise" beni sen azdırdın" dedi ya sen!... sen ne diyorsun?
  • Edep, söz dinlemek ve gönle sahip olmaktır.
  • Güzelliğin zekatı iffet ve edeptir. (Hz. Ali)
  • Zeynel Abidin oğlu Muhammed Bakır'a "Ey oğul, fasıklarla cimrilerle yalancılarla sıla-i rahimi terk edenlerle arkadaşlık etme." diye buyurmuştur.
  • Kemalatın bir ölçüsü de halden şikayet etmemektir.
  • En güzel keramet gönlü masivadan arındırmaktır.
  • Alem-i Berzah insanın kendisidir.
  • Zahir ve batının karşılığı aşk-ı sübhandır.
  • Mutaşabih ayetler ledünidir.
NAMAZ VAKİTLERİ