Rahman ve Rahim olan, her türlü eksik ve noksandan münezzeh Allah’ın adıyla…
Öncelikle bizleri kendi varlığından halk eyleyen, varlığından haberdar edip, kulluğu ile şereflendiren ve kendisine muhatap kılan Rabbimize varlığının sınırsız ve sonsuzluğunca hamt ve şükreyleriz. O’na sonsuz şükranlarımızı sunarız. O’nun çok sevdiği, nurundan yarattığı, Habibi edibi Resulü peygamberimiz Sav. Efendimize ve onun ehlibeytine, ashabına ebeden sala-tu selam ederiz. Pirlerimize, Sultanlarımıza, efendilerimize ve gönül dostu kardeşlerimize sala-tu selam ederiz.
Değerli gönül dostu kardeşlerim, asliyetine kavuşma gayretinde olan İlmi hakikat yolcusunun evlatlarına yön vereceğini umduğum, konunun başlığından da anlaşılacağı üzere; “CENNET ANALARIN AYAĞI ALTINDADIR” başlıklı yazımın içeriğini, dilimin döndüğü kadarı ile Efendimin himmet ve duaları ile sizlerle paylaşmayı uygun mütalaa ettim inşallah.
Değerli dostlar; yazımıza, Allah cc. un, <hepsi önemlide> biz bu yazımıza er-Rahman ve "er-Rahim" esmaları ile başlamayı uygun mütalaa ettik. “er-Rahman; merhamet eden, şefkat gösteren, koruyan, affeden”, er-Rahim ise; Rahman ve rahim esmaları, rahmet kökünden türetilmiştir. Allah cc. nun engin merhametini ve şefkatini” ifade eden Allah cc. nun Esma-i Hüsnalardan bir tanesidir. Kur’an-ı Kerim de sıkça geçen "Rahman ve Rahim" isimleri, özellikle de "Rahim" yani anne rahmi, "R-H-M" kökünden türetilmiştir. Anne rahmi, bir canlının korunup büyüdüğü, ihtiyaçlarının karşılandığı, en güvenli yerlerden birisi olup; Anne batınında cenini saran, koruyan, besleyen namütenahi bir yerdir rahim.
Peygamberimiz Sav. Efendimiz; “Rahim (anne rahmi), Rahman’ın isminden türetilmiştir. Allah ‘Benimle bağını sürdürene Ben de bağımı sürdürürüm, koparana Ben de ilişkimi keserim” diye buyurmuştur.
Allah cc. ile Anne arasında bir bağlantı kuracak olursak; rahmetiyle kullarına bir anne gibi, daha fazlasıyla merhamet eden Allah cc., Anne nasıl çocuğunu karşılıksız seviyorsa, sarıp sarmalıyorsa, Allah cc. da kullarını sınırsız bir şefkatle sever ve sarmalar.
Cenab-ı Allah’ın “er-Rahman” ve “er-Rahim” esmasına mashar olan Ana Rahimi, Allah cc. nun bu fani alemdeki müstesna ve namütenahi bir tecelligahıdır. kainat üzerinde annelerimizin tamamlayıcı unsurlarından biri olan Rahim, Annelik şefkatinin açığa çıktığı bir mekandır dostlar.
Bir örnek vermem gerekirse; Peygamberimiz Sav. Efendimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle buyuruyor. “Kendisiyle en çok ilgilenilmesi, ihtiyaçlarının evvelemirde karşılanması ve kendisine yakın olunması gereken kimdir?” diye sorulunca Peygamberimiz Sav. şöyle buyuruyor. üç kere “Annendir” buyurdu; dördüncüde “Babandır” diye ekledi. İşte anne-baba bu kadar önemlidir. Özellikle Anne…
SEVGİLİ GENÇLER; haddim olmayarak, bir abiniz olarak; bu manada sizlere de bir şeyler söylemek isterim. Yüce Rabbimizin bize bahşettiği ve emanet ettiği en kıymetli nimetlerimizden birisi annemiz diğeri babamızdır.
Annemiz; gönlümüze şefkat ve muhabbet tohumları eken, bizlere, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan ayırma şuuru kazandıran ilk öğretmenimizdir. Aileyi ayakta tutan, evladına karşılıksız sevgi veren, insanlığa faydalı nesiller armağan eden rahmet ve merhamet nişanesidir Annelerimiz. Babamız ise; hayatın zorlukları ve sıkıntıları karşısında sırtımızı yaslayacağımız ulu bir çınardır. Her türlü kötülüğe ve tehdide karşı sığınabileceğimiz güçlü bir kaledir. Hülasa, anne ve babamız; sabırla bizleri geleceğe hazırlayan, yerleri asla doldurulamayacak mümtaz şahsiyetlerdir. Onlara saygı, Allah’a saygıdır. Onlara hürmet, Allah’a hürmettir. Duaları, cennetin anahtarıdır.
Sorumluluk sahibi bir anne; Hz. İsmail için bütün sıkıntıları göğüsleyen, onun maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamak için koşuşturan Hz. Hacer gibi olmalıdır. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimizi yetiştiren Ehl-i Beyt-i Mustafa’nın nadide goncası Hz. Fatıma gibi olmalıdır.
Bizleri önce bir müddet batınında, sonra da kolları arasında ve ölünceye kadar da kalplerinde taşıyan annelerimize gösterilecek sevgi ve saygıya ortak olabilecek başka bir varlık yaratmamıştır Rabbim. İşlerinin yoğunluğu arasında, evlat terbiyesini omuzlarına alan anneler, cidden engin bir muhabbete, derin bir saygıya ve ömürlük bir teşekküre layık olduklarını arz etmek isterim.
Bir anne ruhunda biriken o engin şefkatin sınırlarını tayin edebilecek bir ölçü var mıdır acaba? Çünkü; yememiş yedirmiş, giymemiş giydirmiş, uyumamış uyutmuş... Hayatın fırtınalarında bizlere bir toz konmasın diye bütün varlığını seferber etmiş olan anne ve babaların haklarını ödeyebilmek mümkün müdür sevgili gençler? Çünkü; Anne-baba hakkı, kul hakkı içinde en yüce haklardan biridir.
Bu nedenle Peygamber Sav. Efendimiz şöyle buyurmuştur; “Rahim (anne rahmi), Rahman’ın isminden türetilmiştir. Allah ‘Benimle bağını sürdürene Ben de bağımı sürdürürüm, koparana Ben de ilişkimi keserim” buyurdu.
Anne ve babalarımız varlık sebebimiz ve velinimetimizdir. Maddi ve manevi hayatımızı inşa eden müstesna fazilet abideleridir. Bir anne yüreği ve kucağı, çocuk terbiyesinin yapıldığı muhteşem bir dershanedir. Aile yuvası, çocuğun istikbalini şekillendiren ilk eğitim müessesesidir. Dolayısıyla anne ve babaların evlatları üzerindeki hakları sayıya gelmeyecek kadar çoktur. Allah cc. Kerim Kitabımız Kur’an-ı Kerimde İsra Suresi 23 ve 24 ncü ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor. “Rabbin, yalnız kendisine ibâdet etmenizi ve ana-babaya iyilikte bulunmayı emretmiştir. Eğer ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa, onlara karşı «öf» bile deme, onları azarlama. İkisine de hep tatlı söz söyle. Onlara rahmet ve tevazu kanatlarını ger ve; «Rabbim! Onlar beni küçükken (merhametle) yetiştirdikleri gibi Sen de onlara merhamet eyle»" diye buyurmaktadır.
Anne ve Babamız cennete girmemize en büyük vesiledir. Anne-babaya hizmette bulunmak, çok faziletli bir amel-i salihtir.
Bu fırsatı değerlendiremeyen kimseler hüsrandadır. Nitekim Hz. Peygamber, mühim bir ikaz ve ihtar mahiyetinde şöyle buyurmuştur.
“Anne ve babasına veya onlardan sadece birine yaşlılık günlerinde yetişip de cennete giremeyen kimse perişan olsun, perişan olsun, perişan olsun!” diye buyuruyor. Çünkü; Ana-babanın duası çok makbuldür. “Babanın oğluna duası, peygamberin ümmetine duası gibidir.” Diye buyuruyor büyüklerimiz. Bu durumda anne-babaya asi olmanın büyük günahların başında yer alacağı hususunda şüphe yoktur.
Netice olarak; DEĞERLİ ANNE ve BABALAR; Çocuklarımıza şefkatle muamele etmek yükümlülüğümüzdür. Onları; vatanını, devletini ve milletini seven; milli ve manevi değerlerine bağlı, hayırlı bir birey olarak yetiştirmek çocuklarımızın üzerimizdeki hakkıdır. Özümüzle, sözümüzle ve davranışımızla çocuklarımıza örnek olmalıyız. Onları, ilgimizden ve sevgimizden mahrum bırakmamalıyız. Hakikati asliyesine kavuşma gayretinde olan tüm ehli dostlar, Rahim esmasına en ileri manada mazhar olmaları kaçınılmaz bir gerçektir.
Yazımızı Peygamber Efendimiz Sav.’in şu Hadis’i Şerifiyle sonlandıralım inşallah. “Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir miras bırakmamıştır.” Ve ayrıca; Peygamberimiz Sav. Efendimiz bir diğer hadisi şeriflerinde buyuruyor ki; “Cennet annelerin ayakları altındadır” diye buyurmaktadır.
Rabbim, bizi yokluk karanlığından varlık nuruna çıkaran annelerimizi ve babalarımızı Senin rahmetine emanet ediyoruz. Bizleri onların dualarına layık bir evlat, onların yüzünü güldüren bir kul eyle. Onlara olan sevgimizi, Senin sevginle perçinleştir. Onlara dünyada da ahirette de güzellikler ihsan eyle. Amin.
Rabbim cümlenizden razı ve hoşnut olsun.
Kalın sağlıcakla.
Mustafa AYALTI
İstanbul, 04 2026