| İsim | Kökeni | Cinsiyet | Anlamı |
|---|---|---|---|
| Idık : | Türkçe | Erkek | Kutsal, mübarek. |
| Idıkut : | Türkçe | Erkek | 1. Eski Türklerde bir san. 2. Devlet yönetme gücü. |
| Ildır : | Türkçe | Kız | 1. Parıltı, parlayış. 2. Alaca karanlık. 3. Ege Denizi kıyısında Karaburun yarımadasının batısında arkeolojik nitelikte bir köy. |
| Ildır : | Türkçe | Erkek | 1. Parıltı, parlayış. 2. Alacakaranlık. 3. Ege denizi kıyısında Karaburun Yarımadasının batısında arkeolojik nitelikte bir köy. |
| Ildız : | Türkçe | Erkek | 1. Yıldız. 2. Gündönümünden 10 gün önceki zaman. |
| Ildız : | Türkçe | Kız | 1. Yıldız. 2. Gün dönümünden on gün önceki gün. |
| Ilgar : | Türkçe | Erkek | 1. Çok çabuk, hızlı. 2. Hücum, akın. 3. Verilen söz. 4. Havanın parlak, açık olması. 5. Öfke. |
| Ilgarlı : | Türkçe | Erkek | 1. Çabuk davranan, hızlı. 2. Sözünde duran. 3. Öfkeli. |
| Ilgaz : | Türkçe | Erkek | 1. Atın dört nala koşması. 2. Hücum, akın. |
| Ilgazcan : | Türkçe +Farsça | Erkek | Akıncı, savaşçı kimse. |
| Ilgı : | Türkçe | Erkek | 1. Soy sop. 2. Sürü. 3. Çoban. 4. Hısım, akraba. |
| Ilgım : | Türkçe | Erkek | 1. Serap, belli belirsiz görünme. 2. Gök erimi, ufuk. |
| Ilgım : | Türkçe | Kız | 1. Serap, belli belirsiz görünme. 2. Göz erimi, ufuk. |
| Ilgın : | Türkçe | Kız | 1. Akdeniz Bölgesinde yetişen bir ağaççık. 2. Hafif esen rüzgâr. 3. Kavurucu sıcak. 4. Belli belirsiz, hafif. 5. Serap. 6. Hayal. 7. İnce. 8. Konya'nın bir ilçesi. |
| Ilgın : | Türkçe | Erkek | 1. Akdeniz Bölgesinde yetişen bir ağaç veya ağaççık. 2. Hafif esen rüzgâr. 3. Kavurucu sıcak. 4. Belli belirsiz, hafif. 5. Serap. 6. Hayal. 7. İnce. |
| Ilıcak : | Türkçe | Erkek | 1. Sıcak su kaynayan yer. 2. Ilıkça. 3. Yoğurt yapmak için yeni mayalanmış süt. |
| Ilıcan : | Türkçe +Farsça | Erkek | Sıcakkanlı kimse. |
| Ira : | Türkçe | Erkek | 1. Öz yapı, karakter. 2. Yüz, çehre, görünüş. |
| Iraz : | Türkçe | Kız | bk. Raziye |
| Irıs : | Türkçe | Kız | Mutluluk, saadet. |
| Irısgül : | Türkçe +Farsça | Kız | Mutluluk gülü. |
| Irız : | Türkçe | Erkek | Cesur, yiğit. |
| Irkıl : | Türkçe | Erkek | Kâhin, falcı. |
| Irmak : | Türkçe | Erkek | Çoğunlukla denize dökülen, genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından en büyük akarsu, nehir. |
| Ismık : | Türkçe | Erkek | Sessiz, utangaç, az konuşan kimse. |
| Işık : | Türkçe | Erkek | 1. Aydınlık, ziya. 2. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, yüzde ve gözlerde beliren parıltı. 3. Yol gösteren, aydınlatan, önderlik eden kimse. |
| Işıkal : | Türkçe | Erkek | “Aydınlan“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Işıkalp : | Türkçe | Erkek | Aydın, ileri görüşlü yiğit. |
| Işıkay : | Türkçe | Erkek | Ay ışığı. |
| Işıker : | Türkçe | Erkek | Aydın, ileri görüşlü kimse. |
| Işıkhan : | Türkçe | Erkek | Aydın, ileri görüşlü hükümdar. |
| Işıkkan : | Türkçe | Erkek | Aydın, ileri görüşlü bir soydan gelen kimse. |
| Işıklı : | Türkçe | Erkek | Işığı olan, aydınlık. |
| Işıl : | Türkçe | Kız | Işıldayan, parlayan. |
| Işılak : | Türkçe | Erkek | 1. Parlak. 2. Göz. 3. Temiz. 4. Geniş yapraklarının bir yüzü parlak olan bir tür ot. |
| Işılar : | Türkçe | Erkek | 1. Parlayan, ışıldayan. 2. Neşeli, canlı, şen. |
| Işılay : | Türkçe | Kız | Parlayan, ışıldayan ay, ay ışığı. |
| Işıldar : | Türkçe | Kız | Parlak, göz alıcı, ışıldayan. |
| Işıltan : | Türkçe | Erkek | Sabahın ilk aydınlığı. |
| Işıltı : | Türkçe | Kız | Parlaklık, aydınlık. |
| Işım : | Türkçe | Kız | 1. Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti. 2. Simşek. |
| Işıman : | Türkçe | Erkek | Parlak, aydınlık yüzlü kimse. |
| Işın : | Türkçe | Kız | Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne dağılıp giden ışık demeti. |
| Işın : | Türkçe | Erkek | Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti. |
| Işınay : | Türkçe | Kız | Ay gibi parlak yüzlü kimse. |
| Işınbike : | Türkçe | Kız | Yüzü ay gibi parlak kadın. |
| Işıner : | Türkçe | Erkek | Yüzü ay gibi parlak kimse. |
| Işınhan : | Türkçe | Erkek | Yüzü ay gibi parlak hükümdar. |
| Işınkan : | Türkçe | Erkek | Yüzü ay gibi parlak bir soydan gelen kimse. |
| Işınsal : | Türkçe | Kız | “Etrafı aydınlat, ışık saç“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Işınsu : | Türkçe | Erkek | Su gibi parlak ve saf olan. |
| Işıt : | Türkçe | Kız | “Aydınlat, ışık saç, parlaklık ver“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Işıtan : | Türkçe | Erkek | Aydınlatan, ışık saçan. |
| Işkın : | Türkçe | Erkek | Filiz, sürgün. |
| Itır : | Arapça | Kız | 1. Güzel koku. 2. Itır çiçeği. |
| Itri : | Arapça | Erkek | Kokulu; güzel koku ile ilgili. |
| İba : | Türkçe | Kız | 1. Çiy, nem. 2. İncelik, nezaket. |
| İbad : | Arapça | Erkek | bk. İbat |
| İbadet : | Arapça | Erkek | Allah’ın buyruklarını yerine getirme, tapınma. |
| İbadullah : | Arapça | Erkek | Allah'ın kulları, insanlar. |
| İbat : | Arapça | Erkek | 1. Kullar, insanlar. 2. İbadet edenler. |
| İbik : | Türkçe | Erkek | 1. Köşe, kenar, uç. 2. Tavuk, kuş vb. hayvanların gagası. |
| İbili : | Türkçe | Kız | İnce, narin, nazik |
| İbiş : | Türkçe | Erkek | bk. İbrahim |
| İbrahim : | İbr. | Erkek | İnananların, halkların babası. |
| İclâl : | Arapça | Kız | 1. Büyüklük, ululuk. 2. Saygı gösterme, ağırlama, ikram. |
| İçaçan : | Türkçe | Erkek | İç açan, gönlü rahatlatan, beğenilen. |
| İçim : | Türkçe | Kız | Hoş, güzel |
| İçimbike : | Türkçe | Kız | Hoş, güzel kadın. |
| İçli : | Türkçe | Erkek | Kolay duygulanan, duygulu, hassas. |
| İçöz : | Türkçe | Erkek | İçi özlü, değerli. |
| İçten : | Türkçe | Erkek | Yürekten, candan, samimi. |
| İdi : | Türkçe | Erkek | 1. Güç, kuvvet. 2. Sahip. |
| İdikurt : | Türkçe | Erkek | Güçlü kimse. |
| İdikut : | Türkçe | Erkek | Kutlu, saadetli, yüksek rütbeli. |
| İdil : | Türkçe | Kız | 1. Volga Nehri'ne Türklerin verdiği isim. 2. Aşkla ilgili olup köy ve kır yaşayışını anlatan kısa şiir veya yazı. 3. Yun. İçten ve saf aşk. |
| İdris : | Arapça | Erkek | 1. Meyvesi hoş kokulu, kerestesi güzel bir kiraz türü. 2. Kur’an-ı Kerim’de adı geçen, ilk kez giysi dikip giydiği için terzilerin, ilk kez kalem kullandığı için yazarların piri sayılan İdris Peygamberin adı. |
| İfakat : | Arapça | Kız | Hastalıktan kalkma, iyileşme, kurtulma, onma. |
| İffet : | Arapça | Erkek | 1. Temizlik. 2. Namus. |
| İğdemir : | Türkçe | Erkek | Marangozlukta ağaç delmek için kullanılan çelik araç. |
| İhlâs : | Arapça | Erkek | 1. Temiz, doğru sevgi. 2. Gönülden gelen dostluk, içtenlik, bağlılık. |
| İhsan : | Arapça | Kız | 1. İyilik etme, iyilik. 2. Bağış, bağışlama. 3. Bağışlanan şey. |
| İhvan : | Arapça | Erkek | 1. Sadık, candan dostlar. 2. Bir tarikata mensup kişiler. |
| İhya : | Arapça | Kız | 1. Diriltme, canlandırma. 2. İyilik, lütuf. 3. Uyandırma, canlandırma, tazelik verme. |
| İkbal : | Arapça | Erkek | 1. Baht açıklığı. 2. Arzu, istek. |
| İkiz : | Türkçe | Erkek | Bir çift, iki tane. |
| İklil : | Arapça | Kız | Çiçekten taç. |
| İklim : | Arapça | Erkek | 1. Bir ülke veya bölgenin ortalama hava koşullarıyla beliren durumu. 2. Ülke, diyar. 3. Çevre, ortam. |
| İkram : | Arapça | Erkek | 1. Saygı gösterme. 2. Ağırlama. 3. Bir şeyi armağan olarak verme. |
| İkram : | Arapça | Kız | 1. Saygı gösterme. 2. Ağırlama. 3. Bir şeyi armağan olarak verme |
| İkrami : | Arapça | Erkek | 1. İkram ile ilgili, saygı ve ağırlamayla ilgili. 2. İkramı seven. |
| İl : | Türkçe | Erkek | Yurt, ülke, devlet, halk. |
| İlal : | Türkçe | Erkek | “Ülke al, fethet“ anlamında kullanılan bir ad. |
| İlalan : | Türkçe | Erkek | Ülke alan, ülke fetheden. |
| İlaldı : | Türkçe | Erkek | bk. İlalan |
| İlarslan : | Türkçe | Erkek | Ülkenin en güçlü insanı. |
| İlay : | Türkçe | Kız | Ülkenin en güzeli. |
| İlayda : | Türkçe | Kız | Su perisi. |
| İlaydın : | Türkçe | Erkek | Ülkenini aydın ve mutlu kimsesi. |
| İlbars : | Türkçe +Farsça | Erkek | Ülkenini en güçlü kimsesi. |
| İlbasan : | Türkçe | Erkek | Bir ülke üzerine yürüyen, o ülkeyi fetheden. |
| İlbasmış : | Türkçe | Erkek | bk. İlbasan |
| İlbaş : | Türkçe | Erkek | Bir ülkenin başı, hükümdar. |
| İlbay : | Türkçe | Erkek | Vali. |
| İlbeg : | Türkçe | Erkek | bk. İlbey |
| İlbey : | Türkçe | Erkek | Memleketin, ülkenin hükümdarı. |
| İlbike : | Türkçe | Kız | Ülkenin hanımefendisi. |
| İlbilge : | Türkçe | Erkek | Ülkenin en bilge kişisi. |
| İlbozan : | Türkçe | Erkek | Ülkenin altını üstüne getiren kimse. |
| İlbozdu : | Türkçe | Erkek | “Ülkenin altını üstüne getirdi“ anlamında kullanılan bir ad. |
| İlbudun : | Türkçe | Erkek | Memleket halkı. |
| İlcan : | Türkçe +Farsça | Erkek | Memleketin sevimlisi. |
| İlçi : | Türkçe | Erkek | bk. Elçi |
| İldem : | Türkçe | Erkek | Yaptığı işin kötü sonuç vermesinden üzülen, pişmanlık duyan kimse. |
| İldemir : | Türkçe | Erkek | Ülkenin güçlü kimsesi. |
| İlden : | Türkçe | Kız | Yaptığı işin kötü sonuç vermesinden üzülen, pişmanlık duyan. |
| İldeniz : | Türkçe | Erkek | Ülkenin denizi. |
| İldeş : | Türkçe | Kız | Aynı ülkeden olanlardan her biri. |
| İldeş : | Türkçe | Erkek | Aynı ülkeden olanların her biri. |
| İlergin : | Türkçe | Erkek | Ülkenini olgun kimsesi. |
| İleri : | Erkek | 1. Benzerlerini geride bırakmış. 2. Henüz gelmemiş zaman, gelecek. | |
| İlerigün : | Türkçe | Erkek | Önceki gün |
| İlgar : | Türkçe | Erkek | bk. Ilgar |
| İlgazi : | Türkçe +Arapça | Erkek | Gazi olan. |
| İlgi : | Türkçe | Erkek | İki şey arasındaki herhangi bir bağlılık, ilişki. |
| İlgin : | Türkçe | Kız | bk. Elgin |
| İlginay : | Türkçe | Kız | Garip, yabancı, gurbette yaşayan güzel kimse. |
| İlginç : | Türkçe | Erkek | İlgi uyandıran, ilgi ve dikkat çeken. |
| İlgü : | Türkçe | Erkek | Engel. |
| İlgül : | Türkçe +Farsça | Kız | Memleketin güzeli. |
| İlgün : | Türkçe | Erkek | Halk, ulus, ahali. |
| İlham : | Arapça | Erkek | 1. İçe, gönle doğma, esin. 2. İçe, gönle doğan şey. 3. Allah’ın Peygamberlerin yüreğine doğdurduğu Tanrısal âleme özgü duygu ve düşünceler. |
| İlhami : | Arapça | Erkek | İçe, gönle doğan duygularla, düşüncelerle, esinle ilgili. |
| İlhan : | Türkçe | Erkek | 1. Hükümdar, imparator. 2. Eskiden Moğol İmparatorlarına verilen san. |
| İlig : | Türkçe | Erkek | Eski Türklerde hükümdar. |
| İlim : | Arapça | Erkek | 1. Bilme, biliş, bir şeyin doğrusunu bilme. 2. Bilim. |
| İlimdar : | Arapça +Farsça | Erkek | Bilim sahibi, bilgili kimse. |
| İlkan : | Türkçe | Erkek | “Öncelikle an, hatırla“ anlamında kullanılan bir ad. |
| İlkay : | Türkçe | Erkek | Ayın hilal durumu, yeni ay. |
| İlkbahar : | Türkçe +Farsça | Kız | Yılın ılık mevsimi, bahar. |
| İlkbal : | Türkçe | Kız | İlk doğan çocuklara verilen adlardandır. |
| İlke : | Türkçe | Erkek | 1. Temel düşünce, temel kanı. 2. Temel bilgi. 3. Davranış kuralı. |
| İlke : | Türkçe | Kız | 1. Temel düşünce, temel kanı. 2. Temel bilgi. 3. Davranış kuralı. |
| İlkehan : | Türkçe | Erkek | Kendine göre ilkeleri olan hükümdar. |
| İlker : | Türkçe | Erkek | İlk doğan erkek çocuklara verilen adlardan biri. |
| İlkgül : | Türkçe +Farsça | Kız | İlk doğan kız çocuklara verilen adlardan biri. |
| İlkim : | Türkçe | Erkek | İlk doğan çocuklara verilen adlardan biri. |
| İlkiz : | Türkçe | Erkek | İkiz doğan çocuklarda ikinci doğanın adı. |
| İlkut : | Türkçe | Erkek | Ülkenin kutlusu, mutlusu, uğurlusu. |
| İlkutay : | Türkçe | Erkek | Ülkenin mutlusu olan kimse. |
| İlkutlu : | Türkçe | Erkek | Ülkenin kutlusu, saygın kimsesi. |
| İlkyaz : | Türkçe | Kız | İlkbahar. |
| İlmen : | Türkçe | Erkek | Bir ülke halkından olan kimse, yurttaş. |
| İlmiye : | Arapça | Kız | Dinî bilimlerle uğraşan kimseler topluluğu. |
| İlpars : | Türkçe +Farsça | Erkek | Ülkenin en güçlü kimsesi. |
| İlsavaş : | Türkçe | Erkek | Ülkenini savaşçı kimsesi. |
| İlsavun : | Türkçe | Erkek | “Ülkeni düşmanlardan koru, savun“ anlamında kullanılan bir ad. |
| İlsev : | Türkçe | Erkek | “Ülkeni sev“ anlamında kullanılan bir ad. |
| İlseven : | Türkçe | Erkek | Ülkesini seven. |
| İlsu : | Türkçe | Erkek | Ülkenin su gibi sar ve temiz insanı. |
| İlşen : | Türkçe | Kız | Ülkenin mutlu ve şen insanı. |
| İltan : | Türkçe | Erkek | Ülkenin beğenilen insanı. |
| İltaş : | Türkçe | Erkek | Ülkenin sert, güçlü insanı. |
| İltay : | Türkçe | Erkek | Ülkenin benzersiz insanı. |
| İltekin : | Türkçe | Erkek | Ülkenin tek ve eşsiz insanı. |
| İltemir : | Türkçe | Erkek | bk. İldemir |
| İltemiz : | Türkçe | Erkek | Ülkenin temiz ve dürüst insanı. |
| İlter : | Türkçe | Erkek | Yurdu koruyan, gözeten, yurtsever kimse. |
| İlteriş : | Türkçe | Erkek | Devleti, ülkeyi derleyip toplayan, birleştiren. |
| İltutmuş : | Türkçe | Erkek | Ülkeyi idare altında yöneten kimse. |
| İltüze : | Türkçe | Erkek | Ülkeninin adaletini sağlayan kimse. |
| İltüzün : | Türkçe | Erkek | Ülkenin yumuşak huylu, saygın kimsesi. |
| İlvan : | Türkçe | Erkek | 1. Gösteriş, çalım. 2. Süs. |
| İlyas : | İbr. | Erkek | 1. Kutsal kitaplarda adı geçen, yağmurlara hükmeden İsrail Peygamberi. 2. Mersin ağacı. |
| İmadettin : | Arapça | Erkek | Dinin direği. |
| İmam : | Arapça | Erkek | 1. En önde bulunan, önder. 2. Namazda kendisine uyulan kimse. 3. Müslümanlıkta mezhep kuran kimse. 4. Halife olan kimse. |
| İmamettin : | Arapça | Erkek | Dinin öncüsü, önderi. |
| İman : | Arapça | Erkek | 1. İnanma, inanç. 2. İslam dinini kabul etme. |
| İmat : | Arapça | Erkek | Direk, sütun. |
| İmbat : | Yun. | Kız | Denizden esen serin rüzgâr. |
| İmdat : | Arapça | Erkek | 1. Tehlikede veya güç durumda olana yapılan yardım. 2. Yardım için gelen kuvvet. |
| İme : | Türkçe | Kız | 1. Çukur, kuytu yer. 2. Bir tür dağ keçisi veya geyik. 3. İlaç, çare, şifa, deva. |
| İmece : | Türkçe | Kız | Birçok kimsenin el birliğiyle, bir kişinin veya topluluğun işini yapması. |
| İmer : | Türkçe | Erkek | Çok zengin, varlıklı. |
| İmge : | Türkçe | Kız | Zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, hayal. |
| İmre : | Türkçe | Erkek | 1. Âşık, tutkun. 2. Kardeş. 3. Arkadaş. |
| İmren : | Türkçe | Erkek | Görülen bir şeyi veya benzerini edinme isteği. |
| İmren : | Türkçe | Kız | Görünen bir şeyi veya benzerini edinme isteği. |
| İnak : | Türkçe | Erkek | Gerçek dost, arkadaş, sırdaş. |
| İnal : | Türkçe | Erkek | Kendisine inanılan, güvenilen kimse. |
| İnalbey : | Türkçe | Erkek | Kendisine inanılan, güvenilen bey. |
| İnalkut : | Türkçe | Erkek | Kendisine inanılan, güvenilen kutlu kimse. |
| İnan : | Türkçe | Kız | Bir kimsenin veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme, iman. |
| İnan : | Türkçe | Erkek | Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme, iman. |
| İnanç : | Türkçe | Erkek | 1. Bir düşünceye gönülden bağlılık. 2. Allah’a, bir dine inanma, iman. 3. Güven ve inanma duygusu. |
| İnançlı : | Türkçe | Erkek | İnancı olan, imanlı. |
| İnanır : | Türkçe | Erkek | İnanan, inançlı. |
| İnanöz : | Türkçe | Erkek | Özünde inanç olan, iman eden. |
| İnayet : | Arapça | Erkek | 1. Yardım, ihsan, iyilik, lütuf. 2. Gözetme, kayırma. 3. İnsanları rahata kavuşturmak için Allah’ın yapmış olduğu doğaüstü bağış veya yardım. |
| İnce : | Türkçe | Erkek | Düşünce, duygu veya davranış bakımından, sevgi ve saygı uyandıran, nazik. |
| İnce : | Türkçe | Kız | Düşünce, duygu veya davranış bakımından sevgi ve saygı uyandıran, nazik. |
| İncebay : | Türkçe | Erkek | Nazik, kibar kimse. |
| İncebey : | Türkçe | Erkek | Nazik kimse. |
| İncesu : | Türkçe | Erkek | Su gibi saf ve temiz olan nazik kimse. |
| İnci : | Türkçe | Kız | İstiridye gibi kimi kavkılı deniz hayvanlarının içinde oluşan değerli, küçük, sert, sedef renginde süs tanesi. |
| İnciden : | Türkçe | Kız | İnci gibi güzel, zarif, değerli. |
| İncifem : | Türkçe +Farsça | Kız | İnci gibi güzel ağızlı. |
| İncifer : | Türkçe +Farsça | Kız | İnci gibi parlak, güzel. |
| İncigül : | Türkçe +Farsça | Kız | İnci gibi güzel olan. |
| İncilâ : | Arapça | Kız | 1. Parlaklık, ışık. 2. Parlama, aydınlanma. 3. Görünme, ortaya çıkma. |
| İncilây : | Arapça | Kız | bk. İncilâ |
| İncinur : | Türkçe +Arapça | Kız | İnci gibi parlak olan. |
| İnciser : | Türkçe +Farsça | Kız | Baş inci, en güzel inci. |
| İnkılâp : | Arapça | Erkek | 1. Bir durumdan başka bir duruma dönme, dönüşüm. 2. Devrim. |
| İnönü : | Türkçe | Erkek | Türkiye Cumhuriyetinin ikinci Cumhurbaşkanı, Kurtuluş Savaşı kahramanı, kumandan ve devlet adamı İsmet Paşanın soyadı. |
| İnsaf : | Arapça | Kız | Acımaya, vicdana veya mantığa dayanan adalet. |
| İpar : | Türkçe | Kız | Yüksek dağların kar tutmayan yerlerinde yetişen bir çeşit dikenli otun sarımtırak çiçekleri. |
| İpek : | Türkçe | Kız | 1. Bir tür böceğin ördüğü kozadan elde edilen ve kumaş yapımında kullanılan ince parlak tel ve bundan yapılan kumaş. 2. Zarif, kibar, ince. |
| İpekel : | Türkçe | Kız | Nazik, zafir, kibar kimse. |
| İpekten : | Türkçe +Farsça | Kız | Teni ipek gibi yumuşak olan. |
| İrem : | Arapça | Kız | 1. Cennete benzetilerek yapılan bahçe. 2. Efsanelerde, masallarda ve edebiyatta adı geçen mutluluk simgesi olan şehir veya bahçe. 3. Eşi benzeri olmayan, özel ve heybetli olan. |
| İren : | Türkçe | Erkek | Özgür, hür. |
| İrfan : | Arapça | Kız | 1. Bilme, anlama 2. Kültür, ekin. 3. Tasavvufta, evrenin sırlarını bilme gücü. |
| İrfan : | Arapça | Erkek | 1. Bilme, anlama. 2. Kültür, ekin. 3. Tasavvufta evrenin sırlarını bilme gücü. |
| İrfani : | Arapça | Erkek | İrfanla, bilgi ve kültürle ilgili. |
| İrfat : | Arapça | Erkek | Yardım etme, bir şey verme. |
| İrgün : | Türkçe | Kız | Sabahın erken saatleri. |
| İris : | Yun. | Kız | 1. Mitolojide geçen, Tanrıların elçisi ve gökkuşağının simgesi olarak bilinen kızın adı. 2. Çiçek adı. 3. Gözün bir tabakası. |
| İrşat : | Arapça | Erkek | Doğru yolu gösterme, uyarma. |
| İrtek : | Türkçe | Erkek | 1. Şafak vaktinde doğan. 2. Masal, efsane. |
| İsa : | İbr. | Erkek | 1. Allah’ın yarlıgaması, mağfireti. 2. Dört büyük Peygamberden Hristiyanlığın kurucusu, doğumu Türkiye’de ve Batı’da takvim başlangıcı sayılan peygamber. |
| İsabet : | Arapça | Kız | 1. Rast gelme, yerini bulma. 2. Doğru bir fikir söyleme. |
| İsen : | Türkçe | Kız | Esen, esenlikte olan. |
| İsenbike : | Türkçe | Kız | Esenlikte olan kadın. |
| İsenkutluğ : | Türkçe | Kız | Esenlikte ve uğurlu olan. |
| İsfendiyar : | Farsça | Erkek | İran Mitolojisinde adı geçen hükümdarın adı. |
| İshak : | İbr. | Erkek | 1. Gülen. 2. Kutsal kitaplarda adı geçen İbrani peygamberi. |
| İskender : | Arapça | Erkek | 1. Padişah. 2. M.Ö. 356-323 arasında yaşayan, Yunanistan, İran, Anadolu, Suriye ve Hindistan’ı ele geçirmiş olan büyük kumandan. |
| İskit : | Yun. | Erkek | 1. Milattan önce Orta Asya’dan Güney Rusya’ya göç ederek burada imparatorluk kuran kavim. 2. Koşuda dördüncü gelen at. |
| İslâm : | Arapça | Erkek | 1. Hz. Muhammed´in yaydığı din, Müslümanlık. 2. Müslüman dininden olan kimse, Müslüman. |
| İslim : | Farsça | Kız | 1. Çin işine benzer şekilde yapılmış bir tür süs, bezek. 2. Buhar. |
| İslimî : | Farsça | Kız | 1. Çin işine benzer şekilde yapılmış bir tür süs, bezek. 2. Buharlı. |
| İsmail : | İbr. | Erkek | 1. Tanrı'yı işiten. 2. Kutsal kitaplarda adı geçen, İbrahim Peygamberin oğlu olan İbrani peygamberi. |
| İsmet : | Arapça | Erkek | 1. Masumluk, günahsızlık, temizlik. 2. Haramdan çekinme, namus. |
| İsmican : | Arapça +Türkçe +Farsça | Kız | Adı da kendi gibi sevimli olan. |
| İsmigül : | Arapça +Türkçe +Farsça | Kız | Adı da kendi gibi güzel olan. |
| İsmihan : | Arapça +Türkçe | Kız | Adı hükümdar adı gibi olan. |
| İsminaz : | Arapça +Türkçe +Farsça | Kız | Adı gibi kendi de nazlı olan. |
| İsrafil : | Arapça | Erkek | İslam inanışında dört melekten, kıyamet kopacağını üfleyeceği boru ile bildirecek olan melek. |
| İstemihan : | Türkçe | Erkek | Göktürk Devletinin kurucusu Bumin Kağan'ın kardeşi olan Türk hakanı. |
| İstikbal : | Arapça | Erkek | 1. Gelecek zaman, gelecek. 2. Karşılama. |
| İstiklâl : | Arapça | Erkek | Bağımsızlık, özgürlük. |
| İstiklâl : | Arapça | Kız | Bağımsızlık, özgürlük |
| İsvan : | Türkçe | Erkek | Sacda pişen ekmeği çevirmeye yarayan araç. |
| İşcan : | Türkçe +Farsça | Erkek | Çalışkan, becerikli, iş bilen. |
| İşgüden : | Türkçe | Erkek | İş yapan, çalışan. |
| İşkur : | Türkçe | Erkek | “Bir iş edin“ anlamında kullanılan bir ad. |
| İşman : | Türkçe | Erkek | bk. İşmen |
| İşmen : | Türkçe | Erkek | İş yapmayı seven, çalışkan kimse. |
| İşseven : | Türkçe | Erkek | İş yapmayı seven kimse. |
| İşvekâr : | Arapça +Farsça | Kız | İşveli, nazlı, edalı. |
| İtibar : | Arapça | Kız | 1. Saygı gösterme, önem verme. 2. Onur, şeref. |
| İvecen : | Türkçe | Erkek | Aceleci, canı tez. |
| İyem : | Türkçe | Erkek | Güzellik. |
| İyicil : | Türkçe | Erkek | İyilik etmeyi seven, iyiliksever. |
| İyidoğan : | Türkçe | Erkek | Doğumu uğur getiren. |
| İyigün : | Türkçe | Erkek | İyi günde doğan. |
| İyimser : | Türkçe | Kız | 1. Her olayı umutla karşılayan ve her şeyin sonunu iyi gören. 2. İyiliksever kimse. |
| İyiol : | Türkçe | Erkek | “İyi ol, iyi davran“ anlamında kullanılan bir ad. |
| İyisan : | Türkçe | Erkek | İyi adla anılan, iyi tanınan kimse. |
| İyisoy : | Türkçe | Erkek | Temiz ve iyi tanınmış soydan gelen kimse. |
| İyiyürek : | Türkçe | Erkek | Başkaları için hep iyilik düşünen, iyiliksever kimse. |
| İzboğa : | Türkçe | Erkek | Güçlü, kuvvetli bir iz bırakan kimse. |
| İzbörü : | Türkçe | Erkek | Kurt izi. |
| İzbudak : | Türkçe | Erkek | Soyu iyi bir iz bırakmış olan kimse. |
| İzbudun : | Türkçe | Erkek | Tarihe geçen millet. |
| İzbul : | Türkçe | Erkek | “Soyunu, sopunu araştır“ anlamında kullanılan bir ad. |
| İzel : | Türkçe | Kız | İz bırakan bir ele sahip olan kimse. |
| İzem : | Arapça | Kız | Büyüklük, ululuk. |
| İzgi : | Türkçe | Erkek | bk. İzgü |
| İzgü : | Türkçe | Erkek | 1. İyi, güzel. 2. Akıllı, adaletli. |
| İzgül : | Türkçe +Farsça | Kız | Gül gibi güzel etki yapan. |
| İzgün : | Türkçe | Kız | Güneş gibi parlak bir iz bırakan. |
| İzzet : | Arapça | Erkek | 1. Değer, kıymet. 2. Yücelik, ululuk. 3. Güç, kuvvet. 4. Saygı, ikram. |
| İzzettin : | Arapça | Erkek | Dinin değeri, gücü ve ululuğu. |