Rahman ve Rahim olan, her türlü eksik ve noksandan münezzeh Allah’ın adıyla…
Öncelikle bizleri kendi varlığından halk eyleyen, varlığından haberdar edip, kulluğu ile şereflendiren ve kendisine muhatap kılan Rabbimize varlığının sınırsız ve sonsuzluğunca hamt ve şükreyleriz. O’na sonsuz şükranlarımızı sunarız. O’nun çok sevdiği, nurundan yarattığı, Habibi edibi Resulü peygamberimiz Sav. Efendimize ve onun ehlibeytine, ashabına ebeden sala-tu selam ederiz. Pirlerimize, Sultanlarımıza, efendilerimize ve gönül dostu kardeşlerimize sala-tu selam ederiz.
Değerli gönül dostu kardeşlerim, asliyetine kavuşma gayretinde olan İlmi hakikat yolcusuna yön vereceğini umduğum, konunun başlığından da anlaşılacağı üzere; “ALLAH DERDİNİ ARTIRSIN” başlıklı yazımın içeriğini, dilimin döndüğü kadarı ile Efendimin himmet ve duaları ile sizlerle paylaşmayı uygun mütalaa ettim inşallah.
Kıymetli dostlarım, yazıma Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretlerinin “DERT” ile ilgili olarak buyurduğu şu cümleleriyle başlamak istiyorum. Hazret Sultanım şöyle buyuruyor; “Her işte insana rehber olan derttir. Bir kimsede bir işin derdi ve o işin heves ve aşkı, içinde belirmedikçe, o işe kasdetmez ve o iş dertsiz ona müyesser olmaz. Dünya olsun, ahiret olsun; marangozluk olsun, padişahlık olsun, ilim olsun, amel olsun...” diye buyuruyor hazretleri.
Değerli gönül dostları, öncelikle şunu belirtmek isterim. Cenab-ı Hakk’a vuslat yolunda olan gönül erenleri hep dert ehli olmuşlardır. Hakikate ulaşmak için dert ehli olmak, dertlenmek, Rabbine kavuşma gayretinde olanlar için “DERT ÇEKMEK” vuslat için çok önemli bir vesiledir.
Derd ehli olan Hak yolcuları doğal olarak, dermanın peşindedirler. Hele ki, gönül dertlisi olmak daha başka bir şeydir. Peki aradığımız nedir? derseniz “DERDİMİZE, DERMANDIR” dostlar. Fetih Suresi Ayet 10’na göre Hakkın elini tutan bir hakikat yolcusu, artık Aşk ehlidir. Rabbisinin arzu ettiği doğrultuda istikamet üzere olma gayretinde olan gönül dostları, ancak, dert ehli olduklarında olgunlaşırlar. Şu hususu asla unutmayalım ve bizlere gönül tabelası olsun. Gönül derdlisinin dermanı, tabîb-i, MÜRŞİD-İ KAMİL’dir dostlar.
Şu hususu arz etmeden geçemeyeceğim dostlar, “SEVGİ, TESLİMİYET, SADAKAT, ADANMIŞLIK VE SAMİMİYET” derdimize derman olacak ilaçların reçetesidir. Ve böylece; reçetesini arz ettiğim beş esas ana temel maddelerde olduğunu arz etmek isterim.
Eğer; bu beden İlahi kaynaklı bir dert taşımıyorsa, mana aleminden hal ve hakikatlere dair perdeler açılmaz, bilmiş olalım ki; derdin dermanı gönül alemimizdedir.
Niyazi Mısri Hazretleri diyor ya:
Derman arardım derdime,
Derdim bana derman imiş.
Dert deyip geçmeyelim dostlar, hakikat yolcusunun yol arkadaşıdır DERT.
Hakikat ehli şunu bilmelidir ki; Hakikati asliyesine kavuşmuş bir ehli ihvan Rabbisinin arzu ettiği doğrultuda istikamet üzere olan kimseler, ilahi huzura yaklaşmış, hatta kavuşmuş seçkin kullarının arasında olduğunu bilmelidir. İşte bu dost, dert ehlidir.
Bu nimetin farkında olan ehli hakikat yolcusu daima derdinin artmasını talep eder. Bütün hissiyatıyla derdi isteyen aşığın en büyük sorunu dertsiz kalmaktır. “Dert, Rabbine duyduğu hasret bile, aşk anlamına gelir. Aşk yolunda canını hiçe sayan aşık, karşılığında tek muradı olan derde kavuşur ve ömrü boyunca adeta derdi ekip biçer, çoğaltmak ister.” Mütefekkirlerimiz böyle buyuruyor. Bir başka büyüklerimiz şöyle buyuruyor; “aşıklar çokça hazinelere sahip olsalar dahi hepsini verip dert ve bela satın alırlar”. Herkes kulluğu nispetinde derd sahibi olur.
Büyüklerimiz derler ya; “Allah derdini arttırsın.” Çünkü dert insanı Allah’a yakınlaştıran bir köprüdür. Cennet vesilesidir. Derdi, Allah sevdiği kuluna verir. Allah seni seviyorsa dert veriyordur, mertebeni yükseltiyordur, öyle değil mi dostlar?
Tasavvuf anlayışına göre “Allah derdini artırsın” ifadesi, bir anlamda insanın Allah’a yaklaşmak için ihtiyaç duyduğu manevi yolu, yani derinleşmeyi kabul etmesi demektir. Aslında, dertler, insanın egosunu ve nefsini arındıracak olan birer fırsat olarak da değerlendirilir. Sıkıntılı bir yaşam tarzı; aslında nefsin terbiye edilmesindeki en önemli araçlardan biridir. Çünkü sıkıntılar, insanın sabırlı olmasını, teslimiyet göstermesini ve Rabbine güvenmesini gerektirir. Sabır, ilmi hakikatte çok önemli kavramdır. “Allah derdini artırsın” ifadesi, bir anlamda kişinin bu sabır sürecine katlanmaya yönlendirir.
Yine ayrıca; “Allah derdini artırsın” cümlesi, insanın manevi yolculuğundaki en önemli adımlardan birisidir dostlar. “Allah derdini artırsın” diyerek, kişi aslında daha fazla manevi derinlik ve olgunluk kazanmak için her türlü zorlukları kabul etmeye istekli olduğunu da ifade eder.
Netice olarak; “Allah derdini artırsın” bu güzel gönül kelamı, Rabbine tamamen teslim olan ve her türlü durumda O’nun iradesini kabul edip bu minvalde yaşamaktır. Dolayısıyla, dertlerin artması, insanın bu dünyadaki geçici acılardan daha fazla uzaklaşarak, Rabbine olan sevgisini, sadakatını ve bağlılığını artırmak için bir fırsat olduğunu değerlendirmek öncelikli hallerimizden birisi olmalıdır, Aziz dostlarım.
Yazımızı güzel bir dua ile sonlandıralım inşallah. Rabbim, beni nefsimin hevasından, her türlü dünyevi arzulardan arındır ve sadece sana yakınlaşmam için beni sabırlı kıl. Derdimi artır ki, içimdeki gafleti yok edebileyim. Beni senin rızanla, her türlü imtihandan geçirecek şekilde yönlendir. Sabır, şükür ve takva ile her türlü sıkıntıyı aşmamı nasip et. Amin.
Rabbim razı ve hoşnut olsun.
Kalın sağlıcakla.
Mustafa AYALTI
İstanbul, 05 2026