Yalçın Başar
21.01.2015 08:39
|
İnsanoğlu yaradılış gereği Rabbi tarafından sınanır. Kim Rabbinden razı olursa Rabbide o kuldan razı olur. Rabbin rızalığını aramak her konuda çok önemlidir. Rızalık insanı ihlasa, tevhide ve kemalata taşır. Toplumumuzda gelenek olarak söylenen fakat derin manalar taşıyan Rabbim senden razı olsun cümlesini iyi tefekkür edelim. Kimine yardım eder yükünü taşırsın, kimini yoldan karşıya geçirirsin, kiminin halini hatrını sorarsın, kimini hastayken ziyaret edersin, kimine dardayken destek olursun, kiminin düğününde bulunursun, kiminin cenazesinde vb. işte bu güzel ahlak neticesinde Rabb senden razı olmuştur. Bu razılığı kulun dilinden dua şeklinde sana duyurur. (Allah Senden Razı Olsun)
Dost bir düğünde bir cenazede lazımdır diye söylemişti bir abimiz. Aslında iyi günde yanımızda olanlar kötü günümüzde de yanımızda olmalı ki Hakk rızalığına erişebilmeli. Yapılanlar karşılık için bir beklenti içinde olmamalı zira hüsrana uğrarız. Sebebi ise yaptıklarımızın karşılığını Rabbimiz belirler. Ve bu karşılığı iyiliği yaptığımız dostumuzdan vermeyebilir. Şekil itibarıyla karşılık aynıda olmayabilir. Zira bizim karşılık anlayışımız madden elle tutulur olmasını isteriz. İyilik yap denize at Halik bilmezse Malik bilir sözüde burdan gelmiştir.
Rabbin vermekte olduğu bir nefesin hakkını, şükrünü eda etmekten aciz iken biz hemen bir iyilik yaptıkmı karşılıkmı bekliyoruz? Rabbim bizlere verdiği niğmetleri üzerimizde görmek istiyor bu nefesi boşa aldımıyor. İstese o kuluna direk yardım eder. Burda bizi ödüllendirmek, bizi müdahil kılmak, bizim elimizden, bize verdiği güç kuvvet ile, bizden işlemek istiyor ki güzelliklerini bizlerden seyretsin üzerimizde görsün.
Sizler hayırda birbiriniz le yarışın. İnsan nasıl hayırda yarışır? Her Cuma bizim aklımıza kazınmak istenen bir ayet okur hutbe bitiminde imam. Şüphesiz Allah iyiliği, akrabaya yardımı emreder kötülükten fenalık ve azgınlıktan men eder düşünelim diye bizlere öğüt verir. İyilik ve akrabaya yardım en önemli sermayemiz olacaktır. Zira Allah iyiliği mükafatlandırırken 1’e 10, 1’e 100, 1’e 1000, 1’e 10.000 verir. Fakat kötülüklerde 1’e 1’dir bunu da erteler taki o kötülüğüne tevbe edip ondan arınmamızı bekler. Eğer o kötülüğü de terk edersek onun günahlarınıda sevaba tebdil eder.
Bir komşumuzun evladı gurbete, okula yada askere gitti ona destek olabiliyormuyuz onun duygularını paylaşabiliyormuyuz? Belki bizim hanemiz tam tekmil huzurlu fakat o ayrılık komşumuzun hanesinde bizi ne ilgilendirir diyemeyiz. Bize gösterildiyse bizim imtağınımız başladı dostlar. Bu tecelli benim içindi deyip burada bizim ne payımız var, kulluğumuzda Rabbimize olan yolculuğumuzu nasıl etkileyecek bir düşünelim.
Yine bir dostumuzun işi bozuldu çalışamıyor. Bizim işimiz tıkırında bize ne çalışsın, kazansın. Ben sabahlara kadar bu parayı kazanmak için ter döküyorum, canım çıkıyor diyemeyiz. Allah bize nasip etti, onu layık görmedi anlayışı da yanlış. Zira Allah bize vermekle o kula bizim elimizden ulaştırmak istemekte. Yine bizim hanemize sevap ve güzellikler hasıl olsun bereketlensin. O dostumuzunda derdini yükünü aldığımız için aramızda farklı bir sevgi uyandırsın diye. Bizler kendi kendimize yeten varlıklar değiliz muhtacız, ihtiyaç sahibiyiz.
Dikkat edelim dostlar yakınlarımızda hastalanan derdi sıkıntısı olan bir komşumuz var. Bir çorba kaynatmak evinin işini ihtiyacını görmek o dost ile aramızda büyük bir sevgi oluşturur. Bize gösterilen, bize duyurulan, bize isabet etmiş, her şey bizim tecellimiz bizim imtahanımızdır. Burda Rabbimiz bizi kullanmak ve daha güzelini yaşatmak, duygularımız değiştirmek, sevgisini hissettirmek, bizleri yüce makam ve mertebelere ulaştırmak istiyor. Bizler bu duygulara vakıf olduğumuz zaman hayretimiz vee hoşnutluğumuzu arttırıyor değilmi. İnsanın bi dostunu sevindirmesi, derdini paylaşması, Rabbini razı etmesiydi . İşte bizler dostlarımıza iyilik ve güzelliklerde bulununca Rabbimde bizleri bu güzel duygularla süslüyor, mükafatlandırıryor.
Sakın şöyle bi vehamete kapılmayalım bu haller bizden değil. Rabbim kimsenin kara kaşına, kara gözüne göre değer vermez. Sadece biz istersek biz yaparsek olucak haller bunlar. Rabbim kimseye aynı tecelliyi vermez, aynı duygu ve düşünceyi de vermez, aynı hal ile de hallendirmez. Burada Rabbimizn ne kadar yüce olduğunu her an ayrı bir şende olduğunu anlıyoruz. Peki neden sizler geçmiş ümmetlerin yaşadıklarını yaşamadıktan sonra cennete girebileceğinizi mi sandınız diye hitab ediyor bizlere. Evet dostlar mükerrer olarak tekrar ediyoruz altını çizerek yine; eğer herhangi bir fiil (eşde, evlatta, anada, babada, akrabada, komşuda, arkadaş ve dostlarımızın başında oluyor ise) bu tecelli bizedir, bizim içindir, bizim imtağanımız, bizim niğmetimizdir, bizim kulluk sermayemizdir.
Çevremizde eşinden, işinden, yuvasından, anne ve babasından, kardeşlerinden ayrı bir tanıdığımız varsa biz ne yapabiliriz bu onun imtanı diyemeyiz. Aslında başkalarının yaşadığı tecelliyi bizler hissedemiyoruz. Zira diş ağrısı yaşayan en yakınımız da olsa o acıyı o çekiyor. Burda bizler onun yanında olmakla, ona yardım etmekle aslında kendimize yardım etmiş oluyoruz. Zira bu tecelli boşa geçmemiş biz buradaki imtağanımızı vermişizdir ve aynı tecelliyi bizlere yaşatmaz rabbim ne olduğunu anladıktan sonra.
Uzun yol şoferleri, gemi kaptanları ve tayfaları ve işi gereği hanesinden uzak kimselerin hanelerine bir bakalım. Geride bıraktıklarının ne sıkıntısı var ne derdi var. Bu olay bizimde başımıza gelebilirmiydi evet. Aslında kimseye taşıyamıyacağı yük vermez Rabbim. Bunu onlar taşıyor fakat bizim alacağımız hisse var bu işten. Burda kulluk duruşumuz, cömertliğimiz, fedakarlığımız, vefamız sorgulanıyor. Burda kendimizin ne olduğu açığa çıkıyor, bizim nerede ve ne olduğumuz bildiriliyor. Bizim hiçbir tecelliyi boşa geçirmememiz bir an önce en yakınımızdan bu işlere başlamamız lazım.
Cenabı Resulullahın ahlakı bu minval üzeredir değerli dostlar. Yaşantısını incelediğimiz zaman kıtlık döneminde ahsab bir taş bağlanken karnına o iki taş bağlamıştır. Ehlibeytin ihtiyacı var iken daha çok ihtiyacı olanı öncelemiştir. Yoksullar isteyemez söyleyemez diye geceleri kapılarına erzak bırakılmıştır. İhtiyaç sahiplerini takip ederler onlara yardım ederlerdi. Birbirlerinin müşküllerini çözerler, onlar ile güler onlar ile ağlarlardı. Dostunun çocuklarını kendi çocuklarından üstün tutar koruyup gözetirlerdi. Hep başkalarını öncelerlerdi. Kesinlikle sofraya tek başına oturmamış. Misafire çok önem vermişlerdi.
Evet dostlar yazılıyı belki hepimiz geçeriz ama mülakat sahamız ortada.
Rabbim bizleri tevhidin zirvesinde ali zevkler makam ve mertebelere ulaştırsın. Cenabı Resullullahın Nuru ile süsleyip, Muhammedi ahlakın zuhur mekanı kılsın. Neslimizi islamın ve Kuranın devamı, bizleride hayırla yad edeceklerden eylesin. Rabbim zamanın, dostluğun, niğmetlerin varken kıymetini bilenlerden eylesin. Bütün gönül muratlarımıza nail eylesin. Dualarımızı, dua edenlerimizi çoğatsın. Rızasına kavuşan kulların zümresine ilhak eylesin. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.
|