Rahman ve Rahim olan, her türlü eksik ve noksandan münezzeh Allah’ın adıyla…
Öncelikle bizleri kendi varlığından halk eyleyen, varlığından haberdar edip, kulluğu ile şereflendiren ve kendisine muhatap kılan Rabbimize varlığının sınırsız ve sonsuzluğunca hamt ve şükreyleriz. O’na sonsuz şükranlarımızı sunarız. O’nun çok sevdiği, nurundan yarattığı, Habibi edibi Resulü peygamberimiz Sav. Efendimize ve onun ehlibeytine, ashabına ebeden sala-tu selam ederiz. Pirlerimize, Sultanlarımıza, efendilerimize ve gönül dostu kardeşlerimize sala-tu selam ederiz.
Değerli dostlar, yine bir Cuma hutbesinden istifade ederek “DiL” ile alakalı bir yazı kaleme almayı uygun mütalaa ettim. “DİL, İnsanın Ya Cennetidir, ya Da Cehennemidir” diyerek, Rabbimin himmet ve dualarıyla yazımıza başlayalım inşallah.
Yazımıza Peygamberimiz Muhammet Mustafa Sav. Efendimizin çok manidar olan şu sözleriyle başlamak istiyorum. Bir gün Peygamber Sav. Efendimiz, sahabe-i kiramdan Muaz b. Cebel’e, “Sana dinini kemale erdiren ve onu tamamlayan şeyin ne olduğunu söyleyeyim mi?” buyurdu. Sonra da mübarek dilini eliyle tutup, “İşte şuna sahip çık.” dedi. Bunun üzerine Muaz, “Ya Resulallah, Biz söylediğimiz sözler sebebiyle de hesaba çekilecek miyiz?” diye sorunca; Allah Resulü Sav. hepimizi yakından ilgilendiren şu cevabı verdi: “İnsanları cehenneme sürükleyen, dilleriyle kazandıkları değil midir?” diye buyurdu.
Hakikat ilmine göre; günlük yaşantımızda "DİL" çok önemli bir yer tutar Dostlar. Çünkü dil, kalbin ve niyetin yansımasıdır diye buyurur büyüklerimiz. İnsan oğlunun iç dünyası ve Allah’a olan sevgisi, bağlılığı ve teslimiyeti dil yoluyla dışa vurulur. Dil, sadece konuşma aracı olmanın ötesinde, bir insanın ruhsal halini, düşüncelerini ve maneviyatını yansıtan bir araçtır. Çünkü; Dil, kalbin dışa yansımasıdır diye buyurur Mutasavvıflarımız.
İlmi hakikat literatüründe dilin saf ve temiz olması gerektiği gibi, Allah’ı anmanın, zikrin ve dua etmenin önemli bir yeri vardır. Kişi, dilini Allah’ı anmaya, güzel sözler söylemeye, insanlara hoşgörü ve merhamet göstermeye yönlendirmelidir. Ayrıca, dilin yanlış kullanımı, gıybet, yalan, iftira gibi olumsuz konuşmalar, ruhsal olarak kişiyi karartır ve insanın manevi yolculuğunda ilerlemesini engel olur.
Dil, Cenâb-ı Hakk’ın insana verdiği büyük bir nimet, aynı zamanda ağır bir imtihandır. Dil; aklın aynası, kalbin tercümanıdır. Gönlümüzde olanlar onunla yani dil ile açığa çıkar. Duygu ve düşüncelerimiz onunla vücut bulur. Kendisi küçük olsa da yaptığı iyilikler ve kötülükler çok büyüktür. Öyle ki dilden dökülen sözler, insanın cennetine de cehennemine de vesile olabilir. Zira bir söz vardır, dil; sıcacık bir yuva kurar; huzur ve mutluluğa götürür. Bir söz vardır ocaklar söndürür, onarılmaz yaralar açar. Bir söz vardır, gönülden gönüle köprüler kurar; bir yetimin yüzüne tebessüm, bir muhtacın derdine çare olur. Söz vardır, dert olup yakar insanı, geceleri uykusuz bırakır. Söz vardır umudunu kaybetmiş yürekleri ferahlatır, zararlı alışkanlıkların esaretinden bir canı kurtarır. Söz vardır, kişiyi günahlara sürükler, Allah’ın rahmet ve merhametinden mahrum eder.
Dilin marifetleri olduğu kadar afetleri de vardır. Allah’ın varlığını ve birliğini inkar edip şirke bulaşmak, doğruyu terk edip yalana sarılmak dilin en büyük afetlerindendir. Masum bir insana iftira atmak, sayılı nefeslerimizi dedikoduyla tüketmek, insanların arasını bozmak için laf taşımak dilin iflasıdır. Şakayla da olsa insanın onur ve şahsiyetine dil uzatmak, hakaret etmek, dilin telafisi mümkün olmayan halleridir.
Peygamberimiz Sav. “Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır söylesin ya da sussun.” buyurarak dilimize sahip çıkmayı bizlere emretmektedir.
Dilin afetleri sadece gerçek hayatla sınırlı olmayıp, dijital mecralarda da dilin yol açtığı nice günahlar, nice haramlar vardır. Yalan, iftira, gıybet, ve küfürlü sözler gerçek hayatta nasıl haramsa sanal ortamlarda da aynı şekilde günahtır, haramdır. İnsanları töhmet altında bırakan, ötekileştiren, hedef gösteren, onurlarını kıran, haysiyetlerini inciten her türlü söz gerçek hayatta nasıl kul hakkı ihlali ise, sanal alemde de aynı şekilde kul hakkı ihlalidir. Doğruluğundan emin olmadığımız bir bilgiyi sosyal hayatta paylaşmak nasıl büyük bir vebalse, dijital mecralarda da paylaşmak aynı şekilde büyük bir vebaldir. Hele hele yalan haberlerle insanları galeyana getirmek, toplumun huzurunu kaçırmak, milletimizin birlik ve beraberliğini bozmaya çalışmak apaçık bir nifak, büyük bir günahtır.
Bir ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında yaptıklarını gözetleyen ve kaydeden hazır bir melek bulunmasın.” Öyleyse ağzımızdan çıkan her kelimeye dikkat edelim. İnsanlar arasındaki sevgi ve muhabbet bağlarını koparan, nefret ve düşmanlıklara sebebiyet veren her türlü sözden kaçınalım. Ailede, komşuluk ve akrabalık ilişkilerinde, işyerinde, trafikte, hasılı hayatın hiçbir alanında sözlerimizle kimseye zarar vermeyelim. Elinden ve dilinden emin olunan müslümanlar olalım. İslam’ın güzelliğini lisanımıza yansıtalım. Allah Resulü Sav. “Güzel söz sadakadır.” hadis-i şerifi düsturumuz olsun. Sözlerimiz; gönülleri diriltsin, yürekleri sevindirsin, kalpleri sükunete erdirsin.
Netice olarak; insanın dilini tutması ve gereksiz yere konuşmaktan kaçınmak, temel felsefemiz olmalıdır. "Söz gümüşse, sükut altındır" şeklinde bir deyim de bu anlayışı, bu sözlerimizi destekler mahiyettedir. İnsan oğlu iç huzurunu bulabilmesi için, dilini dikkatli kullanması gerekmektedir. Sonuç olarak; DİL, kalbin bir yansıması olarak kabul edilir ve manevi gelişim için oldukça önemlidir.
Rabbim, kalbimi ve dilimi nefsani arzulardan arındır, bizleri "La ilahe illallah" ın sırrına mashar eyle.
Dilimden ve gönlümden her türlü kötü sözün zahir olmamasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Rabbim cümlenizden razı ve hoşnut olsun.
Kalın sağlıcakla.
Mustafa AYALTI
İstanbul, 17 2026