| İsim | Kökeni | Cinsiyet | Anlamı |
|---|---|---|---|
| Tabende : | Farsça | Kız | Parlayan, ışık veren. |
| Tacızer : | Arapça +Farsça | Kız | Altın taç. |
| Taciser : | Arapça +Farsça | Kız | Baş tacı, en çok sevilen, sayılan kimse. |
| Taç : | Arapça | Kız | 1. Soyluluk, iktidar, güç veya hükümdarlık sembolü olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık. 2. Gelinlerin başlarına takılan süs. |
| Taçeser : | Arapça | Kız | Değerli, nitelikli yapıt. |
| Taçlı : | Türkçe | Kız | Tacı olan. |
| Taçlıyıldız : | Türkçe | Kız | Taç takınmış olan, saygı duyulan ünlü, tanınmış kimse. |
| Taçnur : | Arapça | Kız | Işıktan, nurdan taç. |
| Taflan : | Türkçe | Kız | Gülgillerden, kışın yaprağını dökmeyen bir bitki. |
| Tagan : | Türkçe | Kız | Güvercin. |
| Tagangül : | Türkçe +Farsça | Kız | Güvercin gibi uçarcasına hareketli olan güzel. |
| Tahire : | Arapça | Kız | Temiz, pak. |
| Tahsine : | Arapça | Kız | 1. Beğenme, alkışlama. 2. Güzelleştirme. |
| Taibe : | Arapça | Kız | Tövbe eden. |
| Takiye : | Arapça | Kız | Günahtan, haramdan kaçınan, dinine bağlı kimse. |
| Talât : | Arapça | Kız | 1. Yüz, surat, çehre. 2. Güzellik. |
| Talia : | Arapça | Kız | Talih, şans, kısmet. |
| Talibe : | Arapça | Kız | İsteyen, istekli. |
| Taliha : | Arapça | Kız | Şans, baht. |
| Taliye : | Arapça | Kız | 1. Sonradan gelen, bir şeyin arkası sıra giden. 2. Kur’an okuyan. |
| Tamam : | Arapça | Kız | Arka arkaya doğan kız çocuğundan sonra erkek çocuk olması dileğiyle konulan bir ad. |
| Tamay : | Arapça +Türkçe | Kız | Ayın bütün durumu, dolunay. |
| Tamgül : | Arapça +Farsça | Kız | Gerçekten gül gibi güzel olan kimse. |
| Tan : | Türkçe | Kız | 1. Güneş doğmadan önceki alaca karanlık, şafak vakti. 2. Sabah akşam esen serin rüzgâr. |
| Tanal : | Türkçe | Kız | Şafak gibi aydınlık insan. |
| Tandan : | Türkçe | Kız | Tan vaktinde doğan kimse. |
| Tanegül : | Farsça | Kız | Gül tanesi. |
| Tanelgin : | Türkçe | Kız | Şafak gibi aydınlık, gurbette yaşayan kimse. |
| Taner : | Türkçe | Kız | Şafak vakti gibi aydınlık, güçlü kimse. |
| Tangör : | Türkçe | Kız | “Şafak vaktinin parlaklığını gör“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Tangül : | Türkçe +Farsça | Kız | Şafak vakti gibi parlak olan güzel. |
| Tangülü : | Türkçe | Kız | bk. Tangül |
| Tangün : | Türkçe | Kız | Şafakla başlayan aydınlık gün. |
| Tanhatun : | Türkçe | Kız | Şafak vakti gibi parlak, güçlü kadın. |
| Tanju : | Türkçe | Kız | Türk hükümdarlarına Çinliler tarafından verilen san. |
| Tankut : | Türkçe | Kız | Şafak vakti gibi parlak, mutlu kimse. |
| Tansel : | Türkçe +Arapça | Kız | Şafak seli, ışık seli. |
| Tanseli : | Türkçe +Arapça | Kız | bk. Tansel |
| Tanser : | Türkçe | Kız | “Şafak vakti gibi aydınlık saç“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Tanses : | Türkçe | Kız | Sesi güzel olan kimse. |
| Tansev : | Türkçe | Kız | “Tan vakti gibi olan parlaklığı ve güzelliği sev“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Tansu : | Türkçe | Kız | Şafağın aydınlattığı su gibi parlak ve temiz olan. |
| Tanyel : | Türkçe | Kız | bk. Tanyeli |
| Tanyeli : | Türkçe | Kız | Şafak vakti esen rüzgâr. |
| Tanyer : | Türkçe | Kız | bk. Tanyeri |
| Tanyeri : | Türkçe | Kız | Güneş doğmak üzereyken ufukta hafifçe aydınlanan yer. |
| Tanyıldız : | Türkçe | Kız | Çoban yıldızı. |
| Tanyol : | Türkçe | Kız | bk. Tanyolu |
| Tanyolu : | Türkçe | Kız | Aydınlık yol. |
| Tanyu : | Türkçe | Kız | bk. Tanju |
| Tanyüz : | Türkçe | Kız | Yüzü şafak gibi aydınlık ve parlak olan. |
| Tanzer : | Türkçe +Farsça | Kız | Sarı altın rengindeki tan yeri. |
| Tarçın : | Farsça | Kız | 1. Defnegillerden, genellikle Asya'nın güneyinde yetişen ve değişik türleri bulunan bir ağaç. 2. Bu ağacın, içinde kokulu bir yağ bulunması dolayısıyla baharat gibi kullanılan kabuğu. |
| Tarım : | Türkçe | Kız | 1. Uygurlarda kadınlara verilen bir san. 2. Göllere, kumluklara dökülen çay kolları. 3. Verim almak için toprak üzerinde yapılan çalışmaların tümü |
| Tarımbike : | Türkçe | Kız | Tarımla uğraşan kadın. |
| Tasvir : | Arapça | Kız | 1. Resim, figür. 2. Yazıyla anlatma, betimleme. |
| Taşan : | Türkçe | Kız | Coşkulu, taşkın kimse. |
| Tatlı : | Türkçe | Kız | 1. Lezzetli. 2. Hoşa giden, şirin. |
| Tatu : | Türkçe | Kız | Barış, sulh. |
| Tavus : | Arapça | Kız | Sülüngillerden, erkeğinin tüyleri uzun, kuyruğu parlak, güzel renkli, acı ve tiz sesli, süs hayvanı olarak beslenen bir kuş |
| Taya : | Farsça | Kız | Dadı, sütnine. |
| Taylan : | Türkçe | Kız | 1. İnce, kibar, güzel, uzun ve düzgün boylu. 2. Çok yağmur yağmasına karşın işlenebilir durumdaki toprak. |
| Tayyibe : | Arapça | Kız | 1. İyi, güzel, hoş. 2. Çok temiz. |
| Taze : | Farsça | Kız | Yeni, körpe, genç. |
| Tazegül : | Farsça | Kız | Genç, körpe güzel. |
| Teberrük : | Arapça | Kız | Kutsal ve uğurlu sayma. |
| Tebessüm : | Arapça | Kız | Gülümseme. |
| Tecelli : | Arapça | Kız | 1. Görünme, belirme. 2. Kader, talih. 3. Allah’ın lütfuna kavuşma. |
| Tecer : | Türkçe | Kız | Becerikli. |
| Tekgül : | Türkçe +Farsça | Kız | Biricik güzel. |
| Tekmile : | Arapça | Kız | Ek, eklenmiş. |
| Teknur : | Türkçe +Arapça | Kız | Biricik, ışık saçan güzel. |
| Teksen : | Türkçe | Kız | “Sen teksin, eşsizsin“ anlamında kullanılan bir ad. |
| Telek : | Türkçe | Kız | 1. Armağan. 2. Dilek. 3. Kuş vb. hayvanların kanat tüyleri. |
| Telli : | Türkçe | Kız | Nazlı, alıngan, çabuk küsen kimse. |
| Telmize : | Arapça | Kız | Öğrenci, talebe. |
| Telvin : | Arapça | Kız | Renk verme, boyama. |
| Temenni : | Arapça | Kız | Dileme, arzulama, dilek. |
| Temime : | Arapça | Kız | Nazarlık, nazar boncuğu. |
| Temiz : | Türkçe | Kız | 1. Kirli olmayan, pak. 2. Ahlak yönünden temiz, nezih. 3. Özenle yapılmış, güzel. |
| Temre : | Arapça | Kız | Bir tek hurma. |
| Tenay : | Farsça +Türkçe | Kız | Ay gibi beyaz, parlak tenli. |
| Tendü : | Moğ. | Kız | Yiğit, cesur. |
| Tenigül : | Farsça +Türkçe | Kız | Teni gül gibi güzel olan. |
| Tennur : | Farsça +Arapça | Kız | Teni nur gibi aydınlık, berrak olan, güzel. |
| Tennure : | Arapça | Kız | Mevlevi dervişlerinin sema ayini sırasında giydikleri giysi. |
| Tercan : | Türkçe +Farsça | Kız | 1. Genç, taze, körpe. 2. Kırmızı buğday. |
| Terim : | Türkçe | Kız | İnce, kibar. |
| Terken : | Türkçe | Kız | 1. Kraliçe. 2. Güzel kız. 3. Bir tür ok. |
| Teşrife : | Arapça | Kız | Şereflendirme, onurlandırma. |
| Tevfika : | Arapça | Kız | 1. Uydurma, uygun düşürme. 2. Başarıya ulaştırma. 3. Tanrı'nın yardımına kavuşma. |
| Tevhide : | Arapça | Kız | 1. Birkaç şeyi bir araya getirme, birleştirme. 2. Allah’ın birliğine inanma. |
| Tevrat : | İbr. | Kız | Dört kutsal kitaptan, Hz. Musa’ya indirilen, Allah’ın emirlerini kapsayan kitap. |
| Tezay : | Farsça +Türkçe | Kız | Hızlı, çabuk kimse. |
| Tezcan : | Farsça | Kız | Telaşlı, heyecanlı, beklemeye dayanamayan, sabırsız. |
| Tezel : | Farsça +Türkçe | Kız | Çabuk iş gören, becerikli. |
| Tezer : | Farsça +Türkçe | Kız | Çabuk, hızlı, çevik kimse. |
| Tezgül : | Farsça | Kız | Aceleci güzel. |
| Tezkan : | Farsça +Türkçe | Kız | Kanı kaynayan, heyecanlı kimse. |
| Tıflıgül : | Arapça +Farsça | Kız | Gül tomurcuğu. |
| Ticen : | Farsça | Kız | Taçlar. |
| Tijen : | Farsça | Kız | bk. Ticen |
| Tilbe : | Türkçe | Kız | Abdal, derviş, gezginci ozan. |
| Tiraje : | Farsça | Kız | Gökkuşağı. |
| Titiz : | Türkçe | Kız | 1. Çok dikkat ve özenle davranan veya böyle davranılmasını isteyen memnun edilmesi güç kimse. 2. Temizliğe aşırı düşkün olan kimse. 3. Huysuz, öfkeli kimse. |
| Tola : | Türkçe | Kız | 1. Dolu, boş olmayan. 2. Güçlü, korkusuz. 3. Keyif, neşe. |
| Tolgunay : | Türkçe | Kız | Dolunay. |
| Tolunbike : | Türkçe | Kız | Ayın on dördü gibi parlak ve güzel olan kadın. |
| Tomris : | Türkçe | Kız | Peçenek Türklerinden bir kadın kahraman. Tarihte, Pers Kralı II. Keyhusrev’le savaşmış olan Massagetlerin ünlü kraliçesi. “Tomur veya temir, demir” kelimeleriyle ilgi kuranlar vardır. |
| Tomurcuk : | Türkçe | Kız | Bir bitkinin üzerinde bulunan ve ileride sap, çiçek veya yaprak verecek olan filiz. |
| Topaz : | Fr. | Kız | Alüminyum silikatı ve florinden oluşan, kahverengi veya soluk sarı renkte değerli taş. |
| Toprak : | Türkçe | Kız | 1. Yer kabuğunun canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. 2. Ülke, memleket. 3. İşlenmiş arazi. |
| Töre : | Türkçe | Kız | 1. Eğitim, görgü, gelenek. 2. Soyluluk, asalet. 3. Eksiksiz, mükemmel. 4. Geline verilen armağan. |
| Tuba : | Arapça | Kız | 1. Güzellik, iyilik, hoşluk. 2. Cennette bulunduğuna inanılan, kökü yukarıda, dalları aşağıda büyük bir ağaç. |
| Tuğba : | Arapça | Kız | bk. Tuba |
| Tuğçe : | Türkçe +Farsça | Kız | Küçük tuğ. |
| Tuğyan : | Arapça | Kız | Coşma, taşma, coşkunluk. |
| Tuhfe : | Arapça | Kız | 1. Armağan, hediye. 2. Hoşa giden, güzel şey. |
| Tulca : | Türkçe | Kız | 1. Tül kadar ince olan. 2. Hayalden de güzel olan. |
| Tulû : | Arapça | Kız | Doğma, doğuş. |
| Tuna : | Türkçe | Kız | 1. Çok, bol. 2. Yavru. 3. Görkemli, gösterişli. |
| Tunahan : | Türkçe | Kız | Görkemli, gösterişli hükümdar. |
| Tunca : | Türkçe | Kız | Balkan yarımadasında Meriç ırmağının kolu. |
| Tuncay : | Türkçe | Kız | Tunç renginde ay. |
| Turaç : | Türkçe | Kız | Keklik cinsinden, eti yenen bir av kuşu. |
| Turfa : | Arapça | Kız | Az bulunur, nadir, değerli. |
| Turhatun : | Arapça | Kız | Kız çocuk doğumuna son vermek için konulan bir ad. |
| Turna : | Türkçe | Kız | Turnagillerden, Avrupa ve Kuzey Afrika'da toplu olarak yaşayan, göçebe, iri bir kuş |
| Tuti : | Farsça | Kız | 1. Papağan. 2. Konuşmayı seven, konuşkan. |
| Tutkun : | Türkçe | Kız | 1. Gönül vermiş. 2. Bir şeye alışmış, bağlanmış, düşkün. |
| Tuvana : | Farsça | Kız | Güçlü, kuvvetli. |
| Tülay : | Fr. +Türkçe | Kız | İnce ruhlu güzel. |
| Tülcan : | Fr. +Farsça | Kız | İnce ruhlu insan. |
| Tülen : | Türkçe | Kız | İlk kez çocuk doğuran genç kadın. |
| Tülin : | Türkçe | Kız | 1. Kimi kez ayın çevresinde oluşan dairesel hale. 2. Ayna. |
| Tülinay : | Türkçe | Kız | Kimi kez ayın çevresinde oluşan dairesel hale |
| Tülün : | Türkçe | Kız | bk. Tülin |
| Tümcan : | Türkçe +Farsça | Kız | Gerçekten dost olan kimse. |
| Tün : | Türkçe | Kız | Gece. |
| Tünay : | Türkçe | Kız | Gece ve ay. |
| Tünaydın : | Türkçe | Kız | Akşamları söylenen iyi dilek ve selâmlama sözü. |
| Tüngür : | Türkçe | Kız | Peri. |
| Türkân : | Türkçe +Farsça | Kız | 1. Kraliçe . 2. Güzel kız. |
| Türkay : | Türkçe | Kız | Ay gibi parlak, aydınlık Türk. |
| Türker : | Türkçe | Kız | Yiğit Türk. |
| Türkine : | Farsça | Kız | Türk gibi güzel. |
| Türkiye : | Türkçe | Kız | Türkiye Cumhuriyeti’nin yer aldığı ülke. |
| Türkiz : | Türkçe | Kız | Arkasında Türk gibi onurlu iz bırakan. |
| Türkmen : | Türkçe | Kız | Türk’e benzer, Türk’e benzeyen. |
| Türknur : | Türkçe +Arapça | Kız | Aydın olan Türk. |
| Türksel : | Türkçe +Arapça | Kız | Coşkulu Türk. |
| Türkü : | Türkçe | Kız | Hece ölçüsüyle yazılmış ve halk ezgileriyle bestelenmiş koşuk. |
| Tüze : | Türkçe | Kız | Adalet, hukuk. |
| Tüzel : | Türkçe | Kız | Tüzeye uygun, hukuksal. |
| Tüzenur : | Türkçe +Arapça | Kız | Adaletiyle ışık saçan. |
| Tüzün : | Türkçe | Kız | Yumuşak huylu, sakin, soylu, asil kimse. |
| Tüzüner : | Türkçe | Kız | Soylu kimse. |
| Tüzünkan : | Türkçe | Kız | Soylu, asil kandan gelen. |
| Tüzüntürk : | Türkçe | Kız | Soylu, asil Türk. |