22 Şubat 2024
12 Şaban 1445
halveti
MENÜ
SOHBETLER HAZRET-İ MUHAMMED'IN
(S.A.V) HAYATI
SEVGİLİ PEYGAMBERİM KUR'AN-I KERİM İLMİHAL İSLAM VE TOPLUM 40 HADİS HADİS-İ ŞERİFLER OSMANLICA SÖZLÜK RÜYA TABİRLERİ BEBEK İSİMLERİ ABDÜLKADİR BİLGİLİ
(SEBATİ) DİVANI
NİYAZİ MISRİ DİVANI HİKMETLİ SÖZLER KUR'AN-I KERİM ÖĞRENİYORUM KUR'AN-I KERİM (SESLİ ve YAZILI) SESLİ ARŞİV İLAHİLER
İSLAM ve TASAVVUF
TASAVVUFUN TARİFLERİ TASAVVUFUN DOĞUŞU TASAVVUFUN ANADOLU'YA GİRİŞİ HALVETİLİĞİN TARİHİ HALVETİLİĞİN TARİHİ GELİŞİMİ HALVETİLİĞİN TÜRK TOPLUMUNDAKİ YERİ HALVETİYYE SİLSİLESİ PİRLERİMİZİN HAYATLARI MEHMET ALİ İŞTİP (VAHDETİ) ABDÜLKADİR BİLGİLİ (SEBATİ) İBRAHİM GÜLMEZ(KANÂATÎ)
EHLİ - BEYT
EHL-İ BEYT KİMDİR? EHL-İ BEYTİ SEVMEK
RESÛLULLAH'I SEVMEKTİR
EHL-İ BEYT EMANETİ RESÛLULLAH'TIR EHL-İ BEYTİN HALİ NUH'UN GEMİSİ GİBİDİR EHL-İ BEYT OLMAK HEM NESEBİ HEMDE MEZHEBİDİR
ONİKİ İMAMLAR
HZ. İMAM ALİ K.A.V RA HZ. İMAM HASAN-I (MÜCTEBA) HZ. İMAM HÜSEYİN-İ (KERBELA) HZ. İMAM ZEYNEL ABİDİN HZ. İMAM MUHAMMED BAKIR HZ. İMAM CAFER-İ SADIK HZ. İMAM MUSA-İ KAZIM HZ. İMAM ALİYYUL RIZA HZ. İMAM MUHAMMED CEVAD (TAKİ) HZ. İMAM ALİ HADİ (NAKİ) HZ. İMAM HASAN’UL ASKERİ HZ. İMAM MUHAMMED MEHDİ






FENA’DAN BEKA’YA…


Allah cc. Rahman Suresi Ayet 26-27’de,’’Yeryüzünde bulunan her şey fenâ bulacak; yalnız celal ve ikram sahibi Rabbinin zatı baki kalacaktır." Diye buyurmaktadır.

Fena ve beka sözcüklerinin lügat manalarını tahlil edecek olursak fena yokluk, hiçlik ve geçici olmak anlamına geldiği gibi; beka, kalıcı ve daimî olmak anlamına gelen Kur'an kaynaklı tasavvufi bir kavramdır. Halveti yolunda seyri sülük halinde olan kimselerin çıktığı yolculuk, bahse konu bu iki hal mertebe üzerinedir. Şimdi biz, bu iki hal mertebenin bize yansımalarını Sultanımızın himmetleriyle arz etmeye gayret edelim inşallah.

Bizler startımızı fenadan aldık, yolculuğumuz bekaya doğrudur. Bu yol; sonu olmayan doğru bir yoldur. Fenayı, kulun kendi faaliyet bilincini kaybetmesi ile birlikte, yerine fail olarak ALLAH (cc.)’ın geçmesi olarak zevk etmemiz gerekmektedir. Kulun kendi fiilinin olmadığını bilmesi diye de ifade edebileceğimiz bu hal de kulun yerine ALLAH kaim olur. ALLAH görür, Allah duyar, Allah tutar. Bu suretle de "Ben kulumu sevince onun gören gözü, konuşan dili, tutan eli, yürüyen ayağı olurum." hadis-i kutsisi gerçekleşmiş olur. Aslında herkes ve her şey ALLAH ile kaimdir. Çünkü yegâne fail-i mutlak O' dur.

Malumunuz olduğu üzere Allah (cc.) Kur’an-ı Kerim’inde ‘’Her fiilin faili, Cenab-ı Hak’tır’’ diye buyurmaktadır. Ancak insanların gönlü masiva perdesiyle perdeli olduğundan bu gerçeğe arif olamazlar. Ama insan, Hadis-i Kudsi’de söz edilen biçimde ibadet, taat ve zikirle bu hakikatin farkına varırsa ALLAH ile o kadar meşgul olur ki sonunda benlik şuurunu kaybeder ve kulun benlik şuurunun yerine ALLAH geçer. Bu hale zikirle erişilirse buna, "El-Fena Fi'l- Mezkur" ; muhabbetle erişilirse "El-Fena Fi'l-Mahbub" denir.

Fenanın en yüksek derecesi "Fena Ani'l-Fena"dır. Fena, ALLAH'a yaklaşmanın en ileri derecelerinden biridir. Fenanın ileri derecesi cemdir. Fenaya eren kulun yerine her zaman ALLAH geçtiği için fani olmak; tamamen yok olmak veya hiç olmak anlamına gelmez. Fenayı "gönülden dünya ve ahiret lezzetlerinin atılması ve Cenab-ı Hakk'ın rızasının yerleşmesi" bekayı da "ALLAH'dan başka her şeyin kalbden silinmesi" olarak zevk etmek mümkündür.

Cüneyd-i Bağdadi bir risalesinde fena halini şu lafızlarla izah etmektedir: "İnsanların ruhi vücudları Hak'tandır. Kendilerinde zuhur eden söz ve fiiller de Hakk'ındır. ALLAH'ın kendilerini tamamen imha edip istila etmesi halinde kendi talep ve zikirleri kalmaz; kendileri tamamen varlık duygusundan yok olmuşlardır. Hak'tan başka hiçbir şey kalmamıştır." diye buyurmuşlardır.

Damla nasıl denize karışır ve gözle görülmez hale gelirse ehl-i ihvan da öylece Hakk'ın varlığında veya küll (bir şeyin bütünü, tamamı, hepsi anlamında) içinde kaybolmak ister. Bütün kâinat da vücud bulmak için ALLAH' tan istifade ettiğinden fena fillah bir cüz'ün küll içine kavuşması olarak nitelendirmek en doğru olanıdır.

Kalbi fenaya erişmiş bir kimsenin gönlü ilahi fiillerin mazharı olur. Vahdet denizinde ifna olan salik, o denizden başka bir şey göremez. Kendisini bu denizin damlası olarak kabul eder.

Fena kavramını aşağıda arz edeceğimiz üç esas üzere izah etmemiz mümkündür.

  1. Fenâ-yı zât: Kişinin kendini yok kabul etmesi, kendinde varlık görmemesi, hakiki varlığın ALLAH olduğunu düşünmesidir.

2.Fenâ-yı sıfat: İnsanın beşeri sıfatlardan sıyrılmasıdır.

  1. Fenâ-yı fiil: Kulun fiil ve hareketlerinde bilinç ölçüsü, adem-i şuurudur.

Fenanın seyr-ü sülük sürecine göre sıralanan çeşitleri vardır. Bunlarda sırası ile aşağıda arz ettiğimiz gibidir:

  1. Fenâ fi'l-ihvan: Hakikat yolunda, ihvan ve kardeşlik sevgisini gönüle yerleştirip ihvan kardeşinin arzu ve isteklerini kendi arzu ve isteklerinin önünde tutarak, onlarla sevgiyle kaynaşmaktır.
  2. Fenâ fi'ş-şeyh: Salikin şahsi irade ve arzularını Mürşid-i Kamil’inin arzu ve iradesinde yok etmesi ve kendi arzu ve iradesinin yerine Mürşid-i Kamil’inin arzu ve iradesini koymasıdır.
  3. Fenâ fi'r-Rasul: Salikin Mürşid-i Kamil’inin fenayı yaşadıktan sonra Hazret-i Peygamber'in şahsında sevgi ve aşkla erimesi onun şahsiyetinde fena bulmasıdır. Resulullah'ın sıfat ve ahlakını benimseyip onlarla bezenmesidir.
  4. Fenâ fillah: Salikin kendi sıfat ve vasıflarından sıyrılıp ALLAH'ın sıfatlarıyla bezenmesidir. Allah’ta fani olmanın ardından ALLAH ‘ta baki olma hali ortaya çıkar. Beka bir bakıma insanın kendisinin etrafındaki halkı ve eşyayı görmemesi halidir. Nefsinde fani olan insan Hak ile baki olur. Allah’ta fenaya eren de yine O'nunla baki olur.

Sonuç olarak; hakikati asliyesinin arayışı içerisinde olan bir yol ehli; mürşidin murakebesi ve kontrolü altında ruhi gelişimine göre ibadet, taat, riyazat ve mücahede usulleriyle nefsini terbiye ederek ulaşmak istediği fena ve beka noktasına ermek ister. Efendim Hazretlerinin eserlerinde ve sohbetlerinde buyurduğu üzere "Hakk'ın seni senden öldürmesi ve yine kendisiyle diriltmesi" şeklindeki tanımlaması, fenanın en yukarı derecesini yaşayan salikin teslimiyeti ve sükunetini bizlere anlatmaktadır.

Rabbim cümlemizi fenadan bekaya erenlerden eylesin.

Rabbim cümlenizden razı ve hoşnut olsun.



Mustafa AYALTI
İstanbul, 25 Şubat 2017




Derneğimiz
Mekke Canlı Yayın
Medine Canlı Yayın
Eserlerimiz
İlahiler
Sure ve Namaz
Namaz Kılmayı Öğreniyorum
Tecvid Dersleri
SON EKLENENLER
GÜNÜN AYETİ
İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere (mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bağışlasınlar; feragat göstersinler.
(NÛR - 22)
ÖZLÜ SÖZLER
  • Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir.
  • Adem "ben hata yaptım beni bağışla " dedi, İblis ise" beni sen azdırdın" dedi ya sen!... sen ne diyorsun?
  • Edep, söz dinlemek ve gönle sahip olmaktır.
  • Güzelliğin zekatı iffet ve edeptir. (Hz. Ali)
  • Zeynel Abidin oğlu Muhammed Bakır'a "Ey oğul, fasıklarla cimrilerle yalancılarla sıla-i rahimi terk edenlerle arkadaşlık etme." diye buyurmuştur.
  • Kemalatın bir ölçüsü de halden şikayet etmemektir.
  • En güzel keramet gönlü masivadan arındırmaktır.
  • Alem-i Berzah insanın kendisidir.
  • Zahir ve batının karşılığı aşk-ı sübhandır.
  • Mutaşabih ayetler ledünidir.
NAMAZ VAKİTLERİ