16 Mart 2026
28 Ramazan 1447
halveti
MENÜ
SOHBETLER HAZRET-İ MUHAMMED'IN
(S.A.V) HAYATI
SEVGİLİ PEYGAMBERİM KUR'AN-I KERİM İLMİHAL İSLAM VE TOPLUM 40 HADİS HADİS-İ ŞERİFLER OSMANLICA SÖZLÜK RÜYA TABİRLERİ BEBEK İSİMLERİ ABDÜLKADİR BİLGİLİ
(SEBATİ) DİVANI
NİYAZİ MISRİ DİVANI HİKMETLİ SÖZLER KUR'AN-I KERİM ÖĞRENİYORUM KUR'AN-I KERİM (SESLİ ve YAZILI) SESLİ ARŞİV İLAHİLER KVKK ve GİZLİLİK POLİTİKASI
İSLAM ve TASAVVUF
TASAVVUFUN TARİFLERİ TASAVVUFUN DOĞUŞU TASAVVUFUN ANADOLU'YA GİRİŞİ HALVETİLİĞİN TARİHİ HALVETİLİĞİN TARİHİ GELİŞİMİ HALVETİLİĞİN TÜRK TOPLUMUNDAKİ YERİ HALVETİYYE SİLSİLESİ PİRLERİMİZİN HAYATLARI MEHMET ALİ İŞTİP (VAHDETİ) ABDÜLKADİR BİLGİLİ (SEBATİ) İBRAHİM GÜLMEZ(KANÂATÎ)
EHLİ - BEYT
EHL-İ BEYT KİMDİR? EHL-İ BEYTİ SEVMEK
RESÛLULLAH'I SEVMEKTİR
EHL-İ BEYT EMANETİ RESÛLULLAH'TIR EHL-İ BEYTİN HALİ NUH'UN GEMİSİ GİBİDİR EHL-İ BEYT OLMAK HEM NESEBİ HEMDE MEZHEBİDİR
ONİKİ İMAMLAR
HZ. İMAM ALİ K.A.V RA HZ. İMAM HASAN-I (MÜCTEBA) HZ. İMAM HÜSEYİN-İ (KERBELA) HZ. İMAM ZEYNEL ABİDİN HZ. İMAM MUHAMMED BAKIR HZ. İMAM CAFER-İ SADIK HZ. İMAM MUSA-İ KAZIM HZ. İMAM ALİYYUL RIZA HZ. İMAM MUHAMMED CEVAD (TAKİ) HZ. İMAM ALİ HADİ (NAKİ) HZ. İMAM HASAN’UL ASKERİ HZ. İMAM MUHAMMED MEHDİ






İNSAN KENDİSİNE ZULMEDER Mİ?


İnsan kendisine zulmeder mi? Allah, bu kainatta yarattığı birçok mahluk dan daha güzel, daha zeki, daha üstün olan insanı kendisine peygamber, kendisine muhatap, (kul) kendisine halife, kendisine veli olarak yaratmış ve bu alemi insanla müzeyyen kıldım (ziynetlendirdim, süsledim) buyurmuşlardır.

Allah, bu alemde her ne yarattı ise insana hizmet için yarattı, Peygamberlerini insana hizmet için, melekleri insana hizmet için, semavi kitapları insana hizmet için, dini de insana hizmet için ve hatta insanı dahi insana hizmet için yarattı.

Bunun karşılığında insandan tek bir şey istedi! Beni bilin, yalnız bana kulluk edin sonra da Rabbinize şükredin buyurdu.

İnsana hizmet için yarattığı her şeyin (eşyanın) hakikatini de insana öğretti. Esmanın küllüsünü insana talim ettirdi. Bu kadar nimetlerle donatılan insan kendisine zulmeder mi? Allah Hz. Âdem'i ve eşini cennette bolluk ve bereket içinde yaratmasına rağmen, onlara sadece "bu yasak ağaca yaklaşmayın, onun meyvelerinden yemeyin" diye buyurdu. Buna rağmen onlar, bu kadar bolluk içerisindeyken meraklarına yenildiler ve Allah'ın emrine karşı gelip yasak meyveyi yediler. Meyveyi yer yemez ikisi de cennetteki yaşantılarından oldular.

Dünya dedikleri hiç bilmediği bir aleme birbirlerinden ayrı ayrı gönderildiler. Bir meyve için İnsan, hiç kendisine zulmeder mi?

Hz. Âdem as. cennetten çıkarılıp, bir de Havva'dan ayrı kalınca bir rivayate göre üç yüz yıl nedamet gözyaşı döktü. “Yarabbi ben nefsime zulmettim” diye feryad-ı figan eyledi. Sonunda Cenabı Resulullah'ın İsmi Şerifi hatırına geldi de, duasında: "Ya Rabbi Cennetin kapısında ismini gördüğüm Muhammed hürmetine beni bağışla" diye dua edince affa mazhar oldu.

Rabbimiz Kur'an'ı Kerim'de Yunus as. Yakup as. gibi benzer çok misaller veriyor, hepsi de bir şekilde çilelere duçar olmuşlar, sabredemeyip görev yerlerini terk etmişler, sorumluluklarını ihmal etmişlerdir. Sonra da sıkıntıya düştükleri vakit, yine Rablerine yönelmişler ve nedametle "Ya Rabbi, biz nefsimize zulmettik, Sen bizi bağışlamazsan bizler kaybedenlerden oluruz" diye Allah'a yalvarmışlardır.

Bu günümüzde de böyledir. Allah, "Biz size bu dini kolaylık olsun diye gönderdik" buyuruyor. Emrine uyanları da dünyada ve cennette türlü rızık ve nimetlerle mükafatlandıracağını müjdeliyor. Uymayanları ise cehennemde çeşitli azaplar ile cezalandıracağını haber veriyor. Bu kadar bolluk ve nimet varken ve bunlan bildiği halde insan hiç kendisine zulmeder mi?

İnsan her an öleceğini biliyor, hatta bazen kendi yakınlarını kendi elleri ile toprağa vermesine rağmen daha bana zaman var deyip de, nefsinin hilelerine kapılıp yine bildiğinden şaşmadan delalet ve gafletle, sonunun hūsran olacağını bile bile hayatına sorumsuzca devam ediyor. Kulluk yapmanın, Rabbinle muhatap olmanın neşv ü neması varken insan hiç kendisine zulmeder mi?

Müslümanım diyen kişi, haramı-helali, günahı-sevabı, hayrı ve şerri bildiği halde, halâ günahlarında ısrar edip, haramlarla kendisini oyalıyorsa, pişman olup, nedamet gösterip tövbe etmiyorsa, şeytanın kendisine musallat olup, ona karşı bir direnç göstermiyor. Bu esaretten, bu zulümden kurtulmak için bir çaba sarfetmiyorsa, onun Ebu Cehil gibilerden ne farkı kalır. Bu hallerde ısrar eden kişi "ben" dedikçe ilahlaşır, tıpkı nemrut gibi, firavun gibi Allah'a asi olur, dikleşir.

Allah'ın ayetlerini mazallah hafife alırlar da ayetlere sırtlarını dönerler. Bunları bile bile insan hiç kendisine zulmeder mi?

Böyle kişiler için Allah Kuran'ı Kerim'de mealen: "Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki onu hiç duymamış ve sanki iki kulağında da sağırlık varmışçasına büyüklük taslayıp küstahça arkasını döner gider. Sen onu can yakıcı bir azapla müjdele." Buyuruyor. (Lokman-7)

Yine ayni surede böyleleri için mealen: "Kim de inkar ederse artık onun inkarı seni üzmesin; çünkü onların dönüp gelecekleri yer yalnız bizim huzurumuzdur; yaptıklarının sonucunu kendilerine bildireceğiz. Allah kalplerin derinliklerindekini dahi çok iyi bilmektedir. Onlara kısa bir süre hayatın nimetlerini tattırır, sonra da onları çok ağır bir azaba katlanmaya mecbur bırakırız." (Lokman 23- 24)

Hz. Cebrail as.ın "İhtiyar ve düşkün olan anne babasına bakmayan evladın burnu yerde sürtsün" diye ettiği duaya, Cenabı Resulullah Efendimizin "amin" deyip bu duaya destek verdiğini. "Anne babanızın rızasını almadan cennete giremezsiniz; cennet, annelerinizin ayakları altındadır" hadisini duyan evlatların annelerine, babalarına itaatsizliğini, saygısızlığını yaptıkça onların bedduasını alıp, Dünya ve ahirette huzur bulamayacaklarını bildikleri halde halâ bu yanlışta ısrar edenlere şaşarım. Bu kadar kısa bir ömürde, ahiretteki hayatının zorluğunu yaşayacak olan insan hiç kendisine zulmeder mi?

Namazda iken Allah'ın huzurunda olduğuna inanan kişi, namazda iken nefsinin ona fısıldadığı şeylere takılıp kalırsa, huzurda olduğunu unutur, namazın ciddiyetinden uzaklaşırsa namaza zulmetmiş olmaz mı? Veya diğer mesul olduğu ibadetlerini yaparken, bazen kibirlenip yapmayanları su-i zan ile küçük gōrürse, kişi kendisi de kendisinin yaptığı ibadetlerine zulmetmez mi?

Bir mürşidi kâmilden inabe alıp, mürşidin şahitliğinde Allah'a söz veren talip, "Emri bil maruf, nehyi anil münker" düsturuna sadık kalarak, şirkten ve gıybetten uzak duracağına, haramlardan kaçıp halka hizmeti Hakk'a hizmet bilip yaşantısını Hakk'ın rızasını kazanmak için gayret göstereceğine, farz ibadetlerini hulûsi kalp ile vaktinde ve zamanında yapacağına söz verip, gayret eder.

Mürşitten inabe aldıktan sonra mürşit senin kendi gerçeğine ulaşabilmen için sana bir hizmet verir. Sana sunulan bu hizmete karşılık sen eski alışkanlıklarından vaz geçmezsen, halâ eski alışkanlıklarını, eski bildiklerini, eski zanlarını, eski hatalarını tekrar edip durursan, sana verilen emeklere zulmetmiş olmaz mısın?

Kişiye ilmi ledün cevherinden hakikat sırları anlatılır. Kur'an'ın manasını, ayetlerdeki hikmetleri, tasavvufun inceliklerini, zikrin önemini velhasıl başka hiçbir yerde duyamayacağı muhabbetlerden feyz alıp hayatına uygulamayan kişi, bu ilme zulmetmiş olmazmı?

Artık nefisle cihada başlayan ve "ben" şirkinden kurtulabilmenin mücadelesini yapan kişi, kendisini tanıdıkça kendi özünün Hak'tan ayrı bir varlık olmadığının irfaniyeti ile kendisini Hak'tan ayrı bir varlık olarak görmez. Bunu bildiği halde hâlâ "ben" diye ortaya çıkarsa bunun şirk olduğunu bilmesi gerekir. Her şeyi affeden Rabbimiz şirkin büyük günah olduğunu buyuruyor. Her şeyi bildiği halde bile bile İnsan, hiç kendisine zulmeder mi?

Senin fani bedeninde fiilleri ile fail, sıfatları ile mevsuf, Zat'ı ile mevcut olan Allah, can veya ruh dediğimiz Hakk'ın öz varlığıdır. Eğer buna inanıp iman ettiysen, halâ bütün enaniyetin ile "ben" şirkinde ısrar edersen, kendi vücuduna zulmetmiş olmazmısın? Eğer bunu biliyorsan, insan hiç kendine zulmeder mi?

Şeytan Âdem'e as. secde etmeyerek huzurdan kovulanlardan oldu; dünyada ve ahirette en büyük zulmü göreceklerdendir. Böyle olmakla birlikte bir hikmet tahtında Allah'tan kıyamete kadar mühlet istedi, inananları saptırmak ve onların cennete girmelerine engel olabilmek için kendisine yandaş topluyor.

Kişi bu dalalete bazen bilerek isteyerek bazende  şeytan nefsinin arzularını şirin göstermesiyle düşer. Baştan çekinerek yaptığı bu işler sonraları ona normalmiş gibi gelir de, bir de kendisine haklılık payı çıkarır. İnsan kendisine zulmeder mi?

"Ey insanlar! Rabbinize saygısızlıktan sakının; hiçbir babanın evladından fayda göremeyeceği, evladın da babasından hiçbir yarar sağlamayacağı bir günden korkun. Allah'ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O, yoldan çıkarıcı da (şeytan) Allah hakkında sizi aldatmasın." (Lokman- 33)

Ey nefsim; artık bu gafletten uyanmayacak mısın ....

Selam ve dua ile kalınız.

 



Enver EFE
İstanbul, 04 Kasım 2025




Derneğimiz
Mekke Canlı Yayın
Medine Canlı Yayın
Eserlerimiz
İlahiler
Sure ve Namaz
Namaz Kılmayı Öğreniyorum
Tecvid Dersleri
SON EKLENENLER
GÜNÜN AYETİ
Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
(Bkz. Ahzab, 33)
ÖZLÜ SÖZLER
  • Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir.
  • Adem "ben hata yaptım beni bağışla " dedi, İblis ise" beni sen azdırdın" dedi ya sen!... sen ne diyorsun?
  • Edep, söz dinlemek ve gönle sahip olmaktır.
  • Güzelliğin zekatı iffet ve edeptir. (Hz. Ali)
  • Zeynel Abidin oğlu Muhammed Bakır'a "Ey oğul, fasıklarla cimrilerle yalancılarla sıla-i rahimi terk edenlerle arkadaşlık etme." diye buyurmuştur.
  • Kemalatın bir ölçüsü de halden şikayet etmemektir.
  • En güzel keramet gönlü masivadan arındırmaktır.
  • Alem-i Berzah insanın kendisidir.
  • Zahir ve batının karşılığı aşk-ı sübhandır.
  • Mutaşabih ayetler ledünidir.
NAMAZ VAKİTLERİ