04 Aralık 2021
29 Rebiü'l-Ahir 1443
MENÜ
SOHBETLER HAZRET-İ MUHAMMED'IN
(S.A.V) HAYATI
SEVGİLİ PEYGAMBERİM KUR'AN-I KERİM İLMİHAL İSLAM VE TOPLUM 40 HADİS HADİS-İ ŞERİFLER OSMANLICA SÖZLÜK RÜYA TABİRLERİ BEBEK İSİMLERİ ABDÜLKADİR BİLGİLİ
(SEBATİ) DİVANI
NİYAZİ MISRİ DİVANI HİKMETLİ SÖZLER KUR'AN-I KERİM ÖĞRENİYORUM KUR'AN-I KERİM (SESLİ ve YAZILI) SESLİ ARŞİV İLAHİLER
İSLAM ve TASAVVUF
TASAVVUFUN TARİFLERİ TASAVVUFUN DOĞUŞU TASAVVUFUN ANADOLU'YA GİRİŞİ HALVETİLİĞİN TARİHİ HALVETİLİĞİN TARİHİ GELİŞİMİ HALVETİLİĞİN TÜRK TOPLUMUNDAKİ YERİ HALVETİYYE SİLSİLESİ PİRLERİMİZİN HAYATLARI MEHMET ALİ İŞTİP (VAHDETİ) ABDÜLKADİR BİLGİLİ (SEBATİ) İBRAHİM GÜLMEZ(KANÂATÎ)
EHLİ - BEYT
EHL-İ BEYT KİMDİR? EHL-İ BEYTİ SEVMEK
RESÛLULLAH'I SEVMEKTİR
EHL-İ BEYT EMANETİ RESÛLULLAH'TIR EHL-İ BEYTİN HALİ NUH'UN GEMİSİ GİBİDİR EHL-İ BEYT OLMAK HEM NESEBİ HEMDE MEZHEBİDİR
ONİKİ İMAMLAR
HZ. İMAM ALİ K.A.V RA HZ. İMAM HASAN-I (MÜCTEBA) HZ. İMAM HÜSEYİN-İ (KERBELA) HZ. İMAM ZEYNEL ABİDİN HZ. İMAM MUHAMMED BAKIR HZ. İMAM CAFER-İ SADIK HZ. İMAM MUSA-İ KAZIM HZ. İMAM ALİYYUL RIZA HZ. İMAM MUHAMMED CEVAD (TAKİ) HZ. İMAM ALİ HADİ (NAKİ) HZ. İMAM HASAN’UL ASKERİ HZ. İMAM MUHAMMED MEHDİ






D harfiyle başlayan bebek isimleri


KIZ BEBEK İSİMLERİ ERKEK BEBEK İSİMLERİ

A B C D E F G H I J K L M N O P R S T U V Y Z

İsimKökeniCinsiyetAnlamı
Dal :TürkçeKız1. Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri.
2. Arka, sırt.
3. Kol.
Dölek :TürkçeErkek1. Ağırbaşlı, sakin, terbiyeli kimse.
2. Uyanık, dikkatli kimse.
3. Eli işe yatkın, becerikli kimse.
4. Dürüst, mert kimse.
5. Güzel, iyi.
Denktaş :TürkçeErkek1. Akran, aynı yaşta bulunan kimse, yaşıt.
2. Haktan yana olan, adil.
Dayı :TürkçeErkek1. Annenin erkek kardeşi.
2. Birini kayırıp koruyan saygın kimse.
3. Kabadayı, külhanbeyi.
4. Güzel, iyi.
Denk :TürkçeErkek1. Aynı yaş ve değerde olan.
2. Uygun, nitelik yönünden eşit.
Dede :TürkçeErkek1. Babanın veya ananın babası.
2. Ata.
3. Mevlevi tarikatında çile doldurmuş dervişlere verilen san.
Dalan :TürkçeErkek1. Biçim, şekil.
2. İnce, narin, zarif.
Danışman :TürkçeErkek1. Bilgili ve düşüncesinden yararlanmak için danışılan kimse.
2. Bilgin.
Derviş :FarsçaErkek1. Bir tarikata girmiş, onun yasa ve törelerine bağlı kimse.
2. Alçak gönüllü, hoşgörülü kimse.
Demet :Yun.Kız1. Bitki veya çiçek destesi.
2. Bağlanarak oluşturulmuş deste.
Dündar :Arapça+FarsçaErkek1. bk. Dindar
2. T. Eski ordu düzeninde artçı birlik.
Dadak :TürkçeErkek1. Büyük kardeş, ağabey.
2. Bebek.
3. Bir yiyeceğin tadına bakmak için yenilen parçası, tadımlık.
4. Şeker, akide şekeri.
Devlet :ArapçaKız1. Büyük mutluluk.
2. Kut talih.
3. Büyük aşama, orun, mevki.
4. Toprak bütünlüğü ve siyasal örgütü olan bir ulusun oluşturduğu hukuksal varlık.
Devlet :ArapçaErkek1. Büyük mutluluk.
2. Kut, talih.
3. Büyük aşama, orun, mevki.
4. Toprak bütünlüğü ve siyasal örgütü olan bir ulusun oluşturduğu hukuksal varlık.
Damar :TürkçeErkek1. Canlı varlıklarda kan dolaşımına yarayan kanal.
2. Yer altında belli bir maden alanı.
3. Huy, yaradılış.
4. Tür.
Delikanlı :TürkçeErkek1. Çocukluk çağından çıkmış genç erkek.
2. Sözünün eri, dürüst, namuslu kimse.
Derin :TürkçeKız1. Çok gelişmiş, çok ilerlemiş.
2. Yoğun.
3. İçten gelen.
Dora :TürkçeErkek1. Dağ doruğu.
2. Bir şeyin üst kısmı, yukarısı, tepe.
3. En yüksek yer, uç.
Delice :TürkçeErkek1. Delişmen, çılgın, coşkun.
2. Şahin, atmaca türünden kuş.
3. Buğdaygillerden bir bitki.
Dalyan :TürkçeErkek1. Deniz, göl ve nehirlerde kıyılara yakın kurulan büyük balık avlama yeri.
2. Denizde yüzeye yakın yosunlu kaya.
3. Deniz kıyılarında ve denizin dibinde dalgalı biçimde görülen kum.
Derya :FarsçaErkek1. Deniz.
2. Çok bilgili, engin kimse.
3. Çok, pek çok.
Dikeç :TürkçeErkek1. Dikey.
2. Bağ çubuğu dikmek için delik açmaya yarayan demir.
Durgun :TürkçeErkek1. Dingin, sakin.
2. Canlı olmayan, hareketsiz
Dündaralp :Arapça+Farsça+TürkçeErkek1. Dinine bağlı yiğit.
2. T. Eski ordu düzenindeki artçı birlikte yer alan yiğit.
Doğanay :TürkçeErkek1. Doğan, dünyaya gelen güzel.
2. Ayın ilk günleri.
Doğanay :TürkçeKız1. Doğan, dünyaya gelen kimse
2. Ayın ilk günleri.
Doğan :TürkçeErkek1. Doğan, dünyaya gelen.
2. Kartalgillerden, alıştırılarak kuş avında kullanılan, yırtıcı bir kuş.
Doğuş :TürkçeErkek1. Doğum, doğma.
2. Bir gök cisminin gözlem yerinin ufuk düzlemi üzerinde görünmesi.
Dai :ArapçaErkek1. Dua eden, duacı.
2. Davet eden, çağıran.
Devran :ArapçaErkek1. Dünya, felek.
2. Zaman.
3. Talih, yazgı.
Dehri :ArapçaErkek1. Dünyanın sonsuzluğuna, ruhun bedenle birlikte öldüğüne inanan kimse.
2. Çok bilgili kimse.
Duruk :TürkçeErkek1. Durulmuş, duru, berrak.
2. Doruk.
3. Belli bir süre değişmeyen, olduğu gibi kalan.
Düzgün :TürkçeErkek1. Düzenli, doğru.
2. Eksiksiz, kusursuz.
Dadaş :TürkçeErkek1. Erkek kardeş.
2. Yiğit, delikanlı, babayiğit kimse.
3. Mert, cesur.
4. Arkadaş, dost.
Doğru_ :TürkçeErkek1. Gerçek, yalan olmayan.
2. Akla, mantığa uygun.
3. Dürüst, namuslu, ahlaklı.
Doru :TürkçeErkek1. Gövdesi kızıl, ayakları ve yelesi kara olan at.
2. Doruk.
Dilbaz :Türkçe+FarsçaKız1. Güzel söz söyleyen, göze hoş görünen.
2. Konuşmasıyla kandıran.
Daver :FarsçaErkek1. Hakem, hâkim.
2. Adil padişah veya yönetici.
3. Yüce Tanrı.
Dudu :FarsçaKız1. Hanım.
2. Abla.
3. Küçük kardeş.
Devin :TürkçeKız1. Hareket, kımıldanış.
2. Çaba, gayret.
Dara :FarsçaErkek1. Hükümdar.
2. Tanrı adlarından.
3. Eski İran hükümdarlarından dokuzuncusu.
Dirlik :TürkçeKız1. Huzur, erinç.
2. Yaşayış, sağlık, geçim.
Derman :FarsçaErkek1. İlaç.
2. Çare.
3. Güç, kuvvet.
Dürefşan :Arapça+FarsçaKız1. İnci serpen.
2. İnci gibi söz söyleyeni
Deha :ArapçaKız1. İnsan zekâsının ulaşabileceği en yüksek aşama.
2. Dâhi.
Dalkılıç :TürkçeErkek1. Kılıcını çekmiş olan.
2. Gönüllü, fedai.
Dikmen :TürkçeKız1. Koni biçiminde sivri tepe.
2. Dağların en yüksek yeri.
3. Yayla.
Demir :TürkçeErkek1. Koyu renkli, kolay işlenen, dayanıklı, kullanılış yerleri çok maden.
2. Güçlü, kuvvetli, sert kimse.
Duhan :ArapçaKız1. Kur'an-ı Kerim'de bir sure adı.
2. Duman.
Danyal :İbr.Erkek1. Kutsal kitapta adı geçen İsrail peygamberi.
2. İbranice de bu ad “Tanrı benim yargıcımdır” anlamındadır.
Dayanç :TürkçeErkek1. Sabır, katlanma gücü.
2. Dayanıklılık, sağlamlık.
Daylak :TürkçeErkek1. Sakalı, bıyığı çıkmamış delikanlı.
2. İnce uzun boylu kimse.
Davut :İbr.Erkek1. Sevgili, aziz.
2. İsraillilerin, sesinin güzelliği ve şairliği ile tanınan hükümdar ve peygamberi.
Dil :TürkçeErkek1. Tat alma organı.
2. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için sözcüklerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma.
3. Tutsak, esir.
4. Körfez, koy.
Doruk :TürkçeErkek1. Tepe, en yüksek yer, uç, zirve.
2. En üstün başarı düzeyi.
3. Kibirli.
Define :ArapçaKız1. Toprak altına gömülerek saklanmış para veya değerli şeyler.
2. Değerli, önemli, az bulunur nitelikte kimse.
Durak :TürkçeErkek1. Tren, tramvay, otobüs, minibüs vb. genel taşıtların durmak zorunda olduğu veya durabileceği yer.
2. Hece ölçüsüyle yazılmış şiirlerde ölçü kalıpları içindeki durma yerleri.
Dumrul :TürkçeErkek1. Tuğrul kuşu.
2. Dede Korkut hikâyelerinde geçen bir kahramanın adı.
Domaniç :TürkçeErkek1. Tümsek, yokuş.
2. Kambur.
Dicle :ArapçaKız1. Ulu ırmak.
2. Anadolu'dan doğarak Irak'tan geçen, Fırat ile birleşerek Şattülarap adıyla Basra körfezine dökülen nehir.
Doğa :TürkçeErkek1. Var olan her şeyin, canlı ve nesnelerin tümü.
2. Deniz, dağ, ova, orman vb.nin oluşturduğu fiziksel dünya.
3. Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü.
Dirim :TürkçeErkek1. Yaşama, hayat.
2. Yaşama gücü.
Diri :TürkçeErkek1. Yaşamakta olan, canlı.
2. Taze.
3. Güçlü, zinde.
4. Zengin, varlıklı.
Duran :TürkçeErkek1. Yaşayan, varlığını sürdüren.
2. Dağ yolu.
3. Kalan.
4. Dingin, sakin, huzurlu.
Dik :TürkçeErkek1. Yatay bir düzleme göre yerçekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan.
2. Sert, aksi.
3. Sert, kalın, tok
Deniz :TürkçeKız1. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu, büyük su kütlesi.
2. Çok bol.
Deniz :TürkçeErkek1. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu, büyük su kütlesi.
2. Çok, bol.
Değer :TürkçeKız1. Yüksek nitelik.
2. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse.
3. Bir şeyin önemini belirten ölçü, karşılık.
Döne :TürkçeKız1. “Bundan sonraki çocuklar erkek olsun“ anlamında kullanılan bir ad.
2. Karşı ziyarette bulunma.
Davran :TürkçeErkek1. “Hazır ol, hazırlan“ anlamında kullanılan bir ad.
2. “İşe giriş, el at, başla“ anlamında kullanılan bir ad.
3. Hazırlık.
Duduhan :Farsça+TürkçeKızAbla, kardeş.
Darcan :Türkçe+FarsçaErkekAceleci, sıkıntılı.
Diribaş :TürkçeErkekAçıkgöz, kurnaz.
Daldiken :TürkçeErkekAğaç yetiştiren kimse.
Dehan :FarsçaKızAğız.
Diker :TürkçeErkekAksi, ters kimse
Dikel :TürkçeErkekAksi, ters kimse.
Dervişhan :Farsça+TürkçeErkekAlçak gönüllü hükümdar.
Duyu :TürkçeErkekAlgılama yeteneği.
Dindar :Arapça+FarsçaErkekAllah'a inanmış ve bağlanmış kimse.
Dilemre :TürkçeErkekAna diline tutkun, dilini çok seven kimse.
Demokan :TürkçeErkekAnlayışlı kimse.
Dölaslan :TürkçeErkekAslan gibi güçlü soydan gelen kimse.
Dolunay :TürkçeKızAyın bütün olarak ve parlak göründüğü dönemi.
Dorukhan :TürkçeErkekBaşarılı, üstün nitelikli hükümdar.
Dorukkan :TürkçeErkekBaşarılı, üstün nitelikli kimse.
Dorukkut :TürkçeErkekBaşarılı, üstün nitelikli, saygın kimse.
Demirbaş :TürkçeErkekBaşı demir gibi sağlam olan kimse.
Darga :TürkçeErkekBaşkan, lider.
Dânâ :FarsçaErkekBilen, bilgili, zeki kimse.
Daniş :FarsçaErkekBilgi, bilim.
Danişment :FarsçaErkekBilgin, bilgili.
Düzey :TürkçeErkekBir kimsenin başkalarına göre değer ve yücelik derecesi.
Duman :TürkçeErkekBir maddenin yanmasıyla çıkan kara ve esmer renkli gaz.
Diba :FarsçaKızBir tür süslü ipek kumaş.
Dildar :FarsçaKızBirinin gönlünü almış, sevgili.
Daye :FarsçaKızbk. Daya
Dengiz :TürkçeErkekbk. Deniz
Dengizer :TürkçeErkekbk. Denizer
Denizmen :TürkçeErkekbk. Denizman
Dilman :TürkçeKızbk. Dilmen.
Düri :ArapçaKızbk. Düriye
Demren :TürkçeErkekbk. Temren
Dolun :TürkçeKızbk. Tolun
Duru :TürkçeKızBulanık olmayan, temiz, berrak, saf.
Diclehan :Arapça+TürkçeKızBüyük ırmak gibi çağlayan, çalışıp çaba gösteren hükümdar.
Dikçam :TürkçeErkekÇam gibi uzun olan kimse.
Dilmaç :TürkçeErkekÇevirmen, tercüman.
Dağ :TürkçeErkekÇevresindeki araziye göre çok yüksek olan toprak, kaya
Daya :FarsçaKızÇocuğa bakan dadı, sütnine, taya.
Dalokay :TürkçeErkekÇok beğenilen kimse.
Deryanur :Farsça+ArapçaKızÇok güzel, çok parlak olan.
Delikan :TürkçeErkekCoşkulu, hareketli, kabına sığmaz kimse.
Dağtekin :TürkçeErkekDağlara hükmeden hükümdar.
Dağaşan :TürkçeErkekDağları aşan, korkusuzca dolaşan kimse.
Dağdelen :TürkçeErkekDağları delen, çok kararlı ve çalışkan kimse.
Direnç :TürkçeErkekDayanma, karşı koyma gücü.
Dirsehan :TürkçeErkekDede Korkut Hikâyelerinde çocuğu olmadığı için hor görülen kahramanın adı.
Defne :Yun.KızDefnegillerden, yaprakları güzel kokulu, kış yaz yeşil kalan bir ağaç.
Deste :FarsçaKızDemet, tutam, bağlam.
Demirgüç :TürkçeErkekDemir gibi güçlü kimse.
Demirkol :TürkçeErkekDemir gibi güçlü kolu olan kimse.
Demirman :TürkçeErkekDemir gibi güçlü, sağlam kimse.
Demirtürk :TürkçeErkekDemir gibi güçlü, sağlam Türk.
Demirbüken :TürkçeErkekDemiri bükecek güçte olan kimse.
Demirdelen :TürkçeErkekDemiri delecek güçte olan kimse.
Demirezen :TürkçeErkekDemiri ezecek kadar güçlü olan kimse.
Demirdöven :TürkçeErkekDemiri işleyen, güçlü kimse.
Demirkıran :TürkçeErkekDemiri kıracak kadar güçlü olan kimse.
Denizcan :Türkçe+FarsçaErkekDeniz adamı, denizci.
Dalayer :TürkçeErkekDeniz adamı.
Dalay :TürkçeErkekDeniz.
Denizman :TürkçeErkekDenizci.
Deren :TürkçeErkekDerleyen, toplayan.
Dervişani :FarsçaErkekDervişlere ait.
Dülge :TürkçeErkekDeste.
Demiryürek :TürkçeErkekDGüçlü, yürekli kimse.
Dikey :TürkçeErkekDik olarak.
Dilmen :TürkçeKızDil bilen, güzel söz söyleyen.
Dilyâr :ErkekDil-yâr.
Dilek :TürkçeKızDilenen, istenen şey.
Durgunsu :TürkçeErkekDingin, sakin akan suya benzeyen kimse.
Durguner :TürkçeErkekDingin, sakin kimse.
Durantekin :TürkçeErkekDingin, sakin, huzurlu bir biçimde yaşamını sürdüren hükümdar.
Duranay :TürkçeErkekDingin, sakin, huzurlu bir biçimde yaşamını sürdüren kimse.
Duransoy :TürkçeErkekDingin, sakin, huzurlu bir biçimde yaşamını sürdürmüş soydan gelen kimse.
Devlettin :ArapçaErkekDinin mutluluğu, uğuru, büyüklüğü.
Dirik :TürkçeErkekDiri, canlı, yaşayan, sağlıklı.
Doğangün :TürkçeErkekDoğan güneş gibi parlak olan.
Doğanbey :TürkçeErkekDoğan, dünyaya gelen bey.
Doğantimur :TürkçeErkekDoğan, dünyaya gelen güçlü kimse.
Doğanhan :TürkçeErkekDoğan, dünyaya gelen hükümdar.
Doğanbike :TürkçeKızDoğan, dünyaya gelen ız.
Doğanbaş :TürkçeErkekDoğan, dünyaya gelen kimse.
Doğaner :TürkçeErkekDoğan, dünyaya gelen kişi.
Doğanalp :TürkçeErkekDoğan, dünyaya gelen yiğit.
Doğruer :TürkçeErkekDoğruluğuyla tanınan kimse.
Doğudan :TürkçeErkekDoğu yönünden.
Doğuhan :TürkçeErkekDoğuda bulunan hükümdar.
Doğuer :TürkçeErkekDoğuda bulunan kimse.
Doğukan :TürkçeErkekDoğudan olan kimse.
Dolan :TürkçeErkekDolgun olan.
Dönüş :TürkçeKızDönme işi, dönme.
Devrim :TürkçeKızDünya görüşünde, felsefede, bilimde, sanatta veya toplumsal düzende birdenbire olan niteliksel değişme.
Devrimer :TürkçeErkekDünya görüşünde, felsefede, bilimde, sanatta veya toplumsal düzende birdenbire olan niteliksel değişmeden yana olan kimse.
Düşün :TürkçeErkekDüşünce, fikir.
Düşünsel :TürkçeErkekDüşünceyle ilgili, düşünceye dayanan.
Duygun :TürkçeKızDuygulu, hassas.
Duysal :TürkçeKızDuymakla, hissetmekle ilgili olan.
Duşize :FarsçaKızEl değmemiş kız.
Demirel :TürkçeErkekEli demir gibi güçlü olan.
Düzel :TürkçeErkekEline ayağına düzgün kimse.
Doğruel :TürkçeErkekEline ayağına düzgün olan kimse.
Dağhan :TürkçeErkekEski Türklerde dağ Tanrısı.
Denizhan :TürkçeKızEski Türklerde deniz Tanrısı.
Dirin :FarsçaErkekEski.
Dolaner :TürkçeErkekEtine dolgun olan kimse.
Dolay :TürkçeErkekEtraf, çevre.
Dila :FarsçaKızEy gönül!
Dilâ :FarsçaKızEy gönül.
Dalgıç :TürkçeErkekGenellikle özel donanımla su yüzeyi altında çalışmayı meslek edinen kimse.
Dilfiruz :FarsçaKızGönle ferahlık veren, sevindiren.
Dilber :FarsçaKızGönlü alıp götüren güzel.
Dilay :Farsça+TürkçeKızGönlü aydınlatan ay gibi güzel.
Dilferah :FarsçaKızGönlü ferah, sevinçli.
Deryadil :FarsçaErkekGönlü geniş, her şeyi hoş gören kimse.
Dilfeza :FarsçaKızGönlü genişleten, gönlü artıran.
Dilşat :FarsçaKızGönlü hoş, sevinçli.
Dilhuş :FarsçaKızGönlü hoş, yüreği rahat.
Dilâşup :FarsçaKızGönlü karıştıran, gönül çalan güzel.
Dilnur :Farsça+ArapçaKızGönlü nurlu.
Dilsafa :Farsça+ArapçaKızGönlü şen, rahat, dertsiz.
Dilşen :Farsça+TürkçeKızGönlü şen, sevinçli.
Dilfigâr :FarsçaKızGönlü yaralı olan, âşık.
Dilsitan :FarsçaKızGönül alan güzel.
Dilâra :FarsçaKızGönül alan, gönül okşayan, gönlü dinlendiren.
Dilşikâr :FarsçaKızGönül avlayan.
Dilbent :FarsçaKızGönül bağı, gönül bağlayan.
Dilbeste :FarsçaKızGönül bağlamış, âşık.
Dilhayat :Farsça+ArapçaKızGönül canlılığı.
Dilbaz :FarsçaKızGönül çeken.
Dilem :Farsça+TürkçeKızGönül ilacı.
Dilrüba :FarsçaKızGönül kapan.
Dilbu :FarsçaKızGönül kokusu.
Dilşah :FarsçaKızGönül şahı, sevgili.
Dildade :FarsçaKızGönül vermiş, âşık.
Dilsuz :FarsçaKızGönül yakan, yürek yakan.
Dilsaz :FarsçaKızGönül yapan, tatlı davranan.
Dil :FarsçaErkekGönül, yürek, kalp.
Dilnişin :FarsçaKızGönülde yer tutan, hoş, güzel.
Dilhan :FarsçaKızGönülden söyleyen, içten konuşan kimse.
Dilân :FarsçaKızGönüller, yürekler.
Dinçsel :TürkçeErkekGüç ve sağlıkla ilgili olan.
Düşvar :FarsçaErkekGüç, zor.
Demirhan :TürkçeErkekGüçlü hükümdar.
Demirkan :TürkçeErkekGüçlü soydan gelen kimse.
Dirican :Türkçe+FarsçaErkekGüçlü, canlı kimse.
Demirşah :Türkçe+FarsçaErkekGüçlü, kuvvetli, sert hükümdar.
Demirağ :TürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
Demiralp :TürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert, yiğit kimse.
Dinçsü :TürkçeErkekGüçlü, sağlıklı asker.
Dinç :TürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olan kimse.
Dinçkök :TürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olan soydan gelen kimse.
Dinçalp :TürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olan yiğit.
Dinçsan :TürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olarak tanınan kimse.
Destegül :FarsçaKızGül demeti.
Doğu :ErkekGüneşin doğduğu yön, gündoğusu.
Dilge :TürkçeKızGüzel konuşan, hoşsohbet kimse.
Dilege :TürkçeKızGüzel ve düzgün konuşan.
Deviner :TürkçeErkekHareketli, gayretli kimse.
Dayar :TürkçeErkekHazır, hazırlanmış.
Dural :TürkçeErkekHep aynı durumda olan, değişmeden kalan, sakin.
Dilhun :FarsçaKızİçi kan ağlayan.
Dikbaş :TürkçeErkekİnatçı, dik kafalı, direngen, gururlu kimse.
Düriye :ArapçaKızİnci gibi parlayan, parlak.
Dürdane :Arapça+FarsçaKızİnci tanesi.
Delâl :ArapçaErkekİnsana hoş, sevimli görünen hâl, naz, işve.
Dilercan :Türkçe+FarsçaErkekİsteyen, dilekte bulunan, dileyen kimse.
Diler :TürkçeKızİsteyen, dilekte bulunan, dileyen.
Daldal :TürkçeErkekKahraman, yiğit.
Dizdar :FarsçaErkekKale muhafızı.
Dumanbey :TürkçeErkekKara ve esmer renkli bey.
Diken :TürkçeErkekKimi bitkilerin dal, yaprak, meyve kabuğu gibi bölümlerinde ve kimi hayvanların derisinde bulunan sert, sivri çıkıntı.
Duygu :TürkçeErkekKimi nesne, olay veya kişilerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim, his.
Duygu :TürkçeKızKimi nesne, olay ya da kişilerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim, his.
Duhter :FarsçaKızKız.
Dalboğa :TürkçeErkekKoruyucu yürekli kimse.
Dalkoç :TürkçeErkekKoruyucu, arka çıkıcı kimse.
Daltekin :TürkçeErkekKoruyucu, kayırıcı hükümdar.
Dalbaş :TürkçeErkekKoruyucu.
Dalda :TürkçeErkekKuytu yer, barınak.
Döndü :TürkçeKızl. Henüz evlenmemiş kız.
2. Gittiği yerden geri gelen.
Doğannur :Türkçe+ArapçaKızNur gibi parlak olarak doğan.
Dâhi :ArapçaErkekOlağanüstü zeki ve yetenekli kimse.
Denkel :TürkçeErkekÖlçülü, uyumlu kimse.
Danış :TürkçeKızÖnemli bir konuda birkaç kişinin konuşması.
Demiröz :TürkçeErkekÖzü demir gibi güçlü olan kimse.
Doğruöz :TürkçeErkekÖzü dürüst ve namuslu olan kimse.
Dinçöz :TürkçeErkekÖzü güçlü ve sağlam olan kimse.
Durugül :Türkçe+FarsçaKızÖzü temiz güzel kadın.
Duruhan :TürkçeErkekÖzü temiz hükümdar.
Durukadın :TürkçeKızÖzü temiz kadın.
Duruiz :TürkçeErkekÖzü temiz kimse.
Durucan :Türkçe+FarsçaErkekÖzü temiz kişi.
Durutekin :TürkçeErkekÖzü temiz olan hükümdar.
Durualp :TürkçeErkekÖzü temiz yiğit.
Durubay :TürkçeErkekÖzü temiz zengin kişi.
Derinöz :TürkçeErkekÖzünde yücelik olan kimse.
Dürrüşehvar :Arapça+FarsçaKızPadişahlara yaraşır değerde inci.
Dürri :ArapçaErkekParlak, parlayan, inci gibi parlayan.
Dirahşan :FarsçaKızParlak, parlayan.
Diril :TürkçeErkekRuh.
Durusel :Türkçe+ArapçaErkekSaf ve berrak akan sel.
Doğantan :TürkçeErkekŞafak vakti.
Dinçkol :TürkçeErkekSağlam ve güçlü kolu olan kimse.
Dinçtürk :TürkçeErkekSağlam ve güçlü Türk.
Dirikök :TürkçeErkekSağlıklı bir soydan gelen kimse.
Diriker :TürkçeErkekSağlıklı, canlı kimse.
Durusu :TürkçeErkekSakin akan saf ve berrak su.
Dölensoy :TürkçeErkekSakin, huzurlu bir soydan gelen kimse.
Dölen :TürkçeKızSakin, huzurlu, rahat kimse.
Değmeer :TürkçeErkekSeçkin, nitelikli kimse.
Dikboğa :TürkçeErkekSert ve aksi kimse.
Dikay :TürkçeErkekSert, aksi kimse.
Dikalp :TürkçeErkekSert, aksi yiğit.
Dikbay :TürkçeErkekSert, aksi zengin kimse
Dilderen :Farsça+TürkçeKızSevgi toplayan, gönül alan, beğenilen.
Dost :FarsçaErkekSevilen, güvenilen yakın arkadaş.
Demhoş :FarsçaKızSoluğu güzel kokan, hoş kokulu.
Dursune :TürkçeKızSon olması istenen kız çocuklarına verilen adlardandır.
Durusoy :TürkçeErkekSoylu, temiz aileden gelen kimse.
Derinkök :TürkçeErkekSoyu çok eskilere giden kimse.
Diksoy :TürkçeErkekSoyu ters ve inatçı kimselere dayanan.
Dönmezsoy :TürkçeErkekSözünden dönmeyen, dediğini yapan, azimli, kişilikli bir soydan gelen kimse.
Dönmeztekin :TürkçeErkekSözünden dönmeyen, dediğini yapan, azimli, kişilikli hükümdar.
Dönmezcan :Türkçe+FarsçaErkekSözünden dönmeyen, dediğini yapan, azimli, kişilikli kimse.
Dönmez :TürkçeErkekSözünden dönmeyen, dediğini yapan, azimli, kişilikli.
Daim :ArapçaErkekSürekli, sonsuz.
Didim :TürkçeErkekTaç.
Dumlu :TürkçeErkekTek namlulu ve içine bir fişek konulabilen tüfek.
Durusan :TürkçeErkekTemiz tanınmış kimse.
Durutürk :TürkçeErkekTemiz, dürüst Türk.
Dorak :TürkçeErkekTepe, en yüksek yer, doruk.
Denli :TürkçeErkekTerbiyeli, saygılı, ölçülü kimse.
Denlisoy :TürkçeErkekTerbiyeli, saygılı, ölçülü soydan gelen kimse.
Domurcuk :TürkçeKızTomurcuk.
Derenel :TürkçeErkekToplayan, bir araya getiren kimse.
Diren :TürkçeErkekToplayan.
Dönü :TürkçeErkekTövbe.
Durmuş :TürkçeErkekUzun ömürlü olması, çok yaşaması istenen çocuklara verilen ad.
Durdu :TürkçeKızUzun ömürlü olması, yaşaması istenen çocuklara verilen bir ad.
Dülger :FarsçaErkekYapıların tahta işlerini yapan kimse.
Dirimtekin :TürkçeErkekYaşama gücü olan hükümdar.
Diriner :Farsça+TürkçeErkekYaşlı, eski kimse.
Dağa :TürkçeErkekYayla, yüksek yer.
Dürnev :Arapça+FarsçaKızYeni inci.
Denizalp :TürkçeErkekYiğit denizci.
Dilâver :FarsçaErkekYiğit, yürekli.
Dilefruz :FarsçaKızYürek yandıran, sevimli.
Damla :TürkçeKızYuvarlak biçimde, çok küçük miktarda su vb. sıvı.
Didar :FarsçaKızYüz, çehre.
Dirayet :ArapçaKızZekâ, bilgi; kavrayış.
Durkaya :TürkçeErkek“Artık çocoğun olmasın“ anlamında kullanılan bir ad.
Durkadın :TürkçeKız“Artık çocuğun olmasın“ anlamında kullanılan bir ad.
Durul :TürkçeErkek“Berrak, saf duruma gel“ anlamında kullanılan bir ad.
Diktaş :TürkçeErkek“Bir taş olsun dik, bir eser bırak“ anlamında kullanılan bir ad.
Dursun :TürkçeErkek“Çok yaşasın, uzun ömürlü olsun“ anlamında kullanılan bir ad.
Demirol :TürkçeErkek“Demir gibi güçlü ol anlamında kullanılan bir ad.
Donat :TürkçeErkek“Donat, süsle“ anlamında kullanılan bir ad.
Doğruol :TürkçeErkek“Dürüst ve namuslu ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Derlen :TürkçeErkek“Düzgün bir biçimde toplan, düzenli ol“ anlamında kullanılan bir söz.
Dudubikem :Farsça+TürkçeKız“Evlenmemiş ablam, kardeşim“ anlamında kullanılan bir ad.
Doğay :TürkçeKız“Ey ay, artık doğ, kendini göster“ anlamında kullanılan bir ad.
Didem :Farsça+TürkçeKız“Gözüm, gözüm gibi sevdiğim, sevgilim“ anlamında kullanılan bir ad.
Dinçkal :TürkçeErkek“Güçlü ve sağlam kal“ anlamında kullanlıan bir ad.
Dinçol :TürkçeErkek“Güçlü ve sağlam ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Dinçsay :TürkçeErkek“Gücü ve sağlık durumu yerinde olarak kabul et“ anlamında kullanılan bir ad.
Dalım :TürkçeErkek“Gücüm, kuvvetim“ anlamında kullanılan bir ad.
Durşen :TürkçeErkek“Mutlu bir biçimde yaşa“ anlamında kullanılan bir ad.
Duray :TürkçeErkek“Yaşa, uzun ömürlü ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Durukal :TürkçeErkek“Yaşamın boyunca özün temiz olsun“ anlamında kullanılan bir ad.
Dura :TürkçeErkek“Yaşasın, ölmesin“ anlamında kullanılan bir ad.
Duracan :Türkçe+FarsçaErkek“Yaşasın, uzun ömürlü olsun“ anlamında kullanılan bir ad.

SON EKLENENLER
GÜNÜN AYETİ
"Oysaki sizi de yaptığınız şeyleri de Allah yaratmıştır."
(SÂFFÂT - 96)
ÖZLÜ SÖZLER
  • Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir.
  • Adem "ben hata yaptım beni bağışla " dedi, İblis ise" beni sen azdırdın" dedi ya sen!... sen ne diyorsun?
  • Edep, söz dinlemek ve gönle sahip olmaktır.
  • Güzelliğin zekatı iffet ve edeptir. (Hz. Ali)
  • Zeynel Abidin oğlu Muhammed Bakır'a "Ey oğul, fasıklarla cimrilerle yalancılarla sıla-i rahimi terk edenlerle arkadaşlık etme." diye buyurmuştur.
  • Kemalatın bir ölçüsü de halden şikayet etmemektir.
  • En güzel keramet gönlü masivadan arındırmaktır.
  • Alem-i Berzah insanın kendisidir.
  • Zahir ve batının karşılığı aşk-ı sübhandır.
  • Mutaşabih ayetler ledünidir.
  • Ölüm ve cehennem korkusu Hak'ka dost olmayanlar içindir.
  • Şartlanmalardan ve önyargılardan arınmadan kimse masum olamaz.
  • Uzlaşmak için bahane arayan düşman zıtlaşmak için bahane arayan dosttan daha iyidir.
  • Baki hakikatler fani merkezli inşa edilemez.
  • Her zorluğun çözümü sevgidir.
  • Allah var gayrı yok sevgi var dert yok.
  • Allah de ötesini bırak.
  • Sorunları erteleyen ve örten değil çözüm üretip sorunları çözen olmalıyız.
  • Kişinin irfanı kemalatı nispetinde şeytanı da nefsinin şiddetinde olur.
  • Kötü huylardan kurtulmanın en keskin yolu ilahi aşka yanmaktır.
  • Mücevherden sarraf olan anlar, başkası bilemez. Ne fark eder kör için elmas da bir, cam da bir. Eğer sana bakan kör ise sakın sen kendini cam sanma.(Mevlana)
  • Kendini oldum ve doğru zannedenler kendileri gibi düşünmeyenlerden rahatsız olurlar.
  • Eflatun'a dediler ki "Ne kadar çok çalışıyorsun". O da dedi ki "hayır ben sevdiğim işi yapıyorum"
  • Allah kuluna sevdirdiği her işi kuluna kolaylaştırır.
  • Kurtuluş hidayete tabi olanlar içindir. Selam olsun hidayete tabi olanlara.
  • Tevhid-i Ef-al meratibi ihvanın kendi gerçeğine seyir haritasıdır.
  • Kişi ilk önce kendisinin arifi olacak ki Rabbinin arifi olabilsin.
  • İnanmak başka şey, teslim ve tabii olmak başka şeydir.
  • Kalıcı dostluklar edinin.
  • İhvan gibi yaşa, gerisine karışma.
  • Mutlu insan başkalarının mutluluğu için yaşayandır.
  • İslam dini istişare esaslıdır.
  • Allah için affet, Allah için paylaş.
  • İhvanlığını işine göre değil, işini ihvanlığına göre ayarlayacaksın.
  • Kul, iradesini Allah’a teslim edendir.
  • Hakk'ı hatırladığımız unuttuğumuzdan fazla olsun.
  • "Olacağım" diyene engel yok, "olmayacağım" diyene bahane çok.
  • Ben merkezli değil, biz merkezli olun.
  • Dervişçe yaşamak, tevhitçe yaşamaktır.
  • Yaptığınızı azimle yapın, hırs ile yapmayın.
  • Kullukta devamlılık esastır.
  • Önce emin insan olmalıyız.
  • Derviş, halinden belli olmalıdır.
  • Beşeriyet kemalâtın hammaddesidir.
  • Mükemmeliyet istikamette daim olmaktır.
  • İnsanın cismi arza, ruhaniyeti semaya mensuptur.
  • Yaradılış farziyetimiz hakkı bilmektir.
  • Hakk'ı tanımanın ön şartı Resulûllah’ı tanımaktır.
  • İnsanın sırrında Allah’ın sonsuzluğu vardır.
  • Kulluğa bahane yok değer üreteceksiniz.
  • Şikayet, Mevla’ya hürmetsizliktir.
  • Kulluk adına yapmadıklarımıza hiçbir bahane geçerli olmayacak.
  • Bu âleme kavga için gelmedik.
  • Telkin öncelikle bizim nefsimize olmalıdır.
  • İnsan, Allah’ın sırrı Allah da insanın sırrıdır.
  • Varlığımızın sebebi zuhuru, Cenab-ı Resulûllah’tır.
  • Kullukta teslimiyet “Rağmen” olmalıdır.
  • Kazası olmayan tek şey hayatımızdır.
  • Sevgi dışındaki bütün hallerde zorluk vardır.
  • Nefsinde mevsimi hazan olanın, gönül mevsimi bahar, Ahireti bayram olur.
  • Hayat yaşamak, yaşamaksa sevmektir.
  • En güzel keramet istikamet üzere olmaktır.
  • Kişinin Rabbini tanıması için kendini tanıması lazım.
  • Hakk’ı ancak Mirat-ı Muhammet’ten görebiliriz.
  • İnsanı Hakk’ta sonsuzlaştıran ve yaşatan, sevgidir.
  • Sevgi bütün yaratılanların varoluş mayasıdır.
  • Sevgisiz olan her mekân ve mahâl mundardır.
  • Sevgi Allah için yanmak ve olmaktır.
  • Allah’ın ve Resulullah’ın sevgisi ile yanmayan gönül hamdır, ahlâttır.
  • Hakikat ehlinin sermayesi aşk-ı sübhandır.
  • Talepte kararlılık, kararlılıkta da sabır esastır.
  • Sabır, sadrın genişliği kadardır. Sadır genişliği ise; kabulümüz, sevgimiz kadardır.
  • Kamil insan demek;Bütün duygularda,düşüncede ruhta olgunlaşmış insan demektir.,
  • Dervişân, Mürşidinin eşiğinde sadık olduğu sürece, farkında olsa da olmasa da tekamül halindedir.
  • Kim ki Allah’ı ciddiye almaz ise; Allah o kimseyi ciddiye almaz.
  • Hakkı görmeyen gözler amadır.
  • Gayret olmadan kişinin ulaşacağı hiçbir âliyet olamaz.
  • Kendi gerçeğimize yol bulmak için arz üzerinde var olan bütün mevcudiyetten istifade edeceğiz.
  • Bu fırsat âleminin bir tekrarı daha yoktur.
  • Hiçbir oluşum kendi halinde, kendi başına müstakil değildir.
  • İhvan isek bir iddianın sahibiyiz demektir.
  • İhvanın kemâlâtı, olgunluğu, karşılaşmış olduğu olumsuz tecellilere verdiği tepkilerle ölçülür.
  • Kişi muhatabı ve müdahili olmadığı hiçbir meselenin şahidi olamaz.
  • Herkes kazanımlarını kayıplarını tespit etsin ki şuurlu bir hayat yaşayabilsin.
  • Birebir uyarılar insanı daha çok uyandırır.
  • Bütün canlılara dostça yakın olmalıyız.
  • Tekâmül için her anı yeniden yaşamak , her anın yeniden talibi olmak zorundayız.
  • Gayret etmeyen kişiden Kâmil insan olmaz.
  • Ehl-i talip bu Kâinatın özelidir, özetidir.
  • Kul, hizmeti kadardır. Kul, sevgisi kadardır, Kul hoş görebildiği kadardır. Kul feragat edebildiği kadardır. Kul paylaşabildiği kadardır.
  • Ehl-i ihvan’ın sevgisi Rabbi’nin sevgisi, meşguliyeti Rabbi’nin meşguliyeti olmalıdır.
  • Her an Rabbi ile meşgul olanın, muhatabı Rabbi olur.
  • Güzel bakmalı, güzel konuşmalı, güzel dinlemeliyiz.
  • Hayırları geciktirdiğimiz zaman şerre dönüşür. Şerleri geciktirdiğimiz zaman hayra dönüşür.
  • İhvanın irşad olmasının ön şartı teslimiyattır.
  • İlmen yâkinlik; bilmek ve kabul etmektir.
  • İhvan telkin edileni yaşadıktan sonra Hakkel yâkina ulaşır.
  • Kul, Rabbini ne kadar ciddiye alırsa, Rabbi’de onu o kadar ciddiye alır.
  • Rahman’ın sevgilisi olmak gönlü cenab-ı Resulullah’a yönetmek ve tabi olmakla orantılıdır.
  • İhvan, kendi özünde kâmil duruşa ulaşırsa, onda bir değil de nice esmanın açılımı, nice sıfatın inkişaf ve izhariyeti yaşanacaktır.
  • Dünkü gibi konuşan, dünkü gibi anlayan, dünkü gibi yaşayanın anı ve akibeti hüsrandır.
  • Ehli gönül olan, ,Resulullah’a ve Ehli Beyt’egönül veren Ehl-i İhvan’ın seyr-i sülüğü nefis merkezli akıl ile değil gönül merkezli akıl iledir.
  • İhvan, hayırda ve şerde damlayı derya mesafesinde görecek kadar Rabbini önemseyen olmalıdır.
  • Hakka vuslat, ancak aşk- sübhân ile olur.
  • Aşığın, sevgisinin sancısıyla uykularının kaçması lazım ki, orada aşktan söz edilebilsin.
  • Hayatla zıtlaşan değil hayatla uzlaşan olmalıyız.
  • Eğer kişi yarışacaksa hayırda yarışsın selâmda, yarışsın, paylaşmada hoş görüde affetmede yarışsın.
  • Kişi tercihinin neticesini yaşar.
  • İnsan, sevebildiği kadar, değer üretebildiği kadar insandır.
  • İhvan, arif olmalı ve gönlünü bütün olumsuzluklardan arındırmalıdır.
  • Herkes yaptıklarının neticesini yaşayacak.
  • Biz kulluğumuzu her gün yeniden yenilemeliyiz.
  • Üstünlük ancak takva ile sevgi iledir.
  • Allah hiçbir zaman abes ile iştigal etmez.
  • Her işte bizim için hikmet ve hayır vardır.
  • Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır.
  • Herkesin şeytanı, Cebrail’i, Mikail’i, İsrafil’i ve Azrail’i kendisiyle beraberdir.
  • Ehl-i ihvan demek arif olan, Hakk'a eren demektir.
  • Sevginin tezahürü ibadettir.
  • Eğer inanıyor, iman ediyor, seviyorsanız, yap denileni yapacak ve aksatmayacaksınız.
  • Sevenin ne gecesi ne gündüzü ne yorgunluğu ne bahanesi ne de mazereti olur.
  • Karşılaştığımız zorlukların tamamı tekâmül için ikrarımızı ispat içindir.
  • Bu âlem teşbih, tespit, tenzih, takdis ve şahadet âlemidir.
  • İnsanın Hak katında kadri, kıymeti sevgisi kadardır.
  • İnsan, yaşadığı zorluklar aşabildiği engeller kadar insandır.
  • Hiç zorluk, acı çekmeden, uğraş ve çaba sarf etmeden kimsenin başarıya ulaştığı görülmemiştir.
  • Hepimiz Allah’ın Resulûllah’ın ve Ehlibeyt’in aşkından muhabbetinden istifade edip Hakk’ta bakileşebilecek yetilere sahibiz.
  • İnsan, asliyeti kendisine unutturulmuş varlıktır.
  • Müsemmâ ehli olan için, isimler değişşe de asliyet değişmez.
  • Hiçbir güzelliği kendimize mal etmeden, bütün güzellikleri Rabbimizden bilmeliyiz.
  • Herkesin imtihanı iddiası kadar olur. Yani iddiası büyük olanın, imtihanı da büyük olur.
  • Kâinat, insan için, insana hizmet için halk edilmiştir.
  • Hayatın tamamı, kulluğun ve dostluğun talimidir.
  • Kişi bilgisinde değil yaşantısında kâmil insan olur.
  • Bizim yaşadıklarımız; tercihlerimizin, taleplerimizin ve dualarımızın neticesidir.
  • Mezheplerin farklı olması, dünya iklimlerinin, ırkların ve kültürlerin farklı olmasındandır.
  • İrfan mekteplerinin temelde aynı, detaylarda farklı farklı olması insanların, meşreplerinin farklı farklı olmasındandır.
  • Kimi takva ile kimi zikrullah ile, kimi hizmet ile, kimi de ibadet ile Hak rızasına ulaşmak ve kâmil insan olmak arzusundadır.
  • Din adına zıtlaşmalar, taraflaşmalar ve tefrikalar çıkarmak Rahman’ın ve Kuran’ın reddettiği duruşlardır.
  • Elin eksiğiyle uğraşan, kendi eksiğini hiçbir zaman göremez.
  • Biz bu âleme eksik tespit zabıtalığına gönderilmedik.
  • Âşık; mâşûkunu hususiyetle geceleyin, en çok yalnızlık halindeyken düşünür.
  • Geceleri ve seher vakti çok özeldir.
  • Dostluğun ilk şartı sevmektir. Fakat çıkarsız beklentisiz sevmektir.
  • Dost olmak, dostun her türlü yüküne katlanmaktır.
  • Bizim için yaşamak bir gündür, o da bugündür.
  • Kulluk adına yapmamız gereken ne varsa sabırla ve ihlâsla yapmalıyız.
  • Hak katında gıdalanmanın birinci esası, âdab-ı Muhammediye ve hakıkati Mahmudiye ile kıyam durmaktır.
  • Biz eyvallah tacını, ‘sensin’ tacını başımızdan, hiçlik hırkasını da eğnimizden hiçbir zaman çıkartmayacağız.
  • Bir damlanın hiçliğe ulaşması, onun deryaya düşmesiyle olur.
  • Bize ulaşan her tecellinin, Mevlâ'dan olduğunun bilincinde olalım ve rıza gösterelim.
  • Sakın tecellilerden kahreden, kederlenen olmayalım.
  • Tecellilerden şikayetçi olmak, kulun Rabbine olan saygısızlığıdır.
  • İhvan, hangi tecelli içinde olursa olsun, mutlaka güzel düşünmeli ve güzel değerlendirmelidir.
  • Edep ve âdap dışında nefes almayalım.
  • Biz, Cenâb-ı Resûlullah’ın vitrini olmalıyız.
  • Bütün nimetler ve âliyetler, gayret ve hizmet iledir.
  • Biz hangi hali yaşıyorsak bizim için hayırdır ve hikmetlidir.
  • Hikmete tabi olanlar hikmet ehli olurlar.
  • "Senin için Ya Rabbi" zevkiyle hayatı yaşayalım.
  • Huzur, ancak tevhid ile aşk ile sevgi ile Allah’a ve Resûlun’e yönelmek iledir.
  • Güzel ahlâk ve sevgi insanlığın omurgasıdır.
  • Her gününü son gün, her namazını son namaz, her muhabbetini son muhabbet gibi kabul eden kişinin yaşantısı Ehl-i ihvanca olur.
  • Büyük laf etmemeye çalışalım.Tevazu sahibi olalım.
  • Ehl-i Beyt olmak, hem nesebi hem de mezhebidir.
  • Ehl-i Beyt, Kur’an’ın ete kemiğe bürünmüş halidir.
  • Yaptığımız her şey kulluğumuzu ispat edercesine olmalıdır.
  • Halkı memnun etmek için Hakk'ı incitmeyelim.
  • Kemalat, hissedilen ilk nefesten son nefese kadar sadece Allah ve Resûl’u için say ve gayret etmektir.
  • Tevhid-i Ef-al hakikatin zübdesi, tevhidin nüvesidir.
  • Kullukta edebi olmayanın Hak’ta izzet bulması mümkün olamaz.
  • Hikmetleri seyretmenin tek şartı, tecellilere karşı sabırlı olmaktır.
  • Kişi yaşamış olduğu imtihanları aşabildiği kadar tekâmül etmiş olur.
  • Aslında bize zor gelen tecelliler, bizim için ikramdır.
  • Kulluğun esasında yap denileni yapıp sonucuna da razı olmak vardır.
  • Bütün kâinat, kişinin kendi hakikatine misaldir.
  • Öncelediğimiz Allah ve Resûl’u olmalı. Ertelediğimiz ise nefsimizin arzu ve istekleri olmalıdır..
  • Dervişi tekâmül ettirecek olan iştiyakı, kendine olan telkini, ve gayretindeki kararlılığıdır.
  • Her günü yaşamak, her günü diğer günden farklı bir alana taşımak için biz bugünün talebesiyiz.
  • Hatasını kabul edip hatasından dönen kul hayırlı kuldur.
  • Hedefi olmayanın istikameti de olmaz.
  • İhvan ne dünle ne de yarınla zaman kaybedecek sadece anını ve gününü değerlendirecek.
  • İhvanlık, halde örnek olmaktır.
  • Aile yaşantımızla, tecellilere olan tepkilerimizle, kişilerle olan ünsiyetimizle, her halimizle hele hele de ibadete olan düşkünlüğümüzle fark edilmeliyiz.
  • Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, Hak katında şerefli olamaz.
  • İbadet etmenin hoşnutluğunu yaşarken bu hoşnutluğu, ibadet etmeyenlere karşı bir üstünlük saymadan fail Allah'tır zevkiyle yaşamalıyız.
  • Kıyas, şeytani sıfatlardandır.
  • Karşımızda gördüğümüz eksikliği önce kendimizde tetkik etmeliyiz.
  • Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrine mürşitsiz yol bulamaz.
  • Baki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak Hak’ta ölüp Hak’ta dirilmektir.
  • Hayata ders veren değil de hayattan ders alan talip olmalıyız.
  • Anlayan ve öğrenen olmalıyız.
  • Anladığını genişleten, hayatına uyarlayan olmalıyız.
  • Tasavvuf önce şeriat-ı Muhammediye ile yaşanır.Sonra hakikat-ı Mahmûdiye ile hikmetler talim edilir.
  • Bir meselenin görevlisi olmak ayrı şeydir, gönüllüsü olmak ayrı şeydir.
  • Ehl-i ihvanla konuşularak halledilmeyecek hiçbir mesele olmamalıdır.
  • Hak dostları bir araya geldikleri zaman bakışmaları bile muhabbettir.
  • İhvanlığın dört ana esası vardır; ihlas, şecaat, cesaret ve cömertliktir.
  • Hayatın tamamında, her adımda, her bir nefeste; bir tuzak, bir imtihan vardır.
  • Gönül, Rahman ile coşarsa; kişi karşılaştığı her türlü tecelliye sabır ve tefekkür ile mukavemet gösterir.
  • İhvan, ne Dünya ne de ahiret beklentisi olmaksızın kulluğunu fi-sebilillah yaşamalıdır.
  • Kur’ân'ı öğrenmeye, okumaya, okutmaya, anlamaya ve yaşamaya çalışalım.
  • İslam, yap denileni yapmak; yapma denilenden uzak durmaktır.
  • Kulluğunu yarına erteleyenin Allah sevgisi yeterli değildir.
  • Tekâmül etmek için sürekli gayret halinde olmalıyız.
  • İnsana olan sevgisizlik Allah’a olan sevgisizliktir.
  • Allah’a vuslat ancak Aşk-ı sübhan ile olur.
  • Hak’ta bâki olabilmek için kayıtsız şartsız teslim olmalıyız.
  • Dilimizde zikrullah ile gönlümüzde her daim muhabbetullah ile inşa olmaya çalışmalıyız.
  • Şeriatın ihlâl olduğu yerde hakikat olmaz.
  • Her türlü tecelliden istifade edecek kadar arif,hiçbir zorluktan yılmayacak kadar da dirayetli olalım.
  • Arif olan baktığı her zerreden, karşılaştığı her tecelliden kendisine istikamet arar.
  • Ehl-i ihvan hatasında ve günahında ısrar etmeyen ve tövbesinde aceleci davranandır.
  • Âşık maşukundan gelen cefalardan haz duymazsa gerçek aşık olamaz.
  • Kendisindeki gayrilikten arınan insan için dışarıda ve içeride gayri olan hiçbir şey kalmaz.
  • Kişinin samimiyeti, sadakati ve sevgisi ona istikamet verir.
  • Bizden istenilen öncelikle safiyet, samimiyet ve sadakattir.
  • Ehl-i ihvan öyle bir kristalize olacak, safiyet kazanacak, kendi benliğinden öyle bir sıyrılıp latifleşecek, şeffaflaşacak, kendine ait bir renk zan düşünce ve duygu kalmayacak ki Allah’ın boyasıyla boyansın yani Resûlullah’ın haliyle hallenmiş olsun.
  • Gayret, kulluğun esasıdır.
  • Biz bildiklerimizle amel edelim. Bilmediklerimiz, bize bildirilecektir.
  • Her Ehl-i ihvan bulunduğu cemiyette fark edilmelidir.
  • Bizim sabrımıza, bize kötülük yapanların şahitlik etmesi lazım.
  • Asli maksadımız, nefsimizi ve Rabbimizi tanımaktır.
  • Gayret etmeyen kişiden kâmil insan olmaz.
  • İhvan, kendi hakikatine seyri sülük ederken hem dünyasını hem de ukbâsını saadete erdirmiş olur.
  • Muhabbetimiz Resûlullah’ın ve Ehl-i Beyt’in muhabbeti, davamız Hak davası olsun.
  • Eğer insan Rahman’ın aynası olacaksa yansıtıcılığının çok net,arı ve duru olması lazımdır.
  • Eğer bir olumsuzlukla, zorlukla karşılaşıyorsak, bu bizim olumsuzluluğumuzdandır.
  • Arz ve semada her ne olursa insan ile ilişkilidir.
  • Sözümüzün ilk müşterisi kendi kulağımız olmalıdır.
  • İslâm şahitlik ile başlar, şuhut ile yaşanır. Ve yine şahitlik ile kemal bulur.
  • Hangi başarı vardır ki uğraşsız gayretsiz ve gönülsüz zuhura gelsin.
  • Aşığın ölümü Hakk’ta vuslat, sonsuzluğa uyanmak ve sonsuzluğu yaşamak olur.
  • Artık etrafımızla ve kendimizle olan kavgamızı bitirip, sevgiyle nefes almanın gayretinde olmalıyız.
  • Kişinin kararlılığı tecellilere gösterdiği mukavemeti kadardır.
  • Aşık hep maşukundan söz etsinler, hep ondan konuşsunlar ister; zaten gayrı şeyler aşığı rahatsız eder.
  • Kişi mutmain olmadıkça kulluğunda, dostluğunda hep hüsrandadır.
  • Cemal aşıkları için gayri olan her şey haramdır.
  • Zikrin esası namazdır, muhabbetullahdır.
  • İhvan, hayatın tamamında Rahman’ın iradesi altında yaşamaya dikkat ve özen göstermelidir.
  • Her şeye rağmen seveceğiz
  • Her şeye rağmen hizmette gayretli olacağız
  • Kulluk, içinde Rabbi'nden başkasını bulundurmayan, gayrilerden boşalmış hiçlik makamıdır.
  • Hayatın ve kulluğun emanetçisi olduğumuzu, bu emaneti taşımamız ve ehline teslim etmemiz gerektiğini hatırdan çıkartmamalıyız.
  • Hayatı hep Hakkça yaşamanın gayretinde olmalıyız.
  • Hayat, bizi kullukta belirli bir kıvama taşımak içindir.
  • Kendine gafil olan, Allah’a arif olamaz.
  • Her varlık Hakk'tandır ve Hak ile kaimdir.
  • Bütün masivalardan arınmak, “ölmezden önce ölmek” Hak’ta ebed olmak; olağanüstü bir azim ve gayret ister.
  • Kişinin kararlılığı, cesareti, azmi ve sevgisi bir arada tekmil olursa; kişinin önünde aşamayacağı engel ve mâni olmaz.
  • Talibin âli ve en yüce değerlere ulaşabilmesi, Allah ve Resûlu’ne olan muhabbeti, sevgisi ile orantılıdır.
  • Hedefimiz ve gayemiz, bugün tevhid noktasında Allah’ı Resulullah’ı ve Ehl-i Beyt’i dünden daha farklı idrak etmek ve yaşamaktır.
  • Tevhid adına bize yapılan teklifatın tamamını yaşamak, bizi kendimize döndürmek ve kendi hakikatimizle tanıştırmak içindir.
  • Tevhid meratiplerindeki yaşam talimlerinin tamamı, bizi kendi ruh derinliğimizdeki iç potansiyelimizden istifade ettirmek adınadır.
  • İhvanın bilip, yapmak isteyip de yapamamasının sebebi kendisinde yetersiz olan kararlılığı, gayreti ve talebidir.
  • Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, mükerrem ve münevver olamaz.
  • Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrinde mürşitsiz yol kat edemez.
  • Kulluk adına yaşanılacak ne kadar âli değerler varsa, bunların tamamı ancak mürşid-i kâmilin nezaretinde ve refakatinde yaşanılabilir.
  • Bâki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak, Hakk’ta ölüp Hakk’ta dirilmektir.
  • Yaşadığımız ne tür olumsuzluk olursa olsun, bizim hedefimize olan iştiyâkımızı arttırmalıdır.
  • Her türlü olumluluk ve olumsuzluktan istifade eden olalım.
  • Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır.
  • İhvan, kendisini yargılayan, kendisini öz eleştiriye açık tutan ve kendini kemâle taşıyan olmalıdır.
  • İhvan, ancak telkin edilen hikmetli sözleri, hadisleri ve ayetleri yaşantısına uyarlayarak gayretinde istikamet bulabilir.
  • Kim hidayeti dilerse hidayete ulaşacak; kim hidayete ulaşmak istemezse Rahmân da ona hidayet etmeyecek.
  • İnancı olmayanın istikameti olmaz.
  • İnsan-ı asli Allah’ın aynasıdır.
  • Nurun olduğu yerde zulüm, dinin olduğu yerde kin, sevginin olduğu yerde nefret olmaz.
  • Ehl-i ihvan demek arif olan gerçeklere eren demektir.
  • Herkes tercihinden yönelişinden meyil ve rızasından sorumludur.
  • Nimete ulaşmak için mutlaka hizmete talip olmalıyız.
  • İhvan düşünmekle, keşfetmekle ve gayret ile kemâlat bulur.
  • “Rabbim” diyen için zaten zorluk yoktur.
  • Hedefi olmayanın istikameti de olmaz.
  • İslam, aslen teslim olmak ve selamet bulmaktır.
NAMAZ VAKİTLERİ