04 Aralık 2021
29 Rebiü'l-Ahir 1443
MENÜ
SOHBETLER HAZRET-İ MUHAMMED'IN
(S.A.V) HAYATI
SEVGİLİ PEYGAMBERİM KUR'AN-I KERİM İLMİHAL İSLAM VE TOPLUM 40 HADİS HADİS-İ ŞERİFLER OSMANLICA SÖZLÜK RÜYA TABİRLERİ BEBEK İSİMLERİ ABDÜLKADİR BİLGİLİ
(SEBATİ) DİVANI
NİYAZİ MISRİ DİVANI HİKMETLİ SÖZLER KUR'AN-I KERİM ÖĞRENİYORUM KUR'AN-I KERİM (SESLİ ve YAZILI) SESLİ ARŞİV İLAHİLER
İSLAM ve TASAVVUF
TASAVVUFUN TARİFLERİ TASAVVUFUN DOĞUŞU TASAVVUFUN ANADOLU'YA GİRİŞİ HALVETİLİĞİN TARİHİ HALVETİLİĞİN TARİHİ GELİŞİMİ HALVETİLİĞİN TÜRK TOPLUMUNDAKİ YERİ HALVETİYYE SİLSİLESİ PİRLERİMİZİN HAYATLARI MEHMET ALİ İŞTİP (VAHDETİ) ABDÜLKADİR BİLGİLİ (SEBATİ) İBRAHİM GÜLMEZ(KANÂATÎ)
EHLİ - BEYT
EHL-İ BEYT KİMDİR? EHL-İ BEYTİ SEVMEK
RESÛLULLAH'I SEVMEKTİR
EHL-İ BEYT EMANETİ RESÛLULLAH'TIR EHL-İ BEYTİN HALİ NUH'UN GEMİSİ GİBİDİR EHL-İ BEYT OLMAK HEM NESEBİ HEMDE MEZHEBİDİR
ONİKİ İMAMLAR
HZ. İMAM ALİ K.A.V RA HZ. İMAM HASAN-I (MÜCTEBA) HZ. İMAM HÜSEYİN-İ (KERBELA) HZ. İMAM ZEYNEL ABİDİN HZ. İMAM MUHAMMED BAKIR HZ. İMAM CAFER-İ SADIK HZ. İMAM MUSA-İ KAZIM HZ. İMAM ALİYYUL RIZA HZ. İMAM MUHAMMED CEVAD (TAKİ) HZ. İMAM ALİ HADİ (NAKİ) HZ. İMAM HASAN’UL ASKERİ HZ. İMAM MUHAMMED MEHDİ






C harfiyle başlayan bebek isimleri


KIZ BEBEK İSİMLERİ ERKEK BEBEK İSİMLERİ

A B C D E F G H I J K L M N O P R S T U V Y Z

İsimKökeniCinsiyetAnlamı
Carullah :ArapçaErkek1. Allah'a komşu olan.
2. Mekke'ye gidip orada oturan kimse.
Caize :ArapçaKız1. Armağan, hediye.
2. Yol yiyeceği, azık.
3. Eski şairlere yazdıkları methiyeler için verilen bahşiş.
Çeri :TürkçeErkek1. Asker, ordu.
2. Savaş.
Cündi :ArapçaErkek1. Ata iyi binen, binici, süvari.
2. Asker.
Çalın :TürkçeErkek1. Ateş çakmağı.
2. Çiy, kırağı.
Canik :TürkçeKız1. Atik, çevik.
2. Gözü açık ve becerikli.
Canfer :FarsçaErkek1. Aydın, bilgili kimse.
2. Güçlü, saygın kimse.
Çağdaş :TürkçeKız1. Aynı çağda yaşayan.
2. Bulunulan çağın koşullarına uygun olan.
3. Yaşıt.
Çağla :TürkçeKız1. Badem, kayısı, erik gibi çekirdekli yemişlerin ham durumu.
2. “Coşkulu ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Çağan :TürkçeErkek1. Bayram.
2. Kalın ve kuvvetli deve kösteği.
3. Doğan kuşu.
Çağa :TürkçeErkek1. Bebek, çocuk.
2. Küçük kuş yavrusu.
Çıtanak :TürkçeErkek1. Bir dalda birkaç meyvenin bulunması.
2. Küçük dal.
Cevher :ArapçaErkek1. Bir şeyin esası, öz, maya.
2. Güç, enerji.
3. Değerli süs taşı, mücevher.
Çora :TürkçeErkek1. Bir tür toprak.
2. Her türlü yemek.
Çağrı :TürkçeKız1. Birini çağırma, davet.
2. Doğan, çakır kuşu.
3. Rütbe, unvan, san.
Çınar :FarsçaErkek1. Boyu 30 m.ye ulaşabilen, kalın dallı, çok uzun ömürlü bir ağaç türü.
2. Dayanak, destek, güç alınan kimse.
Çadır :FarsçaErkek1. Çadır.
2. Kadınların baş örtüsü.
Çağrıbey :TürkçeErkek1. Çağıran bey.
2. Selçuklu Devleti´nin kurucularından Horasan Meliki.
Çağıl :TürkçeKız1. Çağla ilgili.
2. Çakıl.
3. Çağla.
Çağlar :TürkçeKız1. Çağlayan.
2. Coşkulu, canlı kimse.
Çığıl :TürkçeErkek1. Çakıl ve taş yığını.
2. Kalabalık.
3. İri saman.
Candar :FarsçaErkek1. Canlı, diri.
2. Koruyucu, muhafız.
Çaykara :TürkçeErkek1. Çay kıyılarında çıkan kaynak, pınar.
2. Kumsal, nehir yatağı.
Çerme :TürkçeErkek1. Çay kıyılarında sulu ve yeşil yer.
2. Akarsuların topraktan çıkan sızıntısı.
3. Kaynak.
Çaylan :TürkçeKız1. Çay ve ırmağın geçit yeri.
2. Kumsal, kumlu yer.
3. Çakıllı yer.
Çapan :TürkçeErkek1. Ceket.
2. Engelli, tehlikeli.
3. Düğün yemeği yapan aşçı.
4. Alkış, el çırpma.
Cazibe :ArapçaKız1. Çekici, alımlı, sevimli.
2. Alım, alımlılık, çekicilik.
3. Yer çekimi, yıldızların birbirini çekmesi.
Çalış :TürkçeErkek1. Çelme, güreş.
2. Çarpışma, cenk, savaş.
Cevahir :ArapçaErkek1. Cevherler, elmaslar, değerli taşlar.
2. Özler, mayalar.
Çelenk :TürkçeErkek1. Çiçek, dal ve yapraklarla yapılmış halka.
2. Uzun kuş tüyü.
3. Gümüş veya altın taç.
Çığır :TürkçeKız1. Çığın kar üzerinde açtığı yol.
2. İz.
3. Taşlı yol, patika.
4. Yenilikçi akım.
Çoğa :TürkçeErkek1. Çocuk.
2. Yavru.
Çepni :TürkçeErkek1. Dağ köylüsü.
2. Oğuzların Üçok koluna bağlı bir Türk Boyu.
Çığ :TürkçeErkek1. Dağdan yuvarlanan ve yuvarlandıkça büyüyen kar kümesi.
2. Sürü, kafile.
3. Çok, sık, fazla.
Çokan :TürkçeErkek1. Dağın doruğu.
2. Zirveye ulaşan.
Çıtak :TürkçeErkek1. Dağlı, dağlarda yaşayan.
2. Köylü.
3. Yabancı, göçmen.
4. Kavgacı, inatçı, huysuz.
5. Açıkgöz, kurnaz.
6. İyi giyinmiş, yakışıklı delikanlı.
Çangal :TürkçeErkek1. Dallı budaklı, eğri ağaç.
2. Çok zayıf.
3. Dere dibi.
Çaltı :TürkçeErkek1. Diken, çalı.
2. Küçük ve dikenli orman.
3. Akasya.
4. Engel.
5. Kuytu yer.
6. Hızlı, çevik.
Cennet :ArapçaKız1. Dinî inanışına göre, iyilik yapanların, günahsızların, öldükten sonra sonsuz mutluluğa kavuşacakları yer, uçmak.
2. Çok güzel, ferah yer, bahçe.
Çağ :TürkçeErkek1. Dönem, mevsim, zaman.
2. Yaş.
3. Yüzyıl, asır.
4. Çağlayan.
Cura :TürkçeErkek1. Dost, arkadaş, sevgili.
2. Güzel, ahenkli ses.
3. Ufak tefek, çelimsiz.
4. Küçük zurna.
5. Atmaca, doğan.
Çeber :TürkçeErkek1. El işlerinde usta, dikkatli, becerikli kimse.
2. Açıkgöz, cesur.
Cömert :FarsçaErkek1. Eli açık.
2. Verimli.
Cihan :FarsçaErkek1. Evren, âlem.
2. Dünya.
Coşku :TürkçeErkek1. Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu.
2. Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan.
Çin :TürkçeErkek1. Gerçek, gerçeklik, doğru.
2. Omuz.
3. Üzerinde çok meyve bulunan dal.
4. Soylu, öz, katıksız.
Çelebi :TürkçeErkek1. Görgülü, terbiyeli, olgun kimse.
2. Bektaşi ve Mevlevi pirlerinin en büyüklerine verilen san.
3. Kayınbirader.
Çalım :TürkçeKız1. Gösterişli tavır, kurulma.
2. Kılıcın keskin tarafı.
3. İlgi.
4. Vuruş.
Çelim :TürkçeErkek1. Güç, kuvvet.
2. Tavır, çalım.
Cengiz :TürkçeErkek1. Güçlü, yılmaz, gözü pek kimse.
2. Tarihte Büyük Moğol İmparatorluğu´nu kuran Türk hükümdarı.
Çavaş :TürkçeErkek1. Güneş.
2. Güneşli yer, güney.
Çuvaş :TürkçeErkek1. Güneş.
2. Güneşli yer.
3. Açık hava.
4. Çadır.
5. Rusya'da yaşayan bir Türk kavminin adı.
6. Yoksul.
Çekim :TürkçeErkek1. Güzel ve muntazam görünüş.
2. Güç, takat.
3. Çam yaprağı.
4. Çam kozalağı.
Cemil :ArapçaErkek1. Güzel.
2. Allah’ın sıfatlarından biri.
Cemile :ArapçaKız1. Güzel.
2. Hoşa gitmek için yaranma.
Çilen :TürkçeKız1. Hafif yağan yağmur, çisenti.
2. Suyun derin olmayan yeri.
Çığa :TürkçeErkek1. Horoz, cennet kuşu gibi kuşların kuyruğundaki tüylerden en gösterişlisi.
2. Yaramaz çocuk.
3. Karışık renkli bir tür kuş.
Cem :FarsçaErkek1. Hükümdar, şah.
2. İran mitolojisinde şarabı bulan.
3. Ar. Toparlanma, bir araya gelme.
Çaylak :TürkçeErkek1. Irmağın geçit yeri, geçit.
2. Sözünde durmayan kimse.
3. Yırtıcılardan uzun kanatlı, çengel gagalı, küçük kuşları avlayan bir kuş.
Cebrail :ArapçaErkek1. İş yapabilen melek.
2. Allah'a en yakın olan dört melekten, peygamberlere buyruk ve vahiy getirmekle görevli olanı.
Cevdet :ArapçaErkek1. İyilik, güzellik.
2. Olgunluk, büyüklük.
3. Kusursuzluk.
Çeltik :TürkçeErkek1. Kabuğu ayıklanmış pirinç.
2. Dokunaklı söz.
3. Çoban yamağı.
Çandar :TürkçeErkek1. Kadınhanı ve Konya taraflarında yetişen, Karaman ile dağlıcın birleşmesinden meydana delen bir koyun türü.
2. Osmanlı İmparatorluğu zamanında sadrazamlar ve kazaskerler yetiştirmiş büyük bir ailenin adı.
Çeçen :TürkçeErkek1. Kafkasya'nın kuzeydoğusunda yaşayan bir halkın adı.
2. Akıllı.
3. Söz ustası, hatip.
4. Yakışıklı.
Celâsun :Moğ.Erkek1. Kahraman, cesur, atak delikanlı, yiğit.
2. Genç ve sağlıklı, gürbüz kimse.
Çotur :TürkçeErkek1. Kısa boylu, sağlam, güçlü kimse.
2. Yassı, buruşuk.
3. Fundalık.
Çıngı :TürkçeErkek1. Kıvılcım.
2. Parça.
Çakar :TürkçeErkek1. Kıvılcım.
2. Şimşek.
3. Yaman, görmüş geçirmiş kimse.
Cuci :TürkçeErkek1. Konuk.
2. Sevgili.
3. Cengiz Han'ın dört oğlundan en büyüğü ve Altınordu devletinin kurucusu.
Çokay :TürkçeErkek1. Köy zengini, çiftlik sahibi.
2. Eşkıya.
Cafer :ArapçaErkek1. Küçük akarsu.
2. Caferî mezhebinin kurucusu.
3. Hz. Ali'nin Mute Savaşı´nda ölen kardeşinin adı.
Cüneyt :ArapçaErkek1. Küçük asker, askercik.
2. Beylikler döneminde Aydınoğulları soyunun en son temsilcisi olan beyin adı.
Çağlı :TürkçeErkek1. Kuvvetli.
2. Namuslu.
Çakır :TürkçeKız1. Mavimsi, mavi benekli, gri göz rengi.
2. Bir doğan cinsi.
3. Gönül, iç, can.
Çitlembik :TürkçeKız1. Mercimekten biraz büyük, buruk lezzette meyvesi olan bir ağaç.
2. Ufak tefek, esmer ve sevimli.
Çekin :TürkçeErkek1. Meşe ağaçlarında olan iri bir çeşit meyve.
2. Bağ çubuklarının açılmak üzere bulunan gözlerini bitten korumak için kullanılan ökse.
Cemşit :FarsçaErkek1. Mitolojide, İran’ın efsanevi dördüncü şahı.
2. Bu şah görünüşünde olan.
Çiğil :TürkçeErkek1. Omuz, omuz başı.
2. Bir Türk boyu.
Çavuş :TürkçeErkek1. Orduda onbaşıdan sonra gelen, görevi manga komutanlığı olan erbaş.
2. Kılavuz.
Can :FarsçaKız1. Ruh.
2. Güç, dirilik,
3. İnsanın kendi varlığı, özü,
4. Gönül.
5. Çok içten, sevimli, şirin kimse.
Can :FarsçaErkek1. Ruh.
2. Güç, dirilik.
3. İnsanın kendi varlığı, özü.
4. Gönül.
5. Çok içten, sevimli, şirin kimse.
Çıvgın :TürkçeErkek1. Rüzgâr ve karla karışık yağan yağmur.
2. Ağacın verdiği yeni sürgün, filiz.
Çapaner :TürkçeErkek1. Saldıran, atılan, hücum eden kimse.
2. Koşan, hızlı hareket eden kimse.
Çapkan :TürkçeErkek1. Saldıran, atılan, hücum eden.
2. Koşan, hızlı hareket eden.
Çapar :TürkçeErkek1. Sarışın, mavi gözlü, çilli, insan.
2. Kula renkli hayvan.
3. Çiçek bozuğu yüz.
4. Huysuz, ters adam.
5. Cesur.
Cengâver :FarsçaErkek1. Savaşçı, silâhşor.
2. Savaşı seven, savaşkan,dövüşken.
Çağlak :TürkçeKız1. Şelale, çağlayan.
2. Yırtıcı kuş, çaylak.
Çetin :TürkçeErkek1. Sert, inatçı.
2. Sarp, engelli.
3. Çözümlenmesi güç.
4. Hayırsız.
Çakım :TürkçeErkek1. Şimşek, kıvılcım
2. Yığın.
Çakın :TürkçeErkek1. Şimşek, kıvılcım.
2. Mavi gözlü.
Çevrim :TürkçeErkek1. Sınır.
2. Girdap.
3. Sürekli ve düzenli değişme.
Çağır :TürkçeErkek1. Şıra.
2. Çakır.
3. Dar yol, küçük yol.
Çisen :TürkçeKız1. Sisli ve kapalı havada ince ince yağan yağmur.
2. Çiy.
Çelik :TürkçeErkek1. Su verilip sertleştirilen demir.
2. Çok güçlü, kuvvetli.
3. Kısa kesilmiş dal.
Çekik :TürkçeErkek1. Tarla kuşu.
2. Çekilmiş olan.
Çakmak :TürkçeErkek1. Taşa vurulup kıvılcım çıkaran çelik parçası.
2. Tutuşturma aygıtı.
Çaynak :TürkçeErkek1. Tırnak, pençe.
2. Eli kolu tutmayan, sakat.
Cuma :ArapçaErkek1. Toplanma.
2. Perşembeden sonra gelen gün.
Çav :TürkçeErkek1. Ün, şöhret, şan.
2. İz, eser.
3. Güneşin buluttan sıyrılmış durumu.
4. Yüksek ses.
Çavlı :TürkçeErkek1. Ünlü, şanlı.
2. Henüz ava alıştırılmamış doğan yavrusu.
Çınar :FarsçaKız1. Uzun boylu, kalın dallı, uzun ömürlü bir ağaç.
2. Dayanak, destek, güç alınan kimse, güçlü kimse.
Cerit :ArapçaErkek1. Verimsiz, çorak yer.
2. Bekâr.
3. Tarihte bir Türk oymağının adı.
Çelen :TürkçeErkek1. Yakışıklı delikanlı.
2. Tepelerin kar tutmayan kuytu yeri.
3. Açıkgöz, becerikli, kurnaz.
4. Evlerin dışında bulunan saçak.
5. Akıllı.
Çakmur :TürkçeErkek1. Yarı uykulu bakış.
2. Sert taş
3. Pinti.
Çağatay :TürkçeErkek1. Yavru at, tay.
2. Cengiz Hanın oğlu.
Cedide :ArapçaKız1. Yeni, kullanılmamış.
2. Pek az zamandan beri bilenen veya mevcut olan.
Çelem :TürkçeErkek1. Yiğit.
2. Şalgam.
Çınak :TürkçeErkek1. Yırtıcı kuş pençesi.
2. Yağmurdan sonra açan hava.
Çetik :TürkçeErkek1. Yünden örülmüş terlik, mes.
2. Çarık.
3. Çocuk ayakkabısı.
4. Çekirge.
5. Fidan.
Çıray :TürkçeErkek1. Yüz çizgileri, yüz güzelliği.
2. Beniz, yüz.
3. İnsan resmi.
Cemal :ArapçaErkek1. Yüz güzelliği, güzellik.
2. Güzel yüz.
Çopur :TürkçeErkek1. Yüzü, çiçek hastalığından kalma küçük yara izleri taşıyan kimse.
2. Bir tür geyik.
3. Benekli antilop.
Cebe :Moğ.Erkek1. Zırh, zırhlı giysi.
2. Savaşla ilgili silah ve araçlar.
Cabbar :ArapçaErkek1. Zorlayan, cebreden.
2. Kuvvet ve kudret sahibi (Allah.)
3. Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yıldız kümesi.
Canıpek :TürkçeKızAcıya, sıkıntıya karşı dayanıklı olan kimse.
Cezayir :ArapçaErkekAdalar.
Çayhan :TürkçeErkekAdı çay olan hükümdar.
Çotuk :TürkçeErkekAğaç kütüğü, asma kütüğü.
Çalkın :TürkçeErkekAlev.
Cemalullah :ArapçaErkekAllah'ın lütfu.
Cündullah :ArapçaErkekAllah’ın askerleri.
Çakman :TürkçeErkekAmacına erişen, ulaşan kimse
Cemşir :Arapça+FarsçaErkekArslan gibi yürekli olan hükümdar.
Çağrınur :Türkçe+ArapçaKızAydınlığa, ışığa davet eden kimse.
Çiçek :TürkçeKızBir bitkinin, üreme organlarını taşıyan, çoğu güzel kokulu, renkli bölümü.
Çağlan :TürkçeErkekBir ırmağın denize kavuştuğu yer.
Cebbar :ArapçaErkekbk. Cabbar
Çağaçar :TürkçeErkekbk. Çağaçan
Çender :TürkçeErkekbk. Çandar
Cantaş :Farsça+TürkçeErkekbk. Candaş
Canbolat :FarsçaErkekbk. Canpolat
Çabar :TürkçeErkekbk. Çapar
Cerullah :ArapçaErkekbk. Carullah
Cavlı :TürkçeErkekbk. Çavlı
Cavuldur :TürkçeErkekbk. Çavuldur
Cemaleddin :ArapçaErkekbk. Cemalettin
Cimşit :FarsçaErkekbk. Cemşit
Çengiz :TürkçeErkekbk. Cengiz
Cenger :Farsça+TürkçeErkekbk. Cenker
Çığal :TürkçeErkekbk. Çığa
Çoku :TürkçeErkekbk. Çokan
Çoğay :TürkçeErkekbk. Çokay
Çulpan :TürkçeErkekbk. Çolpan
Culduz :TürkçeErkekbk. Yıldız
Çavdar :TürkçeErkekBuğdaygillerden, birçok türü bulunan, yıllık, boylu bir bitki.
Çavlan :TürkçeErkekBüyük çağlayan.
Çağakan :TürkçeErkekÇağ değiştiren kimse.
Çağman :TürkçeErkekÇağın insanı.
Çağnur :Türkçe+ArapçaKızÇağın ışık saçan bireyi.
Çağay :TürkçeErkekÇağın parlak ve aydın bireyi.
Çağbay :TürkçeErkekÇağın zengini olan kimse.
Çağlayangil :TürkçeErkekÇağlayan ailesine mensup olan kimse.
Çağlayantürk :TürkçeErkekÇağlayan Türk.
Çağlam :TürkçeErkekÇağlayan.
Çakırca :TürkçeErkekÇakıra benzeyen.
Canfeza :FarsçaKızCan artıran, gönle ferahlık veren.
Cansu :Farsça+TürkçeKızCan suyu, yaşam veren su.
Çankara :TürkçeErkekÇan ve kara.
Cankorur :Farsça+TürkçeErkekCanı koruyan kimse.
Canpolat :FarsçaErkekCanı, özü çelik gibi güçlü kimse.
Cansunay :Farsça+TürkçeErkekCanını feda eden kimse.
Canfeda :Farsça+ArapçaKızCanını veren, özverili kimse.
Çağkan :TürkçeErkekCanlı, dinamik, çalışkan kimse.
Cangür :Farsça+TürkçeErkekCanlı, neşeli kimse.
Çaydamar :TürkçeErkekÇay gibi akıp giden.
Cazip :ArapçaErkekÇekici, ilgi uyandırıcı, albenili olan.
Çelikten :Türkçe+FarsçaErkekÇelik gibi güçlü, sağlam, dayanıklı kimse.
Çuğa :TürkçeErkekCesur, kahraman.
Çelikyürek :TürkçeErkekCesur, soğukkanlı kimse.
Çakırer :TürkçeErkekCesur, yiğit kimse.
Ceren :Moğ.KızCeylan.
Cihanfer :FarsçaKızCihanı, dünyayı aydınlatan, dünyanın ışığı.
Cilvesaz :FarsçaKızCilve yapan, cilveli.
Cilvekâr :FarsçaKızCilveli, cilve yapan.
Cilvenaz :FarsçaKızCilveli, nazlı.
Çilenti :TürkçeKızÇiy, jale.
Çolpan :TürkçeKızÇoban yıldızı, Zühre, Venüs.
Cahide :ArapçaKızÇok çalışan, çaba gösteren kimse.
Çalışkan :TürkçeKızÇok çalışan, çalışmayı seven.
Caner :Farsça+TürkçeErkekÇok içten, sevilen, sevimli kimse.
Çimnaz :Türkçe+FarsçaKızÇok nazlı.
Ceminur :ArapçaKızÇok nurlu, aydınlık kimse.
Çölbey :TürkçeErkekÇölde yaşayan bey.
Civanmert :FarsçaErkekCömert, eli açık kimse.
Cevat :ArapçaErkekCömert, eli açık.
Coşkun :TürkçeErkekCoşan, coşkulu, heyecanlı kimse.
Coşan :TürkçeErkekCoşku duyan, heyecanlı kimse.
Coşar :TürkçeErkekCoşkulu, heyecanlı.
Cumali :ArapçaErkekDeğerli, yüce bir biçimde bir araya getirilmiş olan.
Çopar :TürkçeErkekDikkatsiz.
Cihat :ArapçaErkekDin uğrunda düşmanla savaşma.
Cemalettin :ArapçaErkekDinin güzelliği.
Celâlettin :ArapçaErkekDinin ululuğu, yüceliği, büyüklüğü.
Çalkara :TürkçeErkekDoğan türünden bir kuş.
Çinel :TürkçeErkekDoğru el, dürüst, namuslu.
Çinerk :TürkçeErkekDoğru yolda kullanılan güç.
Çinel :TürkçeKızDoğru, dürüst, namuslu kimse.
Candaş :Farsça+TürkçeKızDost, arkadaş, yoldaş.
Cihani :FarsçaErkekDünyalı, insan.
Cihanmert :FarsçaErkekDünyanın en cömert insanı.
Cihangül :FarsçaKızDünyanın gülü.
Cihanbanu :FarsçaKızDünyanın hanımefendisi.
Cihanşah :FarsçaErkekDünyanın şahı, hükümdarı.
Cihaner :Farsça+TürkçeErkekDünyanın yiğidi.
Cihandar :FarsçaErkekDünyaya egemen olan hükümdar.
Cihangir :FarsçaErkekDünyaya egemen olan, dünyayı zapt eden kimse.
Cihannur :Farsça+ArapçaErkekDünyayı aydınlatan, nurlu, ışıklı.
Cihandide :FarsçaErkekDünyayı gezip görmüş, deneyimli kimse.
Cihanefruz :FarsçaErkekDünyayı parlatan, aydınlatan kimse.
Cangiray :Farsça+Moğ.ErkekDürüst, samimi hükümdar.
Çolak :TürkçeErkekEli veya kolu sakat kimse.
Cindoruk :TürkçeErkekEn yüksek yer, zirve.
Çınay :TürkçeErkekEtrafa gerçekten ışık saçan kimse.
Cefa :ArapçaErkekEziyet, sıkıntı, çile.
Cevri :ArapçaErkekEziyet, sıkıntıyla ilgili olan.
Çöyür :TürkçeErkekFidan.
Çiftçi :TürkçeErkekGeçimini toprağını ekerek sağlayan kimse.
Çeyiz :TürkçeKızGelin için hazırlanan her tür eşya.
Civanşir :FarsçaErkekGenç aslan.
Canözen :Farsça+TürkçeKızGerçek dost olan kimse.
Canören :Farsça+TürkçeErkekGerçek dost olan.
Çinkılıç :TürkçeErkekGerçek savaşçı.
Canyurt :Farsça+TürkçeErkekGerçek yurt.
Canözlem :Farsça+TürkçeKızGerçekten özlenen kimse.
Çoker :TürkçeErkekGerçekten yiğit olan kimse.
Canperver :FarsçaKızGönül açan, iç açan, ruhu besleyen.
Canrüba :FarsçaKızGönül kapan, gönül alan sevgili.
Ceylân :Moğ.KızGözlerinin güzelliğiyle ünlü, ince bacaklı, hızlı koşan, zarif, memeli hayvan.
Çarlan :TürkçeErkekGüçlü akan su.
Cengizhan :TürkçeErkekGüçlü hükümdar.
Çelikkan :TürkçeErkekGüçlü soydan gelen kimse.
Çelikhan :TürkçeErkekGüçlü, kuvvetli hükümdar.
Çambel :TürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
Çeliktürk :TürkçeErkekGüçlü, kuvvetli Türk.
Calp :TürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, gayretli.
Canberk :Farsça+TürkçeErkekGüçlü, sağlam kişilikli kimse.
Çilek :TürkçeKızGülgillerden, sapları sürüngen, pembe kırmızı renkte meyvesi olan bir bitki.
Çoğaş :TürkçeErkekGüneş.
Caran :TürkçeErkekGüzel kokan bir tür çiçek.
Cumhuriyet :ArapçaErkekHalkın egemenliği kendi elinde tuttuğu devlet biçimi.
Çaba :TürkçeErkekHerhangi bir işi yapmak için harcanan güç, zorlu, sürekli çalışma.
Canda :Farsça+TürkçeErkekİçte, özde, yürekte olan kimse.
Canel :Farsça+TürkçeKızİçten, candan uzatılan el, dostluk eli.
Candaner :Far+TürkçeErkekİçten, samimi, dost kimse.
Candan :Farsça+TürkçeKızİçten, yürekten, samimi.
Çam :TürkçeErkekİğne yapraklı, kozalaklı, reçineli ağaç.
Cevza :ArapçaKızİkizler burcu, gökyüzünün kuzey yarım küresinde görünen iki parlak yıldızlı burç.
Çisil :TürkçeKızİnce yağmur.
Cesim :ArapçaErkekİri, büyük.
Çerkez :TürkçeErkekKafkasya'nın yerli boylarından birinin adı ve bu boydan olan kimse.
Celâdet :ArapçaErkekKahramanlık, yiğitlik.
Cazim :ArapçaErkekKarar veren, kesen, kestirip atan.
Çimen :TürkçeKızKendiliğinden yetişmiş çim.
Calibe :ArapçaKızKendine çeken, celbeden, çekici.
Çamak :TürkçeErkekKendini beğenen.
Cezmi :ArapçaErkekKesin karar veren, kararlı kimse.
Çoturay :TürkçeErkekKısa boylu, sağlam, güçlü kimse.
Cankut :Farsça+TürkçeErkekKişinin mutluluğu, talihi, şansı, uğuru.
Canöz :Farsça+TürkçeKızKişinin özü.
Çoğan :TürkçeErkekKökü ve dalları sabun gibi köpüren bir bitki, çöven.
Çevik :TürkçeErkekKolaylık ve çabuklukla davranan, kıvrak, hareketli kimse.
Çağanak :TürkçeErkekKörfez, liman.
Cevval :ArapçaKızKoşan, dolaşan, hareket eden, canlı.
Cevval :ArapçaErkekKoşan, dolaşan, hareket eden, hareketli.
Çerçi :TürkçeErkekKöylerde dolaşarak ufak tefek eşya satan gezgin satıcı.
Çoban :FarsçaErkekKoyun, keçi, inek gibi hayvanları güdüp otlatan kimse.
Çağlayan :TürkçeKızKüçük bir akarsuyun çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer.
Çağlayan :TürkçeErkekKüçük bir akarsuyun, çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer.
Çakıl :TürkçeErkekKüçük veya orta boyda taş parçası.
Çoğahan :TürkçeErkekKüçük yaşta hükümdar olmuş kimse.
Celâyir :Moğ.ErkekMoğol ırkının büyük kollarından biri.
Civanbaht :FarsçaErkekMutlu, şanslı kimse.
Cangün :Farsça+TürkçeKızMutlu, sevimli gün.
Cezlân :ArapçaErkekMutlu.
Çeşminaz :FarsçaKızNazlı, baygın bakışlı göz.
Çarman :TürkçeErkekNeşeli.
Cannur :Farsça+ArapçaKızNurlu olan kimse.
Çavuldur :TürkçeErkekOğuzların Üçok kolundan bir Türk boyunun adı.
Ceben :TürkçeErkekOğuzların yirmi dört boyundan birinin adı.
Çandarlı :TürkçeErkekOsmanlı İmparatorluğu zamanında sadrazamlar ve kazaskerler yetiştirmiş büyük bir ailenin adı.
Cevheri :ArapçaErkekÖzle, yaradılışla ilgili.
Canfide :Farsça+Yun.KızÖzü çiçek fidesi gibi temiz ve güzel olan kimse.
Canfidan :Farsça+Yun.KızÖzü fidan gibi düzgün olan kimse.
Candemir :Farsça+TürkçeErkekÖzü güçlü, demir gibi sağlam ve kişilikli kimse.
Cangül :FarsçaKızÖzü gül gibi sar ve temiz olan kimse.
Cankan :Farsça+TürkçeErkekÖzü hareketli olan kimse.
Canipek :Farsça+TürkçeKızÖzü ipek gibi tertemiz olan kimse.
Cankılıç :Farsça+TürkçeErkekÖzü klıç gibi keskin olan kimse.
Cankurt :Farsça+TürkçeErkekÖzü kurt gibi olan kimse.
Canbek :Farsça+TürkçeErkekÖzü pek, güçlü kişilikli kimse.
Cankaya :Farsça+TürkçeErkekÖzü sağlam olan kimse.
Cansel :Farsça+ArapçaKızÖzü taşkın olan kimse.
Canaydın :Farsça+TürkçeErkekÖzü temiz, aydınlık ruhlu kimse.
Canbay :Farsça+TürkçeErkekÖzü zengin, gönlü tok olan kimse.
Canaltay :Farsça+TürkçeErkekÖzü, ruhu yüce olan kimse.
Canalp :Farsça+TürkçeErkekÖzünde yiğitlik, güçlülük olan kimse.
Çakan :TürkçeErkekParıldayan, ışık veren.
Canten :FarsçaKızRuh ve beden.
Çintan :TürkçeErkekSabah vakti.
Çıdal :TürkçeErkekSabır.
Çıdamlı :TürkçeErkekSabırlı.
Çalıkbey :TürkçeErkekSağlığı yerinde olmayan bey.
Cemşah :FarsçaErkekŞah olan Cem.
Çapın :TürkçeErkekSaldırı, hücum.
Cantekin :Farsça+TürkçeErkekSamimi, içten hükümdar.
Canses :Farsça+TürkçeKızSamimi, içten ses.
Çiler :TürkçeKızŞarkı söyleyen, şakıyan, öten bülbül.
Cenker :Farsça+TürkçeErkekSavaş eri, savaşçı kimse.
Cenk :FarsçaErkekSavaş.
Çalıkuşu :TürkçeKızSerçegillerden, başı koyu kırmızı, çalılık yerleri seven, ötücü bir kuş.
Cenap :ArapçaErkekŞeref, onur ve büyüklük.
Çetinsoy :TürkçeErkekSert, inatçı bir soydan gelen kimse.
Çetinay :TürkçeErkekSert, inatçı kimse.
Çetintürk :TürkçeErkekSert, inatçı Türk.
Çetinalp :TürkçeErkekSert, inatçı yiğit.
Canaş :TürkçeKızSevgili, dost, arkadaş.
Canan :FarsçaErkekSevgili, gönül verilen, âşık olunan.
Cankız :Farsça+TürkçeKızSevilen, sevimli, şirin kız.
Canhanım :Farsça+TürkçeKızSevimli, cana yakın kadın.
Cankoç :Farsça+TürkçeErkekSevimli, cana yakın kimse.
Canbey :Farsça+TürkçeErkekŞirin, tatlı bey.
Canay :Farsça+TürkçeKızŞirin, tatlı kimse.
Cavit :FarsçaErkekSonrasız, sürekli kalacak olan, sonsuz, ebedî.
Cavidan :FarsçaKızSonrasız, sürekli kalacak olan, sonsuz.
Çintay :TürkçeErkekSoylu at.
Çanga :TürkçeErkekSoylu.
Cebesoy :Moğ.+TürkçeErkekSoyu dayanıklı ve sağlam insanlara dayanan kimse.
Caymaz :TürkçeErkekSözünü tutan, sözünden dönmeyen kimse.
Çalkan :TürkçeErkekSu birikintisi.
Cemre :ArapçaKızŞubat ayında birer hafta aralıklarla önce havada, sonra suda en son toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi.
Cemre :ArapçaErkekŞubat ayında birer hafta aralıklarla önce havada, sonra suda ve en son toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi.
Carim :ArapçaErkekSuçlu.
Çıda :TürkçeErkekSüngü, mızrak.
Çağıltı :TürkçeErkekSuyun akarken, taşlara, kayalara çarparak çıkardığı ses.
Çalapkulu :TürkçeErkekTanrı kulu.
Çalapöver :TürkçeErkekTanrı över.
Çalapverdi :TürkçeErkekTanrı verdi.
Çankaya :TürkçeErkekTaşları katmer katmer kalkan kaya.
Cansoy :Farsça+TürkçeKızTatlı ve içten olan kimse.
Civan :FarsçaErkekTaze, genç delikanlı.
Ceyhun :İbr.KızTevrat'a göre cennetin dört nehrinden biri.
Cantez :FarsçaErkekTez canlı, aceleci, hareketli kimse.
Cemi :ArapçaErkekToplanmış, bütün, hep.
Cumhur :ArapçaErkekTopluluk, kalabalık, halk.
Çokman :TürkçeErkekTopuz, gürz.
Cantürk :Farsça+TürkçeErkekTürk'ün dostu, arkadaşı.
Ceyhan :İbr.KızTürkiye'nin Akdeniz bölgesinde, uzunluğu 576 km. olan bir nehir.
Candeğer :Farsça+TürkçeKızUğrunda can verilecek kadar güzel, değerli, sevilen.
Celil :ArapçaErkekUlu, büyük, yüce.
Celilay :Arapça+TürkçeErkekUlu, yüce ay.
Çavdur :TürkçeErkekÜnlü, şöhretli.
Çinuçin :TürkçeErkekÜstün, galip, zafer kazanmış.
Çiltay :TürkçeErkekÜzerinde benekler bulunan tay.
Canfes :FarsçaKızÜzerinde desen bulunmayan, ince dokunmuş, parlak, tok, ipekli kumaş.
Ceyda :ArapçaKızUzun boyunlu ve güzel kadın.
Çobanyıldızı :Farsça+TürkçeKızVenüs gezegeni.
Çorak :TürkçeErkekVerimsiz, bitek olmayan, kıraç toprak.
Çiğlez :TürkçeErkekYakışıklı, ince, uzun boylu.
Canip :ArapçaErkekYan, taraf, cihet, yön.
Candoğan :Farsça+TürkçeErkekYaradılıştan samimi, dost olan kimse.
Çökermiş :TürkçeErkekYaşlı, yaşlanmış, ihtiyar kimse.
Çaydam :TürkçeErkekYatağa doldurulan veya yağmurluk yapılan ince keçe.
Çalgan :TürkçeErkekYatağı taşlık olan ve gürültüyle akan su.
Çağveren :TürkçeErkekYeni bir çağ açan kimse.
Çağaçan :TürkçeErkekYeni bir dönem başlatan kimse.
Çakırbey :TürkçeErkekYiğit, cesur, gözü pek bey.
Çağın :TürkçeKızYıldırım, şimşek.
Celâli :ArapçaErkekYüceliğe mensup.
Celâl :ArapçaErkekYücelik, ululuk, değer.
Cenan :ArapçaErkekYürek, gönül.
Cenani :ArapçaErkekYürekle, gönülle ilgili.
Cesur :ArapçaErkekYürekli, korkusuz, yiğit.
Çiray :TürkçeErkekYüz, surat.
Çilhan :TürkçeKızYüzü çil çil olan hükümdar.
Çilhanım :TürkçeKızYüzü çil çin olan kadın.
Çopuralp :TürkçeErkekYüzü, çiçek hastalığından kalma küçük yara izleri taşıyan yiğit.
Çiğdem :TürkçeKızZambakgillerden, türlü renklerde çiçek açan, çok yıllık, yumrulu bir kır bitkisi.
Cebealp :Moğ.+TürkçeErkekZırh gibi sağlam ve dayanıklı yiğit.
Cabir :ArapçaErkekZorlayan, cebreden.
Canol :Farsça+TürkçeErkek“Candan dost ol, gerçek dost ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Cansunar :Farsça+TürkçeKız“Canını feda eder“ anlamında kullanılan bir ad.
Canser :Farsça+TürkçeKız“Canını, özünü ortaya koy“ anlamında kullanılan bir ad.
Çağlasın :TürkçeErkek“Coşsun, çağlasın“ anlamında kullanılan bir ad.
Cana :FarsçaKız“Ey can, ey sevgili!“ anlamında kullanılan bir ad.
Canal :Farsça+TürkçeKız“Gönül al, kendini sevdir, sevilen biri ol“ anlamında kullanılan bir ad.
Canseven :Farsça+TürkçeKız“İnsanı seven“ anlamında kullanılan bir ad.
Cansev :Farsça+TürkçeKız“İnsanları sev“ anlamında kullanılan bir ad.
Cansun :Farsça+TürkçeKız“Kendini göster“ anlamında kullanılan bir ad.
Cansal :Farsça+TürkçeErkek“Özünü bırak, terket“ anlamında kullanılan bir ad.
Cansen :Farsça+TürkçeKız“Sen cansın, sevilensin, sevimlisin“ anlamında kullanılan bir ad.
Cansın :Farsça+TürkçeKız“Sevgi dolusun, sevilmeye değersin, dostsun, sevgilisin“ anlamında kullanılan bir ad.
Canat :Farsça+TürkçeErkek“Şiddetle iste“ anlamında kullanılan bir ad.
Cansay :Farsça+TürkçeErkek“Şirin, sevimli, cana yakın olarak kabul et“ anlamında kullanılan bir ad.
Cankat :Farsça+TürkçeKız“Yaşama gücü ver, neşe ve mutluluk saç“ anlamında kullanılan bir ad.

SON EKLENENLER
GÜNÜN AYETİ
"Oysaki sizi de yaptığınız şeyleri de Allah yaratmıştır."
(SÂFFÂT - 96)
ÖZLÜ SÖZLER
  • Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir.
  • Adem "ben hata yaptım beni bağışla " dedi, İblis ise" beni sen azdırdın" dedi ya sen!... sen ne diyorsun?
  • Edep, söz dinlemek ve gönle sahip olmaktır.
  • Güzelliğin zekatı iffet ve edeptir. (Hz. Ali)
  • Zeynel Abidin oğlu Muhammed Bakır'a "Ey oğul, fasıklarla cimrilerle yalancılarla sıla-i rahimi terk edenlerle arkadaşlık etme." diye buyurmuştur.
  • Kemalatın bir ölçüsü de halden şikayet etmemektir.
  • En güzel keramet gönlü masivadan arındırmaktır.
  • Alem-i Berzah insanın kendisidir.
  • Zahir ve batının karşılığı aşk-ı sübhandır.
  • Mutaşabih ayetler ledünidir.
  • Ölüm ve cehennem korkusu Hak'ka dost olmayanlar içindir.
  • Şartlanmalardan ve önyargılardan arınmadan kimse masum olamaz.
  • Uzlaşmak için bahane arayan düşman zıtlaşmak için bahane arayan dosttan daha iyidir.
  • Baki hakikatler fani merkezli inşa edilemez.
  • Her zorluğun çözümü sevgidir.
  • Allah var gayrı yok sevgi var dert yok.
  • Allah de ötesini bırak.
  • Sorunları erteleyen ve örten değil çözüm üretip sorunları çözen olmalıyız.
  • Kişinin irfanı kemalatı nispetinde şeytanı da nefsinin şiddetinde olur.
  • Kötü huylardan kurtulmanın en keskin yolu ilahi aşka yanmaktır.
  • Mücevherden sarraf olan anlar, başkası bilemez. Ne fark eder kör için elmas da bir, cam da bir. Eğer sana bakan kör ise sakın sen kendini cam sanma.(Mevlana)
  • Kendini oldum ve doğru zannedenler kendileri gibi düşünmeyenlerden rahatsız olurlar.
  • Eflatun'a dediler ki "Ne kadar çok çalışıyorsun". O da dedi ki "hayır ben sevdiğim işi yapıyorum"
  • Allah kuluna sevdirdiği her işi kuluna kolaylaştırır.
  • Kurtuluş hidayete tabi olanlar içindir. Selam olsun hidayete tabi olanlara.
  • Tevhid-i Ef-al meratibi ihvanın kendi gerçeğine seyir haritasıdır.
  • Kişi ilk önce kendisinin arifi olacak ki Rabbinin arifi olabilsin.
  • İnanmak başka şey, teslim ve tabii olmak başka şeydir.
  • Kalıcı dostluklar edinin.
  • İhvan gibi yaşa, gerisine karışma.
  • Mutlu insan başkalarının mutluluğu için yaşayandır.
  • İslam dini istişare esaslıdır.
  • Allah için affet, Allah için paylaş.
  • İhvanlığını işine göre değil, işini ihvanlığına göre ayarlayacaksın.
  • Kul, iradesini Allah’a teslim edendir.
  • Hakk'ı hatırladığımız unuttuğumuzdan fazla olsun.
  • "Olacağım" diyene engel yok, "olmayacağım" diyene bahane çok.
  • Ben merkezli değil, biz merkezli olun.
  • Dervişçe yaşamak, tevhitçe yaşamaktır.
  • Yaptığınızı azimle yapın, hırs ile yapmayın.
  • Kullukta devamlılık esastır.
  • Önce emin insan olmalıyız.
  • Derviş, halinden belli olmalıdır.
  • Beşeriyet kemalâtın hammaddesidir.
  • Mükemmeliyet istikamette daim olmaktır.
  • İnsanın cismi arza, ruhaniyeti semaya mensuptur.
  • Yaradılış farziyetimiz hakkı bilmektir.
  • Hakk'ı tanımanın ön şartı Resulûllah’ı tanımaktır.
  • İnsanın sırrında Allah’ın sonsuzluğu vardır.
  • Kulluğa bahane yok değer üreteceksiniz.
  • Şikayet, Mevla’ya hürmetsizliktir.
  • Kulluk adına yapmadıklarımıza hiçbir bahane geçerli olmayacak.
  • Bu âleme kavga için gelmedik.
  • Telkin öncelikle bizim nefsimize olmalıdır.
  • İnsan, Allah’ın sırrı Allah da insanın sırrıdır.
  • Varlığımızın sebebi zuhuru, Cenab-ı Resulûllah’tır.
  • Kullukta teslimiyet “Rağmen” olmalıdır.
  • Kazası olmayan tek şey hayatımızdır.
  • Sevgi dışındaki bütün hallerde zorluk vardır.
  • Nefsinde mevsimi hazan olanın, gönül mevsimi bahar, Ahireti bayram olur.
  • Hayat yaşamak, yaşamaksa sevmektir.
  • En güzel keramet istikamet üzere olmaktır.
  • Kişinin Rabbini tanıması için kendini tanıması lazım.
  • Hakk’ı ancak Mirat-ı Muhammet’ten görebiliriz.
  • İnsanı Hakk’ta sonsuzlaştıran ve yaşatan, sevgidir.
  • Sevgi bütün yaratılanların varoluş mayasıdır.
  • Sevgisiz olan her mekân ve mahâl mundardır.
  • Sevgi Allah için yanmak ve olmaktır.
  • Allah’ın ve Resulullah’ın sevgisi ile yanmayan gönül hamdır, ahlâttır.
  • Hakikat ehlinin sermayesi aşk-ı sübhandır.
  • Talepte kararlılık, kararlılıkta da sabır esastır.
  • Sabır, sadrın genişliği kadardır. Sadır genişliği ise; kabulümüz, sevgimiz kadardır.
  • Kamil insan demek;Bütün duygularda,düşüncede ruhta olgunlaşmış insan demektir.,
  • Dervişân, Mürşidinin eşiğinde sadık olduğu sürece, farkında olsa da olmasa da tekamül halindedir.
  • Kim ki Allah’ı ciddiye almaz ise; Allah o kimseyi ciddiye almaz.
  • Hakkı görmeyen gözler amadır.
  • Gayret olmadan kişinin ulaşacağı hiçbir âliyet olamaz.
  • Kendi gerçeğimize yol bulmak için arz üzerinde var olan bütün mevcudiyetten istifade edeceğiz.
  • Bu fırsat âleminin bir tekrarı daha yoktur.
  • Hiçbir oluşum kendi halinde, kendi başına müstakil değildir.
  • İhvan isek bir iddianın sahibiyiz demektir.
  • İhvanın kemâlâtı, olgunluğu, karşılaşmış olduğu olumsuz tecellilere verdiği tepkilerle ölçülür.
  • Kişi muhatabı ve müdahili olmadığı hiçbir meselenin şahidi olamaz.
  • Herkes kazanımlarını kayıplarını tespit etsin ki şuurlu bir hayat yaşayabilsin.
  • Birebir uyarılar insanı daha çok uyandırır.
  • Bütün canlılara dostça yakın olmalıyız.
  • Tekâmül için her anı yeniden yaşamak , her anın yeniden talibi olmak zorundayız.
  • Gayret etmeyen kişiden Kâmil insan olmaz.
  • Ehl-i talip bu Kâinatın özelidir, özetidir.
  • Kul, hizmeti kadardır. Kul, sevgisi kadardır, Kul hoş görebildiği kadardır. Kul feragat edebildiği kadardır. Kul paylaşabildiği kadardır.
  • Ehl-i ihvan’ın sevgisi Rabbi’nin sevgisi, meşguliyeti Rabbi’nin meşguliyeti olmalıdır.
  • Her an Rabbi ile meşgul olanın, muhatabı Rabbi olur.
  • Güzel bakmalı, güzel konuşmalı, güzel dinlemeliyiz.
  • Hayırları geciktirdiğimiz zaman şerre dönüşür. Şerleri geciktirdiğimiz zaman hayra dönüşür.
  • İhvanın irşad olmasının ön şartı teslimiyattır.
  • İlmen yâkinlik; bilmek ve kabul etmektir.
  • İhvan telkin edileni yaşadıktan sonra Hakkel yâkina ulaşır.
  • Kul, Rabbini ne kadar ciddiye alırsa, Rabbi’de onu o kadar ciddiye alır.
  • Rahman’ın sevgilisi olmak gönlü cenab-ı Resulullah’a yönetmek ve tabi olmakla orantılıdır.
  • İhvan, kendi özünde kâmil duruşa ulaşırsa, onda bir değil de nice esmanın açılımı, nice sıfatın inkişaf ve izhariyeti yaşanacaktır.
  • Dünkü gibi konuşan, dünkü gibi anlayan, dünkü gibi yaşayanın anı ve akibeti hüsrandır.
  • Ehli gönül olan, ,Resulullah’a ve Ehli Beyt’egönül veren Ehl-i İhvan’ın seyr-i sülüğü nefis merkezli akıl ile değil gönül merkezli akıl iledir.
  • İhvan, hayırda ve şerde damlayı derya mesafesinde görecek kadar Rabbini önemseyen olmalıdır.
  • Hakka vuslat, ancak aşk- sübhân ile olur.
  • Aşığın, sevgisinin sancısıyla uykularının kaçması lazım ki, orada aşktan söz edilebilsin.
  • Hayatla zıtlaşan değil hayatla uzlaşan olmalıyız.
  • Eğer kişi yarışacaksa hayırda yarışsın selâmda, yarışsın, paylaşmada hoş görüde affetmede yarışsın.
  • Kişi tercihinin neticesini yaşar.
  • İnsan, sevebildiği kadar, değer üretebildiği kadar insandır.
  • İhvan, arif olmalı ve gönlünü bütün olumsuzluklardan arındırmalıdır.
  • Herkes yaptıklarının neticesini yaşayacak.
  • Biz kulluğumuzu her gün yeniden yenilemeliyiz.
  • Üstünlük ancak takva ile sevgi iledir.
  • Allah hiçbir zaman abes ile iştigal etmez.
  • Her işte bizim için hikmet ve hayır vardır.
  • Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır.
  • Herkesin şeytanı, Cebrail’i, Mikail’i, İsrafil’i ve Azrail’i kendisiyle beraberdir.
  • Ehl-i ihvan demek arif olan, Hakk'a eren demektir.
  • Sevginin tezahürü ibadettir.
  • Eğer inanıyor, iman ediyor, seviyorsanız, yap denileni yapacak ve aksatmayacaksınız.
  • Sevenin ne gecesi ne gündüzü ne yorgunluğu ne bahanesi ne de mazereti olur.
  • Karşılaştığımız zorlukların tamamı tekâmül için ikrarımızı ispat içindir.
  • Bu âlem teşbih, tespit, tenzih, takdis ve şahadet âlemidir.
  • İnsanın Hak katında kadri, kıymeti sevgisi kadardır.
  • İnsan, yaşadığı zorluklar aşabildiği engeller kadar insandır.
  • Hiç zorluk, acı çekmeden, uğraş ve çaba sarf etmeden kimsenin başarıya ulaştığı görülmemiştir.
  • Hepimiz Allah’ın Resulûllah’ın ve Ehlibeyt’in aşkından muhabbetinden istifade edip Hakk’ta bakileşebilecek yetilere sahibiz.
  • İnsan, asliyeti kendisine unutturulmuş varlıktır.
  • Müsemmâ ehli olan için, isimler değişşe de asliyet değişmez.
  • Hiçbir güzelliği kendimize mal etmeden, bütün güzellikleri Rabbimizden bilmeliyiz.
  • Herkesin imtihanı iddiası kadar olur. Yani iddiası büyük olanın, imtihanı da büyük olur.
  • Kâinat, insan için, insana hizmet için halk edilmiştir.
  • Hayatın tamamı, kulluğun ve dostluğun talimidir.
  • Kişi bilgisinde değil yaşantısında kâmil insan olur.
  • Bizim yaşadıklarımız; tercihlerimizin, taleplerimizin ve dualarımızın neticesidir.
  • Mezheplerin farklı olması, dünya iklimlerinin, ırkların ve kültürlerin farklı olmasındandır.
  • İrfan mekteplerinin temelde aynı, detaylarda farklı farklı olması insanların, meşreplerinin farklı farklı olmasındandır.
  • Kimi takva ile kimi zikrullah ile, kimi hizmet ile, kimi de ibadet ile Hak rızasına ulaşmak ve kâmil insan olmak arzusundadır.
  • Din adına zıtlaşmalar, taraflaşmalar ve tefrikalar çıkarmak Rahman’ın ve Kuran’ın reddettiği duruşlardır.
  • Elin eksiğiyle uğraşan, kendi eksiğini hiçbir zaman göremez.
  • Biz bu âleme eksik tespit zabıtalığına gönderilmedik.
  • Âşık; mâşûkunu hususiyetle geceleyin, en çok yalnızlık halindeyken düşünür.
  • Geceleri ve seher vakti çok özeldir.
  • Dostluğun ilk şartı sevmektir. Fakat çıkarsız beklentisiz sevmektir.
  • Dost olmak, dostun her türlü yüküne katlanmaktır.
  • Bizim için yaşamak bir gündür, o da bugündür.
  • Kulluk adına yapmamız gereken ne varsa sabırla ve ihlâsla yapmalıyız.
  • Hak katında gıdalanmanın birinci esası, âdab-ı Muhammediye ve hakıkati Mahmudiye ile kıyam durmaktır.
  • Biz eyvallah tacını, ‘sensin’ tacını başımızdan, hiçlik hırkasını da eğnimizden hiçbir zaman çıkartmayacağız.
  • Bir damlanın hiçliğe ulaşması, onun deryaya düşmesiyle olur.
  • Bize ulaşan her tecellinin, Mevlâ'dan olduğunun bilincinde olalım ve rıza gösterelim.
  • Sakın tecellilerden kahreden, kederlenen olmayalım.
  • Tecellilerden şikayetçi olmak, kulun Rabbine olan saygısızlığıdır.
  • İhvan, hangi tecelli içinde olursa olsun, mutlaka güzel düşünmeli ve güzel değerlendirmelidir.
  • Edep ve âdap dışında nefes almayalım.
  • Biz, Cenâb-ı Resûlullah’ın vitrini olmalıyız.
  • Bütün nimetler ve âliyetler, gayret ve hizmet iledir.
  • Biz hangi hali yaşıyorsak bizim için hayırdır ve hikmetlidir.
  • Hikmete tabi olanlar hikmet ehli olurlar.
  • "Senin için Ya Rabbi" zevkiyle hayatı yaşayalım.
  • Huzur, ancak tevhid ile aşk ile sevgi ile Allah’a ve Resûlun’e yönelmek iledir.
  • Güzel ahlâk ve sevgi insanlığın omurgasıdır.
  • Her gününü son gün, her namazını son namaz, her muhabbetini son muhabbet gibi kabul eden kişinin yaşantısı Ehl-i ihvanca olur.
  • Büyük laf etmemeye çalışalım.Tevazu sahibi olalım.
  • Ehl-i Beyt olmak, hem nesebi hem de mezhebidir.
  • Ehl-i Beyt, Kur’an’ın ete kemiğe bürünmüş halidir.
  • Yaptığımız her şey kulluğumuzu ispat edercesine olmalıdır.
  • Halkı memnun etmek için Hakk'ı incitmeyelim.
  • Kemalat, hissedilen ilk nefesten son nefese kadar sadece Allah ve Resûl’u için say ve gayret etmektir.
  • Tevhid-i Ef-al hakikatin zübdesi, tevhidin nüvesidir.
  • Kullukta edebi olmayanın Hak’ta izzet bulması mümkün olamaz.
  • Hikmetleri seyretmenin tek şartı, tecellilere karşı sabırlı olmaktır.
  • Kişi yaşamış olduğu imtihanları aşabildiği kadar tekâmül etmiş olur.
  • Aslında bize zor gelen tecelliler, bizim için ikramdır.
  • Kulluğun esasında yap denileni yapıp sonucuna da razı olmak vardır.
  • Bütün kâinat, kişinin kendi hakikatine misaldir.
  • Öncelediğimiz Allah ve Resûl’u olmalı. Ertelediğimiz ise nefsimizin arzu ve istekleri olmalıdır..
  • Dervişi tekâmül ettirecek olan iştiyakı, kendine olan telkini, ve gayretindeki kararlılığıdır.
  • Her günü yaşamak, her günü diğer günden farklı bir alana taşımak için biz bugünün talebesiyiz.
  • Hatasını kabul edip hatasından dönen kul hayırlı kuldur.
  • Hedefi olmayanın istikameti de olmaz.
  • İhvan ne dünle ne de yarınla zaman kaybedecek sadece anını ve gününü değerlendirecek.
  • İhvanlık, halde örnek olmaktır.
  • Aile yaşantımızla, tecellilere olan tepkilerimizle, kişilerle olan ünsiyetimizle, her halimizle hele hele de ibadete olan düşkünlüğümüzle fark edilmeliyiz.
  • Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, Hak katında şerefli olamaz.
  • İbadet etmenin hoşnutluğunu yaşarken bu hoşnutluğu, ibadet etmeyenlere karşı bir üstünlük saymadan fail Allah'tır zevkiyle yaşamalıyız.
  • Kıyas, şeytani sıfatlardandır.
  • Karşımızda gördüğümüz eksikliği önce kendimizde tetkik etmeliyiz.
  • Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrine mürşitsiz yol bulamaz.
  • Baki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak Hak’ta ölüp Hak’ta dirilmektir.
  • Hayata ders veren değil de hayattan ders alan talip olmalıyız.
  • Anlayan ve öğrenen olmalıyız.
  • Anladığını genişleten, hayatına uyarlayan olmalıyız.
  • Tasavvuf önce şeriat-ı Muhammediye ile yaşanır.Sonra hakikat-ı Mahmûdiye ile hikmetler talim edilir.
  • Bir meselenin görevlisi olmak ayrı şeydir, gönüllüsü olmak ayrı şeydir.
  • Ehl-i ihvanla konuşularak halledilmeyecek hiçbir mesele olmamalıdır.
  • Hak dostları bir araya geldikleri zaman bakışmaları bile muhabbettir.
  • İhvanlığın dört ana esası vardır; ihlas, şecaat, cesaret ve cömertliktir.
  • Hayatın tamamında, her adımda, her bir nefeste; bir tuzak, bir imtihan vardır.
  • Gönül, Rahman ile coşarsa; kişi karşılaştığı her türlü tecelliye sabır ve tefekkür ile mukavemet gösterir.
  • İhvan, ne Dünya ne de ahiret beklentisi olmaksızın kulluğunu fi-sebilillah yaşamalıdır.
  • Kur’ân'ı öğrenmeye, okumaya, okutmaya, anlamaya ve yaşamaya çalışalım.
  • İslam, yap denileni yapmak; yapma denilenden uzak durmaktır.
  • Kulluğunu yarına erteleyenin Allah sevgisi yeterli değildir.
  • Tekâmül etmek için sürekli gayret halinde olmalıyız.
  • İnsana olan sevgisizlik Allah’a olan sevgisizliktir.
  • Allah’a vuslat ancak Aşk-ı sübhan ile olur.
  • Hak’ta bâki olabilmek için kayıtsız şartsız teslim olmalıyız.
  • Dilimizde zikrullah ile gönlümüzde her daim muhabbetullah ile inşa olmaya çalışmalıyız.
  • Şeriatın ihlâl olduğu yerde hakikat olmaz.
  • Her türlü tecelliden istifade edecek kadar arif,hiçbir zorluktan yılmayacak kadar da dirayetli olalım.
  • Arif olan baktığı her zerreden, karşılaştığı her tecelliden kendisine istikamet arar.
  • Ehl-i ihvan hatasında ve günahında ısrar etmeyen ve tövbesinde aceleci davranandır.
  • Âşık maşukundan gelen cefalardan haz duymazsa gerçek aşık olamaz.
  • Kendisindeki gayrilikten arınan insan için dışarıda ve içeride gayri olan hiçbir şey kalmaz.
  • Kişinin samimiyeti, sadakati ve sevgisi ona istikamet verir.
  • Bizden istenilen öncelikle safiyet, samimiyet ve sadakattir.
  • Ehl-i ihvan öyle bir kristalize olacak, safiyet kazanacak, kendi benliğinden öyle bir sıyrılıp latifleşecek, şeffaflaşacak, kendine ait bir renk zan düşünce ve duygu kalmayacak ki Allah’ın boyasıyla boyansın yani Resûlullah’ın haliyle hallenmiş olsun.
  • Gayret, kulluğun esasıdır.
  • Biz bildiklerimizle amel edelim. Bilmediklerimiz, bize bildirilecektir.
  • Her Ehl-i ihvan bulunduğu cemiyette fark edilmelidir.
  • Bizim sabrımıza, bize kötülük yapanların şahitlik etmesi lazım.
  • Asli maksadımız, nefsimizi ve Rabbimizi tanımaktır.
  • Gayret etmeyen kişiden kâmil insan olmaz.
  • İhvan, kendi hakikatine seyri sülük ederken hem dünyasını hem de ukbâsını saadete erdirmiş olur.
  • Muhabbetimiz Resûlullah’ın ve Ehl-i Beyt’in muhabbeti, davamız Hak davası olsun.
  • Eğer insan Rahman’ın aynası olacaksa yansıtıcılığının çok net,arı ve duru olması lazımdır.
  • Eğer bir olumsuzlukla, zorlukla karşılaşıyorsak, bu bizim olumsuzluluğumuzdandır.
  • Arz ve semada her ne olursa insan ile ilişkilidir.
  • Sözümüzün ilk müşterisi kendi kulağımız olmalıdır.
  • İslâm şahitlik ile başlar, şuhut ile yaşanır. Ve yine şahitlik ile kemal bulur.
  • Hangi başarı vardır ki uğraşsız gayretsiz ve gönülsüz zuhura gelsin.
  • Aşığın ölümü Hakk’ta vuslat, sonsuzluğa uyanmak ve sonsuzluğu yaşamak olur.
  • Artık etrafımızla ve kendimizle olan kavgamızı bitirip, sevgiyle nefes almanın gayretinde olmalıyız.
  • Kişinin kararlılığı tecellilere gösterdiği mukavemeti kadardır.
  • Aşık hep maşukundan söz etsinler, hep ondan konuşsunlar ister; zaten gayrı şeyler aşığı rahatsız eder.
  • Kişi mutmain olmadıkça kulluğunda, dostluğunda hep hüsrandadır.
  • Cemal aşıkları için gayri olan her şey haramdır.
  • Zikrin esası namazdır, muhabbetullahdır.
  • İhvan, hayatın tamamında Rahman’ın iradesi altında yaşamaya dikkat ve özen göstermelidir.
  • Her şeye rağmen seveceğiz
  • Her şeye rağmen hizmette gayretli olacağız
  • Kulluk, içinde Rabbi'nden başkasını bulundurmayan, gayrilerden boşalmış hiçlik makamıdır.
  • Hayatın ve kulluğun emanetçisi olduğumuzu, bu emaneti taşımamız ve ehline teslim etmemiz gerektiğini hatırdan çıkartmamalıyız.
  • Hayatı hep Hakkça yaşamanın gayretinde olmalıyız.
  • Hayat, bizi kullukta belirli bir kıvama taşımak içindir.
  • Kendine gafil olan, Allah’a arif olamaz.
  • Her varlık Hakk'tandır ve Hak ile kaimdir.
  • Bütün masivalardan arınmak, “ölmezden önce ölmek” Hak’ta ebed olmak; olağanüstü bir azim ve gayret ister.
  • Kişinin kararlılığı, cesareti, azmi ve sevgisi bir arada tekmil olursa; kişinin önünde aşamayacağı engel ve mâni olmaz.
  • Talibin âli ve en yüce değerlere ulaşabilmesi, Allah ve Resûlu’ne olan muhabbeti, sevgisi ile orantılıdır.
  • Hedefimiz ve gayemiz, bugün tevhid noktasında Allah’ı Resulullah’ı ve Ehl-i Beyt’i dünden daha farklı idrak etmek ve yaşamaktır.
  • Tevhid adına bize yapılan teklifatın tamamını yaşamak, bizi kendimize döndürmek ve kendi hakikatimizle tanıştırmak içindir.
  • Tevhid meratiplerindeki yaşam talimlerinin tamamı, bizi kendi ruh derinliğimizdeki iç potansiyelimizden istifade ettirmek adınadır.
  • İhvanın bilip, yapmak isteyip de yapamamasının sebebi kendisinde yetersiz olan kararlılığı, gayreti ve talebidir.
  • Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, mükerrem ve münevver olamaz.
  • Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrinde mürşitsiz yol kat edemez.
  • Kulluk adına yaşanılacak ne kadar âli değerler varsa, bunların tamamı ancak mürşid-i kâmilin nezaretinde ve refakatinde yaşanılabilir.
  • Bâki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak, Hakk’ta ölüp Hakk’ta dirilmektir.
  • Yaşadığımız ne tür olumsuzluk olursa olsun, bizim hedefimize olan iştiyâkımızı arttırmalıdır.
  • Her türlü olumluluk ve olumsuzluktan istifade eden olalım.
  • Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır.
  • İhvan, kendisini yargılayan, kendisini öz eleştiriye açık tutan ve kendini kemâle taşıyan olmalıdır.
  • İhvan, ancak telkin edilen hikmetli sözleri, hadisleri ve ayetleri yaşantısına uyarlayarak gayretinde istikamet bulabilir.
  • Kim hidayeti dilerse hidayete ulaşacak; kim hidayete ulaşmak istemezse Rahmân da ona hidayet etmeyecek.
  • İnancı olmayanın istikameti olmaz.
  • İnsan-ı asli Allah’ın aynasıdır.
  • Nurun olduğu yerde zulüm, dinin olduğu yerde kin, sevginin olduğu yerde nefret olmaz.
  • Ehl-i ihvan demek arif olan gerçeklere eren demektir.
  • Herkes tercihinden yönelişinden meyil ve rızasından sorumludur.
  • Nimete ulaşmak için mutlaka hizmete talip olmalıyız.
  • İhvan düşünmekle, keşfetmekle ve gayret ile kemâlat bulur.
  • “Rabbim” diyen için zaten zorluk yoktur.
  • Hedefi olmayanın istikameti de olmaz.
  • İslam, aslen teslim olmak ve selamet bulmaktır.
NAMAZ VAKİTLERİ