04 Aralık 2021
29 Rebiü'l-Ahir 1443
MENÜ
SOHBETLER HAZRET-İ MUHAMMED'IN
(S.A.V) HAYATI
SEVGİLİ PEYGAMBERİM KUR'AN-I KERİM İLMİHAL İSLAM VE TOPLUM 40 HADİS HADİS-İ ŞERİFLER OSMANLICA SÖZLÜK RÜYA TABİRLERİ BEBEK İSİMLERİ ABDÜLKADİR BİLGİLİ
(SEBATİ) DİVANI
NİYAZİ MISRİ DİVANI HİKMETLİ SÖZLER KUR'AN-I KERİM ÖĞRENİYORUM KUR'AN-I KERİM (SESLİ ve YAZILI) SESLİ ARŞİV İLAHİLER
İSLAM ve TASAVVUF
TASAVVUFUN TARİFLERİ TASAVVUFUN DOĞUŞU TASAVVUFUN ANADOLU'YA GİRİŞİ HALVETİLİĞİN TARİHİ HALVETİLİĞİN TARİHİ GELİŞİMİ HALVETİLİĞİN TÜRK TOPLUMUNDAKİ YERİ HALVETİYYE SİLSİLESİ PİRLERİMİZİN HAYATLARI MEHMET ALİ İŞTİP (VAHDETİ) ABDÜLKADİR BİLGİLİ (SEBATİ) İBRAHİM GÜLMEZ(KANÂATÎ)
EHLİ - BEYT
EHL-İ BEYT KİMDİR? EHL-İ BEYTİ SEVMEK
RESÛLULLAH'I SEVMEKTİR
EHL-İ BEYT EMANETİ RESÛLULLAH'TIR EHL-İ BEYTİN HALİ NUH'UN GEMİSİ GİBİDİR EHL-İ BEYT OLMAK HEM NESEBİ HEMDE MEZHEBİDİR
ONİKİ İMAMLAR
HZ. İMAM ALİ K.A.V RA HZ. İMAM HASAN-I (MÜCTEBA) HZ. İMAM HÜSEYİN-İ (KERBELA) HZ. İMAM ZEYNEL ABİDİN HZ. İMAM MUHAMMED BAKIR HZ. İMAM CAFER-İ SADIK HZ. İMAM MUSA-İ KAZIM HZ. İMAM ALİYYUL RIZA HZ. İMAM MUHAMMED CEVAD (TAKİ) HZ. İMAM ALİ HADİ (NAKİ) HZ. İMAM HASAN’UL ASKERİ HZ. İMAM MUHAMMED MEHDİ






O harfiyle başlayan bebek isimleri


KIZ BEBEK İSİMLERİ ERKEK BEBEK İSİMLERİ

A B C D E F G H I J K L M N O P R S T U V Y Z

İsimKökeniCinsiyetAnlamı
Örün :TürkçeErkek1. Açık renkli, beyazımsı.
2. Gökyüzünün açık, aydınlık durumu.
3. Çadırın tepesinde, aydınlanma için bırakılan açıklık.
4. Pencere.
Oruk :TürkçeErkek1. Aile, oymak.
2. Göçmen olarak gelip bir yere yerleşen.
3. Yol, çare, imkân.
Öktener :TürkçeErkek1. Akıllı, bilgili kimse.
2. Kahraman, cesur kimse.
Ökten :TürkçeErkek1. Akıllı, bilgili.
2. Kahraman, cesur.
Oray :TürkçeErkek1. Ateş gibi kızıl renkli ay.
2. Şehirli, şehirde yaşayan.
Ocak :TürkçeErkek1. Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma gibi amaçlarla kullanılan yer.
2. Ev, aile, soy.
Öğür :TürkçeErkek1. Aynı yaşta olanlar, yaşıt, akran.
2. Dost, arkadaş.
3. Öğrenmiş, alışmış.
Öykü :TürkçeKız1. Ayrıntılarıyla anlatılan olay.
2. Hikâye
Olcay :Moğ.Erkek1. Baht, talih, şans.
2. Bahtlı, talihli.
Özge :TürkçeErkek1. Başka.
2. Yabancı.
3. İyi, güzel.
4. Şakacı.
5. Cana yakın, sıcakkanlı.
6. Yürekli, gözü pek.
Öget :TürkçeKız1. Beğenilen, aranılan, övülen.
2. İyi, güzel.
Omaca :TürkçeErkek1. Bel kemiği.
2. Topuk kemiği.
Örnek :TürkçeErkek1. Benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey.
2. Durumu ve niteliği benimsenmeye değer kimse.
Okşak :TürkçeErkek1. Benzeyiş.
2. Benzeyen, andıran.
Ödül :TürkçeKız1. Bir başarı karşılığında verilen armağan, mükâfat.
2. Bir iyiliğe karşılık olarak verilen armağan.
Özen :TürkçeKız1. Bir işin elden geldiğince iyi olması için gösterilen çaba.
2. İçerlek, en içeride olan.
3. İlk söz.
4. Birbirine yakın iki dağın arasındaki uzaklık, ara.
5. Dere, ırmak.
Özen :TürkçeErkek1. Bir işin elden geldiğince iyi olması için gösterilen çaba.
2. İçerlek, tam orta, en içeride olan.
3. İlk söz.
4. Birbirine yakın iki dağın arasındaki uzaklık, ara.
5. Dere, ırmak.
Öz :TürkçeKız1. Bir kimsenin benliği, manevi varlığı.
2. Bir şeyin temel ögesi.
3. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan.
4. Katıksız, arı.
Önder :TürkçeKız1. Bir topluluğa başkanlık eden kimse.
2. Önde giden, yol gösteren, kılavuz.
Osman :ArapçaErkek1. Bir tür kuş veya ejderha.
2. Hz. Muhammet'in damadı, üçüncü halife.
3. Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu ve ilk hükümdarı.
Oymak :TürkçeErkek1. Birçok boydan oluşan, göçebe veya yerleşik topluluk, aşiret.
2. İzcilikte küçük birlik.
3. Semt, mahalle.
4. Arazinin alçak, çukur yeri.
5. Hısım, akraba.
Öncel :TürkçeErkek1. Birine göre kendinden önce yerini tutmuş olan kimse.
2. Bizden önce yaşamış olanlar.
Oba :TürkçeErkek1. Çadırlarda yaşayan göçebe ailelerin meydana getirdiği topluluk.
2. Genellikle bölmeli göçebe çadırı.
Otuk :TürkçeErkek1. Çakmak.
2. Çakmak taşı.
Ölen :TürkçeErkek1. Çiçek açmış çayır.
2. Şarkı.
3. Sulak arazi.
4. Nemli, yaş.
Ögeday :Moğ.Erkek1. Çok akıllı, bilgili.
2. Büyük Moğol hükümdarı Cengiz Han'ın oğlu.
Öge :TürkçeErkek1. Çok akıllı.
2. Yaşlı kimse.
3. Bir ulusun büyüğü, ileri geleni.
4. Hekim.
5. Ün, şöhret.
Oğulbalı :TürkçeErkek1. Çok güzel, eksiksiz.
2. Erkek çocuktan olan.
3. Beyaz ve iyi bal.
Onan :TürkçeErkek1. Daha iyi bir duruma giren, mutlu olan.
2. Hastalıktan, dertten kurtulan.
Oy :TürkçeErkek1. Düşünce, görüş.
2. Bir sorunla ilgili düşünceyi işaret, söz veya yazıyla belirtme.
Onaran :TürkçeErkek1. Düzelten, yararlı bir duruma getiren.
2. İyileştiren, tedavi eden.
3. Başaran, bitiren.
Orak :TürkçeErkek1. Ekin biçme zamanı, hasat.
2. Ekin biçme aracı.
Ongun :TürkçeErkek1. Eksiksiz, tam.
2. Verimli, bol.
3. Kutlu, uğurlu, beğenilen kimse.
4. Kurtulmuş, onmuş.
5. Gelişmiş, gürbüz.
6. Bayındır.
Olçun :TürkçeErkek1. Eli işe yatkın, becerikli, usta.
2. Kendini olduğundan üstün gösteren.
3. Hekimlik taslayan kimse.
Oğul :TürkçeErkek1. Erkek evlat.
2. Yavru.
3. Kovandan çıkan arı topluluğu.
Ören :TürkçeKız1. Eski yapı veya kent kalıntısı.
2. Kent, şehir.
3. Köy.
4. Bitek ova.
5. Ormanlık yer.
Ören :TürkçeErkek1. Eski yapı veya kent kalıntısı.
2. Şehir, kent.
3. Köy.
4. Bitek ova.
5. Ormanlık yer
Öngün :TürkçeErkek1. Evvelki gün, bir önceki gün.
2. Ses, gürültü.
Olca :Moğ.Erkek1. Ganimet.
2. Bolluk, bereket.
Olca :Moğ.Kız1. Ganimet.
2. Kadın esir.
3. Bolluk, bereket.
Oya :TürkçeKız1. Genellikle ipek ibrişim kullanılarak iğne, mekik, tığ veya firkete ile yapılan ince dantel.
2. İnce, güzel, nazik.
Ongu :TürkçeKız1. Gönül rahatlığı, mutluluk, sağlık.
2. Bayındırlık, gelişmişlik.
Özek :TürkçeErkek1. Güç.
2. Çalışkan.
3. Küçük dere.
4. Ağacın, bitkinin içi, özü.
5. Bitki filizi.
6. Bir şeyin ortası.
7. Sel yarıntısı.
Öktemer :TürkçeErkek1. Güçlü kimse.
2. Onurlu kimse.
Özbek :TürkçeErkek1. Güçlü, cesur, korkusuz kimse.
2. Orta Asya’da yaşayan bir Türk boyu ve bu boydan gelen kimse.
Öktem :TürkçeErkek1. Güçlü.
2. Onurlu.
Orum :TürkçeErkek1. Gurur.
2. Geniş orman, çalılık.
Öndünç :TürkçeErkek1. Haberci.
2. Başta olan.
Özün :TürkçeErkek1. Hakkıyla kazanılmış ün.
2. Şan.
Otaran :TürkçeErkek1. Hayvanlar otlatan çoban.
2. Beğenen, isteyen.
Öngü :TürkçeErkek1. İlk, önce, önceki.
2. Direnme, inat.
Onur :TürkçeErkek1. İnsanın kendine karşı duyduğu saygı.
2. Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı değer, şeref.
Özenç :TürkçeErkek1. İstek.
2. Gıpta, imrenme.
Onat :TürkçeKız1. İyi, güzel, düzgün.
2. İyi yaradılışlı.
3. Doğru, dürüst, nitelikli.
4. Kolay.
5. Uygun, münasip, yakışır.
6. İyi ahlâklı.
Oflaz :TürkçeErkek1. İyi, güzel, eksiksiz, tam.
2. Gürbüz, yakışıklı, güzel giyinen.
3. Becerikli.
4. Eflatun rengi.
5. İşe yarar.
Özgür :TürkçeErkek1. Kendi kendine hareket etme, davranma, karar verme gücü olan.
2. Tutuklu olmayan, hür.
3. Başkasının kölesi olmayan.
4. Bağımsız.
Özgür :TürkçeKız1. Kendi kendine karar verme, davranma, hareket etme gücü olan.
2. Tutuklu olmayan, hür.
3. Başkasının kölesi olmayan.
4. Bağımsız.
Önür :TürkçeErkek1. Kendinden önceki, eski.
2. Öne geçen, ileriye giden.
Öncü :TürkçeErkek1. Kılavuz, rehber.
2. Önder.
3. Yeni bir görüş ve akım başlatan kimse.
Oytun :TürkçeErkek1. Kutsal, mübarek.
2. Beğenilen, güzel yer.
3. Alçak yer, ova.
Özgü :TürkçeErkek1. Kutsal.
2. Özellikle birine veya bir şeye ait olan.
Özgün :TürkçeErkek1. Nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan.
2. Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan.
Ötüken :TürkçeErkek1. Oğuz Destanı'nda Tiyenşan dağlarıyla Orhun havzası arasında bulunduğu belirtilen, ormanlık, kutsal bölge.
2. Moğ. Yer ilahesi.
Okman :TürkçeErkek1. Ok gibi hızlı, güçlü kimse.
2. Okçu.
Okuyan :TürkçeErkek1. Okumayı seven.
2. Çağıran, davet eden.
Oran :TürkçeErkek1. Ölçü, nispet, derece.
2. Tahmin.
3. Ölçülü, hesaplı.
4. Anlayış.
5. Abartma, abartı.
6. Özel işaret, nişan.
Oluk :TürkçeErkek1. Olgun, olgunlaşmış.
2. Irmak.
3. Çay ve dereden küçük akarsu.
Oranlı :TürkçeErkek1. Oranı olan, ölçülü.
2. Anlayışlı, akılcı.
3. Ilımlı.
Ölçün :TürkçeErkek1. Oranlama, kestirme, tahmin.
2. Yarış.
Örgen :TürkçeErkek1. Organ.
2. İnce halat, urgan.
Otakçı :TürkçeErkek1. Otağ yapan veya satan kimse.
2. Orduda otağ kuran er.
Oyalı :TürkçeKız1. Oya ile süslenmiş.
2. Oya gibi güzel, zarif.
Oguş :TürkçeKız1. Oymak.
2. Hısım, akraba.
3. Bereket.
Orun :TürkçeErkek1. Özel yer.
2. Önemli bir görevlinin çalıştığı yer, makam.
3. Gizli, habersiz.
4. Huy, yaradılış.
Özlü :TürkçeErkek1. Özü, benliği olan.
2. İçten, gerçek.
Öneş :TürkçeErkek1. Rehber, kılavuz.
2. İnat.
Oğuz :TürkçeErkek1. Sağlam, gürbüz, güçlü delikanlı.
2. Temiz kalpli dost, iyi arkadaş.
3. Kır adamı, köylü.
4. Saf, deneyimsiz kimse.
5. Türklerin en büyük boylarından birinin ve bu boydan olan kimselerin adı.
Özke :TürkçeErkek1. Sağlam, sağlıklı.
2. Temiz yürekli.
Öngüt :TürkçeErkek1. Saklanarak yanaşma, izinden yürüme.
2. Hücum etmek için elverişli yer.
Okay :TürkçeErkek1. Satürn gezegeni.
2. Beğenme.
Omay :TürkçeErkek1. Seçkin, seçilmiş.
2. Özet, öz.
Ozan :TürkçeErkek1. Şiir yazan, şair.
2. Halk şairi.
3. Şakacı, güzel ve tatlı konuşan.
Özden :TürkçeErkek1. Soyca temiz, köleliği olmayan özgür kimse.
2. Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili.
3. Suların geçtiği yer, su geçidi.
4. Özsu.
Oruç :TürkçeErkek1. Tanrı'ya ibadet amacıyla yeme, içme vb. şeylerden belli bir süre veya biçimlerde kendini alıkoyma.
2. Çok sevilen veya istenen şeylerden uzak durma.
Ogan :TürkçeErkek1. Tanrı.
2. Güçlü, kuvvetli.
Özdek :TürkçeErkek1. Temel, esas, kök.
2. İç, öz, çekirdek.
3. Madde.
Ortaç :TürkçeErkek1. Tepe.
2. Mirasçı.
3. Veliaht.
Özlek :TürkçeErkek1. Toprağın özü, verimli yeri.
2. Zaman.
3. Doğaüstü güç.
Oğur :TürkçeErkek1. Uğur.
2. Samimi, içten dost.
3. Bir şey yapabilmek için ele geçen zaman veya elverişli durum.
Okçun :TürkçeErkek1. Uzak, öte.
2. Uzakta bulunan.
Özel :TürkçeKız1. Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan.
2. Devlete değil, kişiye ait olan.
3. Her zaman görülenden, olağandan farklı, dikkate değer.
Ortanca :TürkçeKız1. Yaş bakımından üç kardeşin büyüğü ile küçüğü arasında bulunan.
2. Büyüklük, irilik bakımından üç nesne arasında sondan veya baştan ikinci gelen.
3. Lati Taşkırangillerden, kırmızı, pembe veya mor renkli çiçeklerini yaz başında açan, gölgelik yerlerde yetiştirilen bir süs bitkisi.
Ömer :ArapçaErkek1. Yaşama, yaşayış, hayat, canlılık.
2. İkinci halife.
Örük :TürkçeErkek1. Yüksek, yüce.
2. Uzun zaman, sonsuzluk.
3. Huy, tabiat.
Örge :TürkçeKız1. Yükselen, yukarı çıkan.
2. Yukarı, üst.
3. Herhangi bir yapıttaki süsleyici öge.
Öğün :TürkçeErkek1. Zaman, vakit.
2. Kez, defa.
3. Önde, ileride olan.
Okuş :TürkçeErkek1. Zekâ, akıl, anlayışlılık.
2. Çağrı, davet.
Örüner :TürkçeErkekAçık tenli kimse.
Özsan :TürkçeErkekAdı duyulmuş, ünlü.
Önad :TürkçeErkekAdı önde gelen, tanınan.
Orman :TürkçeErkekAğaçlarla örtülü geniş alan
Orman :TürkçeKızAğaçlarla örtülü geniş alan.
Öngel :TürkçeErkekAğırbaşlı kimse.
Ök :TürkçeErkekAkıl, hatır, zekâ, zihin.
Öker :TürkçeErkekAkıllı kimse.
Öger :TürkçeErkekAkıllı, bilgili kimse.
Ögetürk :TürkçeErkekAkıllı, bilgili Türk.
Öktürk :TürkçeErkekAkıllı, güçlü Türk.
Ökte :TürkçeErkekAkıllı, zeki, anlayışlı, bilgili.
Ökmen :TürkçeErkekAkıllı, zeki, bilgili kimse.
Oskan :TürkçeErkekAkıllı.
Ökelik :TürkçeErkekAkıllılık, bilgelik.
Okyanus :Yun.ErkekAna karaları birbirinden ayıran büyük deniz.
Özyurt :TürkçeErkekAnayurt.
Ogün :TürkçeErkekAnımsanan, belirli bir günde doğan kimse.
Okanay :TürkçeErkekAnlayışlı kimse.
Okanalp :TürkçeErkekAnlayışlı yiğit.
Okan :TürkçeErkekAnlayışlı.
Orçun :TürkçeErkekArdıllar, halefler.
Özarı :TürkçeErkekArı gibi çalışkan kimse.
Özerek :TürkçeErkekAsıl amaç, ulaşılmak istenen şey.
Özaslan :TürkçeErkekAslan gibi güçlü, soylu kimse.
Odyakar :TürkçeErkekAteş gibi can yakan kimse.
Oder :TürkçeErkekAteş gibi canlı, coşkulu, hareketli kimse.
Orgül :Türkçe+FarsçaKızAteş gibi kırmızı renkli gül.
Orgün :TürkçeErkekAteş gibi kırmızı renkli güneş.
Orgünalp :TürkçeErkekAteş gibi kırmızı renkli güneşin olduğu gün doğan yiğit.
Orkuş :TürkçeErkekAteş kırmızısı renkli bir kuş.
Otay :TürkçeErkekAteş renginde ay.
Ortan :TürkçeErkekAteş renginde kızıl tan.
Ortunç :TürkçeErkekAteş renginde tunç.
Odyakmaz :TürkçeErkekAteş yakmaz.
Od :TürkçeErkekAteş.
Odhan :TürkçeErkekAteşli hükümdar.
Öztarhan :TürkçeErkekAyrıcalıklı, saygın bir kişiliğe sahipolan kimse.
Özgürel :TürkçeErkekBağımlı olmayan, özgür davranan kimse.
Olcayto :Moğ.ErkekBahtlı, şanslı, talihli.
Özbal :TürkçeKızBalın özü gibi tatlı olan kimse.
Öngen :TürkçeErkekBaşarı, zafer.
Özaktuğ :TürkçeErkekBaşıa beyaz tuğ takmış kimse.
Okar :TürkçeErkekBaşında ok biçiminde bir tel demeti bulunan balıkçıl, telli balıkçıl.
Önsav :TürkçeErkekBaşta gelen düşünce.
Okayer :TürkçeErkekBeğenilen kimse.
Öztekin :TürkçeErkekBenzersiz kimse.
Okşan :TürkçeKızBenzeyen, andiran.
Okşar :TürkçeErkekBenzeyen, benzer.
Oğulbey :TürkçeErkekBeyin oğlu.
Özbilek :TürkçeErkekBileği güçlü olan kimse.
Olgun :TürkçeKızBilgi, görgü ve hoşgörüsü gelişmiş insan.
Olgun :TürkçeErkekBilgi, görgü ve hoşgörüsü gelişmiş kimse.
Özveri :TürkçeKızBir amaç veya kişi için kendi yararlarından vazgeçme, fedakârlık.
Önel :TürkçeErkekBir işin tamamlanması için verilen süre, vade, mühlet.
Özlem :KızBir kimse veya bir şeye duyulan aşırı görme, kavuşma arzusu, hasret.
Öğüt :TürkçeKızBir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz.
Özöğe :TürkçeErkekBir şeyin aslı, özü.
Oğultekin :TürkçeErkekBiricik, benzersiz çocuk.
Öztek :TürkçeErkekBiricik, tek.
Övgü :TürkçeKızBirini veya bir şeyi övmek için söylenen söz veya yazılan yazı.
Övgü :TürkçeErkekBirini ya da bir şeyi övmek için söylenen söz veya yazılan yazı.
Ortak :TürkçeErkekBirlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri.
Özsu :TürkçeErkekBitki ve hayvan dokularında bulunan sıvılara verilen ad.
Özsu :TürkçeKızBitki ve hayvan dokularında bulunan sulara verilen ad.
Öçal :TürkçeErkekbk. Öcal
Oflas :TürkçeErkekbk. Oflaz
Oğan :TürkçeErkekbk. Ogan
Oğanalp :TürkçeErkekbk. Oganalp
Oğaner :TürkçeErkekbk. Oganer
Oğansoy :TürkçeErkekbk. Ogansoy
Öğe :TürkçeErkekbk. Öge
Ogeday :Moğ.Erkekbk. Ögeday
Öğet :TürkçeErkekbk. Öget
Olcaytu :Moğ.Erkekbk. Olcayto
Ongan :TürkçeErkekbk. Ongun
Onuğ :TürkçeErkekbk. Onuk
Orkan :TürkçeErkekbk. Orhan
Orkun :TürkçeErkekbk. Orhun
Örik :TürkçeErkekbk. Örük
Otak :TürkçeErkekbk. Otağ
Övgün :TürkçeKızbk. Övgül
Öğünç :TürkçeErkekbk. Övünç
Oykan :TürkçeErkekbk. Oyhan
Oytunç :TürkçeErkekbk. Oytun
Özakar :TürkçeErkekbk. Özakan
Öztimur :TürkçeErkekbk. Özdemir
Özdoru :TürkçeErkekbk. Özdoruk
Özman :TürkçeErkekbk. Özmen
Özpulat :Türkçe+FarsçaErkekbk. Özpolat
Öztoygar :TürkçeErkekbk. Toygar
Öztuna :TürkçeErkekbk. Tuna
Özerdem :TürkçeErkekBütün erdemleri özünde toplayan kimse.
Otağ :TürkçeErkekBüyük ve süslü çadır.
Özenir :TürkçeKızÇaba gösteren, en iyisini yapmaya çalışan kimse.
Özdilek :TürkçeKızCandan dilenen dilek.
Özçevik :TürkçeErkekCanlı, çevik, hareketli kimse.
Odkan :TürkçeErkekCanlı, coşkulu kimse.
Odkanlı :TürkçeErkekCanlı, coşkulu, ateşli kimse.
Özekan :TürkçeErkekCanlı, hareketli kimse.
Okcan :Türkçe+FarsçaErkekCanlı, hareketli, canı tez.
Olcayhan :Moğ.+TürkçeErkekÇanslı, bahtlı hükümdar.
Orkide :Fr.KızÇiçeklerinin güzelliği nedeniyle seralarda yetiştirilen değerli bir süs bitkisi.
Opak :TürkçeErkekCin, peri gibi doğaüstü yaratık.
Özpeker :TürkçeErkekÇok güçlü erkek.
Oğulcan :Türkçe+FarsçaErkekÇok sevgili çocuk.
Öğüş :TürkçeErkekÇok, fazla.
Okdağ :TürkçeErkekDağlarda gezen okçu.
Öniz :TürkçeErkekDaha önce iz bırakmış olan, ünlü.
Örtay :TürkçeErkekDeğerli, saygın kişi.
Özderen :TürkçeKızDerli toplu kimse.
Olgunay :TürkçeErkekDolunay.
Özü :TürkçeErkekDuru, katıksız olan.
Oruz :TürkçeErkekDüşünce.
Onart :TürkçeErkekDüzenli, muntazam.
Okutan :TürkçeErkekEğitici, öğretmen.
Örenel :TürkçeErkekEliyle bir şeyler ören kimse.
Özender :Türkçe+ArapçaErkekEnder bulunan yaradılışta olan, değerli.
Oğuş :TürkçeErkekErkek çocuk.
Ökkeş :ArapçaErkekErkek örümcek.
Öymen :TürkçeErkekEvcimen, evine bağlı kimse.
Olcabay :Moğ.ErkekGanimet alan kimse.
Özerdal :TürkçeErkekGenç kimse.
Özinal :TürkçeErkekGerçek arkadaş, dostolan kimse.
Özsü :TürkçeErkekGerçek asker.
Öztan :TürkçeErkekGerçek aydınlık.
Özbaşak :TürkçeKızGerçek başak.
Özdoğa :TürkçeErkekGerçek doğa.
Oğuzata :TürkçeErkekGerçek dost olan ata.
Özbağ :TürkçeErkekGerçek dost olan kimse.
Oğuzbay :TürkçeErkekGerçek dost.
Özselen :TürkçeErkekGerçek haber.
Özaltan :TürkçeErkekGerçek hükümdar olan kimse.
Özgiray :TürkçeErkekGerçek hükümdar.
Özerinç :TürkçeErkekGerçek huzura kavuşmuş kimse.
Özkul :TürkçeErkekGerçek kul.
Özkurt :TürkçeErkekGerçek kurt.
Özkut :TürkçeErkekGerçek kut, mutluluk.
Öznil :Türkçe+FarsçaKızGerçek nil.
Özokçu :TürkçeErkekGerçek okçu.
Özbaş :TürkçeErkekGerçek önder, kılavuz.
Özönder :TürkçeErkekGerçek önder.
Özerkin :TürkçeErkekGerçek özgür kimse.
Özpetek :TürkçeKızGerçek petek.
Özpınar :TürkçeErkekGerçek pınar.
Özozan :TürkçeErkekGerçek şair.
Özcanan :Türkçe+FarsçaKızGerçek sevgili olan.
Özlütürk :TürkçeErkekGerçek Türk.
Özlüer :TürkçeErkekGerçek yiğit.
Özyörük :TürkçeErkekGerçek yörük.
Özyuva :TürkçeErkekGerçek yuva.
Öziş :TürkçeKızGerçektem eş olan kimse.
Özsüer :TürkçeErkekGerçekten asker olan kimse.
Özata :TürkçeErkekGerçekten ataya yaraşır olan kimse.
Özbey :TürkçeErkekGerçekten bey olan kimse.
Özbilge :TürkçeErkekGerçekten bilgili olan kimse.
Özbilgin :TürkçeErkekGerçekten bilgin olan kimse.
Özdoğal :TürkçeErkekGerçekten doğal olan.
Özcan :Türkçe+FarsçaErkekGerçekten dost olan kimse.
Oğuzalp :TürkçeErkekGerçekten dost olan yiğit.
Özertan :TürkçeErkekGerçekten erdemli olan kimse.
Özboğa :TürkçeErkekGerçekten güçlü, kuvvetli olan kimse.
Özinan :TürkçeKızGerçekten inançlı olan kimse.
Özkoç :TürkçeErkekGerçekten koç gibi kuvvetli ve güçlü kimse.
Özkula :TürkçeErkekGerçekten kula renginde olan.
Özmert :Türkçe+FarsçaErkekGerçekten mert olan kimse.
Özil :TürkçeErkekGerçekten o memleketten olan kimse.
Özkent :TürkçeErkekGerçekten şehirli olan kimse.
Özsungur :TürkçeErkekGerçekten soğukkanlı, sakin kimse
Özbatu :TürkçeErkekGerçekten üstün gelen, yenen.
Özpala :TürkçeErkekGerçekten yiğit kimse.
Özoğuz :TürkçeErkekGerçekten yiğit olan kimse.
Özerman :TürkçeErkekGerçekten yiğit, kahraman, yürekli kimse.
Özbay :TürkçeErkekGerçekten zengin olan kimse.
Orguntay :TürkçeErkekGizlenmiş, saklanmış kimse.
Orgunalp :TürkçeErkekGizlenmiş, saklanmış yiğit.
Orgun :TürkçeErkekGizli, saklı.
Öztoklu :TürkçeErkekGönlü doymuş kimse.
Özön :TürkçeErkekGönlü geniş kimse.
Oyhan :TürkçeErkekGörüş, düşünce sahibi hükümdar.
Oyman :TürkçeErkekGörüş, düşünce sahibi kimse.
Oyalp :TürkçeErkekGörüş, düşünce sahibi yiğit.
Oybozan :TürkçeErkekGörüşe, düşünceye karşı çıkan.
Özerhan :TürkçeErkekGrçekten yiğit olan hükümdar.
Oganer :TürkçeErkekGüçlü kimse.
Oğuztan :TürkçeErkekGüçlü kuvvetli, iyi yürekli kimse.
Ogansoy :TürkçeErkekGüçlü soydan gelen kimse.
Oganalp :TürkçeErkekGüçlü yiğit.
Oktürk :TürkçeErkekGüçlü, hareketli Türk.
Öryürek :TürkçeErkekGüçlü, korkusuz.
Oğuzbala :TürkçeErkekGüçlü, kuvvetli çocuk.
Oğuzhan :TürkçeErkekGüçlü, kuvvetli hükümdar.
Okdemir :TürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
Okboğa :TürkçeErkekGüçlü, kuvvetli ok atıcısı.
Oğuzkan :TürkçeErkekGüçlü, kuvvetli soydan gelen kimse.
Oğuzer :TürkçeErkekGüçlü, kuvvetlü kimse.
Öntaş :TürkçeErkekGüçlü, lider olan kimse.
Oğuzman :TürkçeErkekGüçlü, sağlam, iyi yürekli, dost kimse.
Özgüleç :TürkçeErkekGüler yüzlü, içten gülen kimse.
Özdilmaç :TürkçeErkekGüvenilir çevirmen.
Önen :TürkçeErkekHak, adalet.
Okkan :TürkçeErkekHareketli ve güçlü soydan gelen kimse.
Okyalaz :TürkçeErkekHareketli ve hararetli kimse.
Okyar :Türkçe+FarsçaErkekHareketli, canlı dost.
Okergin :TürkçeErkekHareketli, canlı olgun kimse.
Okhan :TürkçeErkekHareketli, güçlü hükümdar.
Öğmen :TürkçeErkekHarman.
Omaç :TürkçeErkekHedef, amaç, gaye.
Özdel :TürkçeErkekHediye.
Otacı :TürkçeErkekHekim, doktor.
Özdeş :TürkçeKızHer türlü nitelik bakımından eşit olan, benzer olan.
Önsel :TürkçeErkekHiçbir denemeye dayanmayan, yalnız akıl yoluyla yapılan.
Oker :TürkçeErkekHızlı, canlı, hareketli kimse.
Özhakan :TürkçeErkekHükümdar soyundan gelen kimse.
Oylum :TürkçeKızİçi oyulmuş, çukur duruma getirilmiş.
Özkayra :TürkçeErkekİçten gelen bağış, iyilik.
Özsevi :TürkçeErkekİçten gelen sevgi.
Özakıncı :TürkçeErkekİçten gelerek akın yapan kmse.
Özakın :TürkçeErkekİçten gelerek yapılan akın.
Özdil :Türkçe+FarsçaErkekİçten, samimi dost.
Öveç :TürkçeErkekİki üç yaşındaki erkek koyun.
Önaydın :TürkçeErkekİlerisi, önü aydınlık olan.
Öngören :TürkçeErkekİleriyi düşünerek, göz önünde tutarak davranan.
Öngül :Türkçe+FarsçaErkekİlk çocuğa verilen bir ad.
Oğulbaş :TürkçeErkekİlk doğan erkek çocuk.
Öztaylan :TürkçeErkekİnce, kibar, güzel, uzun ve düzgün boylu kimse.
Oyaçiçek :TürkçeKızİnce, kibar, nazik kız.
Olgunsu :TürkçeErkekİnsana ölümsüzlük verdiğine inanılan hayat suyu.
Özsüt :TürkçeErkekİyi süt emmiş, soylu, temiz kimse.
Onatkut :TürkçeErkekİyi yaradılışlı, kutlu kimse.
Onatkan :TürkçeErkekİyi, dürüst, temiz bir soydan gelen.
Özgeer :TürkçeErkekİyi, güzel, cana yakın erkek.
Onatsü :TürkçeErkekİyi, güzel, dürüst asker.
Oflazer :TürkçeErkekİyi, güzel, eksiksiz, becerikli kimse.
Özgebay :TürkçeErkekİyi, güzel, yürekli erkek.
Özger :TürkçeErkekİyi, güzel,cana yakın kimse.
Onultan :TürkçeErkekİyileştiren, düzelten, sağlığına kavuşturan.
Otamış :TürkçeErkekİyileştiren, sağaltan.
Öngay :TürkçeErkekJüpiter gezegeni.
Orcan :Türkçe+FarsçaErkekKale veya şehirde bulunanların yakın dostu.
Oralmış :TürkçeErkekKale, şehir almış, zaptetmiş.
Orcaner :Türkçe+FarsçaErkekKalede veya şehirde bulunanların yakın dostu.
Özüm :TürkçeKızKardeş gibi sevilip tutulan kimse.
Özüm :TürkçeErkekKardeş gibi tutulup sevilen kimse.
Özakan :TürkçeErkekKatıksız, saf bir biçimde akan.
Öztürk :TürkçeErkekKatıksız, saf Türk.
Özerk :TürkçeErkekKendi kendini idare edebilen kimse.
Özgüven :TürkçeErkekKendine güvenen kimse.
Özgüner :TürkçeErkekKendine özgü nitelikleri olan kimse.
Özbilir :TürkçeKızKendini bilen kimse.
Öztanır :TürkçeErkekKendini tanıyan, bilen kimse.
Özgünel :TürkçeKızKendisine has becerileri olan kimse.
Özgünay :TürkçeErkekKendisine has nitelikleri olan güzel.
Özengül :Türkçe+FarsçaKızKendisine özen gösteren güzel kadın.
Özenli :TürkçeKızKendisine özen gösteren kimse.
Özaltuğ :TürkçeErkekKırmızı tuğ takınmış olan kimse.
Özgeci :TürkçeErkekKişisel yarar gözetmeden başkasına yararlı olmaya çalışan kimse.
Ongay :TürkçeErkekKolay.
Omurtak :TürkçeErkekKüçük kartal.
Oğulçak :TürkçeErkekKüçük oğul.
Omurca :TürkçeErkekKüçük omur.
Ongur :TürkçeErkekKurtuluş.
Oykut :TürkçeErkekKutlu, mutlu düşünceye sahip olan.
Orkut :TürkçeErkekKutlu, uğurlu şehir.
Onguner :TürkçeErkekKutlu, uğurlu, beğenilen kimse.
Ongunsu :TürkçeErkekKutlu, uğurlu, beğenilen soydan gelen kimse.
Ongunalp :TürkçeErkekKutlu, uğurlu, beğenilen yiğit.
Örtaş :TürkçeErkekKuvvetli, güçlü olan değerli kişi.
Oskay :TürkçeErkekNeşeli, mutlu.
Önay :TürkçeKızOcak ayında doğan.
Okumuş :TürkçeErkekÖğrenim görmüş, bilgili.
Okatan :TürkçeErkekOk atan, ok fırlatan.
Oktan :TürkçeErkekOk atan, okçu.
Okbay :TürkçeErkekOk atıcısı.
Oksalmış :TürkçeErkekOk atmış, ok fırlatmış kimse.
Okgüçlü :TürkçeErkekOk gibi çevik, hızlı ve güçlü olan kimse.
Oktay :TürkçeErkekOk gibi güçlü olan eşsiz kimse.
Okgüç :TürkçeErkekOk gibi güçlü ve hızlı kimse.
Oksu :TürkçeErkekOk gibi güçlü ve su gibi temiz olan.
Oktüre :TürkçeErkekOk gibi hareketli dürüst kimse.
Oktüremiş :TürkçeErkekOk gibi hareketli ve hızlı olan kimse.
Oktunç :TürkçeErkekOk gibi hareketli, tunç gibi sağlam olan kimse.
Okyay :TürkçeErkekOk gibi hızlı yay gibi sert olan..
Oktaş :TürkçeErkekOk gibi hızlı, taş gibi sağlam olan kimse.
Oktuğ :TürkçeErkekOk ve tuğ.
Okbudun :TürkçeErkekOkçu millet.
Okakın :TürkçeErkekOklarla yapılan saldırı.
Okseven :TürkçeErkekOku seven.
Okur :TürkçeErkekOkumayı seven, okuyan kimse.
Okyan :TürkçeErkekOkuyan, bilgili.
Ölçüm :TürkçeErkekÖlçülerek elde edilen sonuç.
Olgaç :TürkçeErkekOlgun, yetişkin, iyi gelişmiş.
Olgunsoy :TürkçeErkekOlgun, yetişmiş bir soydan gelen kimse.
Oluş :TürkçeErkekOluşma, meydana gelme, varlık kazanma.
Omur :TürkçeErkekOmurgayı oluşturan kemiklerin ortak adı.
Onel :TürkçeErkekOn el.
Ongüner :TürkçeErkekOn erken gün.
Ongün :TürkçeErkekOn gün.
Ongüneş :TürkçeErkekOn güneş.
Onbulak :TürkçeErkekOn kaynak.
Oner :TürkçeErkekOn kişi.
Onerim :TürkçeErkekOn müjde.
Önalan :TürkçeErkekÖnce davranan, üstün gelen, başta olan.
Öncübay :TürkçeErkekÖncü olan kimse.
Öner :TürkçeErkekÖnde gelen, başta gelen kimse.
Öney :TürkçeErkekÖnde olan, önde gelen, üstün.
Ozgan :TürkçeErkekÖne geçen, kazanan, başarılı.
Öneri :TürkçeErkekÖne sürülen görüş, düşünce, teklif.
Önemli :TürkçeErkekÖnemi olan, değerli.
Onursay :ErkekOnur-say.
Onursü :TürkçeErkekOnurlu asker.
Onurkan :TürkçeErkekOnurlu bir soydan gelen kimse.
Onursu :TürkçeErkekOnurlu bir soydan gelen.
Onurhan :TürkçeErkekOnurlu hükümdar.
Onurseven :TürkçeErkekOnurlu olmayı seven.
Onursoy :TürkçeErkekOnurlu soydan gelen.
Onurlu :TürkçeErkekOnurlu, şerefli kimse.
Onurad :TürkçeErkekOnuruyla tanınmış kimse.
Onuralp :TürkçeErkekOnuruyla tanınmış yiğit.
Onursan :TürkçeErkekOnuruyla tanınmış, şerefli kimse.
Orbay :TürkçeErkekOrdu komutanı.
Orhun :TürkçeErkekOrta Asya Türklerinin kullandığı en eski yazı.
Ortun :TürkçeErkekOrtanca kardeş.
Övgül :TürkçeKızÖvülmeye değer, nitelikli kimse.
Övünç :TürkçeErkekÖvünmeye yol açan, övünülecek şey.
Özbala :TürkçeErkekÖz çocuk.
Özdoğan :TürkçeErkekÖz kardeş.
Özoğul :TürkçeErkekÖz oğul.
Özbekkan :TürkçeErkekÖzbek soyundan gelen kimse.
Özenay :TürkçeKızÖzen gösteren kimse.
Özgürcan :Türkçe+FarsçaErkekÖzgürlüğe düşkün kimse.
Özsel :TürkçeKızÖzle ilgili, öze ilişkin.
Özler :TürkçeErkekÖzlem duyan, kavuşmak isteyen kimse.
Özlenen :KızÖzlem duyulan, kavuşmak istenilen, sevilen kimse.
Özleyiş :TürkçeKızÖzleme, özlem duygusu.
Özaltın :TürkçeErkekÖzü altın gibi değerli olan kimse.
Özay :TürkçeKızÖzü ay gibi temiz, parlak, aydınlık olan kimse.
Özçam :TürkçeErkekÖzü çam gibi doğru olan kimse.
Özdinç :TürkçeErkekÖzü canlı olan kimse.
Özdinçer :TürkçeErkekÖzü canlı olan kişi.
Özpolat :Türkçe+FarsçaErkekÖzü çelik gibi sağlam olan kimse.
Özçelik :TürkçeErkekÖzü çelik gibi sert ve güçlü olan kimse.
Özçınar :Türkçe+FarsçaErkekÖzü çınar ağacı gibi doğru ve dürüst olan kimse.
Özdağ :TürkçeErkekÖzü dağ gibi yüce olan kimse.
Özdal :TürkçeErkekÖzü dal gibi nazik ve zarif oaln kimse.
Özdeğer :TürkçeErkekÖzü değerli olan kimse.
Özdemir :TürkçeErkekÖzü demir gibi güçlü olan kimse.
Özüdoğru :TürkçeErkekÖzü doğru olan kimse.
Özçın :TürkçeErkekÖzü doğru, saf, temiz kimse.
Özgenç :TürkçeErkekÖzü genç kimse.
Öztay :TürkçeErkekÖzü genç olan kimse.
Özgen :TürkçeKızÖzü geniş, rahat, sakin kimse.
Özgenalp :TürkçeErkekÖzü geniş, rahat, sakin yiğit.
Özberk :TürkçeErkekÖzü güçlü kimse.
Özgüç :TürkçeErkekÖzü güçlü, kuvvetli kimse.
Özgülay :Türkçe+FarsçaKızÖzü gül gibi olan güzel.
Özgül :Türkçe+FarsçaKızÖzü gül gibi olan.
Özgüneş :TürkçeErkekÖzü güneş gibi parlak ve aydınlık olan kimse.
Özşen :TürkçeErkekÖzü hep neşeli olan kimse.
Özatay :TürkçeErkekÖzü herkesçe tanınan kimse.
Özipek :TürkçeKızÖzü ipek gibi saf ve dürüst olan kimse.
Öznur :Türkçe+ArapçaErkekÖzü ışıklı, aydınlık kimse.
Özkar :TürkçeErkekÖzü kar gibi temiz olan kimse.
Özkaya :TürkçeErkekÖzü kaya gibi güçlü olan kimse.
Özkın :TürkçeErkekÖzü kın gibi korucucu, saklayıcı olan.
Özkınal :TürkçeErkekÖzü kın gibi koruyucu olan kimse.
Özkutlu :TürkçeErkekÖzü kutlu, uğurlu olan kimse.
Özok :TürkçeErkekÖzü ok gibi güçlü olan kimse.
Özkök :TürkçeErkekÖzü sağlam olan kimse.
Özengin :TürkçeErkekÖzü sağlam, dürüst olan kimse.
Özmen :TürkçeErkekÖzü sağlam, iyi kişilikli kimse.
Özşahin :Türkçe+FarsçaErkekÖzü şahin gibi güçlü olan kimse.
Özduran :TürkçeErkekÖzü sakin olan kimse.
Özdurum :TürkçeErkekÖzü sakin, durulmuş kimse.
Özşan :Türkçe+ArapçaErkekÖzü şanlı olan kimse.
Öztaş :TürkçeErkekÖzü taş gibi sağlam olan kimse.
Özakay :TürkçeErkekÖzü temiz kimse.
Özduru :TürkçeErkekÖzü temiz ve dürüst olan kimse.
Özaydın :TürkçeKızÖzü temiz, aydınlık kimse.
Özak :TürkçeKızÖzü temiz, doğru kimse.
Özdoğru :TürkçeErkekÖzü temiz, dürüst, doğru olan kimse.
Özüak :TürkçeErkekÖzü tertemiz olan kişi.
Öztunç :TürkçeErkekÖzü tunç gibi güçlü olan kimse.
Özkutay :TürkçeErkekÖzü uğurlu ve ay gibi parlak olan kimse.
Özarkın :TürkçeErkekÖzü yavaş, sakin olan kimse.
Özyay :TürkçeErkekÖzü yay gibi sert olan kimse.
Özdoruk :TürkçeErkekÖzü yüce olan kimse.
Özbir :TürkçeErkekÖzü, sözü bir olan kimse.
Özayhan :TürkçeErkekÖzünde hükümdarlık olan kimse.
Özdamar :TürkçeErkekÖzünde inatçılık olan kimse.
Özmut :TürkçeErkekÖzünde mutlu olan kimse.
Özalp :TürkçeErkekÖzünde yiğit olan kimse.
Özaltay :TürkçeErkekÖzünde yükseklik, yücelik olan kimse.
Özerdinç :TürkçeErkekÖzünden canlı, dinç olan erkek.
Özerkmen :TürkçeErkekÖzünden güçlü olan kimse.
Özbilen :TürkçeKızÖzünü bilen, kendisini tanıyan kimse.
Özveren :TürkçeErkekÖzveride bulunan, fedakâr kimse.
Özvermiş :TürkçeErkekÖzverili davranan, fekakâr.
Özüpek :TürkçeErkekRuhen güçlü olan kimse.
Öztinel :TürkçeErkekRuhsal yönden sağlıklı erkek.
Öztin :TürkçeErkekRuhun özü.
Özaytan :TürkçeKızSabahın ilk vakitleri gibi aydınlık ve parlak olan.
Oğultan :TürkçeErkekSabahleyin doğan çocuk.
Örskan :TürkçeErkekSağlam bir soydan gelen kimse.
Özker :TürkçeErkekSağlam, temiz yürekli kimse.
Ozansü :TürkçeErkekŞakacı, tatlı dilli, şiir söyleyen asker.
Ozansoy :TürkçeErkekŞakacı, tatlı dilli, şiir söyleyen bir soydan gelen.
Ozanay :TürkçeErkekŞakacı, tatlı dilli, şiir söyleyen kimse.
Ozanalp :TürkçeErkekŞakacı, tatlı dilli, şiir söyleyen yiğit.
Olcaytürk :Moğ.+TürkçeErkekŞanslı, talihli Türk.
Özcebe :TürkçeErkekSavaşa hazır olan kimse.
Onursal :TürkçeErkekSaygı için verilen veya övünç için kabul edilen, fahri (başkanlık, üyelik, profesörlük vb. unvan).
Öründü :TürkçeErkekSeçkin, seçilmiş, beğenilen.
Orbek :TürkçeErkekŞehir beyi.
Orhan :TürkçeErkekŞehrin yöneticisi, hâkimi.
Örsel :Türkçe+ArapçaErkekSel gibi çağlayan değerli kimse.
Onuktan :TürkçeErkekSevgili, aziz kimse.
Onuk :TürkçeErkekSevgili, aziz.
Onuktekin :TürkçeErkekSevilen, sayılan benzersiz insan.
Onuker :TürkçeErkekSevilen, sevgili insan, saygıdeğer.
Öğrünç :TürkçeErkekSevinç.
Ötleğen :TürkçeKızSığırcığa benzeyen ötücü bir kuş.
Opçin :TürkçeErkekSilah.
Oldaç :TürkçeErkekŞişman, büyümeye ve gelişmeye elverişli olan.
Özarda :TürkçeErkekSonradan gelen kimse.
Özdener :TürkçeErkekSoyca temiz, köleliği olmayan özgür kimse.
Özsözlü :TürkçeErkekSözünden dönmeyen, sözünü tutan kimse.
Obuz :TürkçeErkekSu kaynağı.
Övet :TürkçeErkekŞükretme.
Öşme :TürkçeKızSuyun topraktan kaynadığı yer, kaynak.
Orus :TürkçeErkekTalih, baht, saadet.
Örtan :TürkçeErkekTan vaktinde doğmuş değerli kişi.
Önsoy :TürkçeErkekTanınan, önde gelen soydan olan kimse.
Okatay :TürkçeErkekTanınmış ok atıcısı.
Okandan :TürkçeErkekTanrı'dan gelen, Tanrı'nın verdiği.
Özkan :TürkçeErkekTemiz ve asil soydan gelen kimse.
Özsoy :TürkçeErkekTemiz, iyi, köklü soydan gelen kimse.
Orakay :TürkçeErkekTemmuz.
Özten :TürkçeKızTeni düzgün olan.
Örfiye :ArapçaKızTörelerle, âdetlerle ilgili.
Örfi :ArapçaErkekTörenlerle, âdetlerle ilgili.
Oğultürk :TürkçeErkekTürk çocuğu.
Oğurata :TürkçeErkekUğurlu ata.
Oğuralp :TürkçeErkekUğurlu, mutlu yiğit.
Okbaş :TürkçeErkekUsta ok atıcısı.
Onay :TürkçeKızUygun bulma, onaylama.
Örs :TürkçeErkekÜzerinde maden dövülen, çelik yüzeyli demir kütle.
Ölmezbey :TürkçeErkekUzun ömürlü bey.
Ölmez :TürkçeErkekUzun ömürlü.
Ömürlü :Arapça+TürkçeKızUzun yaşayan, uzun ömürlü.
Örengül :Türkçe+FarsçaKızYaban gülü.
Ötnü :TürkçeErkekYalvarma, dileme, isteme, rica.
Ötün :TürkçeErkekYalvarma, dileme, isteme.
Ömür :ArapçaErkekYaşama, yaşayış, hayat.
Özant :TürkçeKızYeminine bağlı kimse.
Olguner :TürkçeErkekYetişmiş, iyi gelişmiş kimse.
Öbek :TürkçeErkekYığın, takım, grup.
Özercan :Türkçe+FarsçaErkekYiğit, doğru kimse
Özer :TürkçeErkekYiğit, doğru kimse.
Özalpsan :TürkçeErkekYiğitliğiyle tanınan kimse.
Öndeş :TürkçeErkekYol gösteren, rehber, kılavuz.
Örsan :TürkçeErkekYüce adı olan.
Oğuztüzün :TürkçeErkekYumuşak huylu, güçlü kuvvetli kimse.
Özilter :TürkçeErkekYurdun gerçek koruyucusu, savunucusu olan kimse.
Okuşlu :TürkçeErkekZeki, akıllı, anlayışlı.
Oğulbay :TürkçeErkekZenginlik getiren çocuk.
Olsan :TürkçeErkek“Adın duyulsun, ünlü ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Oğanverdi :TürkçeErkek“Allah bağışladı“ anlamında kullanılan bir ad.
Odyak :TürkçeErkek“Ateşli ve coşkulu ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Övül :TürkçeKız“Başarılarınla, iyi niteliklerinle kendini beğendir, övgü kazan“ anlamında kullanılan bir ad.
Övün :TürkçeKız“Başarılarınla, iyi niteliklerinle kendini yücelt“ anlamında kullanılan bir ad.
Önol :TürkçeErkek“Başta gel, önde ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Oyal :TürkçeErkek“Düşüncesine başvur“ anlamında kullanılan bir ad.
Olcan :Türkçe+FarsçaErkek“Gerçek dost ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Özkutal :TürkçeErkek“Gerçek mutluluk senin olsun“ anlamında kullanılan bir ad.
Özerol :TürkçeErkek“Gerçek yiğit ol“ anlamında kullanılan bir ad..
Özben :TürkçeKız“Gerçekten ben“ anlamında kullanılan bir ad.
Özgülüm :Türkçe+FarsçaKız“Gerçekten gül gibi güzel olanım“ anlamında kullanılan bir ad.
Olpak :TürkçeErkek“Her zaman temiz, dürüst bir insan ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Öngör :TürkçeErkek“İleriyi düşünerek, göz önünde tutarak davran“ anlamında kullanılan bir ad.
Onul :TürkçeErkek“İyileş, iyi ol, sağlıklı ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Oral :TürkçeErkek“Kaleyi, şehri ele geçir, zaptet“ anlamında kullanılan bir ad.
Özsun :TürkçeErkek“Kendini göster“ anlamında kullanılan bir ad.
Olkıvanç :TürkçeErkek“Kıvanç duyacağın işler yap“ anlamında kullanılan bir ad.
Oben :TürkçeErkek“O, benim“ anlamında kullanılan bir ad.
Ocan :Türkçe+FarsçaErkek“O, cana yakın dosttur“ anlamında kullanılan bir ad.
Ogül :Türkçe+FarsçaKız“O, gül gibi güzeldir“ anlamında kullanılan bir ad.
Öğütal :TürkçeErkek“Öğüt dinle“ anlamında kullanılan bir ad.
Oksaldı :TürkçeErkek“Ok attı, fırlattı“ anlamında kullanılan bir ad.
Oksal :TürkçeErkek“Ok at“ anlamında kullanılan bir ad.
Okat :TürkçeErkek“Okat“ anlamında kullanılan bir ad.
Oksay :TürkçeErkek“Okları hazırla“ anlamında kullanılan bir ad.
Oksev :TürkçeErkek“Oku sev“ anlamında kullanılan bir ad..
Okverdi :TürkçeErkek“Okudu, okuyuverdi“ anlamında kullanılan bir ad.
Okal :TürkçeErkek“Okunu al, savaşa hazırlan“ anlamında kullanılan bir ad.
Oksar :TürkçeErkek“Okunu hazırla“ anlamında kullanılan bir ad.
Okver :TürkçeErkek“Okuyuver, oku“ anlamında kullanılan bir ad.
Önkal :TürkçeErkek“Önde ol, ileride ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Önderol :TürkçeErkek“Önderlik yap“ anlamında kullanılan bir ad.
Onursev :TürkçeErkek“Onurlu olmayı sev“ anlamında kulanılan bir ad.
Övünal :TürkçeErkek“Övünerek al“ anlamında kullanılan bir ad.
Özdoğdu :TürkçeErkek“Öz kardeş olarak dünyaya geldi“ anlamında kullanılan bir ad.
Özlen :TürkçeKız“Özlenecek kadar sevilen kişi ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Özdurul :TürkçeErkek“Özü sakinleşsin“ anlamında kullanılan bir ad.
Özdurdu :TürkçeErkek“Özü sakinleşti“ anlamında kullanılan bir ad.
Özkal :TürkçeErkek“Özün değişmesin, hep böyle kal“ anlamında kullanılan bir ad.
Özol :TürkçeErkek“Özün değişmesin, olduğun gibi görün“ anlamında kullanılan bir ad.
Özkutsal :TürkçeErkek“Özüne mutluluk saç“ anlamında kullanılan bir ad.
Özerdim :TürkçeErkek“Özüne, gerçeğine erdim, ulaştım“ anlamında kullanılan bir ad.
Özal :TürkçeKız“Özünü al, gerçeğini al“ anlamında kullanılan bir ad.
Özbil :TürkçeErkek“Özünü bil, aslını tanı“ anlamında kullanılan bir ad.
Özverdi :TürkçeErkek“Özveride bulundu“ anlamında kullanılan bir ad.
Özver :TürkçeErkek“Özveride bulun“ anlamında kullanılan bir ad.
Onural :TürkçeErkek“Şan ve şeref kazan“ anlamında kullanılan bir ad.
Önal :TürkçeErkek“Üstün gel, başta ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Ömüral :Arapça+TürkçeErkek“Uzun ömürlü ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Öcal :TürkçeErkek“Yapılan kötülüğün acısını çıkar, öcünü al“ anlamında kullanılan bir ad.
Örsay :TürkçeErkek“Yüce olarak kabul et“ anlamında kullanılan bir ad.
Oldağ :TürkçeErkek“Yücel, yüksel“ anlamında kullanılan bir ad.

SON EKLENENLER
GÜNÜN AYETİ
"Oysaki sizi de yaptığınız şeyleri de Allah yaratmıştır."
(SÂFFÂT - 96)
ÖZLÜ SÖZLER
  • Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir.
  • Adem "ben hata yaptım beni bağışla " dedi, İblis ise" beni sen azdırdın" dedi ya sen!... sen ne diyorsun?
  • Edep, söz dinlemek ve gönle sahip olmaktır.
  • Güzelliğin zekatı iffet ve edeptir. (Hz. Ali)
  • Zeynel Abidin oğlu Muhammed Bakır'a "Ey oğul, fasıklarla cimrilerle yalancılarla sıla-i rahimi terk edenlerle arkadaşlık etme." diye buyurmuştur.
  • Kemalatın bir ölçüsü de halden şikayet etmemektir.
  • En güzel keramet gönlü masivadan arındırmaktır.
  • Alem-i Berzah insanın kendisidir.
  • Zahir ve batının karşılığı aşk-ı sübhandır.
  • Mutaşabih ayetler ledünidir.
  • Ölüm ve cehennem korkusu Hak'ka dost olmayanlar içindir.
  • Şartlanmalardan ve önyargılardan arınmadan kimse masum olamaz.
  • Uzlaşmak için bahane arayan düşman zıtlaşmak için bahane arayan dosttan daha iyidir.
  • Baki hakikatler fani merkezli inşa edilemez.
  • Her zorluğun çözümü sevgidir.
  • Allah var gayrı yok sevgi var dert yok.
  • Allah de ötesini bırak.
  • Sorunları erteleyen ve örten değil çözüm üretip sorunları çözen olmalıyız.
  • Kişinin irfanı kemalatı nispetinde şeytanı da nefsinin şiddetinde olur.
  • Kötü huylardan kurtulmanın en keskin yolu ilahi aşka yanmaktır.
  • Mücevherden sarraf olan anlar, başkası bilemez. Ne fark eder kör için elmas da bir, cam da bir. Eğer sana bakan kör ise sakın sen kendini cam sanma.(Mevlana)
  • Kendini oldum ve doğru zannedenler kendileri gibi düşünmeyenlerden rahatsız olurlar.
  • Eflatun'a dediler ki "Ne kadar çok çalışıyorsun". O da dedi ki "hayır ben sevdiğim işi yapıyorum"
  • Allah kuluna sevdirdiği her işi kuluna kolaylaştırır.
  • Kurtuluş hidayete tabi olanlar içindir. Selam olsun hidayete tabi olanlara.
  • Tevhid-i Ef-al meratibi ihvanın kendi gerçeğine seyir haritasıdır.
  • Kişi ilk önce kendisinin arifi olacak ki Rabbinin arifi olabilsin.
  • İnanmak başka şey, teslim ve tabii olmak başka şeydir.
  • Kalıcı dostluklar edinin.
  • İhvan gibi yaşa, gerisine karışma.
  • Mutlu insan başkalarının mutluluğu için yaşayandır.
  • İslam dini istişare esaslıdır.
  • Allah için affet, Allah için paylaş.
  • İhvanlığını işine göre değil, işini ihvanlığına göre ayarlayacaksın.
  • Kul, iradesini Allah’a teslim edendir.
  • Hakk'ı hatırladığımız unuttuğumuzdan fazla olsun.
  • "Olacağım" diyene engel yok, "olmayacağım" diyene bahane çok.
  • Ben merkezli değil, biz merkezli olun.
  • Dervişçe yaşamak, tevhitçe yaşamaktır.
  • Yaptığınızı azimle yapın, hırs ile yapmayın.
  • Kullukta devamlılık esastır.
  • Önce emin insan olmalıyız.
  • Derviş, halinden belli olmalıdır.
  • Beşeriyet kemalâtın hammaddesidir.
  • Mükemmeliyet istikamette daim olmaktır.
  • İnsanın cismi arza, ruhaniyeti semaya mensuptur.
  • Yaradılış farziyetimiz hakkı bilmektir.
  • Hakk'ı tanımanın ön şartı Resulûllah’ı tanımaktır.
  • İnsanın sırrında Allah’ın sonsuzluğu vardır.
  • Kulluğa bahane yok değer üreteceksiniz.
  • Şikayet, Mevla’ya hürmetsizliktir.
  • Kulluk adına yapmadıklarımıza hiçbir bahane geçerli olmayacak.
  • Bu âleme kavga için gelmedik.
  • Telkin öncelikle bizim nefsimize olmalıdır.
  • İnsan, Allah’ın sırrı Allah da insanın sırrıdır.
  • Varlığımızın sebebi zuhuru, Cenab-ı Resulûllah’tır.
  • Kullukta teslimiyet “Rağmen” olmalıdır.
  • Kazası olmayan tek şey hayatımızdır.
  • Sevgi dışındaki bütün hallerde zorluk vardır.
  • Nefsinde mevsimi hazan olanın, gönül mevsimi bahar, Ahireti bayram olur.
  • Hayat yaşamak, yaşamaksa sevmektir.
  • En güzel keramet istikamet üzere olmaktır.
  • Kişinin Rabbini tanıması için kendini tanıması lazım.
  • Hakk’ı ancak Mirat-ı Muhammet’ten görebiliriz.
  • İnsanı Hakk’ta sonsuzlaştıran ve yaşatan, sevgidir.
  • Sevgi bütün yaratılanların varoluş mayasıdır.
  • Sevgisiz olan her mekân ve mahâl mundardır.
  • Sevgi Allah için yanmak ve olmaktır.
  • Allah’ın ve Resulullah’ın sevgisi ile yanmayan gönül hamdır, ahlâttır.
  • Hakikat ehlinin sermayesi aşk-ı sübhandır.
  • Talepte kararlılık, kararlılıkta da sabır esastır.
  • Sabır, sadrın genişliği kadardır. Sadır genişliği ise; kabulümüz, sevgimiz kadardır.
  • Kamil insan demek;Bütün duygularda,düşüncede ruhta olgunlaşmış insan demektir.,
  • Dervişân, Mürşidinin eşiğinde sadık olduğu sürece, farkında olsa da olmasa da tekamül halindedir.
  • Kim ki Allah’ı ciddiye almaz ise; Allah o kimseyi ciddiye almaz.
  • Hakkı görmeyen gözler amadır.
  • Gayret olmadan kişinin ulaşacağı hiçbir âliyet olamaz.
  • Kendi gerçeğimize yol bulmak için arz üzerinde var olan bütün mevcudiyetten istifade edeceğiz.
  • Bu fırsat âleminin bir tekrarı daha yoktur.
  • Hiçbir oluşum kendi halinde, kendi başına müstakil değildir.
  • İhvan isek bir iddianın sahibiyiz demektir.
  • İhvanın kemâlâtı, olgunluğu, karşılaşmış olduğu olumsuz tecellilere verdiği tepkilerle ölçülür.
  • Kişi muhatabı ve müdahili olmadığı hiçbir meselenin şahidi olamaz.
  • Herkes kazanımlarını kayıplarını tespit etsin ki şuurlu bir hayat yaşayabilsin.
  • Birebir uyarılar insanı daha çok uyandırır.
  • Bütün canlılara dostça yakın olmalıyız.
  • Tekâmül için her anı yeniden yaşamak , her anın yeniden talibi olmak zorundayız.
  • Gayret etmeyen kişiden Kâmil insan olmaz.
  • Ehl-i talip bu Kâinatın özelidir, özetidir.
  • Kul, hizmeti kadardır. Kul, sevgisi kadardır, Kul hoş görebildiği kadardır. Kul feragat edebildiği kadardır. Kul paylaşabildiği kadardır.
  • Ehl-i ihvan’ın sevgisi Rabbi’nin sevgisi, meşguliyeti Rabbi’nin meşguliyeti olmalıdır.
  • Her an Rabbi ile meşgul olanın, muhatabı Rabbi olur.
  • Güzel bakmalı, güzel konuşmalı, güzel dinlemeliyiz.
  • Hayırları geciktirdiğimiz zaman şerre dönüşür. Şerleri geciktirdiğimiz zaman hayra dönüşür.
  • İhvanın irşad olmasının ön şartı teslimiyattır.
  • İlmen yâkinlik; bilmek ve kabul etmektir.
  • İhvan telkin edileni yaşadıktan sonra Hakkel yâkina ulaşır.
  • Kul, Rabbini ne kadar ciddiye alırsa, Rabbi’de onu o kadar ciddiye alır.
  • Rahman’ın sevgilisi olmak gönlü cenab-ı Resulullah’a yönetmek ve tabi olmakla orantılıdır.
  • İhvan, kendi özünde kâmil duruşa ulaşırsa, onda bir değil de nice esmanın açılımı, nice sıfatın inkişaf ve izhariyeti yaşanacaktır.
  • Dünkü gibi konuşan, dünkü gibi anlayan, dünkü gibi yaşayanın anı ve akibeti hüsrandır.
  • Ehli gönül olan, ,Resulullah’a ve Ehli Beyt’egönül veren Ehl-i İhvan’ın seyr-i sülüğü nefis merkezli akıl ile değil gönül merkezli akıl iledir.
  • İhvan, hayırda ve şerde damlayı derya mesafesinde görecek kadar Rabbini önemseyen olmalıdır.
  • Hakka vuslat, ancak aşk- sübhân ile olur.
  • Aşığın, sevgisinin sancısıyla uykularının kaçması lazım ki, orada aşktan söz edilebilsin.
  • Hayatla zıtlaşan değil hayatla uzlaşan olmalıyız.
  • Eğer kişi yarışacaksa hayırda yarışsın selâmda, yarışsın, paylaşmada hoş görüde affetmede yarışsın.
  • Kişi tercihinin neticesini yaşar.
  • İnsan, sevebildiği kadar, değer üretebildiği kadar insandır.
  • İhvan, arif olmalı ve gönlünü bütün olumsuzluklardan arındırmalıdır.
  • Herkes yaptıklarının neticesini yaşayacak.
  • Biz kulluğumuzu her gün yeniden yenilemeliyiz.
  • Üstünlük ancak takva ile sevgi iledir.
  • Allah hiçbir zaman abes ile iştigal etmez.
  • Her işte bizim için hikmet ve hayır vardır.
  • Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır.
  • Herkesin şeytanı, Cebrail’i, Mikail’i, İsrafil’i ve Azrail’i kendisiyle beraberdir.
  • Ehl-i ihvan demek arif olan, Hakk'a eren demektir.
  • Sevginin tezahürü ibadettir.
  • Eğer inanıyor, iman ediyor, seviyorsanız, yap denileni yapacak ve aksatmayacaksınız.
  • Sevenin ne gecesi ne gündüzü ne yorgunluğu ne bahanesi ne de mazereti olur.
  • Karşılaştığımız zorlukların tamamı tekâmül için ikrarımızı ispat içindir.
  • Bu âlem teşbih, tespit, tenzih, takdis ve şahadet âlemidir.
  • İnsanın Hak katında kadri, kıymeti sevgisi kadardır.
  • İnsan, yaşadığı zorluklar aşabildiği engeller kadar insandır.
  • Hiç zorluk, acı çekmeden, uğraş ve çaba sarf etmeden kimsenin başarıya ulaştığı görülmemiştir.
  • Hepimiz Allah’ın Resulûllah’ın ve Ehlibeyt’in aşkından muhabbetinden istifade edip Hakk’ta bakileşebilecek yetilere sahibiz.
  • İnsan, asliyeti kendisine unutturulmuş varlıktır.
  • Müsemmâ ehli olan için, isimler değişşe de asliyet değişmez.
  • Hiçbir güzelliği kendimize mal etmeden, bütün güzellikleri Rabbimizden bilmeliyiz.
  • Herkesin imtihanı iddiası kadar olur. Yani iddiası büyük olanın, imtihanı da büyük olur.
  • Kâinat, insan için, insana hizmet için halk edilmiştir.
  • Hayatın tamamı, kulluğun ve dostluğun talimidir.
  • Kişi bilgisinde değil yaşantısında kâmil insan olur.
  • Bizim yaşadıklarımız; tercihlerimizin, taleplerimizin ve dualarımızın neticesidir.
  • Mezheplerin farklı olması, dünya iklimlerinin, ırkların ve kültürlerin farklı olmasındandır.
  • İrfan mekteplerinin temelde aynı, detaylarda farklı farklı olması insanların, meşreplerinin farklı farklı olmasındandır.
  • Kimi takva ile kimi zikrullah ile, kimi hizmet ile, kimi de ibadet ile Hak rızasına ulaşmak ve kâmil insan olmak arzusundadır.
  • Din adına zıtlaşmalar, taraflaşmalar ve tefrikalar çıkarmak Rahman’ın ve Kuran’ın reddettiği duruşlardır.
  • Elin eksiğiyle uğraşan, kendi eksiğini hiçbir zaman göremez.
  • Biz bu âleme eksik tespit zabıtalığına gönderilmedik.
  • Âşık; mâşûkunu hususiyetle geceleyin, en çok yalnızlık halindeyken düşünür.
  • Geceleri ve seher vakti çok özeldir.
  • Dostluğun ilk şartı sevmektir. Fakat çıkarsız beklentisiz sevmektir.
  • Dost olmak, dostun her türlü yüküne katlanmaktır.
  • Bizim için yaşamak bir gündür, o da bugündür.
  • Kulluk adına yapmamız gereken ne varsa sabırla ve ihlâsla yapmalıyız.
  • Hak katında gıdalanmanın birinci esası, âdab-ı Muhammediye ve hakıkati Mahmudiye ile kıyam durmaktır.
  • Biz eyvallah tacını, ‘sensin’ tacını başımızdan, hiçlik hırkasını da eğnimizden hiçbir zaman çıkartmayacağız.
  • Bir damlanın hiçliğe ulaşması, onun deryaya düşmesiyle olur.
  • Bize ulaşan her tecellinin, Mevlâ'dan olduğunun bilincinde olalım ve rıza gösterelim.
  • Sakın tecellilerden kahreden, kederlenen olmayalım.
  • Tecellilerden şikayetçi olmak, kulun Rabbine olan saygısızlığıdır.
  • İhvan, hangi tecelli içinde olursa olsun, mutlaka güzel düşünmeli ve güzel değerlendirmelidir.
  • Edep ve âdap dışında nefes almayalım.
  • Biz, Cenâb-ı Resûlullah’ın vitrini olmalıyız.
  • Bütün nimetler ve âliyetler, gayret ve hizmet iledir.
  • Biz hangi hali yaşıyorsak bizim için hayırdır ve hikmetlidir.
  • Hikmete tabi olanlar hikmet ehli olurlar.
  • "Senin için Ya Rabbi" zevkiyle hayatı yaşayalım.
  • Huzur, ancak tevhid ile aşk ile sevgi ile Allah’a ve Resûlun’e yönelmek iledir.
  • Güzel ahlâk ve sevgi insanlığın omurgasıdır.
  • Her gününü son gün, her namazını son namaz, her muhabbetini son muhabbet gibi kabul eden kişinin yaşantısı Ehl-i ihvanca olur.
  • Büyük laf etmemeye çalışalım.Tevazu sahibi olalım.
  • Ehl-i Beyt olmak, hem nesebi hem de mezhebidir.
  • Ehl-i Beyt, Kur’an’ın ete kemiğe bürünmüş halidir.
  • Yaptığımız her şey kulluğumuzu ispat edercesine olmalıdır.
  • Halkı memnun etmek için Hakk'ı incitmeyelim.
  • Kemalat, hissedilen ilk nefesten son nefese kadar sadece Allah ve Resûl’u için say ve gayret etmektir.
  • Tevhid-i Ef-al hakikatin zübdesi, tevhidin nüvesidir.
  • Kullukta edebi olmayanın Hak’ta izzet bulması mümkün olamaz.
  • Hikmetleri seyretmenin tek şartı, tecellilere karşı sabırlı olmaktır.
  • Kişi yaşamış olduğu imtihanları aşabildiği kadar tekâmül etmiş olur.
  • Aslında bize zor gelen tecelliler, bizim için ikramdır.
  • Kulluğun esasında yap denileni yapıp sonucuna da razı olmak vardır.
  • Bütün kâinat, kişinin kendi hakikatine misaldir.
  • Öncelediğimiz Allah ve Resûl’u olmalı. Ertelediğimiz ise nefsimizin arzu ve istekleri olmalıdır..
  • Dervişi tekâmül ettirecek olan iştiyakı, kendine olan telkini, ve gayretindeki kararlılığıdır.
  • Her günü yaşamak, her günü diğer günden farklı bir alana taşımak için biz bugünün talebesiyiz.
  • Hatasını kabul edip hatasından dönen kul hayırlı kuldur.
  • Hedefi olmayanın istikameti de olmaz.
  • İhvan ne dünle ne de yarınla zaman kaybedecek sadece anını ve gününü değerlendirecek.
  • İhvanlık, halde örnek olmaktır.
  • Aile yaşantımızla, tecellilere olan tepkilerimizle, kişilerle olan ünsiyetimizle, her halimizle hele hele de ibadete olan düşkünlüğümüzle fark edilmeliyiz.
  • Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, Hak katında şerefli olamaz.
  • İbadet etmenin hoşnutluğunu yaşarken bu hoşnutluğu, ibadet etmeyenlere karşı bir üstünlük saymadan fail Allah'tır zevkiyle yaşamalıyız.
  • Kıyas, şeytani sıfatlardandır.
  • Karşımızda gördüğümüz eksikliği önce kendimizde tetkik etmeliyiz.
  • Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrine mürşitsiz yol bulamaz.
  • Baki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak Hak’ta ölüp Hak’ta dirilmektir.
  • Hayata ders veren değil de hayattan ders alan talip olmalıyız.
  • Anlayan ve öğrenen olmalıyız.
  • Anladığını genişleten, hayatına uyarlayan olmalıyız.
  • Tasavvuf önce şeriat-ı Muhammediye ile yaşanır.Sonra hakikat-ı Mahmûdiye ile hikmetler talim edilir.
  • Bir meselenin görevlisi olmak ayrı şeydir, gönüllüsü olmak ayrı şeydir.
  • Ehl-i ihvanla konuşularak halledilmeyecek hiçbir mesele olmamalıdır.
  • Hak dostları bir araya geldikleri zaman bakışmaları bile muhabbettir.
  • İhvanlığın dört ana esası vardır; ihlas, şecaat, cesaret ve cömertliktir.
  • Hayatın tamamında, her adımda, her bir nefeste; bir tuzak, bir imtihan vardır.
  • Gönül, Rahman ile coşarsa; kişi karşılaştığı her türlü tecelliye sabır ve tefekkür ile mukavemet gösterir.
  • İhvan, ne Dünya ne de ahiret beklentisi olmaksızın kulluğunu fi-sebilillah yaşamalıdır.
  • Kur’ân'ı öğrenmeye, okumaya, okutmaya, anlamaya ve yaşamaya çalışalım.
  • İslam, yap denileni yapmak; yapma denilenden uzak durmaktır.
  • Kulluğunu yarına erteleyenin Allah sevgisi yeterli değildir.
  • Tekâmül etmek için sürekli gayret halinde olmalıyız.
  • İnsana olan sevgisizlik Allah’a olan sevgisizliktir.
  • Allah’a vuslat ancak Aşk-ı sübhan ile olur.
  • Hak’ta bâki olabilmek için kayıtsız şartsız teslim olmalıyız.
  • Dilimizde zikrullah ile gönlümüzde her daim muhabbetullah ile inşa olmaya çalışmalıyız.
  • Şeriatın ihlâl olduğu yerde hakikat olmaz.
  • Her türlü tecelliden istifade edecek kadar arif,hiçbir zorluktan yılmayacak kadar da dirayetli olalım.
  • Arif olan baktığı her zerreden, karşılaştığı her tecelliden kendisine istikamet arar.
  • Ehl-i ihvan hatasında ve günahında ısrar etmeyen ve tövbesinde aceleci davranandır.
  • Âşık maşukundan gelen cefalardan haz duymazsa gerçek aşık olamaz.
  • Kendisindeki gayrilikten arınan insan için dışarıda ve içeride gayri olan hiçbir şey kalmaz.
  • Kişinin samimiyeti, sadakati ve sevgisi ona istikamet verir.
  • Bizden istenilen öncelikle safiyet, samimiyet ve sadakattir.
  • Ehl-i ihvan öyle bir kristalize olacak, safiyet kazanacak, kendi benliğinden öyle bir sıyrılıp latifleşecek, şeffaflaşacak, kendine ait bir renk zan düşünce ve duygu kalmayacak ki Allah’ın boyasıyla boyansın yani Resûlullah’ın haliyle hallenmiş olsun.
  • Gayret, kulluğun esasıdır.
  • Biz bildiklerimizle amel edelim. Bilmediklerimiz, bize bildirilecektir.
  • Her Ehl-i ihvan bulunduğu cemiyette fark edilmelidir.
  • Bizim sabrımıza, bize kötülük yapanların şahitlik etmesi lazım.
  • Asli maksadımız, nefsimizi ve Rabbimizi tanımaktır.
  • Gayret etmeyen kişiden kâmil insan olmaz.
  • İhvan, kendi hakikatine seyri sülük ederken hem dünyasını hem de ukbâsını saadete erdirmiş olur.
  • Muhabbetimiz Resûlullah’ın ve Ehl-i Beyt’in muhabbeti, davamız Hak davası olsun.
  • Eğer insan Rahman’ın aynası olacaksa yansıtıcılığının çok net,arı ve duru olması lazımdır.
  • Eğer bir olumsuzlukla, zorlukla karşılaşıyorsak, bu bizim olumsuzluluğumuzdandır.
  • Arz ve semada her ne olursa insan ile ilişkilidir.
  • Sözümüzün ilk müşterisi kendi kulağımız olmalıdır.
  • İslâm şahitlik ile başlar, şuhut ile yaşanır. Ve yine şahitlik ile kemal bulur.
  • Hangi başarı vardır ki uğraşsız gayretsiz ve gönülsüz zuhura gelsin.
  • Aşığın ölümü Hakk’ta vuslat, sonsuzluğa uyanmak ve sonsuzluğu yaşamak olur.
  • Artık etrafımızla ve kendimizle olan kavgamızı bitirip, sevgiyle nefes almanın gayretinde olmalıyız.
  • Kişinin kararlılığı tecellilere gösterdiği mukavemeti kadardır.
  • Aşık hep maşukundan söz etsinler, hep ondan konuşsunlar ister; zaten gayrı şeyler aşığı rahatsız eder.
  • Kişi mutmain olmadıkça kulluğunda, dostluğunda hep hüsrandadır.
  • Cemal aşıkları için gayri olan her şey haramdır.
  • Zikrin esası namazdır, muhabbetullahdır.
  • İhvan, hayatın tamamında Rahman’ın iradesi altında yaşamaya dikkat ve özen göstermelidir.
  • Her şeye rağmen seveceğiz
  • Her şeye rağmen hizmette gayretli olacağız
  • Kulluk, içinde Rabbi'nden başkasını bulundurmayan, gayrilerden boşalmış hiçlik makamıdır.
  • Hayatın ve kulluğun emanetçisi olduğumuzu, bu emaneti taşımamız ve ehline teslim etmemiz gerektiğini hatırdan çıkartmamalıyız.
  • Hayatı hep Hakkça yaşamanın gayretinde olmalıyız.
  • Hayat, bizi kullukta belirli bir kıvama taşımak içindir.
  • Kendine gafil olan, Allah’a arif olamaz.
  • Her varlık Hakk'tandır ve Hak ile kaimdir.
  • Bütün masivalardan arınmak, “ölmezden önce ölmek” Hak’ta ebed olmak; olağanüstü bir azim ve gayret ister.
  • Kişinin kararlılığı, cesareti, azmi ve sevgisi bir arada tekmil olursa; kişinin önünde aşamayacağı engel ve mâni olmaz.
  • Talibin âli ve en yüce değerlere ulaşabilmesi, Allah ve Resûlu’ne olan muhabbeti, sevgisi ile orantılıdır.
  • Hedefimiz ve gayemiz, bugün tevhid noktasında Allah’ı Resulullah’ı ve Ehl-i Beyt’i dünden daha farklı idrak etmek ve yaşamaktır.
  • Tevhid adına bize yapılan teklifatın tamamını yaşamak, bizi kendimize döndürmek ve kendi hakikatimizle tanıştırmak içindir.
  • Tevhid meratiplerindeki yaşam talimlerinin tamamı, bizi kendi ruh derinliğimizdeki iç potansiyelimizden istifade ettirmek adınadır.
  • İhvanın bilip, yapmak isteyip de yapamamasının sebebi kendisinde yetersiz olan kararlılığı, gayreti ve talebidir.
  • Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, mükerrem ve münevver olamaz.
  • Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrinde mürşitsiz yol kat edemez.
  • Kulluk adına yaşanılacak ne kadar âli değerler varsa, bunların tamamı ancak mürşid-i kâmilin nezaretinde ve refakatinde yaşanılabilir.
  • Bâki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak, Hakk’ta ölüp Hakk’ta dirilmektir.
  • Yaşadığımız ne tür olumsuzluk olursa olsun, bizim hedefimize olan iştiyâkımızı arttırmalıdır.
  • Her türlü olumluluk ve olumsuzluktan istifade eden olalım.
  • Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır.
  • İhvan, kendisini yargılayan, kendisini öz eleştiriye açık tutan ve kendini kemâle taşıyan olmalıdır.
  • İhvan, ancak telkin edilen hikmetli sözleri, hadisleri ve ayetleri yaşantısına uyarlayarak gayretinde istikamet bulabilir.
  • Kim hidayeti dilerse hidayete ulaşacak; kim hidayete ulaşmak istemezse Rahmân da ona hidayet etmeyecek.
  • İnancı olmayanın istikameti olmaz.
  • İnsan-ı asli Allah’ın aynasıdır.
  • Nurun olduğu yerde zulüm, dinin olduğu yerde kin, sevginin olduğu yerde nefret olmaz.
  • Ehl-i ihvan demek arif olan gerçeklere eren demektir.
  • Herkes tercihinden yönelişinden meyil ve rızasından sorumludur.
  • Nimete ulaşmak için mutlaka hizmete talip olmalıyız.
  • İhvan düşünmekle, keşfetmekle ve gayret ile kemâlat bulur.
  • “Rabbim” diyen için zaten zorluk yoktur.
  • Hedefi olmayanın istikameti de olmaz.
  • İslam, aslen teslim olmak ve selamet bulmaktır.
NAMAZ VAKİTLERİ