04 Aralık 2021
29 Rebiü'l-Ahir 1443
MENÜ
SOHBETLER HAZRET-İ MUHAMMED'IN
(S.A.V) HAYATI
SEVGİLİ PEYGAMBERİM KUR'AN-I KERİM İLMİHAL İSLAM VE TOPLUM 40 HADİS HADİS-İ ŞERİFLER OSMANLICA SÖZLÜK RÜYA TABİRLERİ BEBEK İSİMLERİ ABDÜLKADİR BİLGİLİ
(SEBATİ) DİVANI
NİYAZİ MISRİ DİVANI HİKMETLİ SÖZLER KUR'AN-I KERİM ÖĞRENİYORUM KUR'AN-I KERİM (SESLİ ve YAZILI) SESLİ ARŞİV İLAHİLER
İSLAM ve TASAVVUF
TASAVVUFUN TARİFLERİ TASAVVUFUN DOĞUŞU TASAVVUFUN ANADOLU'YA GİRİŞİ HALVETİLİĞİN TARİHİ HALVETİLİĞİN TARİHİ GELİŞİMİ HALVETİLİĞİN TÜRK TOPLUMUNDAKİ YERİ HALVETİYYE SİLSİLESİ PİRLERİMİZİN HAYATLARI MEHMET ALİ İŞTİP (VAHDETİ) ABDÜLKADİR BİLGİLİ (SEBATİ) İBRAHİM GÜLMEZ(KANÂATÎ)
EHLİ - BEYT
EHL-İ BEYT KİMDİR? EHL-İ BEYTİ SEVMEK
RESÛLULLAH'I SEVMEKTİR
EHL-İ BEYT EMANETİ RESÛLULLAH'TIR EHL-İ BEYTİN HALİ NUH'UN GEMİSİ GİBİDİR EHL-İ BEYT OLMAK HEM NESEBİ HEMDE MEZHEBİDİR
ONİKİ İMAMLAR
HZ. İMAM ALİ K.A.V RA HZ. İMAM HASAN-I (MÜCTEBA) HZ. İMAM HÜSEYİN-İ (KERBELA) HZ. İMAM ZEYNEL ABİDİN HZ. İMAM MUHAMMED BAKIR HZ. İMAM CAFER-İ SADIK HZ. İMAM MUSA-İ KAZIM HZ. İMAM ALİYYUL RIZA HZ. İMAM MUHAMMED CEVAD (TAKİ) HZ. İMAM ALİ HADİ (NAKİ) HZ. İMAM HASAN’UL ASKERİ HZ. İMAM MUHAMMED MEHDİ






S harfiyle başlayan bebek isimleri


KIZ BEBEK İSİMLERİ ERKEK BEBEK İSİMLERİ

A B C D E F G H I J K L M N O P R S T U V Y Z

İsimKökeniCinsiyetAnlamı
Serad :Farsça+TürkçeErkek1. Adı başta olan.
2. Ünlü, meşhur.
Servi :FarsçaKız1. Akdeniz bölgesinde çok yetişen, yapraklarını dökmeyen, ince, uzun bir ağaç.
2. Uzun boylu.
Sahba :ArapçaKız1. Al, kızıl.
2. Şarap, özellikle kırmızı şarap.
Sırma :TürkçeKız1. Altın yaldızlı veya yaldızsız ince gümüş tel.
2. Sarı ve güzel saç.
Sina :ArapçaErkek1. Arap Yarımadasının Mısır ile birleştiği yerde bir üçgen oluşturan yarımada.
2. Bu yarımadada bulunan ve Hz. Musa´ya Tanrı sözlerinin burada geldiğine inanılan dağ.
Semir :ArapçaErkek1. Arkadaş.
2. Nitelikli.
3. Yamaç, dağ silsilesi.
Sunu :TürkçeKız1. Armağan, hediye.
2. Sunulan, takdim edilen şey.
3. Geline verilen armağan.
Sevda :ArapçaKız1. Aşk, sevgi.
2. İstek, heves, arzu.
3. Aşırı sevgiden doğan bir tür hastalık.
Sü :TürkçeErkek1. Asker, ordu.
2. Güç, kuvvet.
Süvari :FarsçaErkek1. Atlı.
2. Gemi kaptanı.
Suyurgan :Moğ.Erkek1. Bağışta, ihsanda bulunan.
2. Merhametli.
Selma :ArapçaKız1. Barış içinde bulunma, huzur, erinç.
2. Güzel, hoş kadın.
Selâm :ArapçaErkek1. Barış, rahatlık.
2. Sonu iyi ve hayırlı çıkma.
Selâhi :ArapçaErkek1. Barış, rahatlık.
2. Sonu iyi ve hayırlı çıkma.
3. Esenleme.
Sünbüle :ArapçaKız1. Başak.
2. Başak burcu.
3. Türk müziğinde bir makam.
Selva :ArapçaKız1. Bıldırcın eti.
2. Tih Çölünde bulundukları sürece İsrailoğullarına Allah tarafından kudret helvasıyla birlikte, karınlarını duyurmaları için gönderildiğine inanılan kuş.
Şimşad :FarsçaErkek1. Bir ağaç türü.
2. Uzun boylu.
Şimşek :TürkçeErkek1. Bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık.
2. Canlı, hızlı, coşkulu, hareketli kimse.
Şahbaz :FarsçaErkek1. Bir cins iri ve beyaz doğan.
2. Yiğit, cesur, kahraman kimse.
3. Atılgan, becerikli kimse.
Sanat :ArapçaErkek1. Bir duygunun, tasarının, güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tümü veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık.
2. Ustalık, hüner, beceri.
3. Yetenek.
Siret :ArapçaKız1. Bir kimsenin ahlakı, karakteri, kişiliği, davranışı.
2. Gidiş, tarz.
Sonuç :TürkçeErkek1. Bir olayın oluşturduğu başka bir olay veya durum.
2. Öz, özet.
Subaşı :Erkek1. Bir şehirde suyu dağıtımına ve şehrin su işlerine bakan kimse.
2. Çiftlik kâhyası.
Seyit :ArapçaErkek1. Bir topluluğun ileri gelen kişisi.
2. Hz. Muhammed´in soyundan olan kimse.
Sığın :TürkçeErkek1. Bir tür geyik, karaca.
2. Kuş sürüsü.
3. Şehit düşülen yer.
4. Çok, bol.
5. Saldırı karşısında sinmiş kimse.
Sal :TürkçeErkek1. Bir tür ilkel ırmak veya deniz taşıtı.
2. Boy.
3. Yel, rüzgâr.
4. Büyük sarp kaya.
5. Kıyı, kenar.
Sorgun :TürkçeErkek1. Bir tür söğüt ağacı.
2. Sıkı, sert.
3. Çok uzun ve güzel saç.
Suna :TürkçeKız1. Bir tür yaban ördeği, erkek ördek.
2. Boylu, güzel, yakışıklı.
Sanevber :ArapçaKız1. Çam fıstığı ağacı veya kozalağı.
2. Sevgilinin boyu posu.
Sargın :TürkçeErkek1. Candan, içten, yürekten.
2. Çekici, cazibeli.
3. Kapalı, puslu hava.
4. İstekli, hevesli.
Serhenk :FarsçaErkek1. Çavuş.
2. Türk müziğinde çok eski birleşik makam.
Şuayp :ArapçaErkek1. Cemaat, kabile.
2. Kızıldeniz’den çıkarılan taşlar.
3. Medyen halkına Tanrı tarafından gönderilmiş bir peygamber.
Sidre :ArapçaKız1. Cennetteki son ağaç.
2. İnsanoğlunun bilim ve sanatta ulaşabileceği son nokta.
Sarp :TürkçeErkek1. Çetin, sert, şiddetli.
2. Dik, çıkılması ve geçilmesi güç.
Sıddıka :ArapçaKız1. Çok doğru, yalan söylemeyen.
2. Hz. Ayşe’nin lakabı.
3. Hz. Meryem’in lakabı.
Şeyma :ArapçaKız1. Çok kıymetli,değerli.
2. Vücudunda ben olan.
Şehnaz :FarsçaKız1. Çok nazlı.
2. Türk müziğinin eski mürekkep makamlarından biri.
Şaylan :TürkçeKız1. Çok övünen, gururlu kimse.
2. Sevinçli, neşeli.
Sabur :ArapçaErkek1. Çok sabırlı.
2. Tanrı adlarındandır.
Şekerpare :FarsçaKız1. Çok tatlı bir kayısı türü.
2. Bir tür nakış.
3. Bir tür tatlı.
Samet :ArapçaErkek1. Çok yüksek, ulu.
2. Kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan anlamında Tanrı adı.
Serap :ArapçaKız1. Çölde uzaktan su gibi görünen ışık yanılması, ılgın.
2. Öteki dünya.
Sargan :TürkçeErkek1. Çorak yerlerde biten bir ot.
2. Bir tür balık.
Servinaz :FarsçaKız1. Dalları yana sarkan servi.
2. Uzun boylu sevgili.
Şaheser :FarsçaKız1. Değerli, üstün nitelikli.
2. Kalıcı, değerli, üstün yapıt.
Sabit :ArapçaErkek1. Değişmeyen, kımıldamayan.
2. Kanıtlanmış, anlaşılmış.
Savran :TürkçeErkek1. Deveci, devecibaşı.
2. Altın benzeri.
3. Merdiven.
San :TürkçeErkek1. Dilek, istek, arzu.
2. Şöhret, ün.
3. Nişan, alamet, iz.
Saadettin :ArapçaErkek1. Dinin mutluluğu.
2. Dini uğurlu, kutlu kılan.
Şehadettin :ArapçaErkek1. Dinin tanıklığı.
2. Dinin belirtisi, işareti.
Sedat :ArapçaErkek1. Doğruluk, hatasızlık.
2. Doğru ve haklı şey.
Sakibe :ArapçaKız1. Döken, dökücü.
2. Dökülen.
Sevik :TürkçeErkek1. Dost, arkadaş.
2. Unutkan, saf kimse.
Sabar :TürkçeErkek1. Döven, vuran.
2. Bir Türk boyu.
Saçı :TürkçeKız1. Düğün armağanı.
2. Gelinin başına saçılan şeker, arpa, para gibi şeyler.
Sağdıç :TürkçeErkek1. Düğünde gelin veya güveye kılavuzluk eden kimse.
2. Dost, arkadaş.
Sakin :ArapçaErkek1. Durgun, dingin.
2. Sessiz, kendi hâlinde.
Sehi :FarsçaErkek1. Düz, doğru.
2. Fidan gibi boy.
Say :TürkçeErkek1. Düz, tabaka biçiminde, ince yassı taş.
2. İri, büyük kaya.
3. Arkadaş
4. Su kaynağı.
5. Elçi.
Sıba :TürkçeErkek1. Düz.
2. Kaygan.
3. Kaynak.
4. Parlak.
5. Parlatılmış.
Salâh :ArapçaErkek1. Düzelme, iyileşme, iyilik.
2. Barış.
3. Dine olan bağlılık.
Selek :TürkçeErkek1. Eli açık, cömert.
2. Düzensiz, savruk.
Saliha :ArapçaKız1. Elverişli, iyi, uygun, yakışır.
2. Yetkisi ve hakkı olan.
3. Dinin buyruklarına uygun harekette bulunan.
Salih :ArapçaErkek1. Elverişli, iyi, uygun, yakışır.
2. Yetkisi, hakkı olan.
3. Dinin buyruklarına uygun harekette bulunan.
Sükûn :ArapçaKız1. Erinç, huzur, rahat.
2. Durgunluk, dinginlik.
Selâmet :ArapçaKız1. Esenlik.
2. Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvenlik içinde olma.
3. Kurtulma, kurtuluş.
Selâmet :ArapçaErkek1. Esenlik.
2.Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvenlik içinde olma.
3. Kurtulma, kurtuluş.
Saka :ArapçaErkek1. Evlere çeşmeden su taşıyan kimse.
2. Serçegillerden, başında ve boynunda kırmızı, sarı tüyler bulunan, güzel öttüğü için kafeste beslenen küçük bir kuş.
Sahire :ArapçaKız1. Geceleri uyumayan, uykusuz.
2. Büyücü, büyüleyici güzel.
Sahir :ArapçaErkek1. Geceleri uyumayan, uykusuz.
2. Büyücü
Savak :TürkçeErkek1. Geçimsiz, aksi, ters kimse.
2. Aptal, şaşkın.
3. Silah kabı.
4. Arklardaki küçük bentler.
Seyyare :ArapçaKız1. Gezegen.
2. Kervan, kafile.
Sine :FarsçaKız1. Göğüs.
2. Gönül, yürek.
3. İç, derinlik.
Sadriye :ArapçaKız1. Göğüsle ilgili, göğse ait.
2. Çocuğun anasıyla olan bağı.
Semavi :ArapçaErkek1. Gökle ilgili, göksel.
2. Tanrı'dan gelen, ilahî.
Sayvan :TürkçeErkek1. Gölge yapan siper, şemsiye.
2. Üzüm kurutmak için yapılan çardak.
Sefa :ArapçaKız1. Gönül rahatlığı, rahatlık, kaygısız ve sakin olma.
2. Eğlence, zevk, neşe.
Sürmeli :TürkçeKız1. Gözleri sürme çekilmiş gibi güzel olan kimse.
2. Bir tür buğday.
Sıdal :TürkçeErkek1. Güç, kuvvet, dayanıklılık.
2. Olgunlaşmaya, erginleşmeye başlayan.
3. Öfkeli, sinirli.
Sincan :TürkçeKız1. Gülgillerden, Doğu Anadolu Bölgesinde yetişen, kırmızı veya kan kırmızısı renkte çiçekleri olan çok yıllık kokulu bir bitki.
2. Uygur Özerk Bölgesinin Çince'deki adı.
Saba :ArapçaKız1. Gün doğusundan esen hafif rüzgâr.
2. Musikide bir makam.
Salkın :TürkçeErkek1. Güneşsiz, serin.
2. Soğuk rüzgâr.
Salık :TürkçeErkek1. Haber, bilgi.
2. Tavsiye.
Sava :TürkçeErkek1. Haber.
2. Müjde.
Savacı :TürkçeErkek1. Haberci.
2. Müjde getiren.
3. Peygamber.
Sebük :FarsçaErkek1. Hafif, yeğni.
2. Çabuk, hızlı.
3. Ağırbaşlı olmayan.
4. Sevgili, aziz.
Serin :TürkçeKız1. Hafifçe soğuk.
2. Hoşgörülü, sabırlı.
Selcen :Arapça+FarsçaErkek1. Hareketli, coşkulu kimse.
2. İyi huylu ve maharetli.
Sağlık :TürkçeErkek1. Hasta olmama durumu, esenlik.
2. Güvenilir, inanılır olma durumu.
Şahnisa :FarsçaKız1. Hükümdar kadın.
2. Hükümdar karısı.
Şemail :ArapçaErkek1. Huylar, davranışlar, alışkılar.
2. Bir kimsenin dış görünüşünün özellikleri.
Süleyman :İbr.Erkek1. Huzur, sükûn.
2. Kur’an-ı Kerim'de adı geçen peygamberlerden biri.
Som :Erkek1. İçi dolu olan, kaplama olmayan.
2. Katışıksız.
Saydam :TürkçeErkek1. İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan nesne.
2. Parlak, ışıklı.
Saniye :ArapçaKız1. İkinci.
2. Dakikanın altmışta biri.
Safire :ArapçaKız1. İnce, güzel ses.
2. Islık.
Semender :FarsçaErkek1. İran mitolojisine göre ateşten yaratılan ve ateşle yaşayan hayvan.
2. Uzun gövdeli dört bacaklı, kuyruklu kertenkeleye benzeyen bir hayvan.
Sahip :ArapçaErkek1. İye, sahip.
2. Koruyan gözeten.
3. Bir iş yapmış olan.
4. Herhangi bir niteliği olan.
Sahibe :ArapçaKız1. İye, sahip.
2. Koruyan, gözeten.
3. Bir iş yapmış olan.
4. Herhangi bir niteliği olan.
Sencer :TürkçeErkek1. Kale, istihkâm.
2. Büyük Selçuklu hükümdarı.
Saltık :TürkçeErkek1. Kendi başına var olan, bağımsız, koşulsuz, mutlak.
2. Salıverilmiş, bırakılmış, azat edilmiş, özgür.
Şeyyat :ArapçaErkek1. Kendini çok yoran, kendini helak eden.
2. Yüze gülücü, iki yüzlü.
Sayın :TürkçeErkek1. Kendisine saygı gösterilen, seçkin, değerli.
2. Saygı belirtisi olarak konuşma ve yazışmalarda kişi adlarının önüne getirilen san.
Salur :TürkçeErkek1. Kılıç.
2. Oğuzların Üçok boyuna bağlı bir Türk kabilesi.
Seyfi :ArapçaErkek1. Kılıçla ilgili, askerliğe ait.
2. Kılıç biçiminde.
3. Asker zümresi.
Sorguç :TürkçeErkek1. Kimi kuşların başlarında bulunan uzun tüylere verilen ad.
2. Tuğ.
3. Soru soran, sorgulayan.
Sılgın :TürkçeErkek1. Kırık dökük.
2. Dağınık.
3. Sıkıntılı, kederli.
4. Çekingen, gözü korkmuş.
Sancar :TürkçeErkek1. Kısa kama.
2. Saplayan, batıran, yenen.
Sanak :TürkçeErkek1. Kısa zaman, az süre.
2. Fikirsiz, düşüncesiz.
Şahap :ArapçaErkek1. Kıvılcım.
2. Akan yıldız.
3. Cesur, yürekli kimse.
Siper :FarsçaErkek1. Korunulacak, saklanılacak yer.
2. Kuytu yer.
3. Savaşta askerlerin girdiği, hedef olmadan ateş etmek için kazılan hendek.
Saya :TürkçeErkek1. Kundura yüzü.
2. Ağıl, ahır.
3. Anadolu’da çeşitli giysilerin ortak adı.
Saran :TürkçeErkek1. Kuşatan, çeviren.
2. Hasis, cimri.
Sait :ArapçaErkek1. Kutlu, uğurlu.
2. İbadet etmiş, Tanrıya karşı görevini yapmış kimse.
Suut :ArapçaErkek1. Kutsal sayılan yıldızlar.
2. Yukarı çıkma, yükselme.
Suudi :ArapçaErkek1. Kutsal yıldızlarla ilgili.
2. Yükselme ile ilgili.
Sazak :TürkçeErkek1. Kuvvetli ve soğuk esen yel.
2. Soğuk yelle birlikte yağan hafif kar.
3. Bataklık, sazlık.
4. Küçük pınar, kaynak.
Suyurgamış :TürkçeErkek1. Lütufta, ihsanda bulunan, bağış yapan kimse.
2. Acıyan, merhamet eden.
Şadiye :Far+ArapçaKız1. Memnunluk, sevinç, gönül ferahlığı.
2. Güzel sesle şarkı okuyan, şiir söyleyen kadın.
Sümeyre :ArapçaKız1. Meyve çağlası.
2. Kıvrılmış yaprak.
Semiramis :İbr.Kız1. Mitolojide güvercinlerin hayatını kurtardığı kız çocuğunun adı.
2. Doğu mitolojisinde adı geçen, dünyanın yedi harikasından biri olan Babil’in Asma Bahçelerini kurduran Asur kraliçesi.
Selen :TürkçeKız1. Müjde.
2. Varlık, bolluk.
Şemi :ArapçaErkek1. Mumla, ışıkla ilgili, ışıklı.
2. Mum yapan veya satan kimse.
Saide :ArapçaKız1. Mutlu, uğurlu.
2. İbadet etmiş, Allah’a karşı görevlerini yapmış kimse.
Şehamet :ArapçaErkek1. Mutluluk.
2. Basiret, geleceği görme.
Sadak :TürkçeErkek1. Ok koymaya yarayan meşin torba.
2. Sabah yeli.
Settar :ArapçaErkek1. Örten.
2. Ayıplan örten, bağışlayan anlamında Tanrı adı.
Salan :TürkçeErkek1. Otlak, mera.
2. Dinlendirilen tarla, toprak.
Senai :ArapçaErkek1. Övgü ile ilgili.
2. Işık, şimşek parıltısı ile ilgili.
Sena :ArapçaErkek1. Övme, övüş.
2. Işık, şimşek parıltısı.
Sena :ArapçaKız1. Övme, övüş.
2. Işık, şimşek parıltısı.
Selin :TürkçeKız1. Övün.
2. Gür akan su.
3. Orta Asya’da yetişen, bodur, sürekli yeşil kalan bir bitki.
Sultan :ArapçaErkek1. Padişah, hükümdar.
2. Hükümdar ailesinden olan kadınlara verilen ad.
3. Sevilen, beğenilen, baş tacı edilen.
Sakıp :ArapçaErkek1. Parlak, ışıklı.
2. Delen, delik açan.
Sanem :ArapçaKız1. Put
2. Güzel kadın.
Sergen :TürkçeErkek1. Raf.
2. Vitrin.
3. Tepelerdeki düzlük yerler.
4. Yorgun, perişan.
Salime :ArapçaKız1. Sağ, sağlam.
2. Eksiksiz, kusursuz.
3. Korkusuz, emin.
Salim :ArapçaErkek1. Sağ, salim, sağlıklı.
2. Eksiksiz, kusursuz.
3. Korkusuz, emin.
Sağman :TürkçeErkek1. Sağlıklı kimse.
2. Eksiksiz, kusursuz, güvenilir kimse.
Sağlamer :TürkçeErkek1. Sağlıklı kimse.
2. Güvenilir kimse.
Sağlam :TürkçeErkek1. Sağlıklı.
2. Güvenilirlik.
3. Gerçek, inanılır.
Songur :TürkçeErkek1. Şahin.
2. Ağır, hantal.
Sekine :ArapçaKız1. Sakin olma, dinlenme.
2. Gönül rahatlığı, huzur, erinç.
3. Din görevlerini yerine getirmekten doğan sevinç ve huzur.
Sarıca :TürkçeErkek1. Sarıyı andıran, sarıya yakın.
2. Yaban arısı.
Sebati :ArapçaErkek1. Sebatlık, sözünde, kararında durma.
2. Sebatlı, sözünde duran.
Saylav :TürkçeErkek1. Seçim, seçme.
2. Seçilmiş.
3. Milletvekili.
Şehriye :FarsçaKız1. Şehirli, kentli.
2. Kibar, ince, nazik.
Şakar :TürkçeKız1. Şen, neşeli, şakrak.
2. Yiğit, cesur.
Sağın :TürkçeErkek1. Serap.
2. Yanlışı, eksiği olmayan.
Serazat :FarsçaErkek1. Serbest, özgür.
2. Rahat, dertsiz.
Şerafet :ArapçaErkek1. Şerefli olma.
2. Soydanlık, asalet.
3. Hz. Muhammed´in soyundan gelme.
Şerife :ArapçaKız1. Şerefli, kutsal.
2. Soylu, temiz.
Şerif :ArapçaErkek1. Şerefli, kutsal.
2. Soylu, temiz.
3. Hz. Hasan’ın soyundan gelenlere verilen unvan.
Seren :TürkçeKız1. Seren, yayan, döşeyen.
2. Yelkenli gemilerde üzerine dört köşe yelken açmak ve işaret kaldırmak için direğe yatay olarak bağlanan gönder.
Serim :TürkçeErkek1. Serme işi.
2. Sabırlı.
3. Genellikle öykülerde başlangıç bölümüne verilen ad.
Seda :ArapçaErkek1. Ses.
2. Yankı.
Sevim :TürkçeKız1. Sevgi.
2. Bir kimsede bulunan ve o kimseyi başkalarına sevdiren özellik.
Saika :ArapçaKız1. Sevk eden, götüren.
2. Neden, sebep.
3. Yıldırım.
Sare :ArapçaKız1. Sıçrayan, atlayan.
2. İhtiyaç.
3. Susuzluk.
4. Hz. İbrahim'in eşinin adı.
Singin :TürkçeErkek1. Sıkılgan, mahcup
2. Saklanacak yer.
3. Kolayca sindirilebilen.
Savaş :TürkçeErkek1. Silahlı çatışma.
2. Uğraşma, kavga, mücadele.
Sevde :ArapçaKız1. Siyahlık, esmerlik.
2. Esmer güzeli.
Sungur :TürkçeErkek1. Soğukkanlı, sakin kimse.
2. Akdoğan.
Songun :TürkçeErkek1. Sonuncu, son olan.
2. Eğilim, yetenek.
Sav :TürkçeErkek1. Söz, haber, dedikodu.
2. İleri sürülerek savunulan düşünce.
3. Sağlam.
4. Şöhret, ün.
Saki :ArapçaErkek1. Su veren, su dağıtan.
2. Kadehle içki sunan.
Şafi :ArapçaErkek1. Suçlunun bağışlanması için aracı olan kimse.
2. İyileştiren, şifa veren.
Sülün :TürkçeKız1. Sülüngillerden, kuyruğu çok uzun, eti yenilen bir kuş.
2. Uzun boylu, endamlı.
Sel :ArapçaKız1. Sürekli yağmurlardan ve eriyen karlardan oluşan taşkın su.
2. Etki ve iz bırakan güçlü durum, davranış.
Sude :FarsçaKız1. Sürülmüş.
2. Boyanmış, sürmeli.
Sirap :FarsçaKız1. Suya kanmış.
2. Taze, körpe.
Şehadet :ArapçaErkek1. Tanıklık, şahitlik.
2. Bir şeyin doğruluğuna inanma.
3. Yüce bir ülkü uğrunda ölme, şehitlik.
4. İşaret, iz.
Saltan :TürkçeKız1. Tek, yalnız.
2. Temiz, saf.
3. Yalnız başına giden.
Sili :TürkçeKız1. Temiz, pak.
2. İffetli, erdemli.
Sebu :FarsçaKız1. Testi.
2. Şarap kabı.
Sakman :TürkçeErkek1. Uyanık, akıllı kimse.
2. Sessiz, sakin kimse.
Salkım :TürkçeKız1. Üzüm gibi birçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan yemiş.
2. Üzerinde kısa saplı dallar bulunan çiçek topluluğu.
3. Akasya.
Suzan :FarsçaKız1. Yakan, yakıcı.
2. Ateşli, coşkulu.
Saibe :ArapçaKız1. Yanlışlık yapmayan, yanlışsız, doğru.
2. Amaca, hedefe uygun.
3. Amaca ulaşan.
Sania :ArapçaKız1. Yapan, işleyen, meydana getiren.
2. Sanat eseri yaratan.
Sani :ArapçaErkek1. Yapan, işleyen, meydana getiren.
2. Yaradan.
3. İkinci.
4. Tanrı adlarındandır.
Sun :ArapçaErkek1. Yapma, yapış.
2. İş, yapıt.
3. Gün, etki.
4. T. Sunmak eyleminin emir biçimi.
Sebat :ArapçaKız1. Yerinde durma, kımıldamama.
2. Sözünden, kararından vazgeçmeme.
Sökmen :TürkçeErkek1. Yiğitlere verilen san.
2. Selçuklulara bağlı Hasankeyf Artuklu Beyliği'nin kurucusunun adı.
Sitare :FarsçaKız1. Yıldız.
2. Talih, baht, kader.
Sebil :ArapçaErkek1. Yol, büyük cadde.
2. Su dağıtılan yer.
3. Hayır için parasız dağıtılan su.
Sırat :ArapçaErkek1. Yol.
2. Cehennemin üzerinde kurulmuş olduğuna inanılan dar ve geçilmesi güç köprü.
Seferî :ArapçaErkek1. Yolcu olan.
2. Savaş durumu.
Sefer :ArapçaErkek1. Yolculuk.
2. Savaş.
Sorkun :TürkçeErkek1. Yüksek dağların sırt ve etekleri.
2. Dağlarda yetişen yabani söğüt.
Şamih :ArapçaErkek1. Yüksek, gösterişli.
2. Kibirli.
Sadhezar :FarsçaKız1. Yüz bin.
2. Çok fazla.
Sadberk :FarsçaKız1. Yüz yapraklı, katmerli.
2. Katmerli bir gül türü.
Sima :FarsçaKız1. Yüz, çehre, beniz.
2. Kimse, insan, tip.
Şiir :ArapçaKız1. Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan edebî anlatım biçimi.
2. Düş gücüne, hayale, imgeye, gönle seslenen, anı, duygu, coşku uyandıran, etkileyen şey.
Sâmân :FarsçaErkek1. Zenginlik.
2. Rahat, dinçlik.
3. Düzen.
Savun :TürkçeErkek1. “Karşı koy, kendini koru, müdafaa et“ anlamında kullanılan bir ad.
2. Şölen, ziyafet.
Seyhun :ArapçaErkekAkarsu.
Seyyal :ArapçaKızAkıcı, akan, akışkan.
Şehim :ArapçaErkekAkıllı ve kurnaz yiğit.
Şehime :ArapçaKızAkıllı ve kurnaz.
Seylân :ArapçaErkekAkma, akış.
Sancak :TürkçeErkekAlay bayrağı.
Şule :ArapçaKızAlev, ateş alevi.
Sebile :ArapçaKızAllah yolunda olan, hayırlı kadın.
Seyfullah :ArapçaErkekAllah'ın kılıcı, askeri.
Simüzer :FarsçaKızAltın ve gümüş gibi parlak ve değerli olan.
Şaban :ArapçaErkekArabi ayların sekizincisi, ramazandan önce gelen ay.
Suheyp :ArapçaErkekArkadaş, dost.
Sungu :TürkçeKızArmağan, bağış, ihsan.
Sukat :TürkçeErkekArmağan.
Sonol :TürkçeKızArtık çocuk istenilmediği durumlarda konulan bir ad.
Senar :FarsçaKızÂşık, seven kimse, yâr.
Serkan :Farsça+TürkçeErkekAsil bir soydan gelen kimse.
Serhun :FarsçaErkekAsil bir soydan gelen.
Soykan :TürkçeErkekAsil, soylu kimse.
Sevi :TürkçeKızAşırı sevgi ve bağlılık duygusu, aşk.
Subegi :TürkçeErkekAskerin başı, komutan.
Serdar :FarsçaErkekAskerin başı, kumandan, komutan.
Şirvan :FarsçaErkekAslan barınağı.
Şirzat :FarsçaErkekAslan gibi güçlü, kişilikli kimse.
Sayyat :ArapçaErkekAvcı.
Seray :Farsça+TürkçeKızAy gibi güzel olanların başı, önde geleni.
Sanay :TürkçeErkekAy gibi güzel, ayı anımsatacak kadar güzel.
Somay :TürkçeKızAy gibi kusursuz, eksiksiz olan güzel.
Somay :TürkçeErkekAy gibi kusursuz, eksiksiz olan kimse.
Sunay :Arapça+TürkçeErkekAy gibi parlak olan, parıltı veren.
Somnur :Türkçe+ArapçaKızAydınlık, nurlu.
Semiye :ArapçaKızAynı adı taşıyan, adları aynı olan, adaş.
Soydaş :TürkçeErkekAynı soydan olan kimse.
Sartık :TürkçeErkekAzat olunmuş, salıverilmiş, özgür.
Şakayık :ArapçaKızBahçelerde yetiştirilen, pembe, kırmızı, alaca çiçekler açan, çok yıllık süs bitkisi.
Selman :ArapçaErkekBarış içinde bulunma, huzur, erinç.
Selmin :ArapçaKızBarış yanlısı, barış ve sevgi duygusuyla dolu.
Sulhi :ArapçaErkekBarışa özgü, barışla ilgili, barış.
Selmi :ArapçaErkekBarışla ilgili, barışçıl.
Serhan :Farsça+TürkçeErkekBaş kağan, baş hükümdar.
Sernevaz :FarsçaKızBaş okşayan, sevecen.
Sertaç :Farsça+ArapçaErkekBaş tacı, çok sevilen, sayılan kimse.
Seralp :Farsça+TürkçeErkekBaş yiğit.
Server :FarsçaErkekBaş, başkan, reis, ulu.
Serdinç :Farsça+TürkçeErkekBaşı dinç, sakin, rahat, huzurlu.
Serbülent :FarsçaErkekBaşı yüksek, yüce.
Salman :TürkçeErkekBaşıboş, serbest, özgür.
Serfiraz :FarsçaKızBaşını yukarı kaldıran, yükselten, benzerlerinden üstün olan.
Siva :ArapçaKızBaşka, gayrı, özge.
Salâr :FarsçaErkekBaşkumandan, başbuğ, önder.
Seğmen :TürkçeErkekBayram günlerinde, düğünlerde, törene yerli giysilerle, atlı ve silahlı olarak katılan yiğit.
Seçkin :TürkçeErkekBenzerleri arasında niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan, üstün, seçilen.
Sak :TürkçeErkekBilgili, akıllı, zeki, uyanık.
Sarıçam :TürkçeErkekBir çam çeşidi.
Sadegül :FarsçaKızBir gül kadar sade, temiz ve güzel olan.
Şölen :Moğ.KızBir olayı kutlamak veya eğlenmek amacıyla yapılan yemekli toplantı.
Sevgi :TürkçeKızBir şeye veya bir kimseye karşı duyulan sevme duygusu.
Sumru :ArapçaKızBir şeyin yüksek yeri, tepesi, üst tarafı.
Selda :TürkçeKızBir söğüt cinsi.
Sonat :Fr.KızBir veya iki çalgı için yazılmış, üç veya dört bölümden oluşan müzik yapıtı.
Sulbiye :ArapçaKızBirinin soyundan gelme.
Şefaat :ArapçaKızBirinin suçunun bağışlanması veya dileğinin yerine getirilmesi için o kimseyle Tanrı arasında peygamberin yaptığı aracılık.
Şıray :TürkçeKızbk. Çıray
Sadettin :ArapçaErkekbk. Saadettin
Sebahat :ArapçaKızbk. Sabahat
Sebahattin :ArapçaErkekbk. Sabahattin
Şazi :FarsçaErkekbk. Şadi
Şaduman :FarsçaKızbk. Şadıman
Şaziye :FarsçaKızbk. Şadiye
Safter :Arapça+FarsçaErkekbk. Safder
Şeh :FarsçaErkekbk. Şah
Sehavet :ArapçaKızbk. Sahavet
Şahan :FarsçaErkekbk. Şahin
Şehsüvar :FarsçaErkekbk. Şahsüvar
Şahver :FarsçaKızbk. Şahvar
Şehzat :Farsça+ArapçaErkekbk. Şahzat
Selâh :ArapçaErkekbk. Salâh
Saltuk :TürkçeErkekbk. Saltık
Semire :ArapçaKızbk. Samire
Sançar :TürkçeErkekbk. Sancar
Senem :ArapçaKızbk. Sanem
Sanavber :ArapçaKızbk. Sanevber
Saruca :TürkçeErkekbk. Sarıca
Saruhan :TürkçeErkekbk. Sarıhan
Satu :TürkçeKızbk. Satı
Satuk :TürkçeErkekbk. Satılmış
Saygun :TürkçeKızbk. Saygın
Saymaner :TürkçeErkekbk. Sayman
Sayru :TürkçeErkekbk. Sayrı
Sada :ArapçaKızbk. Seda
Safa :ArapçaErkekbk. Sefa
Seymen :TürkçeErkekbk. Seğmen
Şahadet :ArapçaErkekbk. Şehadet
Şahadettin :ArapçaErkekbk. Şehadettin
Şahamet :ArapçaKızbk. Şehamet
Salâhattin :ArapçaErkekbk. Selâhattin
Salcan :Arapça+FarsçaErkekbk. Selcan
Selekmen :TürkçeErkekbk. Selekman
Samahat :ArapçaKızbk. Semahat
Semai :ArapçaErkekbk. Semavi
Semine :ArapçaKızbk. Semin
Sergin :TürkçeErkekbk. Sergen
Selvi :FarsçaErkekbk. Servi
Sezel :TürkçeKızbk. Sezal
Sıdıka :ArapçaKızbk. Sıddıka
Sıtkı :ArapçaErkekbk. Sıdkı
Sıtkıye :ArapçaKızbk. Sıdkıye
Siyret :ArapçaErkekbk. Siret
Suyurgal :Moğ.Erkekbk. Soyurgal
Sübaş :TürkçeErkekbk. Sübaşı
Sabutay :Moğ.Erkekbk. Subutay
Suhan :FarsçaErkekbk. Sühan
Sumer :Erkekbk. Sümer
Sümeyra :ArapçaKızbk. Sümeyre
Süngür :TürkçeErkekbk. Sungur
Subhi :ArapçaErkekbk. Suphi
Subhiye :ArapçaKızbk. Suphiye
Süveyde :ArapçaKızbk. Süveyda
Sanduç :TürkçeErkekBülbül.
Sehhar :ArapçaErkekBüyü gibi bir kuvvetle çeken, büyüleyici.
Şelâle :ArapçaKızBüyük çağlayan.
Şerefhan :Arapça+TürkçeErkekBüyük, ulu, üstün hükümdar.
Şerefnur :ArapçaKızBüyük, ulu, üstün ve güzel kimse.
Şerefnaz :Arapça+FarsçaKızBüyük, ulu, üstün ve nazlı kimse.
Süha :ArapçaErkekBüyükayı yıldız kümesinden en küçük yıldız.
Şevketfeza :Arapça+FarsçaKızBüyüklüğü artıran, heybet kazandıran.
Şevket :ArapçaErkekBüyüklük, heybet.
Şeref :ArapçaErkekBüyüklük, ululuk, üstünlük.
Şeremet :TürkçeKızÇalışkan, becerikli, eli çabuk kimse.
Şenay :TürkçeErkekCanlı, neşeli kimse.
Şencan :Türkçe+FarsçaErkekCanlı, neşeli, hareketli yapısı olan kimse.
Su :TürkçeErkekCanlıların yaşamında önemli bir yeri olan rengi, tadı, kokusu olmayan sıvı.
Su :TürkçeKızCanlıların yaşamında önemli bir yeri olan, rengi, tadı, kokusu olmayan sıvı.
Suka :ArapçaErkekÇarşı adamı, esnaf.
Şeren :TürkçeErkekÇevik, tez canlı.
Süsen :FarsçaKızÇiçekleri iri, güzel görünüşlü ve kokulu bir süs bitkisi.
Saldam :TürkçeErkekCiddilik, ağırbaşlılık.
Sercihan :FarsçaErkekCihanın başı.
Semuh :ArapçaErkekÇok cömert, eli açık.
Semin :ArapçaKızÇok değerli.
Saniha :ArapçaKızÇok düşünmeden doğan iyi ve güzel düşünce veya bu düşünceleri doğuran zekâ.
Sehhare :ArapçaKızÇok güzel, büyüleyici kadın.
Şahnur :Farsça+ArapçaKızÇok güzel, çok parlak.
Şimşekhan :TürkçeErkekÇok hareketli, canlı, hızlı hükümdar.
Şimşeker :TürkçeErkekÇok hareketli, canlı, hızlı kimse.
Şekernaz :FarsçaKızÇok nazlanan güzel.
Sernaz :FarsçaKızÇok nazlı .
Safinaz :Arapça+FarsçaKızÇok nazlı, çok naz eden.
Şahnaz :FarsçaKızÇok nazlı.
Şendağ :TürkçeKızÇok neşeli ve sevinçli olan.
Safinur :ArapçaKızÇok nurlu, çok aydınlık, temiz kimse.
Sabbar :ArapçaErkekÇok sabırlı.
Sevgür :TürkçeErkekÇok seven.
Sevüktekin :TürkçeErkekÇok sevilen, tek tutulan kimse.
Şekûr :ArapçaErkekÇok şükreden.
Şansel :ArapçaKızÇok tanınmış, çok ünlü kimse.
Şahinter :FarsçaErkekÇok yiğit, kahraman, şahin gibi kimse.
Selekman :TürkçeErkekCömert, eli açık kimse.
Samih :ArapçaErkekCömert, eli açık.
Semahat :ArapçaKızCömertlik, el açıklığı, iyilikseverlik.
Sahavet :ArapçaKızCömertlik, el açıklığı.
Selay :Arapça+TürkçeKızCoşkulu, hareketli güzel.
Selcan :Arapça+FarsçaKızCoşkulu, taşkın yaradılışlı, hareketli olan kimse.
Şahika :ArapçaKızDağ tepesi, dağ doruğu, zirve.
Sanaç :TürkçeErkekDağarcık.
Seldağ :Arapça+TürkçeKızDağdan gelen sel gibi coşkulu, hareketli.
Şahdar :FarsçaErkekDallı, budaklı ağaç.
Sabir :ArapçaErkekDayanan, sabreden.
Sıdar :TürkçeErkekDayanıklı, metin.
Şekime :ArapçaKızDayanma, dayanıklılık, karşı koyma.
Saygı :TürkçeKızDeğeri, üstünlüğü, yaşlılığı dolayısıyla bir kimseye karşı dikkatli özenli, ölçülü davranmaya neden olan sevgi duygusu.
Samur :ArapçaKızDeğerli kürkü olan bir sansar türü.
Sayıner :TürkçeErkekDeğerli, saygı duyulan kimse.
Saylu :TürkçeErkekDeğerli, saygıdeğer kimse.
Sayınbey :TürkçeErkekDeğerli, saygın bey.
Sayılbay :TürkçeErkekDeğerli, saygın kimse.
Sahil :ArapçaKızDeniz, nehir, göl kıyısı.
Sualp :TürkçeErkekDenizci yiğit.
Sarvan :FarsçaErkekDeve süren, deveci.
Soydinçer :TürkçeErkekDinç bir soydan gelen kimse.
Soydinç :TürkçeErkekDinç ve güçlü soydan gelen kimse.
Safiyüddin :ArapçaErkekDini temiz, dini pak olan kimse.
Sadrettin :ArapçaErkekDinin başı, önderi.
Şemsettin :ArapçaErkekDinin güneşi, dinin insanlara verdiği aydınlık.
Sabahattin :ArapçaErkekDinin güzelliği.
Siracettin :ArapçaErkekDinin kandili, dinin verdiği aydınlık, ışık; ışıklandıran, aydınlatan.
Seyfettin :ArapçaErkekDinin kılıcı, dinin askeri.
Selâmettin :ArapçaErkekDinin kurtuluşu.
Şemdin :ArapçaErkekDinin mumu, aydınlığı.
Şükrettin :ArapçaErkekDinin şükrü.
Şahabettin :ArapçaErkekDinin yıldızı.
Şefaattin :ArapçaErkekDinin, Allah ile kul arasındaki aracılığı, dinin şefaati.
Selâhattin :ArapçaErkekDinine bağlı kimse.
Şerafettin :ArapçaErkekDinlerin en şereflisi, en büyüğü.
Şahittin :Farsça+ArapçaErkekDinlerin şahı, dinlerin en iyisi.
Sungurbay :TürkçeErkekDoğan kuşu gibi güçlü kimse.
Somer :TürkçeErkekDoğru, güçlü kimse.
Sedit :ArapçaErkekDoğru, hak.
Somel :TürkçeErkekDoğru, katışıksız, güçlü eli olan kimse.
Süphan :ArapçaErkekDoğu Anadolu´da Van Gölü´nün kuzey kıyısındaki sönmüş volkanik dağ.
Sıla :ArapçaKızDoğup büyüdüğü yere gidip ayrı kaldığı yakınlarına kavuşma.
Sadakat :ArapçaErkekDostluk, içten bağlılık, doğruluk, vefalılık.
Sülemiş :TürkçeErkekDüşmana karşı asker gönderen, savaş yapan.
Sezen :TürkçeErkekDuyan, hisseden, anlayan, sezgili.
Sezek :TürkçeKızDuygulu, hassas, anlayışlı.
Sezer :TürkçeKızDuygulu, hisli, anlayışlı.
Seydi :ArapçaErkekEfendiye yaraşır nitelikte olan kimse.
Süel :TürkçeErkekEli güçlü olan kimse.
Salurbay :TürkçeErkekEli kılıç tutan bey.
Sağınç :TürkçeErkekEmel, istek, amaç, düşünce.
Süerdem :TürkçeErkekErdemli asker.
Sanşın :TürkçeErkekErkek, yiğit.
Semra :ArapçaKızEsmer.
Şehâlem :Farsça+ArapçaErkekEvrenin hükümdarı.
Satvet :ArapçaErkekEzici kuvvet, zorluluk.
Serdengeçti :Farsça+TürkçeErkekFedai, akıncı yiğit.
Sehran :ArapçaErkekGeceleri uyanık duran.
Şebnur :Farsça+ArapçaKızGecenin nuru, gecenin ışığı, aydınlığı.
Şebap :ArapçaErkekGençlik, tazelik.
Soyugür :TürkçeErkekGeniş, kalabalık soydan gelen kimse.
Serra :ArapçaKızGenişlik, kolaylık.
Saltı :TürkçeErkekGezgin, yolculuk eden.
Seyran :ArapçaKızGezme, bakıp seyretme.
Sadri :ArapçaErkekGöğüsle ilgili, göğse ait.
Sema :ArapçaKızGökyüzü.
Samanur :ArapçaKızGökyüzünün aydınlığı, ışığı.
Şengönül :TürkçeKızGönlü şen, sevinçli, mutlu kimse.
Serdil :FarsçaKızGönlü yüce olan kimse.
Suzidil :FarsçaKızGönül ateşi, gönül sıcaklığı.
Şevkidil :Arapça+FarsçaKızGönül neşesi, gönül sevinci.
Selvet :ArapçaKızGönül rahatlığı.
Sevgican :Türkçe+FarsçaKızGönülden gelen sevgi.
Sevencan :Türkçe+FarsçaKızGönülden seven kimse.
Semagül :Arapça+F.KızGöüyüzünün gülü.
Sirmen :Farsça+TürkçeErkekGözü ve gönlü doymuş kimse.
Sunalp :Arapça+TürkçeErkekGüçlü, etkili yiğit.
Şahat :Farsça+TürkçeErkekGüçlü, güzel cins at, atların şahı.
Sarphan :TürkçeErkekGüçlü, kuvvetli hükümdar.
Sarpkın :TürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
Sarıkaya :TürkçeErkekGüçlü, kuvvetli sarışın kimse.
Süeren :TürkçeErkekGüçlü, kuvvetli yiğit.
Süalp :TürkçeErkekGüçlü, yiğit asker.
Sanberk :TürkçeErkekGücüyle, kuvvetiyle tanınan kimse.
Şahıgül :FarsçaKızGül dalı.
Safıgül :Arapça+FarsçaKızGül gibi, katıksız, saf, duru, temiz.
Şengül :Türkçe+FarsçaErkekGüler yüzlü, hoşsohbet kimse.
Sergül :FarsçaKızGüllerin, güzellerin en güzeli.
Simay :Farsça+TürkçeKızGümmüş gibi parlak güzel.
Simber :FarsçaKızGümüş gibi beyaz göğüslü.
Simhan :Farsça+TürkçeKızGümüş gibi parlak olan.
Savat :TürkçeErkekGümüş üstüne yapılan çizgiler, süsler.
Simruy :FarsçaKızGümüş yüzlü, gümüş gibi parlak, ışıltılı yüzü olan.
Simden :Farsça+TürkçeKızGümüşten yapılmış gibi, güzel ve parlak.
Simin :FarsçaKızGümüşten, gümüş gibi, gümüşe benzeyen, parlak, ışıltılı.
Sabah :ArapçaErkekGündüzün ilk saatleri, günün başlangıcı.
Şafak :ArapçaErkekGüneş doğmadan az önce beliren aydınlık.
Şems :ArapçaErkekGüneş.
Şemsifer :Arapça+FarsçaKızGüneşin aydınlığı, parlaklığı.
Şemsiye :ArapçaKızGüneşle ilgili, güneşe özgü, güneşlik.
Şemsi :ArapçaErkekGüneşle ilgili, güneşe özgü.
Süheyl :ArapçaErkekGüney yarımküresinde yer alan parlak yıldız.
Şemim :ArapçaErkekGüzel kokan, güzel kokulu.
Selçuker :TürkçeErkekGüzel konuşan kimse.
Şeşen :TürkçeErkekGüzel konuşan, hatip.
Sözen :TürkçeKızGüzel konuşan, söylev veren, hatip.
Şendil :TürkçeKızGüzel konuşan, tatlı dilli.
Selçukkan :TürkçeErkekGüzel konuşanların soyundan gelen kimse..
Soyselçuk :TürkçeErkekGüzel konuşma yeteneği olan, uz dilli bir soydan gelen kimse.
Selçuk :TürkçeKızGüzel konuşma yeteneği olan, uz dilli.
Sevimgül :Türkçe+FarsçaKızGüzel sevgisi.
Sözmen :TürkçeErkekGüzel, etkili konuşan kimse.
Sühandan :FarsçaKızGüzel, iyi konuşan.
Sermin :TürkçeKızGüzel, kibar.
Sabiha :ArapçaKızGüzel, şirin, hoş.
Sabih :ArapçaErkekGüzel, şirin.
Sergün :Farsça+TürkçeKızGüzellerin önde geleni.
Sabahat :ArapçaKızGüzellik, yüz güzelliği.
Sara :FarsçaKızHalis, katkısız, temiz.
Soyhan :TürkçeErkekHan soyundan gelen kimse.
Sitti :ArapçaKızHanım, kadın.
Şimşekkan :TürkçeErkekHareketli, canlı soydan gelen.
Sayrı :TürkçeErkekHasta.
Saygül :Türkçe+FarsçaKızHatırı sayılan, değer verilen güzel.
Şebnem :FarsçaKızHavada buğu durumundayken akşamın ve gecenin serinliğiyle yerde veya bitkilerde toplanan küçük su damlaları, çiy.
Savgat :TürkçeErkekHediye, armağan, bahşiş, ihsan.
Sağbilge :TürkçeErkekHekim, doktor.
Solmaz :TürkçeKızHer zaman taze, körpe ve genç olan.
Sağanalp :TürkçeErkekHerkese yararlı olan yiğit.
Suavi :ArapçaErkekHerkesin işine koşan, yardım eden.
Sayman :TürkçeErkekHesap işleriyle uğraşan kimse.
Sıddık :ArapçaErkekHiç yalan söylemeyen, doğru konuşan, sözünün eri.
Şevval :ArapçaKızHicri takvime göre yılın onuncu ayı, ilk üç günü Ramazan Bayramıdır.
Sağan :TürkçeErkekHızlı uçan, uzun dar kanatlı küçük kuş.
Sebüktekin :Fat.+TürkçeErkekHızlı, atak hükümdar.
Sebükalp :Farsça+TürkçeErkekHızlı, atak yiğit.
Seringül :Türkçe+FarsçaKızHoşgörülü, sabırlı güzel.
Şahvelet :Farsça+ArapçaErkekHükümdar çocuğu.
Şahbanu :FarsçaKızHükümdar eşi, şah hanımı.
Şehzade :FarsçaErkekHükümdar oğlu.
Soytekin :TürkçeErkekHükümdar soyundan gelen kimse.
Şehmuz :FarsçaErkekHükümdar soyundan gelen.
Şah :FarsçaErkekHükümdar.
Şahane :FarsçaKızHükümdarlara yakışacak kadar güzel, eksiksiz olan.
Sahabi :ArapçaErkekHz. Muhammed'i görmüş, birlikte bulunmuş kimse.
Sıdkı :ArapçaErkekİçi, yüreği temiz, doğru kimse.
Şenöz :TürkçeKızİçinde mutluluk ve sevinç bulunan.
Şamil :ArapçaErkekİçine alan, kapsayan.
Sadık :ArapçaErkekİçten bağlı, doğru, gerçek dost.
Samimi :ArapçaErkekİçten, candan, gönülden.
Soyurgal :TürkçeErkekİhsan, bağış, hediye, armağan.
Sargut :TürkçeErkekİhsan, bağış, ödül.
Seyithan :Arapça+TürkçeErkekİleri gelen hükümdar.
Serdal :Farsça+TürkçeErkekİleri gelen, önemli kişi.
Seyda :ArapçaErkekİleri gelen, seçkin.
Sertap :FarsçaErkekİnatçı, direngen, asi.
Şahdane :FarsçaKızİri inci tanesi.
Şahvar :FarsçaKızİri ve iyi cins inci.
Seyhan :ArapçaKızIrmaklar.
Simge :TürkçeKızİşaret, sembol.
Sernur :Farsça+ArapçaKızIşık saçan güzellerin önde geleni.
Selışık :Arapça+TürkçeErkekIşık seli, aydınlık.
Selnur :ArapçaKızIşık seli.
Siraç :ArapçaErkekIşık, kandil, mum.
Seran :ArapçaKızIşıklı, parlak.
Selışın :Arapça+TürkçeKızIşın seli, aydınlık.
Şaik :ArapçaErkekİstekli, hevesli kimse.
Sevinç :TürkçeKızİstenilen şeye ulaşmaktan doğan büyük coşku, hoşnutluk duygusu.
Sümer :ErkekIV. bin yılın ikinci yarısında Aşağı Mezopotamya´da yaşamış olan kavim.
Sümer :KızIV. bin yılın ikinci yarısında, aşağı Mezopotamya’da yaşamış olan bir kavim.
Şahsüvar :FarsçaErkekİyi ata binen, yiğit kimse.
Şifa :ArapçaKızİyi olma, kurtulma.
Savaşkan :TürkçeErkekİyi savaşan kimse.
Soylubey :TürkçeErkekİyi tanınmış, köklü bir aileden gelen bey.
Soylu :TürkçeErkekİyi tanınmış, köklü bir aileden gelen kimse.
Şengil :TürkçeKızİyi yürekli, hoşsohbet kimse.
Sağbudun :TürkçeErkekİyi, temiz, sıcakkanlı halk.
Şafiye :ArapçaKızİyileştiren, iyi eden, şifa veren.
Şükriye :ArapçaKızİyilik bilen.
Şükran :ArapçaKızİyilik bilme, gönül borcu, minnettarlık.
Selâmi :ArapçaErkekİyilik, barış ve rahatlıkla ilgili.
Salâhi :ArapçaErkekİyilikle, barışla ilgili.
Seçen :TürkçeErkekİyiyi kötüden, güzeli çirkinden ayıran kimse.
Şaire :ArapçaKızKadın şair.
Şahhanım :Farsça+TürkçeKızKadınların en güzeli.
Şemsinisa :ArapçaKızKadınların güneşi.
Sabrinnisa :ArapçaKızKadınların sabırlısı.
Süveyda :ArapçaKızKalbin ortasında var olduğuna inanılan siyah benek.
Sadice :ArapçaKızKarışık olmayan, düz, yalın, saf.
Sertel :TürkçeErkekKatı, sert, acımasız kimse.
Safi :ArapçaErkekKatıksız, saf, arı.
Safiye :ArapçaKızKatkısız, duru, arı.
Sabır :ArapçaKızKatlanma, dayanma,ses çıkarmadan bekleme, tahammül etme.
Süyek :TürkçeErkekKemik.
Şehrazat :FarsçaKızKendi kendine yaşayan, özgür.
Satıbey :TürkçeErkekKendisini adamış bey.
Satıgül :Türkçe+FarsçaKızKendisini adamış güzel.
Satıhanım :TürkçeKızKendisini adamış hanım.
Şar :FarsçaErkekKent, şehir.
Şarbay :Farsça+TürkçeErkekKentli, şehirli kimse.
Sarim :ArapçaErkekKeskin, kesici.
Şaziment :FarsçaKızKimseye benzemeyen, farklı, tek, eşsiz.
Sahra :ArapçaKızKır, ova, çöl.
Sünter :TürkçeErkekKırmızı renkli, çavdara benzer bir tür sert buğday.
Sonbahar :Türkçe+FarsçaKızKıştan önceki mevsim, güz.
Serdarhan :Farsça+TürkçeErkekKomutan olan hükümdar.
Savni :ArapçaErkekKoruma, gözetme ile ilgili.
Saraç :ArapçaErkekKoşum ve eyer takımları yapan, satan, işleyen veya süsleyen kimse.
Sarkan :TürkçeErkekKovan.
Sarmaşık :TürkçeKızKoyu yeşil renkli, değişik biçimli yaprakları olan tırmanıcı bir bitki.
Sabiye :ArapçaKızKüçük kız, kız çocuğu.
Sırga :TürkçeKızKüpe.
Soykurt :TürkçeErkekKurt gibi güçlü soydan gelen kimse.
Şehbal :FarsçaKızKuş kanadının en uzun tüyü.
Süeda :ArapçaKızKutlu, uğurlu insanlar.
Şükûfe :FarsçaKızl. Açmamış çiçek, tomurcuk.
2. Süslemede çiçek motiflerine dayanan bir tarzın adı.
Sibel :TürkçeKızl. Buğday başağı.
2. Henüz yere düşmemiş yağmur damlası.
Sim :FarsçaKızl. Gümüş.
2. Gümüş para.
3. Gümüş gibi parlak ve beyaz.
Şehlevent :FarsçaErkekLeventlerin şahı, boylu boslu, canlı, yakışıklı erkek.
Safir :Fr.KızMavi renkli, değerli bir korindon türü, gök yakut.
Şahmelek :Farsça+ArapçaKızMelek gibi güzel olan.
Sermelek :Farsça+ArapçaKızMelek kadar güzel ve iyi olanların önde geleni.
Şadi :FarsçaErkekMemnunluk, sevinç, gönül ferahlığı.
Samir :ArapçaErkekMeyve veren, meyveli.
Samire :ArapçaKızMeyveli, meyve veren.
Sedef :ArapçaKızMidye ve istiridye gibi deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan pırıltılı, beyaz, gök kuşağı renkli değerli madde.
Şensu :TürkçeKızMıtlu, sevinçli ve su kadar temiz, berrak kimse.
Sinan :ArapçaErkekMızrak, süngü.
Sadun :ArapçaErkekMübarek, kutlu, uğurlu.
Şeminur :ArapçaKızMum ışığı, mum aydınlığı.
Şenyıl :TürkçeKızMutlu ve neşeli bir biçimde geçen yıl.
Şahende :FarsçaKızMutlu, memnun.
Şener :TürkçeErkekMutlu, neşeli kimse.
Şenyüz :TürkçeKızMutlu, neşeli, sevinçli yüzü olan kimse.
Şeniz :TürkçeErkekMutlu, sevinçli bir iz bırakan kimse.
Şenyer :TürkçeKızMutlu, sevinçli, neşe dolu kimse.
Şad :FarsçaErkekMutlu, sevinçli.
Serkut :Farsça+TürkçeErkekMutlu, talihli, kutlu insan.
Sadiye :ArapçaKızMutlu, uğurlu.
Suat :ArapçaKızMutlu.
Sadi :ArapçaErkekMutlul, uğurlu.
Saadet :ArapçaKızMutluluk, bahtiyarlık.
Şive :FarsçaKızNaz, eda.
Şevkinaz :Arapça+FarsçaKızNazlı ve neşeli.
Şivekâr :FarsçaKızNazlı, edalı, işveli.
Şınık :TürkçeErkekNazlı.
Şengün :TürkçeKızNeşe ve mutluluk dolu gün.
Şetaret :ArapçaKızNeşe, şenlik, sevinç.
Şensoy :TürkçeErkekNeşeli soydan gelen kimse.
Şennur :Farsça+ArapçaKızNeşeli ve mutlu insan.
Şenalp :TürkçeErkekNeşeli, canlı yiğit.
Şentürk :TürkçeErkekNeşeli, canlı, mutlu Türk.
Şenyurt :TürkçeErkekNeşeli, mutlu insanların yurdu.
Şatır :ArapçaErkekNeşeli, şen.
Şenaltan :TürkçeErkekNeşeli, sevinçli hükümdar.
Şen :TürkçeKızNeşeli, sevinçli.
Semiray :Arapça+TürkçeErkekNitelikli insan.
Şahsınur :ArapçaKızNurlu kişi, aydınlık kimse.
Sannur :Türkçe+ArapçaKızNurlu, ışıklı, güzel olmasıyla tanınan.
Sevindik :TürkçeErkekOğlan çocuğu doğduunda konulan bir ad.
Şahin :FarsçaErkekOldukça büyük boylu, yırtıcı kuş.
Süergin :TürkçeErkekOlgun asker.
Serbay :Farsça+TürkçeErkekÖnder, lider, başta gelen.
Saime :ArapçaKızOruç tutan, oruçlu kadın.
Saim :ArapçaErkekOruç tutan, oruçlu.
Sipahi :FarsçaErkekOsmanlı İmparatorluğu´nda tımar sahibi bir sınıf atlı asker.
Sayraç :TürkçeErkekÖten, cıvıldayan, şakıyan.
Samim :ArapçaErkekÖz, asıl, iç, gönül.
Saltukalp :TürkçeErkekÖzgür yiğit.
Soyöz :TürkçeErkekÖzü soylu olan.
Şehriyâr :FarsçaKızPadişah, hükümdar.
Sertuğ :Farsça+TürkçeErkekPadişahların ve vezirlerin başlarına taktıkları başlıkların ön tarafında bulunan tüy veya püskül biçimindeki süs.
Sündüs :ArapçaKızParlak renkli, çiçekli altın veya gümüş telle işlemeli, nakışlı dokunmuş ipek kumaş.
Şide :FarsçaErkekParlak, ışıklı, güneş.
Sabıka :ArapçaKızParlak, ışıklı.
Şarık :ArapçaErkekParlak, parlayan.
Sönmezay :TürkçeKızParlaklığını, ışığını hiç yitirmez, her zaman canlı olan kimse.
Sönmezalp :TürkçeErkekParlaklığını, ışığını hiç yitirmez, her zaman canlı olan yiğit.
Sönmez :TürkçeKızParlaklığını, ışığını hiç yitirmez, her zaman canlı.
Şarika :ArapçaKızParlayan, parlak.
Sanemnur :ArapçaKızPut gibi güzel ve parlak kadın.
Sılan :TürkçeErkekRahat, huzurlu.
Sabahnur :ArapçaKızSabah ışığı, sabah aydınlığı.
Suphi :ArapçaErkekSabah vaktiyle, şafak ile ilgili.
Seher :ArapçaKızSabahın gün doğmadan önceki zamanı, tan ağartısı.
Serimer :TürkçeErkekSabırlı kimse.
Şekibe :ArapçaKızSabırlı, dayanıklı, tahammüllü.
Sabriye :ArapçaKızSabırlı, dayanıklı.
Sabri :ArapçaErkekSabırlı, sabreden.
Sıdam :TürkçeErkekSade, yalın, düz, süssüz.
Sadir :ArapçaErkekSadır olan, ortaya çıkan.
Safder :Arapça+FarsçaErkekSaf yaran kimse.
Şafaknur :ArapçaKızŞafak aydınlığı.
Saffet :ArapçaKızSaflık, temizlik, arılık.
Safiyet :ArapçaKızSaflık, temizlik, masumluk.
Sağlar :TürkçeErkekSağ ve sağlıklı olanlar.
Selim :ArapçaErkekSağlam, kusursuz, doğru.
Saver :TürkçeErkekSağlam, zinde, güçlü erkek.
Sağcan :Türkçe+FarsçaErkekSağlıklı kimse.
Şahzade :FarsçaErkekŞah oğlu, hükümdar çocuğu.
Şahistan :FarsçaErkekŞah ülkesi.
Şahlan :TürkçeErkekŞaha kalk; coş, kükre; parla, ışılda“ anlamlarında kullanılan bir ad.
Songurhan :TürkçeErkekŞahin gibi güçlü olan hükümdar.
Songurkan :TürkçeErkekŞahin gibi güçlü soydan gelen.
Şahinhan :Farsça+TürkçeErkekŞahin gibi güçlü, yiğit hükümdar.
Şahinbay :Farsça+TürkçeErkekŞahin gibi güçlü, yiğit kimse.
Şahinalp :Farsça+TürkçeErkekŞahin gibi güçlü, yiğit, cesur kimse.
Şehinşah :FarsçaErkekŞahların şahı, en büyük hükümdar.
Sahure :ArapçaKızSahur vakti doğan kız çocuklarına verilen bir ad.
Salgur :TürkçeErkekSaldıran, saldırgan.
Salınbike :TürkçeKızSalınan, nazlanan kadın.
Samuray :Arapça+TürkçeErkekSamur ve ay.
Samurtay :Arapça+TürkçeErkekSamur ve tay.
Sancaktar :Türkçe+FarsçaErkekSancak taşıyan veya muhafaza eden kimse.
Sera :FarsçaKızSaray.
Sarıçiçek :TürkçeKızSarı renkli çiçek.
Sarıgül :Türkçe+FarsçaKızSarı renkli gül.
Sırmahan :TürkçeKızSarı ve güzel saçlı güzel.
Sarbek :TürkçeErkekSarışın bey.
Sarıgüzel :TürkçeKızSarışın güzel.
Sarıhan :TürkçeErkekSarışın hükümdar.
Sarıbay :TürkçeErkekSarışın kimse.
Sarıkız :TürkçeKızSarışın kız.
Sarıalp :TürkçeErkekSarışın yiğit.
Saru :TürkçeErkekSarışın.
Savaşan :TürkçeErkekSavaşçı kimse.
Sayan :TürkçeErkekSayar, saygılı, hürmet eden.
Saygılı :TürkçeErkekSaygı duyan, saygı gösteren.
Saygın :TürkçeErkekSaygı gören, sayılan, hatırlı.
Sayım :TürkçeErkekSaygı gösteren, değer veren.
Sayınberk :TürkçeErkekSaygıdeğer güçlü, kuvvetli kimse.
Şahzat :Farsça+ArapçaErkekSaygıdeğer kimse.
Sayar :TürkçeKızSaygılı, hürmet eden.
Sağun :TürkçeErkekSaygın, kutsal.
Seyyide :ArapçaKızSaygın, muhterem kadın.
Sayhan :TürkçeErkekSayılan, değer verilen hükümdar.
Saybay :TürkçeErkekSayılan, hürmet edilen bey.
Sayılgan :TürkçeErkekSayılan, saygı duyulan kimse.
Saylam :TürkçeErkekSayılan, seçkin kimse.
Sacide :ArapçaKızSecde eden, alnını yere koyan.
Seçmener :TürkçeErkekSeçen kimse.
Seçilay :TürkçeKızSeçilmiş, seçkin güzel.
Seçik :TürkçeKızSeçilmiş, seçkin.
Seçmeer :TürkçeErkekSeçilmiş, üstün kişi.
Seçme :TürkçeErkekSeçilmiş, üstün.
Serhas :Far+ArapçaErkekSeçkin insanların önde geleni.
Seçgül :Türkçe+FarsçaKızSeçkin, seçilmiş güzel.
Seçim :TürkçeErkekSeçme işi.
Seçmen :TürkçeErkekSeçme işini yapan, seçen.
Şefik :ArapçaErkekŞefkatli, acıması olan, esirgeyici.
Sehernaz :Arapça+FarsçaKızSeher vakti nazlanan kimse.
Şehriban :FarsçaKızŞehrin büyüğü, ileri geleni.
Şeker :FarsçaKızŞeker kamışı, şeker pancarı, patates, havuç, mısır, buğday vb. bitkilerin sap ve köklerinin öz suyundan veya nişastasından çıkarılan, birleşiminde karbon, oksijen ve hidrojen bulunan, beyaz, suda eriyen, mayalanabilen ve çoğu tatlı olan maddelerin genel adı.
Samin :ArapçaErkekSekizinci.
Selkan :Arapça+TürkçeErkekSel gibi coşkulu soydan gelen kimse.
Selhan :Arapça+TürkçeErkekSel gibi coşkun, taşkın hükümdar.
Seler :Arapça+TürkçeErkekSel gibi coşkun, taşkın kimse.
Selgüç :Arapça+TürkçeErkekSel gibi güçlü kimse.
Selok :Arapça+TürkçeErkekSel gibi güçlü, ok gibi hızlı olan.
Seylâp :Arapça+FarsçaKızSel, sel suyu, taşkın.
Selvinaz :FarsçaKızSelvi gibi nazlı nazı salınan.
Selvican :FarsçaKızSelvi gibi uzun boylu olan güzel.
Selvihan :Farsça+TürkçeKızSelvi gibi uzun boylu olan hükümdar.
Serengül :Türkçe+FarsçaKızSeren, yayan, döşeyen güzel.
Serener :TürkçeErkekSeren, yayan, döşeyen kimse.
Sarper :TürkçeErkekSert, güçlü erkek.
Sarpkan :TürkçeErkekSert, güçlü soydan gelen.
Sedanur :ArapçaKızSes ve ışık, parıltı
Sükût :ArapçaKızSessizlik, sakinlik.
Şeyda :FarsçaKızSevda nedeniyle aklını yitirmiş, çılgın.
Sevdakâr :FarsçaKızSevdalı, âşık.
Şefkat :ArapçaKızSevecenlik, acıma ve sevgi duygusu.
Sevenay :TürkçeKızSeven güzel.
Sevgen :TürkçeErkekSeven, sevgi dolu olan.
Sevengün :TürkçeKızSevgi duyan aydın kimse.
Sevengül :Türkçe+FarsçaKızSevgi duyan güzel.
Sevener :TürkçeErkekSevgi duyan kimse.
Sever :TürkçeKızSevgi duyan, seven.
Seven :TürkçeKızSevgi duyan, sevgi dolu kimse, tutkun, âşık.
Sever :TürkçeErkekSevgi duyar, seven.
Sevilen :TürkçeKızSevgi duyulan, beğenilen kimse.
Sevgili :TürkçeKızSevgi ve bağlılık duyulan, sevilen.
Seviğ :TürkçeErkekSevgide üstün tutulan kimse.
Sercan :FarsçaErkekSevgili, sevilen.
Şeydagül :FarsçaKızSevgisi dolayısıyla çılgına dönmüş güzel.
Şeydanur :Farsça+ArapçaKızSevgisi nedeniyle çılgına dönmüş güzel.
Sevginur :Türkçe+ArapçaKızSevgisiyle ışık saçan kimse.
Sevilay :TürkçeKızSevilen güzel.
Sevgihan :TürkçeKızSevilen hükümdar.
Sevgideğer :TürkçeErkekSevilen, değer verilen kimse.
Sıylıhan :TürkçeErkekSevimli, cana yakın hükümdar.
Şirinbegim :Farsça+TürkçeKızSevimli, cana yakın kadın.
Sıylıkız :TürkçeKızSevimli, hoş kız.
Sıylı :TürkçeErkekSevimli.
Şendeniz :TürkçeKızSevinç ve neşeye boğulan, çok neşeli.
Şader :Farsça+TürkçeErkekSevinçli kimse.
Şenlik :TürkçeErkekSevinçli, coşkulu, mutlu olma durumu.
Şadan :FarsçaErkekSevinçli, keyifli, hoşnut.
Şenbay :TürkçeErkekSevinçli, mutlu, varlıklı kimse.
Şendoğan :TürkçeErkekSevinçli, neşeli olarak dünyaya gelen.
Şadıman :FarsçaKızSevinçli, neşeli.
Sar :ArapçaErkekSevindiren, sevinç veren.
Süruri :ArapçaErkekSevinen, neşelenen.
Şevki :ArapçaErkekŞevkli, neşeli, istekli.
Sevginaz :Türkçe+FarsçaKızSevmekte nazlanan kimse.
Sair :ArapçaErkekSeyreden, hareket eden, yürüyen.
Sezmen :TürkçeErkekSezen, anlayan kimse.
Sezal :TürkçeErkekSezgili kimse.
Sezgen :TürkçeErkekSezgili, hisseden, duyan.
Seziş :TürkçeErkekSezme işi, sezme yeteneği.
Sezgin :TürkçeErkekSezme yeteneği olan, duygulu, anlayışlı.
Sezi :TürkçeErkekSezme yeteneği, sezgi.
Sezgi :TürkçeErkekSezme, anlama yeteneği, seziş.
Sezin :TürkçeErkekSezme, duyma, anlama.
Savlet :ArapçaErkekŞiddetli saldırı, hücum.
Sağanak :TürkçeErkekŞiddetli ve kısa süreli yağmur.
Şair :ArapçaErkekŞiir yazan kimse, ozan.
Südaş :TürkçeErkekSilah arkadaşı.
Sağıt :TürkçeErkekSilah.
Subay :TürkçeErkekSilahlı kuvvetlerde asteğmenden orgeneral veya oramirale kadar rütbedeki asker.
Serhat :Farsça+ArapçaErkekSınır, hudut.
Senger :FarsçaErkekSiper, istihkâm.
Sırrı :ArapçaErkekSır saklamasını bilen kimse.
Sıralp :Arapça+TürkçeErkekSır saklayan yiğit.
Sala :TürkçeErkekSırayla ekimde, köyce ekime ayrılan yer.
Serma :FarsçaKızSoğuk.
Sungurtekin :TürkçeErkekSoğukkanlı ve doğan gibi güçlü hükümdar.
Sunguralp :TürkçeErkekSoğukkanlı ve doğan gibi güçlü yiğit.
Sonad :TürkçeErkekSon çocuğa konulan bir ad.
Sonay :TürkçeErkekSon çocuk.
Şevkinur :ArapçaKızSon derece aydın ve parlak.
Sondal :TürkçeErkekSon doğan çocuk.
Soner :TürkçeErkekSon doğan erkek çocuk.
Songül :Türkçe+FarsçaKızSon doğan kız çocuk.
Sonver :TürkçeKızSon olması istenen çocuklara verilen bir ad.
Sonsuz :TürkçeKızSonu olmayan, sürecek olan, ebedî.
Sonbay :TürkçeErkekSonuncu, son doğan kimse.
Sonalp :TürkçeErkekSonuncu, son doğan yiğit.
Soydan :TürkçeErkekSoylu bir aileden gelen, soylu.
Süerkan :TürkçeErkekSoylu kandan gelen asker.
Soydaner :TürkçeErkekSoylu kimse.
Soysaltürk :TürkçeErkekSoyu geniş olan Türk.
Soyupak :Türkçe+FarsçaErkekSoyu temiz, soylu kimse.
Soyak :TürkçeErkekSoyu temiz, soylu.
Sühan :FarsçaErkekSöz, lakırtı.
Savtunç :TürkçeErkekSözünde duran kimse.
Sözüsöz :ErkekSözünde duran.
Sudan :TürkçeKızSu gibi güzel, berrak olan.
Suay :TürkçeKızSu gibi saf ve temiz kimse.
Sukuşu :TürkçeErkekSu kıyılarında yaşayan bir tür kuş.
Şinaver :FarsçaErkekSuda yüzen.
Şakir :ArapçaErkekŞükreden, durumundan memnun olan kimse.
Söğüt :TürkçeErkekSulak yerlerde yetişen bir ağaç.
Sülü :TürkçeErkekSüleyman adının bozulmuş biçimi.
Selâtin :ArapçaErkekSultanlar.
Saltanat :ArapçaKızSultanlık, hükümdarlık.
Sümbülveş :FarsçaKızSümbüle benzeyen, sümbül gibi güzel.
Sümerkan :TürkçeErkekSümer soyundan gelen kimse.
Suner :TürkçeErkekSunan, sunucu.
Süngütay :TürkçeErkekSüngü takmış, savaşmaya hazır kimse.
Sunal :TürkçeErkekSunma, sunuş ile ilgili.
Sermet :ArapçaErkekSürekli ve sonsuz olma.
Senih :ArapçaErkekSüs, bezek.
Süslü :TürkçeKızSüslenmiş, bezenmiş, süsleri olan, güzel.
Sükûti :ArapçaErkekSusmayı seven, az konuşan kimse.
Sehergül :Arapça+FarsçaKızTan vakti açan gül.
Şinasi :FarsçaErkekTanımaya, anlamaya özgü, tanımak, bilmekle ilgili.
Soygüven :TürkçeErkekTanınmış soydan gelen kimse.
Soysan :TürkçeErkekTanınmış soydan olan kimse.
Şanlıbay :TürkçeErkekTanınmış, ünlü kimse.
Sunullah :ArapçaErkekTanrı'nın gücü, kudreti.
Sadullah :ArapçaErkekTanrının kutlu, talihli kıldığı kimse.
Selâmullah :ArapçaErkekTanrı’nın selamı.
Sevtap :TürkçeKızTapılacak kadar sevilen kimse.
Subutay :Moğ.ErkekTarihte Cengiz Hanın ünlü Moğol generalinin adı.
Şerbet :ArapçaKızTatlı içecek.
Şirin :FarsçaKızTatlı, sevimli, cana yakın.
Salıkbey :TürkçeErkekTavsiye edilen bey.
Salıkbike :TürkçeKızTavsiye edilen, beğenilen kadın.
Safer :Arapça+TürkçeErkekTemiz yürekli, dürüst kimse.
Sadedil :FarsçaKızTemiz yürekli.
Süerden :TürkçeErkekTemiz, dürüst asker.
Simten :FarsçaKızTeni gümüş gibi güzel, parlak olan.
Sart :TürkçeErkekTicaretle uğraşan, tüccar.
Sirer :Farsça+TürkçeErkekTok, doymuş kimse.
Süzen :TürkçeErkekTopluca yapılan av.
Şehrinaz :FarsçaKızTürk müziğinin en eski makamlarından biri.
Sevdiye :TürkçeKızTürkçe “sevdi“ sözüne yanlış olarak Arapça dişillik eki getirilerek elde edilen bir ad.
Salis :ArapçaErkekÜçüncü.
Saylan :TürkçeErkekUçurum, yar.
Soykut :TürkçeErkekUğurlu, kutlu soydan gelen kimse.
Saykut :ErkekUğurlu, kutlu, saygıdeğer kimse.
Süreyya :ArapçaErkekÜlker yıldızı.
Seyfali :ArapçaErkekUlu kılıç.
Şan :ArapçaKızÜn, nam, şöhret.
Şöhret :ArapçaKızÜn, san.
Savtekin :TürkçeErkekÜnlü hükümdar.
Şaner :Arapça+TürkçeErkekÜnlü kimse.
Sanalp :TürkçeErkekÜnlü, meşhur yiğit.
Şanalp :Arapça+TürkçeErkekÜnlü, şanlı, tanınmış yiğit kimse.
Saner :TürkçeErkekÜnlü, tanınmış kimse.
Sanbay :TürkçeErkekÜnlü, tanınmış, ün yapmış kimse.
Sıngın :TürkçeErkekÜrkek, çekinen.
Siren :Fr.KızÜst tarafı kız, alt tarafı balık olduğuna inanılan deniz kızı.
Şahbey :Farsça+TürkçeErkekÜstün nitelikli, saygın, yüce kimse.
Seçkiner :TürkçeErkekÜstün, seçilmiş, beğenilen kimse.
Şermende :FarsçaKızUtangaç, çok utanan, mahcup.
Şermin :FarsçaKızUtangaç, mahcup.
Seden :TürkçeKızUyanık, tetikte, gözü açık olan.
Seza :FarsçaKızUygun, yaraşır, bir şeye değer.
Sezai :FarsçaErkekUygun, yaraşır, münasip.
Sülünay :TürkçeKızUzun boylu, endamlı güzel.
Sülünbike :TürkçeKızUzun boylu, endamlı kadın.
Seblâ :ArapçaKızUzun kirpikli göz.
Satı :TürkçeErkekUzun ömürlü olması için doğumundan önce ermişlere adanan çocuk.
Suca :TürkçeErkekUzun, düzgün boy.
Siyavuş :FarsçaErkekYağız atlı.
Serpin :TürkçeKızYağmur.
Şayan :FarsçaErkekYakışır, yaraşır, uygun.
Şayegân :FarsçaKızYakışır, yaraşır.
Suzi :FarsçaErkekYanan, tutuşan.
Sudi :FarsçaErkekYararlı, faydalı, kazançlı.
Şenyaşar :TürkçeErkekYaşamı neşeli, mutlu geçen kimse.
Semen :FarsçaKızYasemin çiçeği.
Seba :ArapçaKızYedi sayısı.
Sancarhan :TürkçeErkekYenen, üstün gelen hükümdar.
Sökmensü :TürkçeErkekYiğit asker, yiğit subay.
Sökmensüer :TürkçeErkekYiğit asker.
Sökmener :TürkçeErkekYiğit kimse.
Soyalp :TürkçeErkekYiğit soydan gelen kimse.
Şahinkan :Farsça+TürkçeErkekYiğit soydan gelen, güçlü, kahraman kimse.
Sükan :TürkçeErkekYiğit, güçlü bir soydan gelen kimse.
Süer :TürkçeErkekYiğit, güçlü kimse.
Şipal :TürkçeErkekYiğit, kahraman.
Süersan :TürkçeErkekYiğitliğiyle ünlü asker.
Şecaat :ArapçaErkekYiğitlik, yüreklilik. kahramanlık.
Şahruh :Farsça+ArapçaErkekYüce ruhlu, görkemli, üstün kişilikli kimse.
Sami :ArapçaErkekYüksek, yüce.
Satıa :ArapçaKızYükselen, yükselip ortaya çıkan.
Sâtı :ArapçaErkekYükselip ortaya çıkan, yükselen.
Süheylâ :ArapçaKızYumuşak huylu, sakin kadın.
Secahat :ArapçaErkekYumuşak huyluluk.
Severcan :Türkçe+FarsçaKızYürekten seven kimse.
Simavi :FarsçaErkekYüz, çehre, beniz ile ilgili.
Sebih :ArapçaErkekYüzme, yüzüş.
Simayişems :Farsça+ArapçaKızYüzü güneş gibi aydınlık olan.
Sümbül :FarsçaKızZambakgillerden, soğanla üretilen, 15-20 cm yükseklikte, çiçekleri kuvvetli kokulu ve türlü renkli, çok yıllık bir süs bitkisi.
Servet :ArapçaErkekZenginlik, varlık.
Sanih :ArapçaErkekZihin ve düşüncede oluşup çıkan, fikre doğan.
Sanal :TürkçeKız“Adın duyulsun, ün kazan“ anlamında kullanılan bir ad.
Şanal :Arapça+TürkçeErkek“Adın duyulsun, ünlü, şanlı bir insan ol” anlamında kullanılan bir ad.
Sevnur :Türkçe+ArapçaKız“Aydınlığı, ışığı sev“ anlamında kullanılan bir ad.
Sevgün :TürkçeErkek“Aydınlığı, ışık saçmayı sev“ anlamında kullanılan bir ad.
Seçil :TürkçeKız“Benzerlerin arasından seçil, beğenil, üstün ol, sevgi ve saygı gör“ anlamında kullanılan bir ad.
Saral :TürkçeErkek“Çevresini kuşat“ anlamında kullanılan bir söz.
Sunel :TürkçeErkek“El sun, ilgilen, yardım et“ anlamında kullanılan bir ad.
Sinem :Farsça+TürkçeKız“Gönlüm, yüreğim, çok sevdiğim“ anlamında kullanılan bir ad.
Sevcan :Türkçe+FarsçaKız“Gönülden sev“ anlamında kullanılan bir ad.
Şengeldi :TürkçeErkek“Güler yüzle, sevinçle geldi“ anlamında kullanılan bir ad.
Sevgül :Türkçe+FarsçaKız“Güzel olanı sev“ anlamında kullanılan bir ad.
Sevay :TürkçeErkek“Güzel sev“ anlamında kullanılan bir ad.
Sevinay :TürkçeKız“Güzeli sevin“ anlamında kullanılan bir ad.
Sezay :TürkçeKız“Güzeli sez, tanı“ anlamında kullanılan bir ad.
Saykal :TürkçeErkek“Her zaman değer ver, saygı göster“ anlamında kullanılan bir ad.
Senol :TürkçeErkek“Her zaman değişmeden kal“ anlamında kullanılan bir ad.
Şenkal :TürkçeKız“Her zaman neşeli kal“ anlamında kullanılan bir ad.
Şenol :TürkçeErkek“Her zaman neşeli mutlu ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Sevsevil :TürkçeKız“Her zaman sev ve sevil“ anamında kullanılan bir ad.
Sevil :TürkçeKız“Her zaman sevilen, beğenilen biri ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Sevkal :TürkçeErkek“Her zaman sev“ anlamında kullanılan bir ad.
Soykal :TürkçeErkek“Her zaman soylu kal“ anlamında kullanılan bir ad..
Sakın :TürkçeErkek“İhtiyatlı, temkinli ol, kendini koru“ anlamında kullanılan bir ad.
Serpil :TürkçeKız“İyi geliş, büyü, güzelleş“ anlamında kullanılan bir ad.
Şanver :Arapça+TürkçeErkek“İyi niteliklerinden başkasına da ver“ anlamında kullanılan bir ad.
Şansal :Arapça+TürkçeKız“İyi niteliklerinle ün kazan, şanın yayılsın“ anlamında kullanılan bir ad.
Şenal :TürkçeErkek“Mutlu, sevinçli ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Süzülay :TürkçeKız“Nazlan, süzül, nazlı nazlı salın“ anlamında kullanılan bir ad.
Sevnaz :Türkçe+FarsçaKız“Nazlanarak sev“ anlamında kullanılan bir ad.
Şenlen :TürkçeErkek“Neşelen, mutlu ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Şendur :TürkçeErkek“Neşeli kal, mutlu kal, mutluluğun kalıcı olsun“ anlamında kullanılan bir ad.
Şensen :TürkçeErkek“Neşeli ve mutlu bir insansın“ anlamında kullanılan bir ad.
Şensal :TürkçeErkek“Neşeni, sevincini çevrene de yay, herkes şenlensin“ anlamında kullanılan bir ad.
Serol :Farsça+TürkçeErkek“Önder ol, baş ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Saynur :Türkçe+ArapçaKız“Parlak, güzel olarak kabul et“ anlamında kullanılan bir ad.
Savtur :TürkçeErkek“Sağlıklı kal, hoşça kal“ anlamında kullanılan bir ad.
Şanser :Arapça+TürkçeKız“Şanını, yüceliğini göster“ anlamında kullanılan bir ad.
Sayıl :TürkçeKız“Saygı gör, sözün dinlensin değerin artsın anlamında kullanılan bir ad.
Sunar :TürkçeKız“Saygılı bir biçimde verir, takdim eder“ anlamında kullanılan bir ad.
Senal :TürkçeKız“Sen al“ anlamında kullanılan bir ad.
Senay :TürkçeKız“Sen aysın, ay gibi güzelsin“ anlamında kullanılan bir ad.
Sencan :Türkçe+FarsçaErkek“Sen can kadar sevilensin“ anlamında kullanılan bir ad.
Sener :TürkçeErkek“Sen ersin, yiğit ve güçlüsün“ anlamında kullanılan bir ad..
Sengül :Türkçe+FarsçaKız“Sen gül gibi güzelsin“ anlamında kullanılan bir ad.
Sengün :TürkçeKız“Sen gündüz gibi aydınlık, güneş kadar parlaksın“ anlamında kullanılan bir ad.
Sennur :Türkçe+ArapçaKız“Sen nur gibi güzel ve aydınlıksın“ anlamında kullanılan bir ad.
Şenel :TürkçeErkek“Şen ve mutlu ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Sevsay :TürkçeKız“Sev ve saygı göster“ anlamında kullanılan bir ad.
Sevgim :TürkçeKız“Sevdiğim, sevgilim, sevgi duyduğum“ anlamında kullanılan bir ad.
Seval :TürkçeKız“Severek al“ anlamında kullanılan bir ad.
Sevan :TürkçeErkek“Severek hatırla“ anlamında kullanılan bir ad.
Sevgisun :TürkçeKız“Sevgi, dostluk göster“ anlamında kullanılan bir ad.
Sevilsen :TürkçeKız“Sevil, beğenil“ anlamında kullanılan bir ad.
Sevin :TürkçeKız“Sevinç duy, hep neşeli ve sevinçli ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Sevkan :TürkçeKız“Sevmeye doy“ anlamında kullanılan bir ad.
Sezan :TürkçeKız“Sezerek an, hatırla“ anlamında kullanılan bir ad.
Sıral :Arapça+TürkçeErkek“Sır olarak al, sır olarak sakla“ anlamında kullanılan bir ad.
Soral :TürkçeErkek“Sorup al“ anlamında kullanılan bir ad.
Soysaldı :TürkçeErkek“Soyu genişledi, tanındı“ anlamında kullanılan bir ad.
Soysal :TürkçeErkek“Soyun genişlesin, yayılsın“ anlamında kullanılan bir ad.
Sürsoy :TürkçeErkek“Soyun sürsün, genişlesin“ anlamında kullanılan bir ad.
Sözal :TürkçeErkek“Söz iste, konuş“ anlamında kullanılan bir ad.
Sanver :TürkçeErkek“Ünlendir, meşhur et, tanıt“ anlamında kullanılan bir ad.
Sevilcan :Türkçe+FarsçaKız“Yürekten sevil“ anlamında kullanılan bir ad.
Sargınal :TürkçeErkek“Yürekten, candan al“ anlamında kullanılan bir ad.

SON EKLENENLER
GÜNÜN AYETİ
"Oysaki sizi de yaptığınız şeyleri de Allah yaratmıştır."
(SÂFFÂT - 96)
ÖZLÜ SÖZLER
  • Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir.
  • Adem "ben hata yaptım beni bağışla " dedi, İblis ise" beni sen azdırdın" dedi ya sen!... sen ne diyorsun?
  • Edep, söz dinlemek ve gönle sahip olmaktır.
  • Güzelliğin zekatı iffet ve edeptir. (Hz. Ali)
  • Zeynel Abidin oğlu Muhammed Bakır'a "Ey oğul, fasıklarla cimrilerle yalancılarla sıla-i rahimi terk edenlerle arkadaşlık etme." diye buyurmuştur.
  • Kemalatın bir ölçüsü de halden şikayet etmemektir.
  • En güzel keramet gönlü masivadan arındırmaktır.
  • Alem-i Berzah insanın kendisidir.
  • Zahir ve batının karşılığı aşk-ı sübhandır.
  • Mutaşabih ayetler ledünidir.
  • Ölüm ve cehennem korkusu Hak'ka dost olmayanlar içindir.
  • Şartlanmalardan ve önyargılardan arınmadan kimse masum olamaz.
  • Uzlaşmak için bahane arayan düşman zıtlaşmak için bahane arayan dosttan daha iyidir.
  • Baki hakikatler fani merkezli inşa edilemez.
  • Her zorluğun çözümü sevgidir.
  • Allah var gayrı yok sevgi var dert yok.
  • Allah de ötesini bırak.
  • Sorunları erteleyen ve örten değil çözüm üretip sorunları çözen olmalıyız.
  • Kişinin irfanı kemalatı nispetinde şeytanı da nefsinin şiddetinde olur.
  • Kötü huylardan kurtulmanın en keskin yolu ilahi aşka yanmaktır.
  • Mücevherden sarraf olan anlar, başkası bilemez. Ne fark eder kör için elmas da bir, cam da bir. Eğer sana bakan kör ise sakın sen kendini cam sanma.(Mevlana)
  • Kendini oldum ve doğru zannedenler kendileri gibi düşünmeyenlerden rahatsız olurlar.
  • Eflatun'a dediler ki "Ne kadar çok çalışıyorsun". O da dedi ki "hayır ben sevdiğim işi yapıyorum"
  • Allah kuluna sevdirdiği her işi kuluna kolaylaştırır.
  • Kurtuluş hidayete tabi olanlar içindir. Selam olsun hidayete tabi olanlara.
  • Tevhid-i Ef-al meratibi ihvanın kendi gerçeğine seyir haritasıdır.
  • Kişi ilk önce kendisinin arifi olacak ki Rabbinin arifi olabilsin.
  • İnanmak başka şey, teslim ve tabii olmak başka şeydir.
  • Kalıcı dostluklar edinin.
  • İhvan gibi yaşa, gerisine karışma.
  • Mutlu insan başkalarının mutluluğu için yaşayandır.
  • İslam dini istişare esaslıdır.
  • Allah için affet, Allah için paylaş.
  • İhvanlığını işine göre değil, işini ihvanlığına göre ayarlayacaksın.
  • Kul, iradesini Allah’a teslim edendir.
  • Hakk'ı hatırladığımız unuttuğumuzdan fazla olsun.
  • "Olacağım" diyene engel yok, "olmayacağım" diyene bahane çok.
  • Ben merkezli değil, biz merkezli olun.
  • Dervişçe yaşamak, tevhitçe yaşamaktır.
  • Yaptığınızı azimle yapın, hırs ile yapmayın.
  • Kullukta devamlılık esastır.
  • Önce emin insan olmalıyız.
  • Derviş, halinden belli olmalıdır.
  • Beşeriyet kemalâtın hammaddesidir.
  • Mükemmeliyet istikamette daim olmaktır.
  • İnsanın cismi arza, ruhaniyeti semaya mensuptur.
  • Yaradılış farziyetimiz hakkı bilmektir.
  • Hakk'ı tanımanın ön şartı Resulûllah’ı tanımaktır.
  • İnsanın sırrında Allah’ın sonsuzluğu vardır.
  • Kulluğa bahane yok değer üreteceksiniz.
  • Şikayet, Mevla’ya hürmetsizliktir.
  • Kulluk adına yapmadıklarımıza hiçbir bahane geçerli olmayacak.
  • Bu âleme kavga için gelmedik.
  • Telkin öncelikle bizim nefsimize olmalıdır.
  • İnsan, Allah’ın sırrı Allah da insanın sırrıdır.
  • Varlığımızın sebebi zuhuru, Cenab-ı Resulûllah’tır.
  • Kullukta teslimiyet “Rağmen” olmalıdır.
  • Kazası olmayan tek şey hayatımızdır.
  • Sevgi dışındaki bütün hallerde zorluk vardır.
  • Nefsinde mevsimi hazan olanın, gönül mevsimi bahar, Ahireti bayram olur.
  • Hayat yaşamak, yaşamaksa sevmektir.
  • En güzel keramet istikamet üzere olmaktır.
  • Kişinin Rabbini tanıması için kendini tanıması lazım.
  • Hakk’ı ancak Mirat-ı Muhammet’ten görebiliriz.
  • İnsanı Hakk’ta sonsuzlaştıran ve yaşatan, sevgidir.
  • Sevgi bütün yaratılanların varoluş mayasıdır.
  • Sevgisiz olan her mekân ve mahâl mundardır.
  • Sevgi Allah için yanmak ve olmaktır.
  • Allah’ın ve Resulullah’ın sevgisi ile yanmayan gönül hamdır, ahlâttır.
  • Hakikat ehlinin sermayesi aşk-ı sübhandır.
  • Talepte kararlılık, kararlılıkta da sabır esastır.
  • Sabır, sadrın genişliği kadardır. Sadır genişliği ise; kabulümüz, sevgimiz kadardır.
  • Kamil insan demek;Bütün duygularda,düşüncede ruhta olgunlaşmış insan demektir.,
  • Dervişân, Mürşidinin eşiğinde sadık olduğu sürece, farkında olsa da olmasa da tekamül halindedir.
  • Kim ki Allah’ı ciddiye almaz ise; Allah o kimseyi ciddiye almaz.
  • Hakkı görmeyen gözler amadır.
  • Gayret olmadan kişinin ulaşacağı hiçbir âliyet olamaz.
  • Kendi gerçeğimize yol bulmak için arz üzerinde var olan bütün mevcudiyetten istifade edeceğiz.
  • Bu fırsat âleminin bir tekrarı daha yoktur.
  • Hiçbir oluşum kendi halinde, kendi başına müstakil değildir.
  • İhvan isek bir iddianın sahibiyiz demektir.
  • İhvanın kemâlâtı, olgunluğu, karşılaşmış olduğu olumsuz tecellilere verdiği tepkilerle ölçülür.
  • Kişi muhatabı ve müdahili olmadığı hiçbir meselenin şahidi olamaz.
  • Herkes kazanımlarını kayıplarını tespit etsin ki şuurlu bir hayat yaşayabilsin.
  • Birebir uyarılar insanı daha çok uyandırır.
  • Bütün canlılara dostça yakın olmalıyız.
  • Tekâmül için her anı yeniden yaşamak , her anın yeniden talibi olmak zorundayız.
  • Gayret etmeyen kişiden Kâmil insan olmaz.
  • Ehl-i talip bu Kâinatın özelidir, özetidir.
  • Kul, hizmeti kadardır. Kul, sevgisi kadardır, Kul hoş görebildiği kadardır. Kul feragat edebildiği kadardır. Kul paylaşabildiği kadardır.
  • Ehl-i ihvan’ın sevgisi Rabbi’nin sevgisi, meşguliyeti Rabbi’nin meşguliyeti olmalıdır.
  • Her an Rabbi ile meşgul olanın, muhatabı Rabbi olur.
  • Güzel bakmalı, güzel konuşmalı, güzel dinlemeliyiz.
  • Hayırları geciktirdiğimiz zaman şerre dönüşür. Şerleri geciktirdiğimiz zaman hayra dönüşür.
  • İhvanın irşad olmasının ön şartı teslimiyattır.
  • İlmen yâkinlik; bilmek ve kabul etmektir.
  • İhvan telkin edileni yaşadıktan sonra Hakkel yâkina ulaşır.
  • Kul, Rabbini ne kadar ciddiye alırsa, Rabbi’de onu o kadar ciddiye alır.
  • Rahman’ın sevgilisi olmak gönlü cenab-ı Resulullah’a yönetmek ve tabi olmakla orantılıdır.
  • İhvan, kendi özünde kâmil duruşa ulaşırsa, onda bir değil de nice esmanın açılımı, nice sıfatın inkişaf ve izhariyeti yaşanacaktır.
  • Dünkü gibi konuşan, dünkü gibi anlayan, dünkü gibi yaşayanın anı ve akibeti hüsrandır.
  • Ehli gönül olan, ,Resulullah’a ve Ehli Beyt’egönül veren Ehl-i İhvan’ın seyr-i sülüğü nefis merkezli akıl ile değil gönül merkezli akıl iledir.
  • İhvan, hayırda ve şerde damlayı derya mesafesinde görecek kadar Rabbini önemseyen olmalıdır.
  • Hakka vuslat, ancak aşk- sübhân ile olur.
  • Aşığın, sevgisinin sancısıyla uykularının kaçması lazım ki, orada aşktan söz edilebilsin.
  • Hayatla zıtlaşan değil hayatla uzlaşan olmalıyız.
  • Eğer kişi yarışacaksa hayırda yarışsın selâmda, yarışsın, paylaşmada hoş görüde affetmede yarışsın.
  • Kişi tercihinin neticesini yaşar.
  • İnsan, sevebildiği kadar, değer üretebildiği kadar insandır.
  • İhvan, arif olmalı ve gönlünü bütün olumsuzluklardan arındırmalıdır.
  • Herkes yaptıklarının neticesini yaşayacak.
  • Biz kulluğumuzu her gün yeniden yenilemeliyiz.
  • Üstünlük ancak takva ile sevgi iledir.
  • Allah hiçbir zaman abes ile iştigal etmez.
  • Her işte bizim için hikmet ve hayır vardır.
  • Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır.
  • Herkesin şeytanı, Cebrail’i, Mikail’i, İsrafil’i ve Azrail’i kendisiyle beraberdir.
  • Ehl-i ihvan demek arif olan, Hakk'a eren demektir.
  • Sevginin tezahürü ibadettir.
  • Eğer inanıyor, iman ediyor, seviyorsanız, yap denileni yapacak ve aksatmayacaksınız.
  • Sevenin ne gecesi ne gündüzü ne yorgunluğu ne bahanesi ne de mazereti olur.
  • Karşılaştığımız zorlukların tamamı tekâmül için ikrarımızı ispat içindir.
  • Bu âlem teşbih, tespit, tenzih, takdis ve şahadet âlemidir.
  • İnsanın Hak katında kadri, kıymeti sevgisi kadardır.
  • İnsan, yaşadığı zorluklar aşabildiği engeller kadar insandır.
  • Hiç zorluk, acı çekmeden, uğraş ve çaba sarf etmeden kimsenin başarıya ulaştığı görülmemiştir.
  • Hepimiz Allah’ın Resulûllah’ın ve Ehlibeyt’in aşkından muhabbetinden istifade edip Hakk’ta bakileşebilecek yetilere sahibiz.
  • İnsan, asliyeti kendisine unutturulmuş varlıktır.
  • Müsemmâ ehli olan için, isimler değişşe de asliyet değişmez.
  • Hiçbir güzelliği kendimize mal etmeden, bütün güzellikleri Rabbimizden bilmeliyiz.
  • Herkesin imtihanı iddiası kadar olur. Yani iddiası büyük olanın, imtihanı da büyük olur.
  • Kâinat, insan için, insana hizmet için halk edilmiştir.
  • Hayatın tamamı, kulluğun ve dostluğun talimidir.
  • Kişi bilgisinde değil yaşantısında kâmil insan olur.
  • Bizim yaşadıklarımız; tercihlerimizin, taleplerimizin ve dualarımızın neticesidir.
  • Mezheplerin farklı olması, dünya iklimlerinin, ırkların ve kültürlerin farklı olmasındandır.
  • İrfan mekteplerinin temelde aynı, detaylarda farklı farklı olması insanların, meşreplerinin farklı farklı olmasındandır.
  • Kimi takva ile kimi zikrullah ile, kimi hizmet ile, kimi de ibadet ile Hak rızasına ulaşmak ve kâmil insan olmak arzusundadır.
  • Din adına zıtlaşmalar, taraflaşmalar ve tefrikalar çıkarmak Rahman’ın ve Kuran’ın reddettiği duruşlardır.
  • Elin eksiğiyle uğraşan, kendi eksiğini hiçbir zaman göremez.
  • Biz bu âleme eksik tespit zabıtalığına gönderilmedik.
  • Âşık; mâşûkunu hususiyetle geceleyin, en çok yalnızlık halindeyken düşünür.
  • Geceleri ve seher vakti çok özeldir.
  • Dostluğun ilk şartı sevmektir. Fakat çıkarsız beklentisiz sevmektir.
  • Dost olmak, dostun her türlü yüküne katlanmaktır.
  • Bizim için yaşamak bir gündür, o da bugündür.
  • Kulluk adına yapmamız gereken ne varsa sabırla ve ihlâsla yapmalıyız.
  • Hak katında gıdalanmanın birinci esası, âdab-ı Muhammediye ve hakıkati Mahmudiye ile kıyam durmaktır.
  • Biz eyvallah tacını, ‘sensin’ tacını başımızdan, hiçlik hırkasını da eğnimizden hiçbir zaman çıkartmayacağız.
  • Bir damlanın hiçliğe ulaşması, onun deryaya düşmesiyle olur.
  • Bize ulaşan her tecellinin, Mevlâ'dan olduğunun bilincinde olalım ve rıza gösterelim.
  • Sakın tecellilerden kahreden, kederlenen olmayalım.
  • Tecellilerden şikayetçi olmak, kulun Rabbine olan saygısızlığıdır.
  • İhvan, hangi tecelli içinde olursa olsun, mutlaka güzel düşünmeli ve güzel değerlendirmelidir.
  • Edep ve âdap dışında nefes almayalım.
  • Biz, Cenâb-ı Resûlullah’ın vitrini olmalıyız.
  • Bütün nimetler ve âliyetler, gayret ve hizmet iledir.
  • Biz hangi hali yaşıyorsak bizim için hayırdır ve hikmetlidir.
  • Hikmete tabi olanlar hikmet ehli olurlar.
  • "Senin için Ya Rabbi" zevkiyle hayatı yaşayalım.
  • Huzur, ancak tevhid ile aşk ile sevgi ile Allah’a ve Resûlun’e yönelmek iledir.
  • Güzel ahlâk ve sevgi insanlığın omurgasıdır.
  • Her gününü son gün, her namazını son namaz, her muhabbetini son muhabbet gibi kabul eden kişinin yaşantısı Ehl-i ihvanca olur.
  • Büyük laf etmemeye çalışalım.Tevazu sahibi olalım.
  • Ehl-i Beyt olmak, hem nesebi hem de mezhebidir.
  • Ehl-i Beyt, Kur’an’ın ete kemiğe bürünmüş halidir.
  • Yaptığımız her şey kulluğumuzu ispat edercesine olmalıdır.
  • Halkı memnun etmek için Hakk'ı incitmeyelim.
  • Kemalat, hissedilen ilk nefesten son nefese kadar sadece Allah ve Resûl’u için say ve gayret etmektir.
  • Tevhid-i Ef-al hakikatin zübdesi, tevhidin nüvesidir.
  • Kullukta edebi olmayanın Hak’ta izzet bulması mümkün olamaz.
  • Hikmetleri seyretmenin tek şartı, tecellilere karşı sabırlı olmaktır.
  • Kişi yaşamış olduğu imtihanları aşabildiği kadar tekâmül etmiş olur.
  • Aslında bize zor gelen tecelliler, bizim için ikramdır.
  • Kulluğun esasında yap denileni yapıp sonucuna da razı olmak vardır.
  • Bütün kâinat, kişinin kendi hakikatine misaldir.
  • Öncelediğimiz Allah ve Resûl’u olmalı. Ertelediğimiz ise nefsimizin arzu ve istekleri olmalıdır..
  • Dervişi tekâmül ettirecek olan iştiyakı, kendine olan telkini, ve gayretindeki kararlılığıdır.
  • Her günü yaşamak, her günü diğer günden farklı bir alana taşımak için biz bugünün talebesiyiz.
  • Hatasını kabul edip hatasından dönen kul hayırlı kuldur.
  • Hedefi olmayanın istikameti de olmaz.
  • İhvan ne dünle ne de yarınla zaman kaybedecek sadece anını ve gününü değerlendirecek.
  • İhvanlık, halde örnek olmaktır.
  • Aile yaşantımızla, tecellilere olan tepkilerimizle, kişilerle olan ünsiyetimizle, her halimizle hele hele de ibadete olan düşkünlüğümüzle fark edilmeliyiz.
  • Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, Hak katında şerefli olamaz.
  • İbadet etmenin hoşnutluğunu yaşarken bu hoşnutluğu, ibadet etmeyenlere karşı bir üstünlük saymadan fail Allah'tır zevkiyle yaşamalıyız.
  • Kıyas, şeytani sıfatlardandır.
  • Karşımızda gördüğümüz eksikliği önce kendimizde tetkik etmeliyiz.
  • Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrine mürşitsiz yol bulamaz.
  • Baki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak Hak’ta ölüp Hak’ta dirilmektir.
  • Hayata ders veren değil de hayattan ders alan talip olmalıyız.
  • Anlayan ve öğrenen olmalıyız.
  • Anladığını genişleten, hayatına uyarlayan olmalıyız.
  • Tasavvuf önce şeriat-ı Muhammediye ile yaşanır.Sonra hakikat-ı Mahmûdiye ile hikmetler talim edilir.
  • Bir meselenin görevlisi olmak ayrı şeydir, gönüllüsü olmak ayrı şeydir.
  • Ehl-i ihvanla konuşularak halledilmeyecek hiçbir mesele olmamalıdır.
  • Hak dostları bir araya geldikleri zaman bakışmaları bile muhabbettir.
  • İhvanlığın dört ana esası vardır; ihlas, şecaat, cesaret ve cömertliktir.
  • Hayatın tamamında, her adımda, her bir nefeste; bir tuzak, bir imtihan vardır.
  • Gönül, Rahman ile coşarsa; kişi karşılaştığı her türlü tecelliye sabır ve tefekkür ile mukavemet gösterir.
  • İhvan, ne Dünya ne de ahiret beklentisi olmaksızın kulluğunu fi-sebilillah yaşamalıdır.
  • Kur’ân'ı öğrenmeye, okumaya, okutmaya, anlamaya ve yaşamaya çalışalım.
  • İslam, yap denileni yapmak; yapma denilenden uzak durmaktır.
  • Kulluğunu yarına erteleyenin Allah sevgisi yeterli değildir.
  • Tekâmül etmek için sürekli gayret halinde olmalıyız.
  • İnsana olan sevgisizlik Allah’a olan sevgisizliktir.
  • Allah’a vuslat ancak Aşk-ı sübhan ile olur.
  • Hak’ta bâki olabilmek için kayıtsız şartsız teslim olmalıyız.
  • Dilimizde zikrullah ile gönlümüzde her daim muhabbetullah ile inşa olmaya çalışmalıyız.
  • Şeriatın ihlâl olduğu yerde hakikat olmaz.
  • Her türlü tecelliden istifade edecek kadar arif,hiçbir zorluktan yılmayacak kadar da dirayetli olalım.
  • Arif olan baktığı her zerreden, karşılaştığı her tecelliden kendisine istikamet arar.
  • Ehl-i ihvan hatasında ve günahında ısrar etmeyen ve tövbesinde aceleci davranandır.
  • Âşık maşukundan gelen cefalardan haz duymazsa gerçek aşık olamaz.
  • Kendisindeki gayrilikten arınan insan için dışarıda ve içeride gayri olan hiçbir şey kalmaz.
  • Kişinin samimiyeti, sadakati ve sevgisi ona istikamet verir.
  • Bizden istenilen öncelikle safiyet, samimiyet ve sadakattir.
  • Ehl-i ihvan öyle bir kristalize olacak, safiyet kazanacak, kendi benliğinden öyle bir sıyrılıp latifleşecek, şeffaflaşacak, kendine ait bir renk zan düşünce ve duygu kalmayacak ki Allah’ın boyasıyla boyansın yani Resûlullah’ın haliyle hallenmiş olsun.
  • Gayret, kulluğun esasıdır.
  • Biz bildiklerimizle amel edelim. Bilmediklerimiz, bize bildirilecektir.
  • Her Ehl-i ihvan bulunduğu cemiyette fark edilmelidir.
  • Bizim sabrımıza, bize kötülük yapanların şahitlik etmesi lazım.
  • Asli maksadımız, nefsimizi ve Rabbimizi tanımaktır.
  • Gayret etmeyen kişiden kâmil insan olmaz.
  • İhvan, kendi hakikatine seyri sülük ederken hem dünyasını hem de ukbâsını saadete erdirmiş olur.
  • Muhabbetimiz Resûlullah’ın ve Ehl-i Beyt’in muhabbeti, davamız Hak davası olsun.
  • Eğer insan Rahman’ın aynası olacaksa yansıtıcılığının çok net,arı ve duru olması lazımdır.
  • Eğer bir olumsuzlukla, zorlukla karşılaşıyorsak, bu bizim olumsuzluluğumuzdandır.
  • Arz ve semada her ne olursa insan ile ilişkilidir.
  • Sözümüzün ilk müşterisi kendi kulağımız olmalıdır.
  • İslâm şahitlik ile başlar, şuhut ile yaşanır. Ve yine şahitlik ile kemal bulur.
  • Hangi başarı vardır ki uğraşsız gayretsiz ve gönülsüz zuhura gelsin.
  • Aşığın ölümü Hakk’ta vuslat, sonsuzluğa uyanmak ve sonsuzluğu yaşamak olur.
  • Artık etrafımızla ve kendimizle olan kavgamızı bitirip, sevgiyle nefes almanın gayretinde olmalıyız.
  • Kişinin kararlılığı tecellilere gösterdiği mukavemeti kadardır.
  • Aşık hep maşukundan söz etsinler, hep ondan konuşsunlar ister; zaten gayrı şeyler aşığı rahatsız eder.
  • Kişi mutmain olmadıkça kulluğunda, dostluğunda hep hüsrandadır.
  • Cemal aşıkları için gayri olan her şey haramdır.
  • Zikrin esası namazdır, muhabbetullahdır.
  • İhvan, hayatın tamamında Rahman’ın iradesi altında yaşamaya dikkat ve özen göstermelidir.
  • Her şeye rağmen seveceğiz
  • Her şeye rağmen hizmette gayretli olacağız
  • Kulluk, içinde Rabbi'nden başkasını bulundurmayan, gayrilerden boşalmış hiçlik makamıdır.
  • Hayatın ve kulluğun emanetçisi olduğumuzu, bu emaneti taşımamız ve ehline teslim etmemiz gerektiğini hatırdan çıkartmamalıyız.
  • Hayatı hep Hakkça yaşamanın gayretinde olmalıyız.
  • Hayat, bizi kullukta belirli bir kıvama taşımak içindir.
  • Kendine gafil olan, Allah’a arif olamaz.
  • Her varlık Hakk'tandır ve Hak ile kaimdir.
  • Bütün masivalardan arınmak, “ölmezden önce ölmek” Hak’ta ebed olmak; olağanüstü bir azim ve gayret ister.
  • Kişinin kararlılığı, cesareti, azmi ve sevgisi bir arada tekmil olursa; kişinin önünde aşamayacağı engel ve mâni olmaz.
  • Talibin âli ve en yüce değerlere ulaşabilmesi, Allah ve Resûlu’ne olan muhabbeti, sevgisi ile orantılıdır.
  • Hedefimiz ve gayemiz, bugün tevhid noktasında Allah’ı Resulullah’ı ve Ehl-i Beyt’i dünden daha farklı idrak etmek ve yaşamaktır.
  • Tevhid adına bize yapılan teklifatın tamamını yaşamak, bizi kendimize döndürmek ve kendi hakikatimizle tanıştırmak içindir.
  • Tevhid meratiplerindeki yaşam talimlerinin tamamı, bizi kendi ruh derinliğimizdeki iç potansiyelimizden istifade ettirmek adınadır.
  • İhvanın bilip, yapmak isteyip de yapamamasının sebebi kendisinde yetersiz olan kararlılığı, gayreti ve talebidir.
  • Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, mükerrem ve münevver olamaz.
  • Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrinde mürşitsiz yol kat edemez.
  • Kulluk adına yaşanılacak ne kadar âli değerler varsa, bunların tamamı ancak mürşid-i kâmilin nezaretinde ve refakatinde yaşanılabilir.
  • Bâki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak, Hakk’ta ölüp Hakk’ta dirilmektir.
  • Yaşadığımız ne tür olumsuzluk olursa olsun, bizim hedefimize olan iştiyâkımızı arttırmalıdır.
  • Her türlü olumluluk ve olumsuzluktan istifade eden olalım.
  • Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır.
  • İhvan, kendisini yargılayan, kendisini öz eleştiriye açık tutan ve kendini kemâle taşıyan olmalıdır.
  • İhvan, ancak telkin edilen hikmetli sözleri, hadisleri ve ayetleri yaşantısına uyarlayarak gayretinde istikamet bulabilir.
  • Kim hidayeti dilerse hidayete ulaşacak; kim hidayete ulaşmak istemezse Rahmân da ona hidayet etmeyecek.
  • İnancı olmayanın istikameti olmaz.
  • İnsan-ı asli Allah’ın aynasıdır.
  • Nurun olduğu yerde zulüm, dinin olduğu yerde kin, sevginin olduğu yerde nefret olmaz.
  • Ehl-i ihvan demek arif olan gerçeklere eren demektir.
  • Herkes tercihinden yönelişinden meyil ve rızasından sorumludur.
  • Nimete ulaşmak için mutlaka hizmete talip olmalıyız.
  • İhvan düşünmekle, keşfetmekle ve gayret ile kemâlat bulur.
  • “Rabbim” diyen için zaten zorluk yoktur.
  • Hedefi olmayanın istikameti de olmaz.
  • İslam, aslen teslim olmak ve selamet bulmaktır.
NAMAZ VAKİTLERİ