İnsanlar ki, seni kabul etmiyor, Allah hiç kabul etmez. Kulluğun onayı, insanların onayından geçer. Halk ile uzlaşamayan Hak ile yakınlaşamaz. Bu bir gerçektir. Eğer bu halk pazarında Hak ile alışveriş yapmazsan, Hak ile dost olmanın şansını ebedi yakalayamazsın.
Bu kulluk sahnesi tekrarı olmayan, tek perdelik bir sahne. Ölüm bir nefes kadar bize yakın. Her nefesi son nefes bilmeliyiz. Her nefesini son nefes gibi bilen insan, her adımını son adım gibi atar, her adımda Hak rızalığını gözetir. Kimse incinmesin diye, söyleyeceği her sözü yedi boğumda süzer.
Bu manada, kulluk sadece bu mudur? desek tabi ki, bu değildir. Fakat insan, ahlakı yapısında böyle bir Muhammed-i ahlak oluşturmadıysa, onunla ahadiyetin sırları dahi paylaşılsa, kişiye hiçbir fayda sağlamaz. Bu kulluk zahir-batın bütünlüğü içerisinde tevhidi bir şuurla yaşanmadıkça netice hasıl olmayacak.
Şeriatta, ahkâmı ilahiye tam bir riayetle yani şeriatı ihlal ve ihmal etmeden yaşamaya çalışacağız. Hakikatte ise tebeddül ve tagayyür ederek yani değişerek gelişmek, kulluğu ihsan mertebesinde yaşamanın gayretinde olacağız.
Rükûa eğilmeden secdeye gitmek namazın rüknünü bozar. Namazın rekatını rükünler belirler. Buna riayet etmediğin zamanda namazın içeriği olduğu gibi bozulmuş olur. Eğer hayatı yaşarken tenezzülden ve tevazudan uzak yaşarsan kulluk adına ne yaparsan yap hepsi geçersiz olur. Namazı doğru okursan kulluğu doğru okumuş olursun.
Namazı güzel kılarsan daim salatı güzel anlamış ve güzel yaşamış olursun. Hiç rükûsuz secde olur mu? İnsana tenezzülü olmayanın Allaha secdesi olur mu? Sen Ademe tenezzül etme, Ademi kabul ettim de. Olmaz böyle bir şey.
Dostlar, bizler her türlü işimizi inancımıza göre şekillendirmeliyiz. Allah’ı ve Resulünü önceleyecek duruşta hayatı yaşamanın gayretinde olmalıyız. Eğer kendimizi tevhidi bir şekilde programlayamazsak, dini kendimize uydurmaya kalkarsak sadece yorulmuş oluruz.
Muhabbetin kazası yoksa biz de bu konuda kaza etmemeye çalışalım. Ne olacaksa, bu birlik ve beraberlikten olacak. Muhabbet meclislerinde ki muhabbetleri ve sohbetleri anlamakla birlikte önemli olan, o ortamda bulunmaktır. Zira
muhabbetin ve kardeşliğin feyzinden istifade etmek, anladıklarımızdan ziyadedir. Unutmayalım ki bizim tevhidi yaşantımız ihlasımız ve vefamız çok önemlidir.
Zira hadisi şerifte “Allah'ın kulları arasında öyleleri var ki, peygamber ve şehit değildirler, ama kıyamet günü Allah katındaki mevkilerinden dolayı peygamberler melekler ve şehitler onlara imrenirler.” Sahabeden bazıları “Ya Resulallah, onlar kim? Bize haber verir misin?” dediler. Allah Resulü “Onlar, aralarında alıp verdikleri bir mal ve akrabalık olmadığı halde sırf Allah için birbirlerini sevenlerdir”. Diye buyurdu.
Sohbet meclisleri ihsan ve irfan meclisleridir talip bu meclislerde irşat olur. Talip muhabbet ile duygu ve düşünce kirlerinden, arınma hali yaşar. Bu tür meclislerde mana abdestimizi tazeliyoruz. İkrarımızı tazeliyoruz. İmanımızı tazeliyoruz, sevgimizi tazeliyoruz. Birbirimizi Allah için seviyoruz. Yakın olmaya çalışıyoruz. Bu meclislerdeki yakınlık ve tanışlık ebediyetteki yakınlığın ve tanışmanın provası gibidir.
Yunus Emre’nin buyurduğu gibi;
”Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım.
Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.”
Biz karşılıksız, her şeye rağmen kul olalım. Kulluk sahnesinin tekrarı yok. Bu kulluk sahnesini bahane üretmek için değil, ziyadesiyle istifade edebilmek için bir ganimet olduğunu unutmayalım. İnşallah Rahmana muhatap olmanın, kadrini kıymetini bilenlerden ve bu dünya imtihanında zamanı doğru kullanarak, doğru değerlendirenlerden olalım.
Bir tohumu toprağa ektiğimiz zaman onu terk edip gidemezsin. Onun gübresini vereceksin, suyunu vereceksin, çapasını yapacaksın, o fidan zuhura geldiği zaman, kırılmaması için destekleyeceksin. İlacını yapacaksın. Onu budamayla şekillendireceksin. Ta ki, verime dönene kadar onu sürekli destekleyeceksin. Ondan sonra da yine takip edeceksin.
Hasılı inandık, iman ettik demekle bu kulluk bitmiyor. Kulluğumuzu sürekli aşk ile sevgi ile muhabbet ve tekamül ile desteklemeliyiz. Beşer olduğumuzu her lahza hafızamızda canlı tutalım. Eğer eniyetimizden dolayı beşer olduğumuzu unutursak farkında olmadan ilahlaşırız. Yani beşer olmazsak ilah oluruz. Vesselam.
Rabbim kulluğumuzu rızasına matuf eylesin. Rabbim bizleri insanlığın hizmetinde hadim olan sadıklardan aşıklardan ve hayrül beşer eylesin.
Ali BEKTAŞ
İstanbul, 15 2025