| İsim | Kökeni | Cinsiyet | Anlamı |
|---|---|---|---|
| Dadak : | Türkçe | Erkek | 1. Büyük kardeş, ağabey. 2. Bebek. 3. Bir yiyeceğin tadına bakmak için yenilen parçası, tadımlık. 4. Şeker, akide şekeri. |
| Dadaş : | Türkçe | Erkek | 1. Erkek kardeş. 2. Yiğit, delikanlı, babayiğit kimse. 3. Mert, cesur. 4. Arkadaş, dost. |
| Dağ : | Türkçe | Erkek | Çevresindeki araziye göre çok yüksek olan toprak, kaya |
| Dağa : | Türkçe | Erkek | Yayla, yüksek yer. |
| Dağaşan : | Türkçe | Erkek | Dağları aşan, korkusuzca dolaşan kimse. |
| Dağdelen : | Türkçe | Erkek | Dağları delen, çok kararlı ve çalışkan kimse. |
| Dağhan : | Türkçe | Erkek | Eski Türklerde dağ Tanrısı. |
| Dağtekin : | Türkçe | Erkek | Dağlara hükmeden hükümdar. |
| Dâhi : | Arapça | Erkek | Olağanüstü zeki ve yetenekli kimse. |
| Dai : | Arapça | Erkek | 1. Dua eden, duacı. 2. Davet eden, çağıran. |
| Daim : | Arapça | Erkek | Sürekli, sonsuz. |
| Dal : | Türkçe | Kız | 1. Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri. 2. Arka, sırt. 3. Kol. |
| Dalan : | Türkçe | Erkek | 1. Biçim, şekil. 2. İnce, narin, zarif. |
| Dalay : | Türkçe | Erkek | Deniz. |
| Dalayer : | Türkçe | Erkek | Deniz adamı. |
| Dalbaş : | Türkçe | Erkek | Koruyucu. |
| Dalboğa : | Türkçe | Erkek | Koruyucu yürekli kimse. |
| Dalda : | Türkçe | Erkek | Kuytu yer, barınak. |
| Daldal : | Türkçe | Erkek | Kahraman, yiğit. |
| Daldiken : | Türkçe | Erkek | Ağaç yetiştiren kimse. |
| Dalgıç : | Türkçe | Erkek | Genellikle özel donanımla su yüzeyi altında çalışmayı meslek edinen kimse. |
| Dalım : | Türkçe | Erkek | “Gücüm, kuvvetim“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Dalkılıç : | Türkçe | Erkek | 1. Kılıcını çekmiş olan. 2. Gönüllü, fedai. |
| Dalkoç : | Türkçe | Erkek | Koruyucu, arka çıkıcı kimse. |
| Dalokay : | Türkçe | Erkek | Çok beğenilen kimse. |
| Daltekin : | Türkçe | Erkek | Koruyucu, kayırıcı hükümdar. |
| Dalyan : | Türkçe | Erkek | 1. Deniz, göl ve nehirlerde kıyılara yakın kurulan büyük balık avlama yeri. 2. Denizde yüzeye yakın yosunlu kaya. 3. Deniz kıyılarında ve denizin dibinde dalgalı biçimde görülen kum. |
| Damar : | Türkçe | Erkek | 1. Canlı varlıklarda kan dolaşımına yarayan kanal. 2. Yer altında belli bir maden alanı. 3. Huy, yaradılış. 4. Tür. |
| Damla : | Türkçe | Kız | Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda su vb. sıvı. |
| Dânâ : | Farsça | Erkek | Bilen, bilgili, zeki kimse. |
| Danış : | Türkçe | Kız | Önemli bir konuda birkaç kişinin konuşması. |
| Danışman : | Türkçe | Erkek | 1. Bilgili ve düşüncesinden yararlanmak için danışılan kimse. 2. Bilgin. |
| Daniş : | Farsça | Erkek | Bilgi, bilim. |
| Danişment : | Farsça | Erkek | Bilgin, bilgili. |
| Danyal : | İbr. | Erkek | 1. Kutsal kitapta adı geçen İsrail peygamberi. 2. İbranice de bu ad “Tanrı benim yargıcımdır” anlamındadır. |
| Dara : | Farsça | Erkek | 1. Hükümdar. 2. Tanrı adlarından. 3. Eski İran hükümdarlarından dokuzuncusu. |
| Darcan : | Türkçe +Farsça | Erkek | Aceleci, sıkıntılı. |
| Darga : | Türkçe | Erkek | Başkan, lider. |
| Daver : | Farsça | Erkek | 1. Hakem, hâkim. 2. Adil padişah veya yönetici. 3. Yüce Tanrı. |
| Davran : | Türkçe | Erkek | 1. “Hazır ol, hazırlan“ anlamında kullanılan bir ad. 2. “İşe giriş, el at, başla“ anlamında kullanılan bir ad. 3. Hazırlık. |
| Davut : | İbr. | Erkek | 1. Sevgili, aziz. 2. İsraillilerin, sesinin güzelliği ve şairliği ile tanınan hükümdar ve peygamberi. |
| Daya : | Farsça | Kız | Çocuğa bakan dadı, sütnine, taya. |
| Dayanç : | Türkçe | Erkek | 1. Sabır, katlanma gücü. 2. Dayanıklılık, sağlamlık. |
| Dayar : | Türkçe | Erkek | Hazır, hazırlanmış. |
| Daye : | Farsça | Kız | bk. Daya |
| Dayı : | Türkçe | Erkek | 1. Annenin erkek kardeşi. 2. Birini kayırıp koruyan saygın kimse. 3. Kabadayı, külhanbeyi. 4. Güzel, iyi. |
| Daylak : | Türkçe | Erkek | 1. Sakalı, bıyığı çıkmamış delikanlı. 2. İnce uzun boylu kimse. |
| Dede : | Türkçe | Erkek | 1. Babanın veya ananın babası. 2. Ata. 3. Mevlevi tarikatında çile doldurmuş dervişlere verilen san. |
| Define : | Arapça | Kız | 1. Toprak altına gömülerek saklanmış para veya değerli şeyler. 2. Değerli, önemli, az bulunur nitelikte kimse. |
| Defne : | Yun. | Kız | Defnegillerden, yaprakları güzel kokulu, kış yaz yeşil kalan bir ağaç. |
| Değer : | Türkçe | Kız | 1. Yüksek nitelik. 2. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. 3. Bir şeyin önemini belirten ölçü, karşılık. |
| Değmeer : | Türkçe | Erkek | Seçkin, nitelikli kimse. |
| Deha : | Arapça | Kız | 1. İnsan zekâsının ulaşabileceği en yüksek aşama. 2. Dâhi. |
| Dehan : | Farsça | Kız | Ağız. |
| Dehri : | Arapça | Erkek | 1. Dünyanın sonsuzluğuna, ruhun bedenle birlikte öldüğüne inanan kimse. 2. Çok bilgili kimse. |
| Delâl : | Arapça | Erkek | İnsana hoş, sevimli görünen hâl, naz, işve. |
| Delice : | Türkçe | Erkek | 1. Delişmen, çılgın, coşkun. 2. Şahin, atmaca türünden kuş. 3. Buğdaygillerden bir bitki. |
| Delikan : | Türkçe | Erkek | Coşkulu, hareketli, kabına sığmaz kimse. |
| Delikanlı : | Türkçe | Erkek | 1. Çocukluk çağından çıkmış genç erkek. 2. Sözünün eri, dürüst, namuslu kimse. |
| Demet : | Yun. | Kız | 1. Bitki veya çiçek destesi. 2. Bağlanarak oluşturulmuş deste. |
| Demhoş : | Farsça | Kız | Soluğu güzel kokan, hoş kokulu. |
| Demir : | Türkçe | Erkek | 1. Koyu renkli, kolay işlenen, dayanıklı, kullanılış yerleri çok maden. 2. Güçlü, kuvvetli, sert kimse. |
| Demirağ : | Türkçe | Erkek | Güçlü, kuvvetli, sert kimse. |
| Demiralp : | Türkçe | Erkek | Güçlü, kuvvetli, sert, yiğit kimse. |
| Demirbaş : | Türkçe | Erkek | Başı demir gibi sağlam olan kimse. |
| Demirbüken : | Türkçe | Erkek | Demiri bükecek güçte olan kimse. |
| Demirdelen : | Türkçe | Erkek | Demiri delecek güçte olan kimse. |
| Demirdöven : | Türkçe | Erkek | Demiri işleyen, güçlü kimse. |
| Demirel : | Türkçe | Erkek | Eli demir gibi güçlü olan. |
| Demirezen : | Türkçe | Erkek | Demiri ezecek kadar güçlü olan kimse. |
| Demirgüç : | Türkçe | Erkek | Demir gibi güçlü kimse. |
| Demirhan : | Türkçe | Erkek | Güçlü hükümdar. |
| Demirkan : | Türkçe | Erkek | Güçlü soydan gelen kimse. |
| Demirkıran : | Türkçe | Erkek | Demiri kıracak kadar güçlü olan kimse. |
| Demirkol : | Türkçe | Erkek | Demir gibi güçlü kolu olan kimse. |
| Demirman : | Türkçe | Erkek | Demir gibi güçlü, sağlam kimse. |
| Demirol : | Türkçe | Erkek | “Demir gibi güçlü ol anlamında kullanılan bir ad. |
| Demiröz : | Türkçe | Erkek | Özü demir gibi güçlü olan kimse. |
| Demirşah : | Türkçe +Farsça | Erkek | Güçlü, kuvvetli, sert hükümdar. |
| Demirtürk : | Türkçe | Erkek | Demir gibi güçlü, sağlam Türk. |
| Demiryürek : | Türkçe | Erkek | DGüçlü, yürekli kimse. |
| Demokan : | Türkçe | Erkek | Anlayışlı kimse. |
| Demren : | Türkçe | Erkek | bk. Temren |
| Dengiz : | Türkçe | Erkek | bk. Deniz |
| Dengizer : | Türkçe | Erkek | bk. Denizer |
| Deniz : | Türkçe | Erkek | 1. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu, büyük su kütlesi. 2. Çok, bol. |
| Deniz : | Türkçe | Kız | 1. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu, büyük su kütlesi. 2. Çok bol. |
| Denizalp : | Türkçe | Erkek | Yiğit denizci. |
| Denizcan : | Türkçe +Farsça | Erkek | Deniz adamı, denizci. |
| Denizhan : | Türkçe | Kız | Eski Türklerde deniz Tanrısı. |
| Denizman : | Türkçe | Erkek | Denizci. |
| Denizmen : | Türkçe | Erkek | bk. Denizman |
| Denk : | Türkçe | Erkek | 1. Aynı yaş ve değerde olan. 2. Uygun, nitelik yönünden eşit. |
| Denkel : | Türkçe | Erkek | Ölçülü, uyumlu kimse. |
| Denktaş : | Türkçe | Erkek | 1. Akran, aynı yaşta bulunan kimse, yaşıt. 2. Haktan yana olan, adil. |
| Denli : | Türkçe | Erkek | Terbiyeli, saygılı, ölçülü kimse. |
| Denlisoy : | Türkçe | Erkek | Terbiyeli, saygılı, ölçülü soydan gelen kimse. |
| Deren : | Türkçe | Erkek | Derleyen, toplayan. |
| Derenel : | Türkçe | Erkek | Toplayan, bir araya getiren kimse. |
| Derin : | Türkçe | Kız | 1. Çok gelişmiş, çok ilerlemiş. 2. Yoğun. 3. İçten gelen. |
| Derinkök : | Türkçe | Erkek | Soyu çok eskilere giden kimse. |
| Derinöz : | Türkçe | Erkek | Özünde yücelik olan kimse. |
| Derlen : | Türkçe | Erkek | “Düzgün bir biçimde toplan, düzenli ol“ anlamında kullanılan bir söz. |
| Derman : | Farsça | Erkek | 1. İlaç. 2. Çare. 3. Güç, kuvvet. |
| Derviş : | Farsça | Erkek | 1. Bir tarikata girmiş, onun yasa ve törelerine bağlı kimse. 2. Alçak gönüllü, hoşgörülü kimse. |
| Dervişani : | Farsça | Erkek | Dervişlere ait. |
| Dervişhan : | Farsça +Türkçe | Erkek | Alçak gönüllü hükümdar. |
| Derya : | Farsça | Erkek | 1. Deniz. 2. Çok bilgili, engin kimse. 3. Çok, pek çok. |
| Deryadil : | Farsça | Erkek | Gönlü geniş, her şeyi hoş gören kimse. |
| Deryanur : | Farsça +Arapça | Kız | Çok güzel, çok parlak olan. |
| Deste : | Farsça | Kız | Demet, tutam, bağlam. |
| Destegül : | Farsça | Kız | Gül demeti. |
| Devin : | Türkçe | Kız | 1. Hareket, kımıldanış. 2. Çaba, gayret. |
| Deviner : | Türkçe | Erkek | Hareketli, gayretli kimse. |
| Devlet : | Arapça | Erkek | 1. Büyük mutluluk. 2. Kut, talih. 3. Büyük aşama, orun, mevki. 4. Toprak bütünlüğü ve siyasal örgütü olan bir ulusun oluşturduğu hukuksal varlık. |
| Devlet : | Arapça | Kız | 1. Büyük mutluluk. 2. Kut talih. 3. Büyük aşama, orun, mevki. 4. Toprak bütünlüğü ve siyasal örgütü olan bir ulusun oluşturduğu hukuksal varlık. |
| Devlettin : | Arapça | Erkek | Dinin mutluluğu, uğuru, büyüklüğü. |
| Devran : | Arapça | Erkek | 1. Dünya, felek. 2. Zaman. 3. Talih, yazgı. |
| Devrim : | Türkçe | Kız | Dünya görüşünde, felsefede, bilimde, sanatta veya toplumsal düzende birdenbire olan niteliksel değişme. |
| Devrimer : | Türkçe | Erkek | Dünya görüşünde, felsefede, bilimde, sanatta veya toplumsal düzende birdenbire olan niteliksel değişmeden yana olan kimse. |
| Diba : | Farsça | Kız | Bir tür süslü ipek kumaş. |
| Dicle : | Arapça | Kız | 1. Ulu ırmak. 2. Anadolu'dan doğarak Irak'tan geçen, Fırat ile birleşerek Şattülarap adıyla Basra körfezine dökülen nehir. |
| Diclehan : | Arapça +Türkçe | Kız | Büyük ırmak gibi çağlayan, çalışıp çaba gösteren hükümdar. |
| Didar : | Farsça | Kız | Yüz, çehre. |
| Didem : | Farsça +Türkçe | Kız | “Gözüm, gözüm gibi sevdiğim, sevgilim“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Didim : | Türkçe | Erkek | Taç. |
| Dik : | Türkçe | Erkek | 1. Yatay bir düzleme göre yerçekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan. 2. Sert, aksi. 3. Sert, kalın, tok |
| Dikalp : | Türkçe | Erkek | Sert, aksi yiğit. |
| Dikay : | Türkçe | Erkek | Sert, aksi kimse. |
| Dikbaş : | Türkçe | Erkek | İnatçı, dik kafalı, direngen, gururlu kimse. |
| Dikbay : | Türkçe | Erkek | Sert, aksi zengin kimse |
| Dikboğa : | Türkçe | Erkek | Sert ve aksi kimse. |
| Dikçam : | Türkçe | Erkek | Çam gibi uzun olan kimse. |
| Dikeç : | Türkçe | Erkek | 1. Dikey. 2. Bağ çubuğu dikmek için delik açmaya yarayan demir. |
| Dikel : | Türkçe | Erkek | Aksi, ters kimse. |
| Diken : | Türkçe | Erkek | Kimi bitkilerin dal, yaprak, meyve kabuğu gibi bölümlerinde ve kimi hayvanların derisinde bulunan sert, sivri çıkıntı. |
| Diker : | Türkçe | Erkek | Aksi, ters kimse |
| Dikey : | Türkçe | Erkek | Dik olarak. |
| Dikmen : | Türkçe | Kız | 1. Koni biçiminde sivri tepe. 2. Dağların en yüksek yeri. 3. Yayla. |
| Diksoy : | Türkçe | Erkek | Soyu ters ve inatçı kimselere dayanan. |
| Diktaş : | Türkçe | Erkek | “Bir taş olsun dik, bir eser bırak“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Dil : | Türkçe | Erkek | 1. Tat alma organı. 2. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için sözcüklerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma. 3. Tutsak, esir. 4. Körfez, koy. |
| Dil : | Farsça | Erkek | Gönül, yürek, kalp. |
| Dila : | Farsça | Kız | Ey gönül! |
| Dilâ : | Farsça | Kız | Ey gönül. |
| Dilân : | Farsça | Kız | Gönüller, yürekler. |
| Dilâra : | Farsça | Kız | Gönül alan, gönül okşayan, gönlü dinlendiren. |
| Dilâşup : | Farsça | Kız | Gönlü karıştıran, gönül çalan güzel. |
| Dilâver : | Farsça | Erkek | Yiğit, yürekli. |
| Dilay : | Farsça +Türkçe | Kız | Gönlü aydınlatan ay gibi güzel. |
| Dilbaz : | Türkçe +Farsça | Kız | 1. Güzel söz söyleyen, göze hoş görünen. 2. Konuşmasıyla kandıran. |
| Dilbaz : | Farsça | Kız | Gönül çeken. |
| Dilbent : | Farsça | Kız | Gönül bağı, gönül bağlayan. |
| Dilber : | Farsça | Kız | Gönlü alıp götüren güzel. |
| Dilbeste : | Farsça | Kız | Gönül bağlamış, âşık. |
| Dilbu : | Farsça | Kız | Gönül kokusu. |
| Dildade : | Farsça | Kız | Gönül vermiş, âşık. |
| Dildar : | Farsça | Kız | Birinin gönlünü almış, sevgili. |
| Dilderen : | Farsça +Türkçe | Kız | Sevgi toplayan, gönül alan, beğenilen. |
| Dilefruz : | Farsça | Kız | Yürek yandıran, sevimli. |
| Dilege : | Türkçe | Kız | Güzel ve düzgün konuşan. |
| Dilek : | Türkçe | Kız | Dilenen, istenen şey. |
| Dilem : | Farsça +Türkçe | Kız | Gönül ilacı. |
| Dilemre : | Türkçe | Erkek | Ana diline tutkun, dilini çok seven kimse. |
| Diler : | Türkçe | Kız | İsteyen, dilekte bulunan, dileyen. |
| Dilercan : | Türkçe +Farsça | Erkek | İsteyen, dilekte bulunan, dileyen kimse. |
| Dilferah : | Farsça | Kız | Gönlü ferah, sevinçli. |
| Dilfeza : | Farsça | Kız | Gönlü genişleten, gönlü artıran. |
| Dilfigâr : | Farsça | Kız | Gönlü yaralı olan, âşık. |
| Dilfiruz : | Farsça | Kız | Gönle ferahlık veren, sevindiren. |
| Dilge : | Türkçe | Kız | Güzel konuşan, hoşsohbet kimse. |
| Dilhan : | Farsça | Kız | Gönülden söyleyen, içten konuşan kimse. |
| Dilhayat : | Farsça +Arapça | Kız | Gönül canlılığı. |
| Dilhun : | Farsça | Kız | İçi kan ağlayan. |
| Dilhuş : | Farsça | Kız | Gönlü hoş, yüreği rahat. |
| Dilmaç : | Türkçe | Erkek | Çevirmen, tercüman. |
| Dilman : | Türkçe | Kız | bk. Dilmen. |
| Dilmen : | Türkçe | Kız | Dil bilen, güzel söz söyleyen. |
| Dilnişin : | Farsça | Kız | Gönülde yer tutan, hoş, güzel. |
| Dilnur : | Farsça +Arapça | Kız | Gönlü nurlu. |
| Dilrüba : | Farsça | Kız | Gönül kapan. |
| Dilsafa : | Farsça +Arapça | Kız | Gönlü şen, rahat, dertsiz. |
| Dilsaz : | Farsça | Kız | Gönül yapan, tatlı davranan. |
| Dilsitan : | Farsça | Kız | Gönül alan güzel. |
| Dilsuz : | Farsça | Kız | Gönül yakan, yürek yakan. |
| Dilşah : | Farsça | Kız | Gönül şahı, sevgili. |
| Dilşat : | Farsça | Kız | Gönlü hoş, sevinçli. |
| Dilşen : | Farsça +Türkçe | Kız | Gönlü şen, sevinçli. |
| Dilşikâr : | Farsça | Kız | Gönül avlayan. |
| Dilyâr : | Erkek | Dil-yâr. | |
| Dinç : | Türkçe | Erkek | Gücü ve sağlık durumu yerinde olan kimse. |
| Dinçalp : | Türkçe | Erkek | Gücü ve sağlık durumu yerinde olan yiğit. |
| Dinçkal : | Türkçe | Erkek | “Güçlü ve sağlam kal“ anlamında kullanlıan bir ad. |
| Dinçkol : | Türkçe | Erkek | Sağlam ve güçlü kolu olan kimse. |
| Dinçkök : | Türkçe | Erkek | Gücü ve sağlık durumu yerinde olan soydan gelen kimse. |
| Dinçol : | Türkçe | Erkek | “Güçlü ve sağlam ol“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Dinçöz : | Türkçe | Erkek | Özü güçlü ve sağlam olan kimse. |
| Dinçsan : | Türkçe | Erkek | Gücü ve sağlık durumu yerinde olarak tanınan kimse. |
| Dinçsay : | Türkçe | Erkek | “Gücü ve sağlık durumu yerinde olarak kabul et“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Dinçsel : | Türkçe | Erkek | Güç ve sağlıkla ilgili olan. |
| Dinçsü : | Türkçe | Erkek | Güçlü, sağlıklı asker. |
| Dinçtürk : | Türkçe | Erkek | Sağlam ve güçlü Türk. |
| Dindar : | Arapça +Farsça | Erkek | Allah'a inanmış ve bağlanmış kimse. |
| Dirahşan : | Farsça | Kız | Parlak, parlayan. |
| Dirayet : | Arapça | Kız | Zekâ, bilgi; kavrayış. |
| Diren : | Türkçe | Erkek | Toplayan. |
| Direnç : | Türkçe | Erkek | Dayanma, karşı koyma gücü. |
| Diri : | Türkçe | Erkek | 1. Yaşamakta olan, canlı. 2. Taze. 3. Güçlü, zinde. 4. Zengin, varlıklı. |
| Diribaş : | Türkçe | Erkek | Açıkgöz, kurnaz. |
| Dirican : | Türkçe +Farsça | Erkek | Güçlü, canlı kimse. |
| Dirik : | Türkçe | Erkek | Diri, canlı, yaşayan, sağlıklı. |
| Diriker : | Türkçe | Erkek | Sağlıklı, canlı kimse. |
| Dirikök : | Türkçe | Erkek | Sağlıklı bir soydan gelen kimse. |
| Diril : | Türkçe | Erkek | Ruh. |
| Dirim : | Türkçe | Erkek | 1. Yaşama, hayat. 2. Yaşama gücü. |
| Dirimtekin : | Türkçe | Erkek | Yaşama gücü olan hükümdar. |
| Dirin : | Farsça | Erkek | Eski. |
| Diriner : | Farsça +Türkçe | Erkek | Yaşlı, eski kimse. |
| Dirlik : | Türkçe | Kız | 1. Huzur, erinç. 2. Yaşayış, sağlık, geçim. |
| Dirsehan : | Türkçe | Erkek | Dede Korkut Hikâyelerinde çocuğu olmadığı için hor görülen kahramanın adı. |
| Dizdar : | Farsça | Erkek | Kale muhafızı. |
| Doğa : | Türkçe | Erkek | 1. Var olan her şeyin, canlı ve nesnelerin tümü. 2. Deniz, dağ, ova, orman vb.nin oluşturduğu fiziksel dünya. 3. Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü. |
| Doğan : | Türkçe | Erkek | 1. Doğan, dünyaya gelen. 2. Kartalgillerden, alıştırılarak kuş avında kullanılan, yırtıcı bir kuş. |
| Doğanalp : | Türkçe | Erkek | Doğan, dünyaya gelen yiğit. |
| Doğanay : | Türkçe | Erkek | 1. Doğan, dünyaya gelen güzel. 2. Ayın ilk günleri. |
| Doğanay : | Türkçe | Kız | 1. Doğan, dünyaya gelen kimse 2. Ayın ilk günleri. |
| Doğanbaş : | Türkçe | Erkek | Doğan, dünyaya gelen kimse. |
| Doğanbey : | Türkçe | Erkek | Doğan, dünyaya gelen bey. |
| Doğanbike : | Türkçe | Kız | Doğan, dünyaya gelen ız. |
| Doğaner : | Türkçe | Erkek | Doğan, dünyaya gelen kişi. |
| Doğangün : | Türkçe | Erkek | Doğan güneş gibi parlak olan. |
| Doğanhan : | Türkçe | Erkek | Doğan, dünyaya gelen hükümdar. |
| Doğannur : | Türkçe +Arapça | Kız | Nur gibi parlak olarak doğan. |
| Doğantan : | Türkçe | Erkek | Şafak vakti. |
| Doğantimur : | Türkçe | Erkek | Doğan, dünyaya gelen güçlü kimse. |
| Doğay : | Türkçe | Kız | “Ey ay, artık doğ, kendini göster“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Doğru_ : | Türkçe | Erkek | 1. Gerçek, yalan olmayan. 2. Akla, mantığa uygun. 3. Dürüst, namuslu, ahlaklı. |
| Doğruel : | Türkçe | Erkek | Eline ayağına düzgün olan kimse. |
| Doğruer : | Türkçe | Erkek | Doğruluğuyla tanınan kimse. |
| Doğruol : | Türkçe | Erkek | “Dürüst ve namuslu ol“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Doğruöz : | Türkçe | Erkek | Özü dürüst ve namuslu olan kimse. |
| Doğu : | Erkek | Güneşin doğduğu yön, gündoğusu. | |
| Doğudan : | Türkçe | Erkek | Doğu yönünden. |
| Doğuer : | Türkçe | Erkek | Doğuda bulunan kimse. |
| Doğuhan : | Türkçe | Erkek | Doğuda bulunan hükümdar. |
| Doğukan : | Türkçe | Erkek | Doğudan olan kimse. |
| Doğuş : | Türkçe | Erkek | 1. Doğum, doğma. 2. Bir gök cisminin gözlem yerinin ufuk düzlemi üzerinde görünmesi. |
| Dolan : | Türkçe | Erkek | Dolgun olan. |
| Dolaner : | Türkçe | Erkek | Etine dolgun olan kimse. |
| Dolay : | Türkçe | Erkek | Etraf, çevre. |
| Dolun : | Türkçe | Kız | bk. Tolun |
| Dolunay : | Türkçe | Kız | Ayın bütün olarak ve parlak göründüğü dönemi. |
| Domaniç : | Türkçe | Erkek | 1. Tümsek, yokuş. 2. Kambur. |
| Domurcuk : | Türkçe | Kız | Tomurcuk. |
| Donat : | Türkçe | Erkek | “Donat, süsle“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Dora : | Türkçe | Erkek | 1. Dağ doruğu. 2. Bir şeyin üst kısmı, yukarısı, tepe. 3. En yüksek yer, uç. |
| Dorak : | Türkçe | Erkek | Tepe, en yüksek yer, doruk. |
| Doru : | Türkçe | Erkek | 1. Gövdesi kızıl, ayakları ve yelesi kara olan at. 2. Doruk. |
| Doruk : | Türkçe | Erkek | 1. Tepe, en yüksek yer, uç, zirve. 2. En üstün başarı düzeyi. 3. Kibirli. |
| Dorukhan : | Türkçe | Erkek | Başarılı, üstün nitelikli hükümdar. |
| Dorukkan : | Türkçe | Erkek | Başarılı, üstün nitelikli kimse. |
| Dorukkut : | Türkçe | Erkek | Başarılı, üstün nitelikli, saygın kimse. |
| Dost : | Farsça | Erkek | Sevilen, güvenilen yakın arkadaş. |
| Dölaslan : | Türkçe | Erkek | Aslan gibi güçlü soydan gelen kimse. |
| Dölek : | Türkçe | Erkek | 1. Ağırbaşlı, sakin, terbiyeli kimse. 2. Uyanık, dikkatli kimse. 3. Eli işe yatkın, becerikli kimse. 4. Dürüst, mert kimse. 5. Güzel, iyi. |
| Dölen : | Türkçe | Kız | Sakin, huzurlu, rahat kimse. |
| Dölensoy : | Türkçe | Erkek | Sakin, huzurlu bir soydan gelen kimse. |
| Döndü : | Türkçe | Kız | l. Henüz evlenmemiş kız. 2. Gittiği yerden geri gelen. |
| Döne : | Türkçe | Kız | 1. “Bundan sonraki çocuklar erkek olsun“ anlamında kullanılan bir ad. 2. Karşı ziyarette bulunma. |
| Dönmez : | Türkçe | Erkek | Sözünden dönmeyen, dediğini yapan, azimli, kişilikli. |
| Dönmezcan : | Türkçe +Farsça | Erkek | Sözünden dönmeyen, dediğini yapan, azimli, kişilikli kimse. |
| Dönmezsoy : | Türkçe | Erkek | Sözünden dönmeyen, dediğini yapan, azimli, kişilikli bir soydan gelen kimse. |
| Dönmeztekin : | Türkçe | Erkek | Sözünden dönmeyen, dediğini yapan, azimli, kişilikli hükümdar. |
| Dönü : | Türkçe | Erkek | Tövbe. |
| Dönüş : | Türkçe | Kız | Dönme işi, dönme. |
| Dudu : | Farsça | Kız | 1. Hanım. 2. Abla. 3. Küçük kardeş. |
| Dudubikem : | Farsça +Türkçe | Kız | “Evlenmemiş ablam, kardeşim“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Duduhan : | Farsça +Türkçe | Kız | Abla, kardeş. |
| Duhan : | Arapça | Kız | 1. Kur'an-ı Kerim'de bir sure adı. 2. Duman. |
| Duhter : | Farsça | Kız | Kız. |
| Duman : | Türkçe | Erkek | Bir maddenin yanmasıyla çıkan kara ve esmer renkli gaz. |
| Dumanbey : | Türkçe | Erkek | Kara ve esmer renkli bey. |
| Dumlu : | Türkçe | Erkek | Tek namlulu ve içine bir fişek konulabilen tüfek. |
| Dumrul : | Türkçe | Erkek | 1. Tuğrul kuşu. 2. Dede Korkut hikâyelerinde geçen bir kahramanın adı. |
| Dura : | Türkçe | Erkek | “Yaşasın, ölmesin“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Duracan : | Türkçe +Farsça | Erkek | “Yaşasın, uzun ömürlü olsun“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Durak : | Türkçe | Erkek | 1. Tren, tramvay, otobüs, minibüs vb. genel taşıtların durmak zorunda olduğu veya durabileceği yer. 2. Hece ölçüsüyle yazılmış şiirlerde ölçü kalıpları içindeki durma yerleri. |
| Dural : | Türkçe | Erkek | Hep aynı durumda olan, değişmeden kalan, sakin. |
| Duran : | Türkçe | Erkek | 1. Yaşayan, varlığını sürdüren. 2. Dağ yolu. 3. Kalan. 4. Dingin, sakin, huzurlu. |
| Duranay : | Türkçe | Erkek | Dingin, sakin, huzurlu bir biçimde yaşamını sürdüren kimse. |
| Duransoy : | Türkçe | Erkek | Dingin, sakin, huzurlu bir biçimde yaşamını sürdürmüş soydan gelen kimse. |
| Durantekin : | Türkçe | Erkek | Dingin, sakin, huzurlu bir biçimde yaşamını sürdüren hükümdar. |
| Duray : | Türkçe | Erkek | “Yaşa, uzun ömürlü ol“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Durdu : | Türkçe | Kız | Uzun ömürlü olması, yaşaması istenen çocuklara verilen bir ad. |
| Durgun : | Türkçe | Erkek | 1. Dingin, sakin. 2. Canlı olmayan, hareketsiz |
| Durguner : | Türkçe | Erkek | Dingin, sakin kimse. |
| Durgunsu : | Türkçe | Erkek | Dingin, sakin akan suya benzeyen kimse. |
| Durkadın : | Türkçe | Kız | “Artık çocuğun olmasın“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Durkaya : | Türkçe | Erkek | “Artık çocoğun olmasın“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Durmuş : | Türkçe | Erkek | Uzun ömürlü olması, çok yaşaması istenen çocuklara verilen ad. |
| Dursun : | Türkçe | Erkek | “Çok yaşasın, uzun ömürlü olsun“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Dursune : | Türkçe | Kız | Son olması istenen kız çocuklarına verilen adlardandır. |
| Durşen : | Türkçe | Erkek | “Mutlu bir biçimde yaşa“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Duru : | Türkçe | Kız | Bulanık olmayan, temiz, berrak, saf. |
| Durualp : | Türkçe | Erkek | Özü temiz yiğit. |
| Durubay : | Türkçe | Erkek | Özü temiz zengin kişi. |
| Durucan : | Türkçe +Farsça | Erkek | Özü temiz kişi. |
| Durugül : | Türkçe +Farsça | Kız | Özü temiz güzel kadın. |
| Duruhan : | Türkçe | Erkek | Özü temiz hükümdar. |
| Duruiz : | Türkçe | Erkek | Özü temiz kimse. |
| Duruk : | Türkçe | Erkek | 1. Durulmuş, duru, berrak. 2. Doruk. 3. Belli bir süre değişmeyen, olduğu gibi kalan. |
| Durukadın : | Türkçe | Kız | Özü temiz kadın. |
| Durukal : | Türkçe | Erkek | “Yaşamın boyunca özün temiz olsun“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Durul : | Türkçe | Erkek | “Berrak, saf duruma gel“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Durusan : | Türkçe | Erkek | Temiz tanınmış kimse. |
| Durusel : | Türkçe +Arapça | Erkek | Saf ve berrak akan sel. |
| Durusoy : | Türkçe | Erkek | Soylu, temiz aileden gelen kimse. |
| Durusu : | Türkçe | Erkek | Sakin akan saf ve berrak su. |
| Durutekin : | Türkçe | Erkek | Özü temiz olan hükümdar. |
| Durutürk : | Türkçe | Erkek | Temiz, dürüst Türk. |
| Duşize : | Farsça | Kız | El değmemiş kız. |
| Duygu : | Türkçe | Kız | Kimi nesne, olay ya da kişilerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim, his. |
| Duygu : | Türkçe | Erkek | Kimi nesne, olay veya kişilerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim, his. |
| Duygun : | Türkçe | Kız | Duygulu, hassas. |
| Duysal : | Türkçe | Kız | Duymakla, hissetmekle ilgili olan. |
| Duyu : | Türkçe | Erkek | Algılama yeteneği. |
| Dülge : | Türkçe | Erkek | Deste. |
| Dülger : | Farsça | Erkek | Yapıların tahta işlerini yapan kimse. |
| Dündar : | Arapça +Farsça | Erkek | 1. bk. Dindar 2. T. Eski ordu düzeninde artçı birlik. |
| Dündaralp : | Arapça +Farsça +Türkçe | Erkek | 1. Dinine bağlı yiğit. 2. T. Eski ordu düzenindeki artçı birlikte yer alan yiğit. |
| Dürdane : | Arapça +Farsça | Kız | İnci tanesi. |
| Dürefşan : | Arapça +Farsça | Kız | 1. İnci serpen. 2. İnci gibi söz söyleyeni |
| Düri : | Arapça | Kız | bk. Düriye |
| Düriye : | Arapça | Kız | İnci gibi parlayan, parlak. |
| Dürnev : | Arapça +Farsça | Kız | Yeni inci. |
| Dürri : | Arapça | Erkek | Parlak, parlayan, inci gibi parlayan. |
| Dürrüşehvar : | Arapça +Farsça | Kız | Padişahlara yaraşır değerde inci. |
| Düşün : | Türkçe | Erkek | Düşünce, fikir. |
| Düşünsel : | Türkçe | Erkek | Düşünceyle ilgili, düşünceye dayanan. |
| Düşvar : | Farsça | Erkek | Güç, zor. |
| Düzel : | Türkçe | Erkek | Eline ayağına düzgün kimse. |
| Düzey : | Türkçe | Erkek | Bir kimsenin başkalarına göre değer ve yücelik derecesi. |
| Düzgün : | Türkçe | Erkek | 1. Düzenli, doğru. 2. Eksiksiz, kusursuz. |