Dünya kuruldu-kurulalıdan bugüne kadar yaratılan her şey; tevhidin ve Nur-u Muhammed’in devamı içindir. Bu güne kadar gönderilen bütün Peygamberler ve ilahi kitaplar hep nur-u tevhidin, ‘lâ ilahe illallah’ gerçeğinin anlatılması ve anlaşılması içindir.
Bunun için de bütün Peygamberler bu kutsal görevin hizmetine kendilerini adamışlardır. Bu kutsal dava için Allah, bütün Peygamberlere Ebu Bekir meşrepli sadık dostları yardımcı, Ebu cehil yaradılışlı kimseleri de muhalif ve kâfir
olarak yaratmıştır. Kimilerini de Hz. Ali gibi özün özü, sırrın sırrı ‘evlâdı Resul’ olarak yaratmıştır. Bu yaratılış ve halkiyet kıyamete kadar sürüp gidecektir.
Günümüzde bu asli görevi ‘evlâdı Resul’ler üstlenmişlerdir. “Lâ ilahe illallah” gerçeğini, ilm-i tevhidi ve nur-u tevhidi Cenabı Resulullah’ın ahlakı, ve sünneti üzere insanlara kıyamete kadar anlatacaklardır. Efendim Aziz İbrahim Kanati de bu kutsal görevi üstlenen ‘evladı Resûl’dür. Bu gibi özel şahsiyetler bu âlemin kandilleridir. “Sirac-ı Münir” (nur saçan kandil) leridir. Hiç birisi ‘bize gel’ diye kimseyi davet etmezler fakat onlardaki kandilin nurunu gören müntesiplerine de bu ilmi ve islâmı en güzel şekilde anlatıp, herkesin kendi gerçeğine giden yolun kapılarını göstermişlerdir.
Bu yolda, kendi gerçeğine yolculuk yapmak isteyenlere, kendi iç âleminde asliyetini, huzuru ve tevhidin sırrını arayanlara ilk önce sevgiyi ve hizmeti anlatıp, her şeyin sevginin, aşkın neticesinden zuhura çıkacağını öğretirler. Çünkü, kendini sevmeyen kâinatı sevemez, kendisiyle barışık olmayan hiç kimseyle barışık olamaz. Kendi iç âleminde huzuru bulamayan hiçbir yerde huzur bulamaz diyerek, önce insanın gönlüne girebilmeyi, gönüller yapmayı tavsiye etmişlerdir.
Kur’an’ın ışığında insanlığa adanmış bir ömür
Efendim İbrahim Kanati, (Gülmez) Bugün Yunanistan sınırları içinde olan Gümülcine şehri, Şapçı ilçesine bağlı, Aşağı köyünün, Yukarı mahallesinde 1935 yılında dünyaya gelmiştir. Haliloğlu sülalesinden olup, Babası Ali, annesi Hanife hanımdır. Ailenin en büyük oğlu olup, üç erkek, bir kız olmak üzere dört kardeştir.
Küçük yaşlarda dayısı, Hafız Mehmet Efendi’den Kur’an’ı Kerim’i talim ederek hafızlık eğitimini tamamlamıştır. 1954 yılında eşi Şerife Hanım ile yaşamlarını birleştirmişlerdir. 1958 yılının Eylül ayında üç yaşındaki kızını da yanlarına alarak çeşitli meşakkatler içinde bir gecede Anavatanı olan Türkiye’ye gelip, İstanbul’a yerleştiler.
Efendim İbrahim Kanati, zaman zaman katıldığı tasavvuf sohbetlerinden Kur’an’ı Kerim’in hikmetini ve natık yönünü tahsil etme arayışına girmiştir. Arzu ettiği bu ilmi 1961 yılında İzmir’den İstanbul’a gelen, manevi ilimlerde çok
değerli bir şahsiyet olan Sayın Mehmet Ali İŞTİP den tahsil etmeye başlamıştır.
1962 yılında Hac yolculuğuna çıkan Mehmet Ali İŞTİP, hac farizasından sonra orada rahatsızlanıp Hakk’a yürümüş ve Mekke’de defnedilmiştir. Yarım kalan eğitimini emanet edildiği Kur’an’ı Natık ve Mutasavvuf olan Sayın AbdulKadir BİLGİLİ’ den tahsil etmiştir.
İbrahim KANATİ, kısa sürede seyr-i sulûkünde büyük mesafeler kat etmiş, 1977 yılında Hakk’a yürüyen Abdul Kadir BİLGİLİ’ nin yerine Post’nu Şinis olmuştur. Bu konuda yaşamış olduğu devrin saygın şahsiyetlerinden biri olup, ömrünün sonuna kadar da bu ilmi arzu edenlere fisebilillah tahsil ettirmiştir.
Efendim İbrahim Kanati, sade ve mütevazi bir hayat sürmesine rağmen, ilmine, irfanına, fazlına, faziletine, maddi-manevi asaletiyle kendisine intisap edenlerin, kendisinden maddi-manevi yardım bekleyenlerin ellerini boş çevirmemiş, almadan vermiş, cömertliğini, feragatini, tevazuunu, vefasını, sabrını, sadakatini, merhametini, adaletini eksiksiz bir insanlık tablosu içinde toplayıp etrafını aydınlatarak hizmetini sunmuştur.
Gönül neşvesinin tadı dilinden
Lezzetini aldık Elhamdülillah
Lebbi şüker sözün ledün ilminden
İhsanına erdik Elhamdülillah
Günümüz Anadolu coğrafyasının her karış toprağını sevip, taşına toprağına nazar eder, İslâm’ın Sancaktarlığını üstlenen gerçek bir Âlperendir. Bu zevkle, bu anlayışla gerçek vatansever dervişler yetiştirmiş, İlm-i Ledün yolunda, Kur’anın ışığında halka hizmeti, Hakk’a hizmet bilip bu yolda ömrünü vakfetmiştir.
Efendim İbrahim Kanati, her sözü natık-ı Kur’an, her hali Sünnet-i Resulullah, Ehlibeyt aşığıydı. İstişareye çok önem verir, bir iş yapılacağı zaman herkesin fikrini alır, ehline danışırdı. Bizlere de istişareyi tavsiye eder, “alınan ortak kararda Allah’ın rızası vardır” buyururdu.
Her bir sözün ayet Kur’an’dır senin
Kemalin âleme burhandır senin
Cemalin bizlere ihsandır senin
Sonsuz hamd ederiz Elhamdülillah
Çocukları çok sever, onlarla birer yetişkin gibi konuşur, mümkün olduğu kadar onlara hediyeler verir, Allah ve Resulünün sevgisini çocuklara öğütlerdi. “Bunlar bizim geleceğimiz, Nur-u Muhammed’in devamını, İslâmın sancaktarlığı
nı bu yavrularımız yapacak” diye buyururdu.
“Kâinatta en değerli varlık insandır, yere göğe sığmayan Allah, ancak bir müminin gönlüne sığmış, sakın insan gönlü kırmayın, insan gönlü kırmanın Kâbe’yi yıkmak gibi sorumluluğu var.” Diye buyururdu. Bu yüzden insana ve insanlığa çok değer verirdi.
İsm-i azamdır arşın direği
Beyt-i Mamurdur mürşit yüreği
Kâbe-i şeriftir mürşit cemali
Tavafımız ettik Elhamdülillah
Yaşamın son yıllarını çok sevdiği Edremit, Altınoluk beldesinde yaşarken, 18.10.2002 Cuma günü Narlı Köyü camiinde ikindi namazını ifa ettikten sonra beklenmedik bir kalp krizi sonucu Hakk’a yürümüştür. Kabri şerifi İstanbul Başıbüyük kabristanlığındadır.
“Selam olsun O’nun beğenip seçtiği kullarına” (Neml 59)
Selam ve dua ile kalınız.
Enver EFE
İstanbul, 21 2025