04 Aralık 2021
29 Rebiü'l-Ahir 1443
MENÜ
SOHBETLER HAZRET-İ MUHAMMED'IN
(S.A.V) HAYATI
SEVGİLİ PEYGAMBERİM KUR'AN-I KERİM İLMİHAL İSLAM VE TOPLUM 40 HADİS HADİS-İ ŞERİFLER OSMANLICA SÖZLÜK RÜYA TABİRLERİ BEBEK İSİMLERİ ABDÜLKADİR BİLGİLİ
(SEBATİ) DİVANI
NİYAZİ MISRİ DİVANI HİKMETLİ SÖZLER KUR'AN-I KERİM ÖĞRENİYORUM KUR'AN-I KERİM (SESLİ ve YAZILI) SESLİ ARŞİV İLAHİLER
İSLAM ve TASAVVUF
TASAVVUFUN TARİFLERİ TASAVVUFUN DOĞUŞU TASAVVUFUN ANADOLU'YA GİRİŞİ HALVETİLİĞİN TARİHİ HALVETİLİĞİN TARİHİ GELİŞİMİ HALVETİLİĞİN TÜRK TOPLUMUNDAKİ YERİ HALVETİYYE SİLSİLESİ PİRLERİMİZİN HAYATLARI MEHMET ALİ İŞTİP (VAHDETİ) ABDÜLKADİR BİLGİLİ (SEBATİ) İBRAHİM GÜLMEZ(KANÂATÎ)
EHLİ - BEYT
EHL-İ BEYT KİMDİR? EHL-İ BEYTİ SEVMEK
RESÛLULLAH'I SEVMEKTİR
EHL-İ BEYT EMANETİ RESÛLULLAH'TIR EHL-İ BEYTİN HALİ NUH'UN GEMİSİ GİBİDİR EHL-İ BEYT OLMAK HEM NESEBİ HEMDE MEZHEBİDİR
ONİKİ İMAMLAR
HZ. İMAM ALİ K.A.V RA HZ. İMAM HASAN-I (MÜCTEBA) HZ. İMAM HÜSEYİN-İ (KERBELA) HZ. İMAM ZEYNEL ABİDİN HZ. İMAM MUHAMMED BAKIR HZ. İMAM CAFER-İ SADIK HZ. İMAM MUSA-İ KAZIM HZ. İMAM ALİYYUL RIZA HZ. İMAM MUHAMMED CEVAD (TAKİ) HZ. İMAM ALİ HADİ (NAKİ) HZ. İMAM HASAN’UL ASKERİ HZ. İMAM MUHAMMED MEHDİ






M harfiyle başlayan bebek isimleri


KIZ BEBEK İSİMLERİ ERKEK BEBEK İSİMLERİ

A B C D E F G H I J K L M N O P R S T U V Y Z

İsimKökeniCinsiyetAnlamı
Menzur :ArapçaErkek1. Adanmış, söz verilmiş.
2. Adak olarak belirtilmiş.
Müsemma :ArapçaKız1. Adlanmış, adlı, ismi olan.
2. Belirli zaman.
Muvakkar :ArapçaErkek1. Ağırbaşlı, vakarlı.
2. Ağırlanmış, saygı gösterilmiş.
Mangalay :TürkçeErkek1. Alın.
2. Binici, süvari.
Münibe :ArapçaKız1. Allah’a yönelen.
2. Güzel yağan, yararlı yağmur.
3. Bahar.
Müfide :ArapçaKız1. Anlatan, ifade eden, anlamlı.
2. Yararlı, faydalı.
Maya :FarsçaKız1. Asıl, öz, kendi, yaradılış.
2. İktidar, güç.
3. Bilgi.
4. Para, mal.
5. Dişi deve.
6. Uzun hava, türkü.
Merih :ArapçaKız1. Ateş rengi.
2. Güneş sistemini oluşturan dokuz gezegenden biri.
Mehtap :FarsçaKız1. Ay ışığı.
2. Dolunay.
Münevver :ArapçaKız1. Aydınlatılmış, ışıklı, parlatılmış.
2. Aydın.
Mirat :ArapçaErkek1. Ayna.
2. Ünlü bir tür lale.
Mümtaz :ArapçaErkek1. Ayrı tutulmuş, üstün tutulmuş.
2. Seçkin.
Mülâzım :ArapçaErkek1. Ayrılmayan, tutunup kalan.
2. Bir işe girmek için bir süre parasız gidip gelen.
Melis :Rum.Kız1. Bal, tatlı şey, sevgili, can.
2. Bal arısı.
3. Çayır, çayırlık.
4. Oğul otu.
Muvaffak :ArapçaErkek1. Başarmış olan, başarılı.
2. Tanrının yardımını görmüş.
Mağrip :ArapçaErkek1. Batı.
2. Akşam.
Meşkûr :ArapçaErkek1. Beğenilmiş, övülmüş.
2. Teşekkür edilmeye değer olan.
Mübarek :ArapçaErkek1. Bereketli.
2. Uğurlu, hayırlı, kutlu.
Mevzun :ArapçaErkek1. Biçimli, yakışıklı.
2. Güzel.
Mina :FarsçaKız1. Billur, şeffaf.
2. Şarap şişesi.
3. Mine.
4. Gökyüzü.
5. Ar. Liman.
Mazhar :ArapçaErkek1. Bir şeyin göründüğü çıktığı yer.
2. Şereflenme, onurlanma.
Mısır :ArapçaKız1. Bir tarım bitkisi ve taneli ürünü.
2. Afrika’da bir ülke.
Mehcur :ArapçaErkek1. Bırakılmış, unutulmuş.
2. Uzaklaşmış, ayrılmış.
Muti :ArapçaErkek1. Boyun eğen, itaat eden.
2. Bağlı, sadık.
3. Rahat.
Mehabet :ArapçaKız1. Büyük ve saygıdeğer kimselere duyulan saygı.
2. Büyüklük, ululuk, yücelik.
Mecide :ArapçaKız1. Büyük, ulu.
2. Şan ve şeref sahibi.
Mecit :ArapçaErkek1. Büyük, ulu.
2. Şan ve şeref sahibi.
3. Tanrının adlarındandır.
Mürit :ArapçaErkek1. Buyuran, emreden.
2. Bir tarikat şeyhine bağlı kimse.
Merve :ArapçaKız1. Çakıl taşı.
2. Mekke’de hacıların yedi kez gidip geldikleri kutsal dağın adı.
Munis :ArapçaErkek1. Cana yakın, sevimli.
2. Alışılan, alışılmış.
Munise :ArapçaKız1. Cana yakın, sevimli.
2. Alışılan, alışmış.
Mecnun :ArapçaErkek1. Çılgın, deli, divane.
2. Çılgınca seven, tutkun.
Muarra :ArapçaKız1. Çıplak, soyulmuş.
2. Arı, temizlenmiş.
Mennan :ArapçaErkek1. Çok ihsan eden, veren.
2. Tanrının adlarındandır.
Meyyal :ArapçaKız1. Çok istekli, düşkün.
2. Eğilen, meyleden.
Menaf :ArapçaErkek1. Dağın sivri tepesi.
2. Arap tarihinde Kureyş kabilesini oluşturan boylardan biri.
Menşur :ArapçaErkek1. Dağıtılmış, yayılmış, neşrolunmuş.
2. Eskiden padişahların verdiği vezirlik.
Medar :ArapçaKız1. Dayanak, yardımcı.
2. Neden, sebep, vasıta.
Mahra :ArapçaErkek1. Değerli kimse.
2. Elverişli uygun şey.
Mevlide :ArapçaKız1. Doğma, dünyaya gelme.
2. Doğulan zaman.
Mevlit :ArapçaErkek1. Doğma, dünyaya gelme.
2. Doğulan zaman.
3. Hz. Muhammet´in doğumunu, yaşamını anlatan manzum yapıt.
Mürşit :ArapçaErkek1. Doğru yolu gösteren, kılavuz.
2. Müritlerine tasavvufu öğreten, sırları ve gerçekleri gösteren tarikat şeyhi.
Müstakim :ArapçaErkek1. Doğru, düz.
2. Temiz, namuslu, doğru.
Meyil :ArapçaKız1. Eğimli, eğiklik.
2. Sevme, tutulma.
3. Gönül akışı.
Müeddep :ArapçaKız1. Eğitilmiş, terbiye edilmiş, uslu.
2. Çok okumuş, bilgili.
Mert :FarsçaErkek1. Erkek.
2. Özü sözü doğru olan.
Müftü :ArapçaErkek1. Fetva veren.
2. İl ve ilçelerde din işlerine bakan kimse.
Mucip :ArapçaErkek1. Gerektiren, lâzım kılan.
2. Neden, sebep.
Mebuse :ArapçaKız1. Gönderilmiş, yollanmış.
2. Milletvekili.
Mürsel :ArapçaErkek1. Gönderilmiş, yollanmış.
2. Peygamber.
Meftun :ArapçaErkek1. Gönül vermiş, tutkun.
2. Hayran olmuş, şaşırmış.
Manzur :ArapçaErkek1. Görünen, görülmüş.
2. Beğenilen.
Müeyyet :ArapçaErkek1. Güçlendirilmiş, sağlam.
2. Yardım gören.
Masum :ArapçaErkek1. Günahsız, suçsuz.
2. Küçük çocuk.
3. Temiz, saf.
Mağrur :ArapçaErkek1. Gururlu.
2. Kendine çok fazla güvenen.
Müşir :ArapçaErkek1. Haber veren, bildiren.
2. Emir ve işaret eden.
Muharrem :ArapçaErkek1. Haram kılınmış.
2. Ay takviminin birinci ayı, aşure ayı.
Mahsut :ArapçaErkek1. Hasat edilmiş, ekini biçilmiş.
2. Biçilmiş ekin.
Muteber :ArapçaErkek1. Hatırı sayılan, saygın.
2. İnanılır, güvenilir.
Mucize :ArapçaKız1. Hayran bırakan, doğaüstü sayılan olay.
2. İnsan aklının alamayacağı olay.
Maruf :ArapçaErkek1. Herkesçe bilinen, tanınmış, belli.
2. Ünlü.
Mail :ArapçaErkek1. Hevesli, istekli.
2. Eğik, eğri.
Mehip :ArapçaErkek1. Heybetli, azametli.
2. Aslan.
Melik :ArapçaErkek1. Hükümdar, hakan.
2. Tanrı adlarındandır.
Müdrik :ArapçaErkek1. İdrak eden, anlayan, aklı eren.
2. Eren, erişen.
3. Yetişmiş, olgun.
Mirza :FarsçaErkek1. İranlılara özgü “beyzade“ anlamında bir soyluluk sanı.
2. Bir yıldızın adı.
Murat :ArapçaErkek1. İstek, dilek, arzu.
2. Amaç.
Muattar :ArapçaKız1. Itırlı, güzel kokulu.
2. Bir tür lale.
Mübin :ArapçaErkek1. İyiyi ve kötüyü ayıran.
2. Açık, besbelli.
Mezun :ArapçaErkek1. İzinli, izin almış.
2. Bir okuldan diploma almış.
Makbul :ArapçaErkek1. Kabul olunmuş, alınmış.
2. Beğenilen, hoş karşılanan.
Melike :ArapçaKız1. Kadın hükümdar.
2. Padişah karısı.
Mihrinisa :Farsça+ArapçaKız1. Kadınlığın güneşi.
2. Erdemli, nitelikli kadın.
Muhlis :ArapçaErkek1. Katkısız, halis.
2. İçten, samimi, dost canlısı.
Murtaza :ArapçaErkek1. Kendisinden razı olunmuş.
2. Hz. Ali´nin lakabı.
Medine :ArapçaKız1. Kent, şehir.
2. Hicaz’da Hz. Muhammed’in türbesinin bulunduğu şehir.
Maksur :ArapçaErkek1. Kısaltılmış.
2. Alıkonulmuş.
3. Bir şeye ayrılmış.
Muazzam :ArapçaErkek1. Kocaman, çok büyük.
2. Ulu.
3. Güçlü, önemli.
Mahfuz :ArapçaErkek1. Korunmuş, gözetilmiş.
2. Gizlenmiş, saklanmış.
Mebruke :ArapçaKız1. Kutlanacak kimse, tebriğe layık kadın.
2. Kutlu.
Mebruk :ArapçaErkek1. Kutlanacak kimse, tebriğe layık kimse.
2. Kutlu.
Mekki :ArapçaErkek1. Mekkeli.
2. Mekke'yle ilgili.
Merdi :FarsçaErkek1. Mertlik, erlik.
2. Cesaret, yüreklilik.
3. İnsanlık.
Mesih :ArapçaErkek1. Meshedilmiş, kutsanmış.
2. Başka bir biçime girmiş, şekli bozulmuş.
3. Hz, İsa´nın lakabı.
Mine :FarsçaKız1. Metal eşya üzerine vurulan renkli cam katmanı.
2. İnce ve parlak nakış.
3. Çiçekleri başak durumunda, alacalı, mavi veya menekşe renginde, ıtırlı bir bitki.
Musa :ArapçaErkek1. Musevi dininin kurucusu, İsrail peygamberi ve kanun koyucusu.
2. Bir vasiyeti yerine getirmekle görevli kimse.
Merzuk :ArapçaErkek1. Mutlu.
2. Rızkı verilmiş.
Münim :ArapçaErkek1. Nimet veren, yedirip içiren Allah.
2. Velinimet.
Mükâfat :ArapçaKız1. Ödül.
2. Sevindirici haber.
Misal :ArapçaKız1. Örnek.
2. Benzer, eş.
3. Rüya, düş.
4. Masal.
Mesture :ArapçaKız1. Örtülü, kapalı, gizli.
2. Açık saçık gezmeyen nazlı kadın.
Mestur :ArapçaErkek1. Örtülü, kapalı, gizli.
2. Namuslu.
Methiye :ArapçaKız1. Övgü.
2. Birini veya bir şeyi övmek için yazılmış şiir.
Muhammet :ArapçaErkek1. Övülmüş.
2. Hz. Muhammed'in adlarından biri.
Mefhar :ArapçaErkek1. Övünme.
2. Övünmeyi gerektiren şey.
Meryem :ArapçaKız1. Peygamber İsa’nın annesi.
2. Dindar kadın.
3. İbr. İsyan, ayaklanma.
Munar :TürkçeErkek1. Pınar, çeşme.
2. Yalnız, kimsesiz.
3. Serap.
Mensur :ArapçaErkek1. Saçılmış, dağılmış.
2. Ölçüsüz, uyaksız, manzum olmayan söz.
Mahmur :ArapçaErkek1. Sarhoşluğun verdiği sersemlik.
2. Uyku basmış göz, baygın göz.
Mestan :FarsçaErkek1. Savruk kimse.
2. Sarhoşlar.
Muazzez :ArapçaKız1. Saygı duyulan, saygı ile karşılanan.
2. Değerli, kıymetli.
Muhtar :ArapçaErkek1. Seçilmiş, seçkin.
2. Davranışlarında özgür olan, dilediğini yapan.
3. Köy ya da mahalle işlerine bakmak için halkın seçtiği kimse.
Mustafa :ArapçaErkek1. Seçilmiş, seçkin.
2. Hz. Muhammed'in adlarından.
Mazlume :ArapçaKız1. Sessiz, sakin, yumuşak kimse.
2. Zulüm görmüş kimse.
Mazlum :ArapçaErkek1. Sessiz, sakin, yumuşak kimse.
2. Zulüm görmüş.
Müşfik :ArapçaErkek1. Sevecen, şefkatli.
2. Acıyan.
Muhabbet :ArapçaKız1. Sevgi.
2. Dostça konuşma.
Memnun :ArapçaErkek1. Sevimli, sevinçli.
2. Razı olan, kabul eden.
Memnune :ArapçaKız1. Sevinmiş, sevinçli.
2. Razı olan, kabul eden.
Mihrican :FarsçaErkek1. Sonbahar.
2. İranlılarda bir bayram.
Mihrican :FarsçaKız1. Sonbahar.
2.İranlılarda bir bayram.
Makal :ArapçaErkek1. Söz, lakırtı.
2. Söyleme, söyleyiş.
Mukaddem :ArapçaErkek1. Sunulan, takdim edilen.
2. Önde olan, önde giden.
3. Değerli, üstün.
Mümin :ArapçaErkek1. Tanımış, iman etmiş.
2. İslam dinine inanmış, Müslüman.
Melek :ArapçaKız1. Tanrı ile insan arasında aracılık yaptığına ve nurdan olduğuna inanılan manevi varlık.
2. Terbiyeli, uysal kimse.
Münip :ArapçaErkek1. Tanrı´ya yönelen.
2. Güzel yağan, yararlı yağmur.
3. Bahar.
Mescur :ArapçaErkek1. Taşkın su, deniz.
2. Alevli ateş.
Mutarra :ArapçaKız1. Taze.
2. Güzel kokulu.
3. Cilalı, parlak.
Mutahhar :ArapçaKız1. Temizlenmiş, temiz.
2. Kutlu, kutsal, mübarek.
Mercan :ArapçaKız1. Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan.
2. Bu hayvanın iskeletinden elde edilen ve süs eşyaları yapımında kullanılan madde.
3. Açık kırmızı renkte bir balık türü.
Meşale :ArapçaKız1. Ucunda alev çıkararak yanıcı bir madde bulunan aydınlatmaya yarayan değnek.
2. Herhangi bir konuda ışık tutan kimse, önder.
Melûl :ArapçaKız1. Usanmış, bıkmış.
2. Hüzünlü, mahzun.
Medeni :ArapçaErkek1. Uygar.
2. Şehirli, şehir halkından olan.
3. Terbiyeli, görgülü, kibar, ince.
Mülâyim :ArapçaErkek1. Uygun.
2. Yumuşak huylu, sakin kimse.
Mekin :ArapçaErkek1. Vakarlı, temkinli, güç sahibi kimse.
2. Oturan, yerleşen.
Mevcude :ArapçaKız1. Var olan, bulunan.
2. Hazır olan, hazır bulunan.
Mersin :Rum.Erkek1. Yaprakları yaz kış yeşil kalan, beyaz çiçekli bir ağaç.
2. Akdeniz bölgesinde bir şehir.
Maide :ArapçaKız1. Yemek, ziyafet.
2. Üzerinde yemek bulunan sofra.
3. Kur’an-ı Kerim'in bir suresinin adı.
Mevlûde :ArapçaKız1. Yeni doğmuş bebek.
2. Doğulan zaman veya yer.
Muallâ :ArapçaKız1. Yüksek, yüce.
2. Onuru yüksek olan kimse.
Miraç :ArapçaErkek1. Yükselme, çıkma.
2. Hz. Muhammet'in göğe yükselmesi.
Mevlâna :ArapçaErkek1. “Efendimiz“ anlamında kullanılan bir ad.
2. Hazret anlamında bir san.
Maşallah :ArapçaErkek1. “Tanrının istediği gibi“ anlamında kullanılan bir ad.
2. “Tanrı nazardan saklasın“ anlamında kullanılan bir ad.
3. Hayret ve memnunluk anlatan söz.
Madelet :ArapçaKızAdalet, doğruluk.
Mengütekin :TürkçeErkekAdı ölümsüzleşmiş hükümdar.
Mengüer :TürkçeErkekAdı ölümsüzleşmiş kimse.
Mükrimin :ArapçaErkekAğırlayanlar, konukseverler, ikram edenler.
Makul :ArapçaErkekAkla uygun iş gören, anlayışlı, mantıklı.
Mevhibe :ArapçaKızAllah vergisi, ihsan, bağış.
Muvahhide :ArapçaKızAllah’ın birliğine inanan.
Mansure :ArapçaKızAllah’ın yardımıyla üstün gelen, galip gelen.
Mağfiret :ArapçaKızAllah’ın, kullarının günahlarını bağışlaması.
Müdrike :ArapçaKızAnlama gücü.
Müzdat :ArapçaErkekArtmış, çoğalmış.
Mançer :TürkçeErkekAşısız kiraz ağacı ve meyvesi.
Mahfer :FarsçaKızAy aydınlığı, ay ışığı.
Mahten :FarsçaKızAy gibi beyaz, ışıklı, parlak teni olan.
Mehveş :FarsçaKızAy gibi güzel kadın.
Miray :Farsça+TürkçeKızAy gibi ışık saçan bey.
Mahperi :FarsçaKızAy gibi, peri kadar güzel.
Mehlika :Farsça+ArapçaKızAy parçası, çok güzel kadın.
Mehru :FarsçaKızAy yüzlü güzel.
Mahpeyker :FarsçaKızAy yüzlü, güzel.
Mahru :FarsçaKızAy yüzlü, yüzü ay gibi olan güzel.
Mehir :FarsçaKızAy.
Mahçiçek :Far+TürkçeKızAyçiçeği
Mahizar :FarsçaKızAyın çok olduğu gece.
Matuk :ArapçaErkekAzat olunmuş, özgürlüğü bağışlanmış.
Mir :FarsçaKızBaş, amir, bey.
Marifet :ArapçaKızBeceriklilik, el uzluğu.
Mukadder :ArapçaErkekBeğenilen, değeri bilinmiş, takdir olunmuş.
Melodi :Fr.KızBelli bir kurala göre yaratılan, kulağa hoş gelen ses dizisi.
Mengli :TürkçeKızBenli, beni olan.
Müstesna :ArapçaKızBenzerlerinden farklı, üstün, ayrı tutulan.
Müldür :TürkçeErkekBerrak, saf, duru.
Miranmir :Arapça+ Farsça+ Türkçe (Emir'den)ErkekBeyler beyi.
Miran :FarsçaErkekBeyler.
Mirzat :FarsçaErkekBeyzade, bey oğlu.
Maarif :ArapçaErkekBilgi, kültür.
Menderes :Rum.ErkekBir akarsu yatağının az eğimli koyak tabanlarında ve ova düzlüklerinde çizdiği S harfine benzeyen kıvrım.
Mühürdar :Arapça+FarsçaErkekBir daire veya bakanlığın resmî mührünü kullanma yetkisi olan kimse.
Mensup :ArapçaErkekBir kimseyle, bir şeyle ilgisi veya bağıntısı bulunan.
Meziyet :ArapçaKızBir kişiyi benzerlerinden üstün gösteren nitelik.
Malik :ArapçaErkekBir şeye sahip, bir şeyi olan.
Mısra :ArapçaKızBir şiiri oluşturan dizelerden her biri.
Mahnur :Farsça+ArapçaKızbk. Mahinur
Mahizer :FarsçaKızbk. Mahizar
Merziye :ArapçaKızbk. Marziye
Mehti :ArapçaErkekbk. Mehdi
Mehtiye :ArapçaKızbk. Mehdiye
Mahpare :FarsçaKızbk. Mehpare
Melisa :Rum.Kızbk. Melis
Meliz :Kızbk. Melis.
Menevşe :FarsçaKızbk. Menekşe
Mengi :TürkçeErkekbk. Mengü
Maral :Moğ.Erkekbk. Meral
Mirrih :ArapçaKızbk. Merih
Mevlüde :ArapçaKızbk. Mevlide.
Mevlüt :ArapçaErkekbk. Mevlit
Mithat :ArapçaErkekbk. Midhat
Müşteba :ArapçaErkekbk. Müçteba
Mehmet :TürkçeErkekbk. Muhammet
Mükremin :ArapçaErkekbk. Mükrimin
Moran :TürkçeErkekbk. Müren
Müslüm :ArapçaErkekbk. Müslim
Müslüme :ArapçaKızbk. Müslime
Muaffak :ArapçaErkekbk. Muvaffak
Mete :TürkçeErkekBüyük Türk-Hun İmparatoru. (M.Ö. 209-174)
Mihin :FarsçaErkekBüyük, ulu.
Mecdi :ArapçaErkekBüyüklük, ululuk, şan ve şerefle ilgili.
Müsevver :ArapçaKızÇevresine sur, duvar çevrilmiş, korunmuş.
Müzehher :ArapçaKızÇiçekli, çiçek açmış.
Mücessem :ArapçaKızCisim durumunda olan, cisimlenmiş, somut.
Melda :ArapçaKızÇok genç, körpe.
Manolya :Fr.KızÇok iri, beyaz çiçekler açan, yaprakları almaşık, parlak yeşil renkte süs bitkisi.
Mihrinaz :FarsçaKızÇok nazlı güzel.
Mestinaz :FarsçaKızÇok nazlı, naz sarhoşu.
Muğdat :ArapçaErkekÇorak su.
Menşure :ArapçaKızDağıtılmış, yayılmış, neşrolunmuş.
Mücevher :ArapçaKızDeğerli süs eşyası.
Muadelet :ArapçaKızDenklik, eşitlik.
Müstecap :ArapçaErkekDileği kabul edilmiş kimse.
Mücahit :ArapçaErkekDin uğruna savaşan, uğraşan, savaşçı.
Muhittin :Arapça(Aslı Muhyid­din)ErkekDini canlandıran, dini ihya eden.
Muslihiddin :ArapçaErkekDini iyileştiren, düzelten, ıslah eden.
Mücahittin :ArapçaErkekDinin düşmanlarıyla savaşan, din mücahidi.
Mecittin :ArapçaErkekDinin ululuğu, büyüklüğü.
Muhyi :ArapçaErkekDirilten, canlandıran, yaşam veren.
Mehdi :ArapçaErkekDoğru yolu bulan, hidayete eren.
Mürşide :ArapçaKızDoğru yolu gösteren, kılavuz.
Mikâil :ArapçaErkekDört büyük melekten rızkları bölüştürmekle görevli olanı.
Muhibbe :ArapçaKızDost, sevgili.
Mücap :ArapçaErkekDuası kabul edilen kimse.
Mungan :TürkçeErkekEli açık, cömert.
Mirhan :FarsçaErkekErkek hükümdar.
Müzekker :ArapçaErkekErkek, er.
Merdan :FarsçaErkekErkekler, yiğitler, mertler.
Mengücek :TürkçeErkekErzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar´ı içine alan bölgeyi fethederek XIII. yy.´ın ilk yarısına kadar elinde tutan Türk sülalesi.
Müesser :ArapçaErkekEtkilenmiş, kendisine bir şey tesir etmiş olan.
Mirnur :Farsça+ArapçaKızEtrafına ışık saçan kadın hükümdar.
Müferrih :ArapçaKızFerahlık veren, iç açan.
Mircan :FarsçaKızGerçek dost olan değerli kimse.
Meral :Moğ.KızGeyik, ceylan.
Mahfi :ArapçaErkekGizli, saklı.
Muhacir :ArapçaErkekGöç eden, göçmen.
Mavi :ArapçaKızGökyüzünün rengi.
Müşahit :ArapçaErkekGören, bakan, izleyen.
Muhteşem :ArapçaKızGösterişli, görkemli.
Müşküle :ArapçaKızGüç, zor, çetin.
Mahsun :ArapçaErkekGüçlendirilmiş, güçlü.
Muktedir :ArapçaErkekGücü yeten, güçlü, iktidarlı.
Mihrinur :Farsça+ArapçaKızGün ışığı, güneş ışığı.
Mubahat :ArapçaKızGünah veya sevap olmayan işler.
Mutasım :ArapçaErkekGünahtan çekinen.
Mihrişah :FarsçaKızGüneş gibi ışık saçan padişah.
Mihrimah :FarsçaKızGüneş ile ay.
Mihri :FarsçaErkekGüneşle ilgili.
Mirkelâm :Farsça+ArapçaErkekGüzel, nazik konuşan kimse.
Melih :ArapçaErkekGüzel, şirin, sevimli.
Melâhat :ArapçaKızGüzellik, yüz güzelliği.
Mahrur :ArapçaKızHararetli, ateşli.
Mebrur :ArapçaErkekHayırlı, beğenilmiş, makbul.
Müheyya :ArapçaKızHazır.
Mühip :ArapçaErkekHeybetli, korku ve saygı uyandıran.
Marziye :ArapçaKızHoşa giden, beğenilen.
Metehan :TürkçeErkekHükümdar olan Mete.
Melikhan :Arapça+TürkçeErkekHükümdar.
Mahir :ArapçaErkekHünerli, becerikli, elinden iş gelen kimse.
Mahser :ArapçaErkekHuy, tabiat.
Musafat :ArapçaErkekİçten ve gerçek dostluk.
Mükrim :ArapçaErkekİkram eden, ağırlayan, konuksever.
Mülhim :ArapçaErkekİlham veren, içe doğduran, esinlendiren.
Müminhan :Arapça+TürkçeErkekİnanmış, inançlı hükümdar.
Müge :Fr.Kızİnci çiçeği.
Mürüvvet :ArapçaKızİnsanlık, cömertlik, iyilikseverlik.
Müren :TürkçeErkekIrmak, nehir, akarsu.
Müstenire :ArapçaKızIşık saçan, parlak.
Mahinur :Farsça+ArapçaKızIşıklı ay.
Müstenir :ArapçaErkekIşıklı, parlak.
Müslim :ArapçaErkekİslam dininde olan, Müslüman.
Melen :TürkçeErkekİşlenmemiş, kıraç toprak.
Murathan :Arapça+TürkçeErkekİsteğini elde etmiş hükümdar.
Meram :ArapçaKızİstek, niyet, amaç.
Matlup :ArapçaErkekİstenilen, aranılan, talep edilen şey.
Müride :ArapçaKızİsteyen, arzulayan.
Muslih :ArapçaErkekİyileştiren, düzelten, ıslah eden.
Minnet :ArapçaKızİyilik yapana karşı duyulan teşekkür, gönül borcu.
Muhsin :ArapçaErkekİyilikte, bağışta bulunan, ihsan eden.
Mut :TürkçeErkekKader, talih, kısmet.
Mirhan :FarsçaKızKadın hükümdar.
Malkoçoğlu :TürkçeErkekKale koruyucusunun oğlu.
Malkoç :TürkçeErkekKale muhafızı, koruyucu.
Muhaddere :ArapçaKızKapalı, örtülü, namuslu kadın.
Müjgân :FarsçaKızKirpik, kirpikler.
Müyesser :ArapçaKızKolaylıkla olan, kolay yapılan.
Mihman :FarsçaKızKonuk, misafir.
Mükrime :ArapçaKızKonuksever, ikram eden, ağırlayan.
Mühibe :ArapçaKızKorku ve saygı uyandıran.
Memun :ArapçaErkekKorkusuz, tehlikesiz, sağlam.
Mengûş :FarsçaKızKüpe.
Münci :ArapçaErkekKurtarıcı, kurtaran, önder.
Meriç :TürkçeErkekKuş iskeleti.
Mahsure :ArapçaKızKuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş.
Mukbil :ArapçaErkekKutlu, mutlu.
Mukaddes :ArapçaKızKutsal, mübarek.
Mançu :TürkçeErkekKuzeydoğu Çin´de yaşayan Moğol asıllı halktan olan.
Mebus :ArapçaErkekl. Gönderilmiş, yollanmış.
2. Milletvekili.
Mahi :ArapçaErkekMahveden, yok eden.
Mançuhan :TürkçeErkekMançuların hükümsarı.
Manço :TürkçeErkekManda yavrusu.
Martı :İt.KızMartıgillerden, çoğu beyaz renkte, eti yenmez, yüzücü, perde ayaklı deniz kuşlarının ortak adı.
Maviş :TürkçeKızMavi gözlü, sarışın kız.
Müderris :ArapçaErkekMedresede ders veren.
Memik :TürkçeErkekMehmet adının halk dilinde bozulmuş biçimi.
Memiş :TürkçeErkekMehmet adının halk dilinde bozulmuş biçimlerinden biri.
Melekper :Arapça+FarsçaKızMelek kanatlı.
Melekru :Arapça+FarsçaKızMelek yüzlü.
Mesrur :ArapçaErkekMemnun, sevinmiş.
Mertkan :Farsça+TürkçeErkekMert soydan gelen kimse.
Mükevven :ArapçaKızMeydana getirilmiş, yaratılmış.
Meyransa :TürkçeKızMihrinisa adının bozulmuş biçimi.
Misli :TürkçeKızMis kokulu, güzel kokan.
Morgül :Türkçe+FarsçaKızMor renkli gül.
Menekşe :FarsçaKızMor renkli, güzel kokulu çiçekler açan, çok yıllık otsu bir bitki.
Muştubey :TürkçeErkekMüjde veren bey.
Muştu :TürkçeErkekMüjde, sevindirici haber.
Müjdat :Farsça+ArapçaErkekMüjdeler, sevinçli haberler.
Mutlugün :TürkçeErkekMutlu günde doğmuş kimse.
Mutluay :TürkçeErkekMutlu güzel.
Mutluhan :TürkçeErkekMutlu hükümdar.
Mutlubay :TürkçeErkekMutlu kimse.
Mutlukan :TürkçeErkekMutlu soydan gelen kimse.
Mutlualp :TürkçeErkekMutlu yiğit.
Mesude :ArapçaKızMutlu, sevinçli, bahtiyar.
Mutluğ :TürkçeErkekMutlu.
Mutluer :TürkçeErkekMutluluğa ermiş kimse.
Mutlu :TürkçeKızMutluluğa ermiş olan, mesut.
Mesadet :ArapçaKızMutluluk, kutluluk.
Münime :ArapçaKızNimet veren, yedirip içiren.
Münir :ArapçaErkekNurlandıran, ışık veren, parlak.
Muallim :ArapçaErkekÖğreten, öğretmen, hoca.
Mengütaş :TürkçeErkekÖlümsüz anıt.
Mengübay :TürkçeErkekÖlümsüz kimse.
Mengüalp :TürkçeErkekÖlümsüz yiğit.
Mengü :TürkçeKızÖlümsüz, sonsuz, ebedîleştirilmiş.
Muammer :ArapçaKızÖmür süren, yaşayan, yaşamış.
Manga :TürkçeErkekOn kişilik askerî birlik.
Musaddık :ArapçaErkekOnaylayan, tasdik eden.
Mübeyyen :ArapçaKızOrtaya çıkarılmış, açıklanmış, açıkça bildirilmiş.
Mukim :ArapçaErkekOturan, ikamet eden.
Midhat :ArapçaErkekÖvme, methetme.
Medih :ArapçaErkekÖvme.
Mediha :ArapçaKızÖvülen, beğenilen kadın.
Memduh :ArapçaErkekÖvülmüş, övülecek.
Mahmude :ArapçaKızÖvülmüş, övülmeye değer.
Mübahat :ArapçaKızÖvünme, kendini övme.
Mutena :ArapçaKızÖzenle, dikkatle seçilmiş.
Müştak :ArapçaErkekÖzleyen, göreceği gelen, can atan.
Mertel :Farsça+TürkçeErkekÖzü sözü doğru kimse.
Mertkol :Farsça+TürkçeErkekÖzü, sözü doğru, güvenilir kimse.
Mücellâ :ArapçaKızParlatılmış, parlak, cilalı.
Muhar :TürkçeErkekPınar, çeşme.
Mahya :FarsçaErkekRamazan gecelerinde, camilerde iki minare arasına gerilen ipler üzerine kandil veya elektrik ampulleriyle yazılan yazı veya yapılan resim.
Mesure :ArapçaKızRivayet yoluyla öğrenilmiş olan ünlü, önemli haber.
Mensure :ArapçaKızSaçılmış, dağılmış.
Metiner :Arapça+TürkçeErkekSağlam, dayanıklı, güçlü kimse.
Metin :ArapçaErkekSağlam, dayanıklı, güçlü.
Macide :ArapçaKızŞan ve şeref sahibi kimse.
Mimoza :Fr.KızSarı, beyaz veya menekşe renginde çiçekler açan, yaprakları akasya yaprağına benzeyen bir süs bitkisi.
Mübeccel :ArapçaKızSaygı gösterilmiş, yüceltilmiş, ulu.
Muhterem :ArapçaKızSaygıdeğer, saygın.
Mükerrem :ArapçaKızSaygıdeğer, sayılan, aziz.
Müçteba :ArapçaErkekSeçilmiş, seçkin.
Mihriban :FarsçaKızŞefkatli, güler yüzlü, yumuşak huylu, dost.
Medayin :ArapçaErkekŞehirler, kentler.
Mavisel :ArapçaKızSel gibi coşkun, coşkulu olan.
Müşerref :ArapçaErkekŞereflendirilmiş, şerefli, onurlu.
Muhip :ArapçaErkekSeven, sevgi besleyen, dost.
Muhibbi :ArapçaErkekSevgi duyan, dost.
Müveddet :ArapçaKızSevgi, muhabbet, dostluk.
Mergube :ArapçaKızSevilen, beğenilen, aranılan.
Maşuk :ArapçaErkekSevilen, sevilmiş kimse.
Mahbube :ArapçaKızSevilen, sevilmiş, sevgili.
Mevdut :ArapçaErkekSevilmiş, sevilen.
Meserret :ArapçaKızSevinç, şenlik.
Müjde :FarsçaKızSevindirici haber.
Mesrure :ArapçaKızSevinmiş, memnun.
Meva :ArapçaKızSığınacak yer, yurt, mesken.
Mocan :Türkçe+FarsçaErkekSoğukkanlı, güçlü, dayanıklı.
Münteha :ArapçaKızSon, sonuç.
Merter :Farsça+TürkçeErkekSözünün eri kimse.
Merttürk :Farsça+TürkçeErkekSözünün eri Türk.
Müzeyyen :ArapçaKızSüslenmiş, bezenmiş, süslü.
Maksum :ArapçaErkekTaksim edilmiş, ayrılmış, bölünmüş.
Maksume :ArapçaKızTaksim edilmiş, bölünmüş.
Mecdut :ArapçaErkekTalihi açık, mutlu, şanslı kimse.
Mansur :ArapçaErkekTanrı’nın yardımıyla galip, üstün gelmiş.
Müberra :ArapçaKızTemize çıkmış, aklanmış.
Musaffa :ArapçaKızTemizlenmiş, arıtılmış.
Meleknur :ArapçaKızTerbiyeli, uysal, güzel kadın.
Meleknaz :Arapça+FarsçaKızTerbiyeli, uysal, nazlı kadın.
Maklûbe :ArapçaKızTers çevrilmiş, devrilmiş.
Mehmetçik :TürkçeErkekTürk ulusunun sevgi duygusuyla Türk askerine verdiği ad.
Meymun :ArapçaErkekUğurlu, bereketli, kutlu.
Maksude :ArapçaKızUlaşılması istenen şey, istek, emel.
Maksut :ArapçaErkekUlaşılması istenilen şey, istek, emel.
Mülket :ArapçaErkekÜlke.
Mefkûre :ArapçaKızÜlkü, ideal.
Meşahir :ArapçaErkekÜnlü kimseler.
Meşhur :ArapçaErkekÜnlü, şöhretli, tanınmış.
Müştehir :ArapçaErkekÜnlü, şöhretli.
Mergen :Moğ.ErkekUsta nişancı.
Münasip :ArapçaErkekUygun, yerinde, yaraşır, yakışır.
Medide :ArapçaKızUzun, uzun süren.
Muin :ArapçaErkekYardım eden, yardımcı.
Medet :ArapçaErkekYardım, imdat.
Miyase :FarsçaKızYarısı değerli taşlarla süslü bir tür taç.
Meşru :ArapçaErkekYasaya, dine uygun olan.
Mengüç :TürkçeErkekYaşlı.
Meltem :TürkçeKızYazın karadan denize doğru esen mevsim rüzgârı.
Mahınev :FarsçaKızYeni ay, ayça, hilal.
Mucit :ArapçaErkekYeni bir buluş ortaya koyan, icat eden kimse.
Mucide :ArapçaKızYeni bir buluş ortaya koyan, icat eden.
Müceddet :ArapçaKızYenilenmiş.
Mevsim :ArapçaKızYılın, iklim koşulları bakımından farklılık gösteren dört bölümünden her biri.
Münif :ArapçaErkekYüksek, ulu, büyük.
Moray :TürkçeKızYüzü mor renkli olan.
Muzaffer :ArapçaErkekZafer kazanmış, üstün.
Molu :TürkçeErkekZafer kazanmış.
Mezide :ArapçaKızZiyadeleşmiş, artmış, büyümüş.
Mertkal :Farsça+TürkçeErkek“Her zaman sözünün eri ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Mutver :TürkçeErkek“Mutluluk ver“ anlamında kullanılan bir ad.
Mertol :Farsça+TürkçeErkek“Sözünün eri ol, verdiğin sözü tut“ anlamında kullanılan bir ad.
Mengüberti :TürkçeErkek“Tanrı verdi“ anlamında kullanılan bir ad.

SON EKLENENLER
GÜNÜN AYETİ
"Oysaki sizi de yaptığınız şeyleri de Allah yaratmıştır."
(SÂFFÂT - 96)
ÖZLÜ SÖZLER
  • Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir.
  • Adem "ben hata yaptım beni bağışla " dedi, İblis ise" beni sen azdırdın" dedi ya sen!... sen ne diyorsun?
  • Edep, söz dinlemek ve gönle sahip olmaktır.
  • Güzelliğin zekatı iffet ve edeptir. (Hz. Ali)
  • Zeynel Abidin oğlu Muhammed Bakır'a "Ey oğul, fasıklarla cimrilerle yalancılarla sıla-i rahimi terk edenlerle arkadaşlık etme." diye buyurmuştur.
  • Kemalatın bir ölçüsü de halden şikayet etmemektir.
  • En güzel keramet gönlü masivadan arındırmaktır.
  • Alem-i Berzah insanın kendisidir.
  • Zahir ve batının karşılığı aşk-ı sübhandır.
  • Mutaşabih ayetler ledünidir.
  • Ölüm ve cehennem korkusu Hak'ka dost olmayanlar içindir.
  • Şartlanmalardan ve önyargılardan arınmadan kimse masum olamaz.
  • Uzlaşmak için bahane arayan düşman zıtlaşmak için bahane arayan dosttan daha iyidir.
  • Baki hakikatler fani merkezli inşa edilemez.
  • Her zorluğun çözümü sevgidir.
  • Allah var gayrı yok sevgi var dert yok.
  • Allah de ötesini bırak.
  • Sorunları erteleyen ve örten değil çözüm üretip sorunları çözen olmalıyız.
  • Kişinin irfanı kemalatı nispetinde şeytanı da nefsinin şiddetinde olur.
  • Kötü huylardan kurtulmanın en keskin yolu ilahi aşka yanmaktır.
  • Mücevherden sarraf olan anlar, başkası bilemez. Ne fark eder kör için elmas da bir, cam da bir. Eğer sana bakan kör ise sakın sen kendini cam sanma.(Mevlana)
  • Kendini oldum ve doğru zannedenler kendileri gibi düşünmeyenlerden rahatsız olurlar.
  • Eflatun'a dediler ki "Ne kadar çok çalışıyorsun". O da dedi ki "hayır ben sevdiğim işi yapıyorum"
  • Allah kuluna sevdirdiği her işi kuluna kolaylaştırır.
  • Kurtuluş hidayete tabi olanlar içindir. Selam olsun hidayete tabi olanlara.
  • Tevhid-i Ef-al meratibi ihvanın kendi gerçeğine seyir haritasıdır.
  • Kişi ilk önce kendisinin arifi olacak ki Rabbinin arifi olabilsin.
  • İnanmak başka şey, teslim ve tabii olmak başka şeydir.
  • Kalıcı dostluklar edinin.
  • İhvan gibi yaşa, gerisine karışma.
  • Mutlu insan başkalarının mutluluğu için yaşayandır.
  • İslam dini istişare esaslıdır.
  • Allah için affet, Allah için paylaş.
  • İhvanlığını işine göre değil, işini ihvanlığına göre ayarlayacaksın.
  • Kul, iradesini Allah’a teslim edendir.
  • Hakk'ı hatırladığımız unuttuğumuzdan fazla olsun.
  • "Olacağım" diyene engel yok, "olmayacağım" diyene bahane çok.
  • Ben merkezli değil, biz merkezli olun.
  • Dervişçe yaşamak, tevhitçe yaşamaktır.
  • Yaptığınızı azimle yapın, hırs ile yapmayın.
  • Kullukta devamlılık esastır.
  • Önce emin insan olmalıyız.
  • Derviş, halinden belli olmalıdır.
  • Beşeriyet kemalâtın hammaddesidir.
  • Mükemmeliyet istikamette daim olmaktır.
  • İnsanın cismi arza, ruhaniyeti semaya mensuptur.
  • Yaradılış farziyetimiz hakkı bilmektir.
  • Hakk'ı tanımanın ön şartı Resulûllah’ı tanımaktır.
  • İnsanın sırrında Allah’ın sonsuzluğu vardır.
  • Kulluğa bahane yok değer üreteceksiniz.
  • Şikayet, Mevla’ya hürmetsizliktir.
  • Kulluk adına yapmadıklarımıza hiçbir bahane geçerli olmayacak.
  • Bu âleme kavga için gelmedik.
  • Telkin öncelikle bizim nefsimize olmalıdır.
  • İnsan, Allah’ın sırrı Allah da insanın sırrıdır.
  • Varlığımızın sebebi zuhuru, Cenab-ı Resulûllah’tır.
  • Kullukta teslimiyet “Rağmen” olmalıdır.
  • Kazası olmayan tek şey hayatımızdır.
  • Sevgi dışındaki bütün hallerde zorluk vardır.
  • Nefsinde mevsimi hazan olanın, gönül mevsimi bahar, Ahireti bayram olur.
  • Hayat yaşamak, yaşamaksa sevmektir.
  • En güzel keramet istikamet üzere olmaktır.
  • Kişinin Rabbini tanıması için kendini tanıması lazım.
  • Hakk’ı ancak Mirat-ı Muhammet’ten görebiliriz.
  • İnsanı Hakk’ta sonsuzlaştıran ve yaşatan, sevgidir.
  • Sevgi bütün yaratılanların varoluş mayasıdır.
  • Sevgisiz olan her mekân ve mahâl mundardır.
  • Sevgi Allah için yanmak ve olmaktır.
  • Allah’ın ve Resulullah’ın sevgisi ile yanmayan gönül hamdır, ahlâttır.
  • Hakikat ehlinin sermayesi aşk-ı sübhandır.
  • Talepte kararlılık, kararlılıkta da sabır esastır.
  • Sabır, sadrın genişliği kadardır. Sadır genişliği ise; kabulümüz, sevgimiz kadardır.
  • Kamil insan demek;Bütün duygularda,düşüncede ruhta olgunlaşmış insan demektir.,
  • Dervişân, Mürşidinin eşiğinde sadık olduğu sürece, farkında olsa da olmasa da tekamül halindedir.
  • Kim ki Allah’ı ciddiye almaz ise; Allah o kimseyi ciddiye almaz.
  • Hakkı görmeyen gözler amadır.
  • Gayret olmadan kişinin ulaşacağı hiçbir âliyet olamaz.
  • Kendi gerçeğimize yol bulmak için arz üzerinde var olan bütün mevcudiyetten istifade edeceğiz.
  • Bu fırsat âleminin bir tekrarı daha yoktur.
  • Hiçbir oluşum kendi halinde, kendi başına müstakil değildir.
  • İhvan isek bir iddianın sahibiyiz demektir.
  • İhvanın kemâlâtı, olgunluğu, karşılaşmış olduğu olumsuz tecellilere verdiği tepkilerle ölçülür.
  • Kişi muhatabı ve müdahili olmadığı hiçbir meselenin şahidi olamaz.
  • Herkes kazanımlarını kayıplarını tespit etsin ki şuurlu bir hayat yaşayabilsin.
  • Birebir uyarılar insanı daha çok uyandırır.
  • Bütün canlılara dostça yakın olmalıyız.
  • Tekâmül için her anı yeniden yaşamak , her anın yeniden talibi olmak zorundayız.
  • Gayret etmeyen kişiden Kâmil insan olmaz.
  • Ehl-i talip bu Kâinatın özelidir, özetidir.
  • Kul, hizmeti kadardır. Kul, sevgisi kadardır, Kul hoş görebildiği kadardır. Kul feragat edebildiği kadardır. Kul paylaşabildiği kadardır.
  • Ehl-i ihvan’ın sevgisi Rabbi’nin sevgisi, meşguliyeti Rabbi’nin meşguliyeti olmalıdır.
  • Her an Rabbi ile meşgul olanın, muhatabı Rabbi olur.
  • Güzel bakmalı, güzel konuşmalı, güzel dinlemeliyiz.
  • Hayırları geciktirdiğimiz zaman şerre dönüşür. Şerleri geciktirdiğimiz zaman hayra dönüşür.
  • İhvanın irşad olmasının ön şartı teslimiyattır.
  • İlmen yâkinlik; bilmek ve kabul etmektir.
  • İhvan telkin edileni yaşadıktan sonra Hakkel yâkina ulaşır.
  • Kul, Rabbini ne kadar ciddiye alırsa, Rabbi’de onu o kadar ciddiye alır.
  • Rahman’ın sevgilisi olmak gönlü cenab-ı Resulullah’a yönetmek ve tabi olmakla orantılıdır.
  • İhvan, kendi özünde kâmil duruşa ulaşırsa, onda bir değil de nice esmanın açılımı, nice sıfatın inkişaf ve izhariyeti yaşanacaktır.
  • Dünkü gibi konuşan, dünkü gibi anlayan, dünkü gibi yaşayanın anı ve akibeti hüsrandır.
  • Ehli gönül olan, ,Resulullah’a ve Ehli Beyt’egönül veren Ehl-i İhvan’ın seyr-i sülüğü nefis merkezli akıl ile değil gönül merkezli akıl iledir.
  • İhvan, hayırda ve şerde damlayı derya mesafesinde görecek kadar Rabbini önemseyen olmalıdır.
  • Hakka vuslat, ancak aşk- sübhân ile olur.
  • Aşığın, sevgisinin sancısıyla uykularının kaçması lazım ki, orada aşktan söz edilebilsin.
  • Hayatla zıtlaşan değil hayatla uzlaşan olmalıyız.
  • Eğer kişi yarışacaksa hayırda yarışsın selâmda, yarışsın, paylaşmada hoş görüde affetmede yarışsın.
  • Kişi tercihinin neticesini yaşar.
  • İnsan, sevebildiği kadar, değer üretebildiği kadar insandır.
  • İhvan, arif olmalı ve gönlünü bütün olumsuzluklardan arındırmalıdır.
  • Herkes yaptıklarının neticesini yaşayacak.
  • Biz kulluğumuzu her gün yeniden yenilemeliyiz.
  • Üstünlük ancak takva ile sevgi iledir.
  • Allah hiçbir zaman abes ile iştigal etmez.
  • Her işte bizim için hikmet ve hayır vardır.
  • Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır.
  • Herkesin şeytanı, Cebrail’i, Mikail’i, İsrafil’i ve Azrail’i kendisiyle beraberdir.
  • Ehl-i ihvan demek arif olan, Hakk'a eren demektir.
  • Sevginin tezahürü ibadettir.
  • Eğer inanıyor, iman ediyor, seviyorsanız, yap denileni yapacak ve aksatmayacaksınız.
  • Sevenin ne gecesi ne gündüzü ne yorgunluğu ne bahanesi ne de mazereti olur.
  • Karşılaştığımız zorlukların tamamı tekâmül için ikrarımızı ispat içindir.
  • Bu âlem teşbih, tespit, tenzih, takdis ve şahadet âlemidir.
  • İnsanın Hak katında kadri, kıymeti sevgisi kadardır.
  • İnsan, yaşadığı zorluklar aşabildiği engeller kadar insandır.
  • Hiç zorluk, acı çekmeden, uğraş ve çaba sarf etmeden kimsenin başarıya ulaştığı görülmemiştir.
  • Hepimiz Allah’ın Resulûllah’ın ve Ehlibeyt’in aşkından muhabbetinden istifade edip Hakk’ta bakileşebilecek yetilere sahibiz.
  • İnsan, asliyeti kendisine unutturulmuş varlıktır.
  • Müsemmâ ehli olan için, isimler değişşe de asliyet değişmez.
  • Hiçbir güzelliği kendimize mal etmeden, bütün güzellikleri Rabbimizden bilmeliyiz.
  • Herkesin imtihanı iddiası kadar olur. Yani iddiası büyük olanın, imtihanı da büyük olur.
  • Kâinat, insan için, insana hizmet için halk edilmiştir.
  • Hayatın tamamı, kulluğun ve dostluğun talimidir.
  • Kişi bilgisinde değil yaşantısında kâmil insan olur.
  • Bizim yaşadıklarımız; tercihlerimizin, taleplerimizin ve dualarımızın neticesidir.
  • Mezheplerin farklı olması, dünya iklimlerinin, ırkların ve kültürlerin farklı olmasındandır.
  • İrfan mekteplerinin temelde aynı, detaylarda farklı farklı olması insanların, meşreplerinin farklı farklı olmasındandır.
  • Kimi takva ile kimi zikrullah ile, kimi hizmet ile, kimi de ibadet ile Hak rızasına ulaşmak ve kâmil insan olmak arzusundadır.
  • Din adına zıtlaşmalar, taraflaşmalar ve tefrikalar çıkarmak Rahman’ın ve Kuran’ın reddettiği duruşlardır.
  • Elin eksiğiyle uğraşan, kendi eksiğini hiçbir zaman göremez.
  • Biz bu âleme eksik tespit zabıtalığına gönderilmedik.
  • Âşık; mâşûkunu hususiyetle geceleyin, en çok yalnızlık halindeyken düşünür.
  • Geceleri ve seher vakti çok özeldir.
  • Dostluğun ilk şartı sevmektir. Fakat çıkarsız beklentisiz sevmektir.
  • Dost olmak, dostun her türlü yüküne katlanmaktır.
  • Bizim için yaşamak bir gündür, o da bugündür.
  • Kulluk adına yapmamız gereken ne varsa sabırla ve ihlâsla yapmalıyız.
  • Hak katında gıdalanmanın birinci esası, âdab-ı Muhammediye ve hakıkati Mahmudiye ile kıyam durmaktır.
  • Biz eyvallah tacını, ‘sensin’ tacını başımızdan, hiçlik hırkasını da eğnimizden hiçbir zaman çıkartmayacağız.
  • Bir damlanın hiçliğe ulaşması, onun deryaya düşmesiyle olur.
  • Bize ulaşan her tecellinin, Mevlâ'dan olduğunun bilincinde olalım ve rıza gösterelim.
  • Sakın tecellilerden kahreden, kederlenen olmayalım.
  • Tecellilerden şikayetçi olmak, kulun Rabbine olan saygısızlığıdır.
  • İhvan, hangi tecelli içinde olursa olsun, mutlaka güzel düşünmeli ve güzel değerlendirmelidir.
  • Edep ve âdap dışında nefes almayalım.
  • Biz, Cenâb-ı Resûlullah’ın vitrini olmalıyız.
  • Bütün nimetler ve âliyetler, gayret ve hizmet iledir.
  • Biz hangi hali yaşıyorsak bizim için hayırdır ve hikmetlidir.
  • Hikmete tabi olanlar hikmet ehli olurlar.
  • "Senin için Ya Rabbi" zevkiyle hayatı yaşayalım.
  • Huzur, ancak tevhid ile aşk ile sevgi ile Allah’a ve Resûlun’e yönelmek iledir.
  • Güzel ahlâk ve sevgi insanlığın omurgasıdır.
  • Her gününü son gün, her namazını son namaz, her muhabbetini son muhabbet gibi kabul eden kişinin yaşantısı Ehl-i ihvanca olur.
  • Büyük laf etmemeye çalışalım.Tevazu sahibi olalım.
  • Ehl-i Beyt olmak, hem nesebi hem de mezhebidir.
  • Ehl-i Beyt, Kur’an’ın ete kemiğe bürünmüş halidir.
  • Yaptığımız her şey kulluğumuzu ispat edercesine olmalıdır.
  • Halkı memnun etmek için Hakk'ı incitmeyelim.
  • Kemalat, hissedilen ilk nefesten son nefese kadar sadece Allah ve Resûl’u için say ve gayret etmektir.
  • Tevhid-i Ef-al hakikatin zübdesi, tevhidin nüvesidir.
  • Kullukta edebi olmayanın Hak’ta izzet bulması mümkün olamaz.
  • Hikmetleri seyretmenin tek şartı, tecellilere karşı sabırlı olmaktır.
  • Kişi yaşamış olduğu imtihanları aşabildiği kadar tekâmül etmiş olur.
  • Aslında bize zor gelen tecelliler, bizim için ikramdır.
  • Kulluğun esasında yap denileni yapıp sonucuna da razı olmak vardır.
  • Bütün kâinat, kişinin kendi hakikatine misaldir.
  • Öncelediğimiz Allah ve Resûl’u olmalı. Ertelediğimiz ise nefsimizin arzu ve istekleri olmalıdır..
  • Dervişi tekâmül ettirecek olan iştiyakı, kendine olan telkini, ve gayretindeki kararlılığıdır.
  • Her günü yaşamak, her günü diğer günden farklı bir alana taşımak için biz bugünün talebesiyiz.
  • Hatasını kabul edip hatasından dönen kul hayırlı kuldur.
  • Hedefi olmayanın istikameti de olmaz.
  • İhvan ne dünle ne de yarınla zaman kaybedecek sadece anını ve gününü değerlendirecek.
  • İhvanlık, halde örnek olmaktır.
  • Aile yaşantımızla, tecellilere olan tepkilerimizle, kişilerle olan ünsiyetimizle, her halimizle hele hele de ibadete olan düşkünlüğümüzle fark edilmeliyiz.
  • Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, Hak katında şerefli olamaz.
  • İbadet etmenin hoşnutluğunu yaşarken bu hoşnutluğu, ibadet etmeyenlere karşı bir üstünlük saymadan fail Allah'tır zevkiyle yaşamalıyız.
  • Kıyas, şeytani sıfatlardandır.
  • Karşımızda gördüğümüz eksikliği önce kendimizde tetkik etmeliyiz.
  • Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrine mürşitsiz yol bulamaz.
  • Baki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak Hak’ta ölüp Hak’ta dirilmektir.
  • Hayata ders veren değil de hayattan ders alan talip olmalıyız.
  • Anlayan ve öğrenen olmalıyız.
  • Anladığını genişleten, hayatına uyarlayan olmalıyız.
  • Tasavvuf önce şeriat-ı Muhammediye ile yaşanır.Sonra hakikat-ı Mahmûdiye ile hikmetler talim edilir.
  • Bir meselenin görevlisi olmak ayrı şeydir, gönüllüsü olmak ayrı şeydir.
  • Ehl-i ihvanla konuşularak halledilmeyecek hiçbir mesele olmamalıdır.
  • Hak dostları bir araya geldikleri zaman bakışmaları bile muhabbettir.
  • İhvanlığın dört ana esası vardır; ihlas, şecaat, cesaret ve cömertliktir.
  • Hayatın tamamında, her adımda, her bir nefeste; bir tuzak, bir imtihan vardır.
  • Gönül, Rahman ile coşarsa; kişi karşılaştığı her türlü tecelliye sabır ve tefekkür ile mukavemet gösterir.
  • İhvan, ne Dünya ne de ahiret beklentisi olmaksızın kulluğunu fi-sebilillah yaşamalıdır.
  • Kur’ân'ı öğrenmeye, okumaya, okutmaya, anlamaya ve yaşamaya çalışalım.
  • İslam, yap denileni yapmak; yapma denilenden uzak durmaktır.
  • Kulluğunu yarına erteleyenin Allah sevgisi yeterli değildir.
  • Tekâmül etmek için sürekli gayret halinde olmalıyız.
  • İnsana olan sevgisizlik Allah’a olan sevgisizliktir.
  • Allah’a vuslat ancak Aşk-ı sübhan ile olur.
  • Hak’ta bâki olabilmek için kayıtsız şartsız teslim olmalıyız.
  • Dilimizde zikrullah ile gönlümüzde her daim muhabbetullah ile inşa olmaya çalışmalıyız.
  • Şeriatın ihlâl olduğu yerde hakikat olmaz.
  • Her türlü tecelliden istifade edecek kadar arif,hiçbir zorluktan yılmayacak kadar da dirayetli olalım.
  • Arif olan baktığı her zerreden, karşılaştığı her tecelliden kendisine istikamet arar.
  • Ehl-i ihvan hatasında ve günahında ısrar etmeyen ve tövbesinde aceleci davranandır.
  • Âşık maşukundan gelen cefalardan haz duymazsa gerçek aşık olamaz.
  • Kendisindeki gayrilikten arınan insan için dışarıda ve içeride gayri olan hiçbir şey kalmaz.
  • Kişinin samimiyeti, sadakati ve sevgisi ona istikamet verir.
  • Bizden istenilen öncelikle safiyet, samimiyet ve sadakattir.
  • Ehl-i ihvan öyle bir kristalize olacak, safiyet kazanacak, kendi benliğinden öyle bir sıyrılıp latifleşecek, şeffaflaşacak, kendine ait bir renk zan düşünce ve duygu kalmayacak ki Allah’ın boyasıyla boyansın yani Resûlullah’ın haliyle hallenmiş olsun.
  • Gayret, kulluğun esasıdır.
  • Biz bildiklerimizle amel edelim. Bilmediklerimiz, bize bildirilecektir.
  • Her Ehl-i ihvan bulunduğu cemiyette fark edilmelidir.
  • Bizim sabrımıza, bize kötülük yapanların şahitlik etmesi lazım.
  • Asli maksadımız, nefsimizi ve Rabbimizi tanımaktır.
  • Gayret etmeyen kişiden kâmil insan olmaz.
  • İhvan, kendi hakikatine seyri sülük ederken hem dünyasını hem de ukbâsını saadete erdirmiş olur.
  • Muhabbetimiz Resûlullah’ın ve Ehl-i Beyt’in muhabbeti, davamız Hak davası olsun.
  • Eğer insan Rahman’ın aynası olacaksa yansıtıcılığının çok net,arı ve duru olması lazımdır.
  • Eğer bir olumsuzlukla, zorlukla karşılaşıyorsak, bu bizim olumsuzluluğumuzdandır.
  • Arz ve semada her ne olursa insan ile ilişkilidir.
  • Sözümüzün ilk müşterisi kendi kulağımız olmalıdır.
  • İslâm şahitlik ile başlar, şuhut ile yaşanır. Ve yine şahitlik ile kemal bulur.
  • Hangi başarı vardır ki uğraşsız gayretsiz ve gönülsüz zuhura gelsin.
  • Aşığın ölümü Hakk’ta vuslat, sonsuzluğa uyanmak ve sonsuzluğu yaşamak olur.
  • Artık etrafımızla ve kendimizle olan kavgamızı bitirip, sevgiyle nefes almanın gayretinde olmalıyız.
  • Kişinin kararlılığı tecellilere gösterdiği mukavemeti kadardır.
  • Aşık hep maşukundan söz etsinler, hep ondan konuşsunlar ister; zaten gayrı şeyler aşığı rahatsız eder.
  • Kişi mutmain olmadıkça kulluğunda, dostluğunda hep hüsrandadır.
  • Cemal aşıkları için gayri olan her şey haramdır.
  • Zikrin esası namazdır, muhabbetullahdır.
  • İhvan, hayatın tamamında Rahman’ın iradesi altında yaşamaya dikkat ve özen göstermelidir.
  • Her şeye rağmen seveceğiz
  • Her şeye rağmen hizmette gayretli olacağız
  • Kulluk, içinde Rabbi'nden başkasını bulundurmayan, gayrilerden boşalmış hiçlik makamıdır.
  • Hayatın ve kulluğun emanetçisi olduğumuzu, bu emaneti taşımamız ve ehline teslim etmemiz gerektiğini hatırdan çıkartmamalıyız.
  • Hayatı hep Hakkça yaşamanın gayretinde olmalıyız.
  • Hayat, bizi kullukta belirli bir kıvama taşımak içindir.
  • Kendine gafil olan, Allah’a arif olamaz.
  • Her varlık Hakk'tandır ve Hak ile kaimdir.
  • Bütün masivalardan arınmak, “ölmezden önce ölmek” Hak’ta ebed olmak; olağanüstü bir azim ve gayret ister.
  • Kişinin kararlılığı, cesareti, azmi ve sevgisi bir arada tekmil olursa; kişinin önünde aşamayacağı engel ve mâni olmaz.
  • Talibin âli ve en yüce değerlere ulaşabilmesi, Allah ve Resûlu’ne olan muhabbeti, sevgisi ile orantılıdır.
  • Hedefimiz ve gayemiz, bugün tevhid noktasında Allah’ı Resulullah’ı ve Ehl-i Beyt’i dünden daha farklı idrak etmek ve yaşamaktır.
  • Tevhid adına bize yapılan teklifatın tamamını yaşamak, bizi kendimize döndürmek ve kendi hakikatimizle tanıştırmak içindir.
  • Tevhid meratiplerindeki yaşam talimlerinin tamamı, bizi kendi ruh derinliğimizdeki iç potansiyelimizden istifade ettirmek adınadır.
  • İhvanın bilip, yapmak isteyip de yapamamasının sebebi kendisinde yetersiz olan kararlılığı, gayreti ve talebidir.
  • Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, mükerrem ve münevver olamaz.
  • Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrinde mürşitsiz yol kat edemez.
  • Kulluk adına yaşanılacak ne kadar âli değerler varsa, bunların tamamı ancak mürşid-i kâmilin nezaretinde ve refakatinde yaşanılabilir.
  • Bâki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak, Hakk’ta ölüp Hakk’ta dirilmektir.
  • Yaşadığımız ne tür olumsuzluk olursa olsun, bizim hedefimize olan iştiyâkımızı arttırmalıdır.
  • Her türlü olumluluk ve olumsuzluktan istifade eden olalım.
  • Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır.
  • İhvan, kendisini yargılayan, kendisini öz eleştiriye açık tutan ve kendini kemâle taşıyan olmalıdır.
  • İhvan, ancak telkin edilen hikmetli sözleri, hadisleri ve ayetleri yaşantısına uyarlayarak gayretinde istikamet bulabilir.
  • Kim hidayeti dilerse hidayete ulaşacak; kim hidayete ulaşmak istemezse Rahmân da ona hidayet etmeyecek.
  • İnancı olmayanın istikameti olmaz.
  • İnsan-ı asli Allah’ın aynasıdır.
  • Nurun olduğu yerde zulüm, dinin olduğu yerde kin, sevginin olduğu yerde nefret olmaz.
  • Ehl-i ihvan demek arif olan gerçeklere eren demektir.
  • Herkes tercihinden yönelişinden meyil ve rızasından sorumludur.
  • Nimete ulaşmak için mutlaka hizmete talip olmalıyız.
  • İhvan düşünmekle, keşfetmekle ve gayret ile kemâlat bulur.
  • “Rabbim” diyen için zaten zorluk yoktur.
  • Hedefi olmayanın istikameti de olmaz.
  • İslam, aslen teslim olmak ve selamet bulmaktır.
NAMAZ VAKİTLERİ