16 Mayıs 2026
30 Zi'l-ka'de 1447
halveti
MENÜ
SOHBETLER HAZRET-İ MUHAMMED'IN
(S.A.V) HAYATI
SEVGİLİ PEYGAMBERİM KUR'AN-I KERİM İLMİHAL İSLAM VE TOPLUM 40 HADİS HADİS-İ ŞERİFLER OSMANLICA SÖZLÜK RÜYA TABİRLERİ BEBEK İSİMLERİ ABDÜLKADİR BİLGİLİ
(SEBATİ) DİVANI
NİYAZİ MISRİ DİVANI HİKMETLİ SÖZLER KUR'AN-I KERİM ÖĞRENİYORUM KUR'AN-I KERİM (SESLİ ve YAZILI) SESLİ ARŞİV İLAHİLER KVKK ve GİZLİLİK POLİTİKASI
İSLAM ve TASAVVUF
TASAVVUFUN TARİFLERİ TASAVVUFUN DOĞUŞU TASAVVUFUN ANADOLU'YA GİRİŞİ HALVETİLİĞİN TARİHİ HALVETİLİĞİN TARİHİ GELİŞİMİ HALVETİLİĞİN TÜRK TOPLUMUNDAKİ YERİ HALVETİYYE SİLSİLESİ PİRLERİMİZİN HAYATLARI MEHMET ALİ İŞTİP (VAHDETİ) ABDÜLKADİR BİLGİLİ (SEBATİ) İBRAHİM GÜLMEZ(KANÂATÎ)
EHLİ - BEYT
EHL-İ BEYT KİMDİR? EHL-İ BEYTİ SEVMEK
RESÛLULLAH'I SEVMEKTİR
EHL-İ BEYT EMANETİ RESÛLULLAH'TIR EHL-İ BEYTİN HALİ NUH'UN GEMİSİ GİBİDİR EHL-İ BEYT OLMAK HEM NESEBİ HEMDE MEZHEBİDİR
ONİKİ İMAMLAR
HZ. İMAM ALİ K.A.V RA HZ. İMAM HASAN-I (MÜCTEBA) HZ. İMAM HÜSEYİN-İ (KERBELA) HZ. İMAM ZEYNEL ABİDİN HZ. İMAM MUHAMMED BAKIR HZ. İMAM CAFER-İ SADIK HZ. İMAM MUSA-İ KAZIM HZ. İMAM ALİYYUL RIZA HZ. İMAM MUHAMMED CEVAD (TAKİ) HZ. İMAM ALİ HADİ (NAKİ) HZ. İMAM HASAN’UL ASKERİ HZ. İMAM MUHAMMED MEHDİ






İLMİ HAKİKATTE RABITA KAVRAMI


Rahman ve Rahim olan, her türlü eksik ve noksandan münezzeh Allah’ın adıyla…

Öncelikle bizleri kendi varlığından halk eyleyen, varlığından haberdar edip, kulluğu ile şereflendiren ve kendisine muhatap kılan Rabbimize varlığının sınırsız ve sonsuzluğunca hamt ve şükreyleriz. O’na sonsuz şükranlarımızı sunarız. O’nun çok sevdiği, nurundan yarattığı, Habibi edibi Resulü peygamberimiz Sav. Efendimize ve onun ehlibeytine, ashabına ebeden sala-tu selam ederiz. Pirlerimize, Sultanlarımıza, efendilerimize ve gönül dostu kardeşlerimize sala-tu selam ederiz.

Hakikati asliyesine kavuşma gayretinde olan gönül dostlarım. Rabbimin himmet ve dualarıyla, yazımıza bir ayeti kerime ile başlamak istiyorum. Allah cc. BAKARA Suresi Ayet 38’ de buyuruyor ki; “İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir” diye buyuruyor Allah cc.

Neye, kime, niye, neden, niçin rabıta yaptığımızı, yazımızın içeriğinde geçen ayetlerden de anlaşılacağı üzere; Tasavvufta bir terbiye usulü olarak uygulanan RABITA; mürşit ile mürid arasındaki sevgi münasebetini ifade eden bir terim olarak tanımlayabiliriz. Ve aynı zamanda, Sözlükte “bağlanmak” manasındaki rabt kökünden türeyen ve “iki şeyi birbirine bağlayan; alaka, bağ, münasebet” anlamlarına gelen RABITA kelimesi hakikat ilminde salikin kamil bir mürşide gönlünden muhabbet beslemesi, bağlanması, onun suret ve siretini düşünmesini ifade eder.

Değerli dostlar; RABITA Kavramı; kelime olarak "bağlamak" veya "ilişkilendirmek" anlamına gelen Rabıta, özellikle tasavvuf geleneğinde, bir müridin, şeyhine veya bir mürşide gönülden bağlanması anlamına gelir. Bu kavram, mürşidinin manevi rehberliğini kabul etme ve ondan ilham alma sürecini işaret eder. Mürid, şeyhinin manevi özelliklerini kendine rehber edinmesi, onun ahlaki ve manevi yönlerini içselleştirmesi rabıtanın önemli etkenlerindendir dostlar. Rabıta, tasavvufi bir bakış açısıyla, kişinin manevi derinliğini artıran ve hakikate ulaşmasını sağlayan bir bağ oluşturur. Özeti şudur dostlar; RABITA, Hakikat ehlinin, şeyhi ile veya mürşidiyle manevi bir bağ kurarak hakikatine ulaşmaktır amaç.

Mürid; gerçek bilgiye sahip olma yolculuğunda sadece akıl ve mantıkla değil, manevi anlamda gönül ile bir bağ kurarak hakikatine ulaşma gayretinde olur. İlmi hakikate ulaşma çabasında, manevi bir rehberin yardımı ve yönlendirmesi, ruhsal bir derinlik ve içsel bir denge arayışı gereklidir. Tasavvufta, müridin rabıta yoluyla şeyhine bağlanması, onun içsel dünyasında ilmî hakikatlerin daha derin bir şekilde tefekkür edilmesini sağlar. Bu süreç, kişinin manevi olgunlaşmasını ve doğru bilgiye ulaşmasını mümkün kılar.

Mevlana Halid El-Bağdadi rabıtayı şöyle tarif eder; “Rabıta, Cenab-ı Hakk’ın özel tecellilerine ulaşmış, müşahede mertebesine ermiş kamil bir mürşide kalbi bağlayıp, huzur ve gıyabında o mürşidin sureti, sireti ve özellikle ruhaniyetini hayalen kendisi ile birlikte farz ederek, yanındayken takındığı tavrı, gıyaben de sürdürmeye çalışmaktır.” Diye buyuruyor Mevlana el-Bağdadi hazretleri.

Rabıta; kalbi, dünyevi düşüncelerden uzak tutup, mürşidin ruhaniyetinden feyiz alarak, hakikatine ulaşma gayretinde olmaktır. Rabbini hatırlayarak, gıyabında yani mürşidiyle manevi beraberlik ve muhabbet tesis etmek amacıyla icra edilir söz konusu RABITA. Tasavvufî anlayışa göre mürid, şeyhinin davranışlarını taklit edebilmek ve onun manevi halini kendi üzerine yansıtabilmek için şeyhini sevmelidir, sadakat ve samimiyetle, adanmışlıkla Rabbine rücu etmelidir. Çünkü; Taha Suresi Ayet 123’te Allah cc. şöyle buyuruyor; “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici gelir de, kim benim yol göstericime uyarsa artık o, ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker.” Diye buyurmaktadır. O halde; “SEVEN KİŞİ SEVDİĞİNE BENZEMEK İSTEMEZ Mİ?”

Rabıta, Müridlerin Mürşitleriyle olan manevi bağlarını güçlendirmelerine yardımcı olur, Allah’a olan sevgisini ziyadeleştirir. Özellikle hakikat yoluna intisap etmiş gönül dostlarının mürşidlerinin fiziksel yokluğunda bile manevi varlıklarını hissetmeleri ve ona yönelmeleri gerekmektedir. Bu bağ sayesinde, mürid hem dünyevi hem de manevi zorluklarda Rabbinden istikamet ve ilham alır.

Rabıta, farklı şekillerde yapılabilir. En yaygın olanı, müridin gözlerini kapatarak mürşidinin yüzünü veya başka bir manevi şahsiyeti zihninde canlandırmasıdır. Zihninde hayal gücünü artırarak, ehli dost, ona sevgi, saygı ve samimiyetle yönelir. Bizler zaten nazarımızı her daim Mürşid-i Kamilimizin üzerine odaklamamızı, bu tür görsel ve ruhsal temasımızın daim olması gerekmektedir. Bu hallerle hallenmek iç alemimizde daha derin bir manevi farkındalık yaratmaya yardımcı olur.

Mutasavvıflarımızın beyanlarından da öğrendiğimize göre, mürşidimize rabt olmak; manevi yolculukta bir mihrap, bir kutup, bir pusula gibi işlev görür. Bu manevi bağ, müridin içsel yolculuğunda karşılaştığı tüm engelleri aşabilmesi için kendisine güç verir. Böylelikle, rabıta; Allah cc. yönelmede bir derinlik yaratma yöntemidir.

Rabıta, Hakikat yolcusunun kendisini geliştirmesi, nefsiyle mücadele etmesi ve en nihayetinde Allah’a yaklaşması için içsel bir yolculuktur, yani batıni bir yöneliş olarak ifade edebiliriz. Rabıta, müridin mürşidiyle olan güçlü bağını simgeler ve bu bağ sayesinde, mürid doğru yolu bulmak için doğru yönlendirilmeyi hedef alır.

Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi hazretlerinin sözleriyle yazımızı sonlandıralım inşallah. Zat-ı muhterem hazretleri rabıtayı şöyle tarif eder: “Rabıta, salikin (Hak yolcusunun), mürşidin suretini idrakinde, gönlünde canlandırması ve onun simasını hayalinde tutmasıdır. Rabıta ilerleyip salikin bedenini kuşatınca, mürşidin suretini her şeyde görmeye başlar. İşte mürşidi kamilde fani olmak dedikleri hal budur." Diye buyuruyor hazretleri.

Netice olarak; Mürid Mürşid-i Kamilinin suretini, alnında tasavvur eder ve O’nu alnının ortasına yerleştirir. Mürid, Şeyhinin suretini, Allah cc. nun nurlarını, kendisinde toplandığını, kabul ederek önce alnının ortasında tasavvur eder. Daha sonra buradan gönlünün ortasına indirir. Rabbim bizleri de Sultanını gönlünün merkezine indiren kullarından eylesin. Sonuç olarak; rabıta-i şerifin, gönlümüzde içsel ve manevi bir boyut kazandırdığını, ve ayrıca, gönül gözüyle alemi temaşa etmeye başlandığımızın bir işareti olduğunu bizlere ifade etmektedir RABITA.

Rabbim, ben senin rızanı kazanmak istiyorum. Senin rehberliğinde doğru yolda ilerlemek istiyorum. Beni senin yolundan ayırma.

Rabbim, kalbimi, nefsimi temizle, bana hikmet ve sabır ver, öğrettiklerini anlayıp hayatıma geçirebilmeyi bizlere nasip et. Bizleri himmetinizden istifade edelerden eyle.

Rabbim cümlenizden razı ve hoşnut olsun.

Kalın sağlıcakla.



Mustafa AYALTI
İstanbul, 22 2026




Derneğimiz
Mekke Canlı Yayın
Medine Canlı Yayın
Eserlerimiz
İlahiler
Sure ve Namaz
Namaz Kılmayı Öğreniyorum
Tecvid Dersleri
SON EKLENENLER
GÜNÜN AYETİ
Allah’a ve âhiret gününe inanırlar, iyilik ve güzelliği belirlenmiş olana özendirirler, kötülük ve çirkinliği belirlenmiş olandan sakındırırlar. Hayır işlerde yarışırcasına koşarlar. İşte bunlar hayra ve barışa yönelik hizmet üretenlerdendir.
(ÂLİ İMRÂN - 114 )
ÖZLÜ SÖZLER
  • Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir.
  • Adem "ben hata yaptım beni bağışla " dedi, İblis ise" beni sen azdırdın" dedi ya sen!... sen ne diyorsun?
  • Edep, söz dinlemek ve gönle sahip olmaktır.
  • Güzelliğin zekatı iffet ve edeptir. (Hz. Ali)
  • Zeynel Abidin oğlu Muhammed Bakır'a "Ey oğul, fasıklarla cimrilerle yalancılarla sıla-i rahimi terk edenlerle arkadaşlık etme." diye buyurmuştur.
  • Kemalatın bir ölçüsü de halden şikayet etmemektir.
  • En güzel keramet gönlü masivadan arındırmaktır.
  • Alem-i Berzah insanın kendisidir.
  • Zahir ve batının karşılığı aşk-ı sübhandır.
  • Mutaşabih ayetler ledünidir.
NAMAZ VAKİTLERİ