Değerli dostlar; aşk Allah'ın insanoğluna lütfettiği en güzel hediyelerdendir. Bundan dolayıdır ki Koca Yunus'un deyimiyle "kıymetli nesnedir aşk" İnsan oğlunda sevgi olmasa bu alemde hiçbir şey olmazdı. Gördüğümüz her şey sevgiden doğmuştur, sevginin eseridir, sevgidendir. Allah cc. Cenabı Resulullah Efendimize hitaben "Ey Habibim, seni sevmeseydim bu kâinatı halk etmezdim" buyuruyor.
Aslında Allah, kendi Zat'ında, kendi Zat'ını, kendi Zat'ıyla sevdi. Bu sevginin neticesinde Allah, kendisini seyretmek için, kendi Zat'ından halkettiği aynaya Nur-u Muhammed dedi. Yani "Ahad" olan "Mim" koyarak Ahmed ismi ile aynileşti.
Bu kâinatın varlığına sebeb olan Cenabı Resulullah Efendimiz'den, yani O'nun ruh-u manevilerinden Hz. Âdem ve nesli dünyaya gelip, üreyip çoğalmışlardır. Bu sevgi mayasından üreyip çoğalan mahlukatın hepsinde bu sevginin mayası mevcuttur. Bu sevgi ile insan Rabbini, Peygamberini, ebeveynlerini, evladını, dostlarını ve kâinatı sever.
Arifler gerçeği bildikleri için bu sevginin ardındaki mutlak sevilenin Hakk olduğunu bilirler ve bundan dolayıdır ki hiçbir gönülü incitmemeye bakarlar. Sevginin hakikatini bilmeyenler ise sevgiyi aşık olduklarından, aşık olduğunun hakikatini bilemediklerinden, aşık olduğu nesnelerden bilirler. Bundan dolayıdır ki "Kıymetli nesnedir aşk" diyen Yunus Emre'yi anlamakta zorluk çekeriz.
"El-Vedud" esması; Allah'ın en güçlü isimlerinden biridir. Vedud ismi Yüce Rabbimizin sevilen, sevilmeye lâyık olan, gerçek ve tek varlık olduğunu anlatır bizlere. Kullarını seven, onlara rahmet ve bereketini lutfeden, sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya en çok lâyık olan demektir el- Vedud. Bu özellikleri ile insana yansıyan Vedud, yaşanabilecek en güçlü hallerden birisidir.
Kuran'ı Kerimde mealen Allah: "Siz Rabbinizin magfiretini isteyin. Sonra O'na tövbe edin. Muhakkak ki benim Rabbim, rahmet nuru gönderen Veduď dur." (Hud-90) buyurur. Demek ki aşkın, sevginin bir ismi olan "Vedud" Allah'ın bir nuru imiş. Allah, aşkı dahi aşkla yaratmıştır. Aşk kalbe dolunca orada bulunan gayrı sevgileri yakıp kül eder. Aşk kalbe dolunca orada yalnız "AŞK" kalır.
Allah aşkı bir kulun gönlüne nakşedilmişse, o kulundan kâinata sevgi ile bakılmaya başlamıştır. Aşık, baktığı ve gördüğü her şeyde Hakk'ın şe'enlerini, güzelliklerini ve mevcudiyetini arar. Aşığın bu hali Rabbinin çok hoşuna gider ve aşığa baktığı şeylerden kendi tecellilerini seyrettirmeye başlar. İşte bu sevginin gücüdür; maşuk'un, aşığa mükafatıdır.
Maşuk da aşığını sevmeye başladığı zaman, ilginçtir ki bu sefer roller değişir, aşık maşuk olur, maşuk da aşık olur. Çünkü artık gönüller bir olmuştur, kalpler bir olmuştur. Seven ve sevilen bir olmuştur. Bu hali Yunus Emre: "Biz sevdik aşık olduk / Sevildik maşuk olduk" diye ifade eder. Artık maşuk aşığın gönlüne taht kurmuştur. Özlem bitmiştir, vuslat gerçekleşmiştir. Senlik benlik ortadan kalkmış, iki vücut "BİZ" olmuştur.
Şimdi muhabbet zamanıdır. Aşık maşuk birbirlerinde "hiç" olup, AŞK baki kalmıştır. Çünkü aşk Allah'tır. Ve buradan da anlaşılacağı gibi aşk, Cenabı Hakk'ın insan gönlünde kendinden kendisini sevmesidir. Sıfatlar ne olursa olsun, işin hakikatinde sevmeye ve sevilmeye lâyık olan yegane varlık Vedud olan Allah'tır.
Selam ve dua ile kalınız. Aşk ola, aşk olsun
Enver EFE
İstanbul, 14 Kasım 2025