Rahman ve Rahim olan, her türlü eksik ve noksandan münezzeh Allah’ın adıyla…
Öncelikle bizleri kendi varlığından halk eyleyen, varlığından haberdar edip, kulluğu ile şereflendiren ve kendisine muhatap kılan Rabbimize varlığının sınırsız ve sonsuzluğunca hamt ve şükreyleriz. O’na sonsuz şükranlarımızı sunarız. O’nun çok sevdiği, nurundan yarattığı, Habibi edibi Resulü peygamberimiz Sav. Efendimize ve onun ehlibeytine, ashabına ebeden sala-tu selam ederiz. Pirlerimize, Sultanlarımıza, efendilerimize ve gönül dostu kardeşlerimize sala-tu selam ederiz.
Değerli gönül dostu kardeşlerim, asliyetine kavuşma gayretinde olan İlmi hakikat yolcusuna yön verenlerden biride, yazımızın da başlığından da anlaşılacağı üzere; “BİZLERİ HUZURA ERDİREN ABDESTİMİZ” adlı yazımızı, dilimin döndüğü kadarı ile, Efendimin himmet ve duaları ile sizlerle paylaşmayı uygun mütalaa ettim inşallah. Bir mutasavvıfımız, bir dörtlüğünde şöyle buyuruyor.
Gel ey kardeşim! Hem içine hem dışına abdest aldır.
Gel hallerin de, gönlün de tertemiz olsun.
Abdest, temiz olmak için söz vermektir.
Abdest, hakikat yolunda olmaya söz vermektir.
Abdestin dört farzı ile ilgili olarak, Allah cc. Maide Suresi, Ayet 6’ da şöyle buyuruyor. “Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve kollarınızı yıkayın, başınıza meshedin ve topuklara kadar da ayaklarınızı yıkayınız,” diye buyurmaktadır.
"KİŞİYİ HUZURA ERDİREN ABDESTİMİZ" ilmi hakikat bağlamında zevk ettiğimizde, sadece fiziksel temizlik değil, ruhsal bir arınma ve manevi bir yükselme anlamı taşır abdest. Bu anlamda; abdest sadece bedensel bir temizlik aracı olmanın ötesinde, kalbin ve ruhun da arındığı bir eylem olarak gönüllerimize nakşedilmelidir. Bu bağlamda, Abdest; dışsal yani zahiri temizliğimizin ötesine geçerek, içsel arınmayı yani manevi alemimizin her zaman, her daim Rabbimizin mihman olacağı bir şekilde diri ve tertemiz olmasını sağlar. Ve böylece dervişin aynel-yakin mertebesinde Rabbine vuslatına vesiledir abdest. Tam da bu nedenledir ki; “ABDEST; MÜ’MİNİN SİLAHIDIR” diye buyurur büyüklerimiz.
"BİZLERİ HUZURA ERDİREN ABDESTİMİZ" hakikatine ulaşma gayretinde olan ehli hakikat yolcusunu; hem bedenen hem de ruhen her türlü masivalardan arındıran, koruyan ve huzura kavuşturan bir eylem olduğunu arz etmek isterim dostlar. "ABDEST" hem fiziksel temizlik, hem de ruhsal huzur arayışı olduğunu arz ederek konumuza devam edelim dostlar. İlmi hakikatte abdest, Rabbimize yaklaşma vesilesi olduğunu, ibadetlerimize daha konsantre olarak; iç huzuru yakalamak için önemli bir adımdır. Abdestli olmak, insanı Rabbine yöneltirken, günlük hayatın karmaşasından uzaklaştırıp, iç huzuru bulmaya vesile olur. Manevi huzurun başlangıcı olan abdestimiz, sadece bedeni bir temizlikten ziyade, hakikat yoluna intisabın temel esaslarından biridir. Daha anlamlı bir ifade ile, hakikat manada abdestin anlamı, Rabbine vuslatın temel esaslardan birisi olmasıdır.
Abdest aldıktan sonra, gönlümüzde bir ferahlık ve huzur hissederiz. Söz konusu huzur, Rabbimize daha yakın olmanın verdiği manevi huzurdur.
Peygamber Efendimize soruyorlar: “Sizin razı olduğunuz ve sevdiğiniz insanları bize tanıtır mısınız?” diye sual ediliyor. Buyuruyor ki: “Benim sevdiklerimin elinden, dilinden, azalarından kimseye zarar gelmez.” Önemli olan şu azaların manevi abdestini verebilmedir” diye buyuruyor, Sav. Efendimiz.
Netice olarak; "KİŞİYİ HUZURA ERDİREN ABDEST"; tasavvufi bir bakış açısıyla, insanın içsel arınma ve huzur yolculuğunda önemli bir yer tutar. Abdest, sadece fiziksel bir temizlik değil, ruhsal bir arınma ve manevi bir yükselme aracıdır. Kişi, abdesti ile hem bedenen hem de ruhen temizlenir ve böylece içsel huzura doğru manevi bir yolculuğa adım atmış olur. İç huzura ulaşmak, nefsinden firar edip, ruhun arınmasıyla mümkündür.
Maide Suresinin 6 ncı ayeti kerimesi, abdestin temel unsurlarını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Sırası ile;
1. Yüzün yıkanması,
2. Ellerin dirseklere kadar yıkanması,
3. Başın meshedilmesi,
4. Ayakların yıkanması. Görüldüğü üzere ayet, abdest için dört temel eylemi şart koşmaktadır.
Bütün kötülükler, olumsuz haller insanın içinden gelir. İnsanın içi nasıl yıkanacak diye bir soru akla gelirse, cevabı şudur; kin, kibir, hased, inad, öfke gibi olumsuz hallerden, abdesti ve teslimiyeti ile mümkündür. Abdest konusunu daha geniş bir perspektifte arz etmemiz mümkündür.
Peygamberimiz Sav. Efendimizin iki Hadis-i şerifleri ile yazımızı sonlandıralım inşallah.
1. Kim, yatağa abdestli yatarsa, o gece bir melek sabaha kadar "Ya Rabbi bu kulunu affet!" diye dua eder. (Hakim)
2. Abdestli yatıp Allahü tealayı anarak uyuyan, uyanana kadar namazda sayılır. Bir melek onun için ibadet eder. Uyandığı zaman yine Allahü tealayı anarsa, o melek, bu kulun affı için Allah’a dua eder. (İbni Hibban)
Değerli dostlar şimdi gelelim abdestin hikmetlerine. Elleri yıkamanın, kişinin sahip olduğu tüm kuvvetlerini riyazet, mücahede ve takva suyu ile yıkayıp; heva ve hevesten kurtularak ellerini haram olan her şeyden çekerek, salih amel işlemesi manasını ifade eder.
Su verdiğimiz ağzımıza giren her ne ise, temiz olmalı, helal lokma olmalı, haram yenmemeli, içilmemeli. Asla kul hakkı yenilmemeli.
Üç defa Su verdiğimiz burun; nefesin sahibini bilmek, aldığımız verdiğimiz nefesin kıymetini bilmek. Öfke dolu, kibir dolu nefesimizden nedamet duyarak, nefsimizden firar etmemiz gerektiğini ifade eder.
3. Makamın tecellisine ulaşmak, temiz nefesle mümkün olduğu bilinmelidir. (İnsanlarda ruhun üç makamı vardır; ruh-ı revani, ruh-ı sultanî, ruh-ı nuranî.)
Yüzümüzü 3 defa yıkamanın manevi hikmeti; Suret bakışımızı terk edip, siret yönüyle bakmaktır ve ayrıca üç makamın manasına ulaşmaktır. Her yere “Vechullah” idrakiyle bakmaktır. Allah’ın fiil yüzüne, sıfat yüzüne Zat yüzüne ulaşmaktır.
Kolları yıkamamızdaki manevi anlam; kendini adamaktır. Tevekkül etmektir. 3 makamın tecellisine tutunmak, ona göre hareket etmektir. Sağ kolumuz, manevi boyuta olan bağlılığımızdır. Sol kolumuz, beşeri yaşantımıza olan sorumluluğumuzdur.
Başı Mesh etmek, akıldaki tüm batıl alanı silmektir. Aklımızda, Allah’ın ilminden gayri bir şey bırakmamaktır. Öfkesel, hiddetsel, kibirsel duygular getiren zalimlik oluşturan tüm bilgileri silmektir. Nefsani bilgilerin veya ilmin hakim olduğu bilgileri beynimizden silmektir.
Kulakları yıkamadaki mana; Batıl bilgileri duymamaktır. Dedikodu, yalan dinlememektir. Dünyevi seslerin duymamak, dünyevi işlerin esiri olunacak olan şeyi duymamaktır. Her varlıkta Rabbinin sesini duymaktır, dinlemektir.
Boynun mesh edilmesinin manevi boyutu; boyun, yöneldiğimiz hakikat yoludur. Hiç yönümüzü değiştirmeden, döndürmeden dosdoğru ilerlemektir.
Ayaklarımızın yıkamasındaki mana; ayaklar yürüyüştür, ilerlemektir. Ayaklar, makamlardaki irfan yolculuğudur. Nereye gittiğini bilmektir. Üç makam üzere yol almaktır. Sağlam basmak, sağlam hareket etmektir.
İşte abdest; Tüm fena hallerinden firar edip, varlığını Hakk’ın varlığında eritmektir. Salih bir kul olma yolunda ilerlemektir.
Eğer bir kişi; dedikodu yapıyorsa, hor bakıyorsa, hasetlik, fesatlık içindeyse, gurur, kibir içindeyse, dünya malına mülküne esir ise, işte o kişi abdestsizdir. Kişi; bir kimseye zarar veriyorsa, zerre kadar haksızlık yapıyorsa, işte o kişi abdestsizdir. Kişi; Allah’ın ulviyetinin yanında kendine varlık isnat ediyorsa, işte o kişi abdestsizdir. Gönlü abdestli olana, hakikat kapıları her an, her daim açıktır.
Abdestin hakikati; suyla vücudun dışını yıkamak değil, asıl olan, ilim, irfan, edep, Allah aşkıyla vücudun içini yıkamaktır.
Suyla bin kez vücudumuzun dışını yıkasak, aklımızı, gönlümüzü, halimizi temizlemediğimiz müddetçe abdest almış sayılmayız.
Sultanımız bizlere abdestli olmayı, şuhud ve tefekkürlü olmayı, rabıtamızdan ayrılmamayı telkin ettiler. Mana abdestimizi bozmamak için defalarca telkine sadık kalmaya davet ettiler. Rabbim; O, mürşitlerimizin himmetlerini üzerimize daim eylesin.
Rabbim razı ve hoşnut olsun.
Kalın sağlıcakla.
Mustafa AYALTI
İstanbul, 11 2026