15 Eylül 2026
4 Rebiü'l-Ahir 1448
halveti
MENÜ
SOHBETLER HAZRET-İ MUHAMMED'IN
(S.A.V) HAYATI
SEVGİLİ PEYGAMBERİM KUR'AN-I KERİM İLMİHAL İSLAM VE TOPLUM 40 HADİS HADİS-İ ŞERİFLER OSMANLICA SÖZLÜK RÜYA TABİRLERİ BEBEK İSİMLERİ ABDÜLKADİR BİLGİLİ
(SEBATİ) DİVANI
NİYAZİ MISRİ DİVANI HİKMETLİ SÖZLER KUR'AN-I KERİM ÖĞRENİYORUM KUR'AN-I KERİM (SESLİ ve YAZILI) SESLİ ARŞİV İLAHİLER KVKK ve GİZLİLİK POLİTİKASI
İSLAM ve TASAVVUF
TASAVVUFUN TARİFLERİ TASAVVUFUN DOĞUŞU TASAVVUFUN ANADOLU'YA GİRİŞİ HALVETİLİĞİN TARİHİ HALVETİLİĞİN TARİHİ GELİŞİMİ HALVETİLİĞİN TÜRK TOPLUMUNDAKİ YERİ HALVETİYYE SİLSİLESİ PİRLERİMİZİN HAYATLARI MEHMET ALİ İŞTİP (VAHDETİ) ABDÜLKADİR BİLGİLİ (SEBATİ) İBRAHİM GÜLMEZ(KANÂATÎ)
EHLİ - BEYT
EHL-İ BEYT KİMDİR? EHL-İ BEYTİ SEVMEK
RESÛLULLAH'I SEVMEKTİR
EHL-İ BEYT EMANETİ RESÛLULLAH'TIR EHL-İ BEYTİN HALİ NUH'UN GEMİSİ GİBİDİR EHL-İ BEYT OLMAK HEM NESEBİ HEMDE MEZHEBİDİR
ONİKİ İMAMLAR
HZ. İMAM ALİ K.A.V RA HZ. İMAM HASAN-I (MÜCTEBA) HZ. İMAM HÜSEYİN-İ (KERBELA) HZ. İMAM ZEYNEL ABİDİN HZ. İMAM MUHAMMED BAKIR HZ. İMAM CAFER-İ SADIK HZ. İMAM MUSA-İ KAZIM HZ. İMAM ALİYYUL RIZA HZ. İMAM MUHAMMED CEVAD (TAKİ) HZ. İMAM ALİ HADİ (NAKİ) HZ. İMAM HASAN’UL ASKERİ HZ. İMAM MUHAMMED MEHDİ



HAYY’DAN GELEN HU’YA GİDER


Rahman ve Rahim olan, her türlü eksik ve noksandan münezzeh Allah’ın adıyla…

Öncelikle bizleri kendi varlığından halk eyleyen, varlığından haberdar edip, kulluğu ile şereflendiren ve kendisine muhatap kılan Rabbimize varlığının sınırsız ve sonsuzluğunca hamt ve şükreyleriz. O’na sonsuz şükranlarımızı sunarız. O’nun çok sevdiği, nurundan yarattığı, Habibi edibi Resulü peygamberimiz Sav. Efendimize ve onun ehlibeytine, ashabına ebeden sala-tu selam ederiz. Pirlerimize, Sultanlarımıza, efendilerimize ve gönül dostu kardeşlerimize sala-tu selam ederiz.

Çok saygı değerli gönül dostu kardeşlerim, yazımızın başlığından anlaşılacağı üzere; “Ezeli ve ebedi bir hayat ile diri olan” anlamına gelen Allah cc. nun “Hayy” ve “Allah’ın bütün isim ve sıfatlarının batını ve hakikati olan ”Hu” esması, sanki dilimize pelesenk olmuş günlük yaşamımızda sık sık tekrarlanan “HAYDAN GELEN HUYA GİDER” bazı zamanlarda; söz konusu bu sözcük asıl anlamından saptırılmış olarak karşımıza çıkar. Oysa ki; bu veciz sözden insanların anladığı şu olmalıdır dostlar. “emek verilmeden, yani havadan kazanılan bir kazanım” veya “bedavadan gelen, bedavaya gider” veya “havadan gelen, havaya gider” anlamının daha baskın olduğunu anlıyoruz. Oysa ki; "Hayy" ve "Hu" "Her zaman diri olan Rabbimizden gelen her şey yine Rabbimize dönecektir." manasına gelen bu sözcüğü bu şekilde yumuşatarak ifade etmek daha doğru olacağı kanatindeyim.

Anadolu coğrafyasında insanlar evlerinin bahçesinden veya penceresini açarak, karşı komşusuna “HU KOMŞU…” diye seslenilirdi. Karşı komşuda kendisine bir komşusunun seslendiğini anlamış olurdu.

Diğer taraftan, günümüzde çok duyarız “yahu” kelimesini. Aslında argo bir terim gibi gözükse de argo bir kelime olmadığı anlaşılır. Esası, “ya hu” anlamındadır. Bir komşumuzun veya dostumuzun karşılaştığı bir sıkıntısı karşısında, onu teselli etmek için, “bu da gelir, bu da geçer YA HU” deriz. Veya bir yanlışını düzeltmesini istediğimiz komşumuza veya dostumuza “vazgeç ya hu” deriz. Kızgın birini sakinleştirmek için “hoş gör ya hu” diye öfkesini dindirmeye çalışırız. Bizi neşelendiren bir dostumuza “hay Allah iyiliğini versin” diyerek, Yüce Yaradan’ın “hay” ismini dile getirmiş oluruz. Dolayısıyla, “hay” sözü, Allah cc. un dirilik sıfatını ifade etmektedir. “hu” hitabımız, komşularımızı ve çevremizdeki insanları kapsamaktadır. Demek ki, “Hay” yani diri ve ölümsüz olan Yüce Yaradan’ın bize verdiklerini, bizler de “hu” diye seslendiğimiz komşularımızla paylaştığımızda, “Hay’dan gelen hu’ya gider” deyimine uygun davranmış oluruz. Konuya tasavvufi açısından değerlendirdiğimizde; “Hu” ismi şerifi Yüce Yaradan’ın sıfatlarından birisi olması nedeniyle, “Allah’tan gelen Allah’a gider” anlamı çıkar.

"Hayy" dan Gelen "Hu" ya Gider. Herkes tarafından da yanlış bilinen ve günlük hayatta da çok yanlış anlam ifade ettiği halde, çok kez kullanılan bir ifadedir “Haydan gelen huya gider..." cümlesi. Bu söz, sanki; günlük hayatımızın akışı içerisinde kolay ve emeksiz olarak kazanılan bir şey miş gibi “elden çıkar" gibi bir anlam ifade ettiğini anlıyoruz. Oysaki bu ulvi ve namütenahi bir söz olan bu veciz ifade, bambaşka bir anlam ifade eder. Bu cümlenin yazılışı da okunuşu farklıdır. "Hayy'dan gelen Hu'ya gider" sözü Allah cc.’un "Hayy" ve "Hu" sıfatları kastedilerek, "Her zaman diri olan Rab'den gelen yine o Rabbe dönecektir." manasına gelen bir söz olarak ifade edersek daha başka, dah güzel olur. "İnna lillah ve inna ileyhi raciun" (Allah'dan geldik ve yine Allah'a döneceğiz) ayetinin tasavvuftaki karşılığıdır bu cümle.

Başka anlamlar yükleyerek, başka cümleler içerisinde kullanıldığına şahit oluruz. Mesela "hay-huy" diye ilginç bir deyiş vardır. Söz gelimi "ömrü hay-huyla geçti”

Hayy'den gelen Hû'ya gider” deyiminin, emek vermeden, hak etmeden, hatta gayrı meşru yollarla kazanılan şeylerin fayda sağlamayacağı, kolayca elden çıkarılacağı, bir şekilde heba olacağını anlatmak için kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Örnekleri çoğaltabiliriz. Mesela; eskiden birisinin vefat haberi alındığında “innâ lillâhi ve innâ ileyhi râci'ûn” denirdi. Bu ibâre Bakara Sûresi'nin 156. âyetinin son kısmıdır ve âyetin tamamında meâlen; “(Sabredenlerin) başlarına bir musibet geldiği zaman ‘Biz Allâh'a aidiz ve sonunda O'na döneceğiz' derler.” buyurulmaktadır . Hayy'den gelen Hû'ya gider sözü, Bakara Suresi'ndeki ayetin farklı kelimelerle tekrarıdır; evvelemirde sabra ve tevekküle davet ederek teselli maksadıyla söylenebilir. Hatırlarız; eskiden Karagöz-Hacivat oynatanların gösterilerinde bile “Hayy Hak” nidasıyla başladıklarını görürdük, izlerdik.

“Hay” ve “Hu” gerçek anlamıyla Allah demektir. Yani Allah’tan gelen, yine Allah’a gider anlamındadır. Ancak halk arasında zamanla mecazi bir anlam kazanarak akıllarda kalmıştır. Kolay ve emeksiz kazanılan şeyler kıymeti bilinmeden tekrar Allah’a döner, anlamını da telefuz edebiliriz.

Netice olarak; günümüzde, anlamının tamamen dışına çıkılmış bu güzel sözü, yerinde kullanılarak anlam kazandırılması ve anlamının sırlarına mazhar olarak kullanabilmek amacımız olmalıdır.

Rabbim bizleri Allah cc. nun Esma-i Hüsna’sını doğru yerde doğru zamanda okumayı nasip etsin.

Kalın sağlıcakla.



Mustafa AYALTI
İstanbul, 04 Mart 2026



SON ÇIKAN ESERİMİZ


Allah’tan Razı mısın?

İnsan, çoğu zaman Allah’tan razı olduğunu söyler; fakat asıl hakikat, başına gelen hüküm karşısında kalbinin ne söylediğinde gizlidir. Nimet geldiğinde şükretmek kolay, murad gerçekleştiğinde razı görünmek mümkündür. Lakin hayat insanı yoklukla, kayıpla, gecikmeyle, keder ve şer gibi görünen tecellilerle sınadığında, kulun içindeki gerçek hâl ortaya çıkar.

Bu eser, işte tam bu noktada okuyucuyu kendi kalbinin derinliklerine çağırıyor. Rıza nedir? Teslimiyet hangi eşikte başlar? Kul, ilâhî takdir karşısında ne kadar sükûtta ne kadar itirazdadır? Başına gelenleri gerçekten Hakk’tan bilmekte midir, yoksa yalnızca hoşuna giden tecellilerde mi kulluğunu hatırlamaktadır? Bu kitap, sadece cevap veren bir metin değil; insanın kendisiyle yüzleşmesini isteyen derin bir iç muhasebedir. Her satırında, nefsin gizli itirazlarını, kalbin kırgınlıklarını ve kulluğun en çetin imtihanlarını önümüze koyar. Okuyana kuru bir bilgi değil, bir hâl; geçici bir teselli değil, sarsıcı bir fark ediş sunar. Çünkü rıza, hafif bir söz değil; ağır bir makamdır.

Ve insan, ancak içindeki itiraz sustuğunda hakiki teslimiyetin kapısına yaklaşabilir. Bu eser, gönlünü avutmak için değil; gönlü uyandırmak için yazıldı.

İncelemek İçin Tıklayınız »

ESERLERİMİZ

halveti Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir HALVETİ RAMAZANİ,ramazani, HALVETİ TARİKATI, halveti ramazani, HALVETİ RAMAZANİ, halvetilik, halveti, halvetiyye, halvet, halveti dergahı, Mehmet Ali İştip, Abdülkadir Bilgili, İbrahim Gülmez Halvet; Hz. Muhammed (s.a.v)'e vahiy gelmeden önce Hira'da uzlete çekilme uygulamasından doğmuştur. Halvetilik, Türk toplumunda en yaygın olan tarikatlardan biridir. Ayrıca mutasavvıflar, halvet'i bir riyazet şekli olarak kabul ederler. halveti Şeyh Mimşad Dineveri (ö.299/912) halveti Şeyh Muhammed Dineveri (ö.340/951) halveti Şeyh Muhammed el-Bekri (ö.380/990) halveti Şeyh Vecihuddin (ö.442/1050) halveti Şeyh Ömer el-Bekri (ö.487/1094) halveti Şeyh Ebu Necib Sühreverdi (ö.598/1201) halveti Şeyh Kutbuddin el-Ebheri (ö.622/1225) halveti Şeyh Rukneddin Muhammed Nehhas el-Buhari (ö.1018) halveti Şeyh Şehabeddin Tebrizi (ö.702/1302) halveti Şeyh es Seyyid Cemaleddin-i Şirazi (ö.760/1358) halveti Şeyh Zahidiyye-i Halvetiyye Tarikatının Piri İbrahim Zahid Geylani (ö.705/1305) halveti Şeyh Ahi Muhammed Nur-ul Halveti (ö.780/1378) halveti Pir Ebu Abdullah Siracüddin Ömer Halveti halveti Şeyh Dede Ömer Rûşenî halveti Şeyh Ali Alaaddîn halveti Şeyh Pir Şükrullah el Ensârî halveti Şeyh Habîb Karamanî halveti Şeyh Muhammed Bahâüddîn el Erzincânî halveti Şeyh İbrahim Kamil Taceddin Kayseri (ö.860/1455-56) halveti Şeyh Kabaklarlı Alaaddin Uşşaki Halveti (ö. 91O/1504) halveti Şeyh Yiğitbaşı Veli Ahmed Şemseddin-i Marmaravi (ö.91O/1504) (Ahmediyye Kolu) halveti Hazret-i Şeyh Hacı İzzettin Karamanî Efendi (ö.902/1496) halveti Hazret-i Şeyh Kasım Çelebi Efendi Karahisarî (ö........) halveti Hazret-i Şeyh Muhammed Muhyiddin Karahisarî (ö.1582) halveti Hazret-i Pir Ramazan Efendi Mahfî Karahisarî (ö.1025/1616) (Ramazaniyye Kolu) halveti Hazret-i Şeyh Mestçi Ali er-Rumî ( ö. 1030/1620) halveti Hazret-i Şeyh Mestçizâde İbrahim İbn-i Ali Rumî (ö. 1036/1626) halveti Hazret-i Şeyh Debbağ Ali er-Rumî Halveti halveti Hazret-i Şeyh Lofçavî Fadıl Ali er-Rumî halveti Hazret-i Şeyh Abdullah bin Fadıl Ali Efendi er-Rumî halveti Hazret-i Pir Eş Şeyh Hüseyin Efendi halveti Hazret-i Pir El Hacc Mehmet Hayati Rumî Halveti (1180/1766-67) (Hayâtiyye Kolu)

Derneğimiz
Mekke Canlı Yayın
Medine Canlı Yayın
Eserlerimiz
İlahiler
Sure ve Namaz
Namaz Kılmayı Öğreniyorum
Tecvid Dersleri
SON EKLENENLER
GÜNÜN AYETİ
Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.
(KAF - 16 )
ÖZLÜ SÖZLER
  • Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir.
  • Adem "ben hata yaptım beni bağışla " dedi, İblis ise" beni sen azdırdın" dedi ya sen!... sen ne diyorsun?
  • Edep, söz dinlemek ve gönle sahip olmaktır.
  • Güzelliğin zekatı iffet ve edeptir. (Hz. Ali)
  • Zeynel Abidin oğlu Muhammed Bakır'a "Ey oğul, fasıklarla cimrilerle yalancılarla sıla-i rahimi terk edenlerle arkadaşlık etme." diye buyurmuştur.
  • Kemalatın bir ölçüsü de halden şikayet etmemektir.
  • En güzel keramet gönlü masivadan arındırmaktır.
  • Alem-i Berzah insanın kendisidir.
  • Zahir ve batının karşılığı aşk-ı sübhandır.
  • Mutaşabih ayetler ledünidir.
NAMAZ VAKİTLERİ