halveti halveti halveti halveti
24 Temmuz 201426 Ramazan 1435
Ali Bektaş Yazar Ali Bektaş Ali Bektaş Sensin Ali Bektaş Kendi Gerçeğine Seyir Ali Bektaş Rağmen Ali Bektaş Aşkı Sübhan Ali Bektaş Sensin Ali Bektaş Derdimiz aşk olsun Ali Bektaş Selam olsun hidayete tabi olanlara






KADİR GECESİ


Rabbimize varlığınca hamd ve şükrederiz. Kâinatın ve varlığımızın bânisi, yaratılmışların en seçkini, Habib-i Hüda, hatem-ül enbiyâ, Cenâb-ı Muhammed Mustafa Efendimize ve O’nun aziz pâk Ehlibeytine ebeden salât ve selam ederiz.

O’nun ashâbına, enbiyâsına, evliyâsına, cümle pîrâna, azizâna, mürşidâna, müridâna, muhibbâna, dedehana, dervişâna, sâlikâna, kalenderâna salât ve selam eder, Rabbimizden rahmet, mağfiret ve keremini niyaz ederiz.

Değerli dostlar, bir önceki Kadir Gecesinden, idrak etmeye çalıştığımız bu geceye kadar tam bir yıl geçmiş. Hayat, gün, ömür, zaman hızla gelip geçiyor. İnsanın ise zamana müdahale edecek hiçbir muhtariyeti yok. İnşallah yaşadığı ânlardan, zamanlardan, nefeslerden, sağlıktan, gençlikten ve imkânlardan hakkıyla istifade edenlerden oluruz. İnşallah kullukta kemâl bulan, Rabbini kulluğundan razı edenlerden oluruz.

Malumunuz; içerisinde bulunmuş olduğumuz Ramazan-ı şerif, senenin kalbini oluşturur. On bir ayın terkip olduğu Ramazan, Kur’an ayı, gufran ayı, rahmet ayı, bereket ayı ve kulluk ayıdır.

Kur’an ayı olan bu ay; oruç etmek, günahlardan azade olmak, nefsanî duygulardan Rahmân’a rücû etmek ve kulluğun kadrini bilmek için ganimettir, lütuftur. Dolayısıyla bu geceyi, son fırsatımızmış gibi görerek necatımıza vesile kılmalıyız. Ramazan, kişinin yıl içerisinde yapmış olduğu hatalardan, günahlardan oruç ederek Rabbine yönelebilmesi ve kulluğuyla Rabbini ikna edebilmesi için kendisini sıfırlayacağı ve yenileyeceği bir rahmet ayıdır.

Ramazan ayını bu kadar kıymetli ve önemli kılan ise Kur’anın Kadir Gecesinde inzal olmasıdır. “Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir Gecesinde indirdik. Kadir Gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh, o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” (Kadir, 1-5)

Bir ömre bedel olan Kadir Gecesi, bu gecenin insanın bütün günahlarının affına vesile olacağının müjdelemektedir.

Bu gecenin müjdesine mazhar olmak, orucun neticesinde zuhura gelen hadiselerdir. Ramazan; yanmak manasındadır. Kim ki Allah ve Resûl’ü için yanarsa, kim ki nefsinin hevasından ve arzusundan uzaklaşarak Allah ve Resûl’ü için oruç ederse Hakk’ta kadir kıymet bulmuş, sema sofralarına ve sema nimetlerine ulaşmış olur.

Değerli dostlar, unutmayalım ki İslam’da devamlılık esastır. Rabb-i Teâlâ, yapmış olduğumuz ibadetlerin bir tamamının devamlılık arz etmesini ister. Abdestte, namazda, oruçta, zikrullahta, hayırda, hizmette, tefekkürde, sa’y ve gayrette devamlılık kulu kadre ulaştırır. Bu devamlılık; bizlere unutmamayı, âmâde ve “rağmen” kul olmayı talim ettirir.

Bizler bu bir ay içerisinde Ramazan-ı şerifi, Ramazanın hikmetini ve kadrini talim edeceğiz. Ramazan içerisinde duygularımıza, nefsimize, aklımıza, cennet ve cehenneme müdahale edeceğiz.

Bizler oruç tutmakla duygularımıza müdahale etmeyi talim edeceğiz. Bizler Hakk’ı tercih etmeyi, Hakk’a teslim ve dost olmayı gayrette daim olmakla talim edeceğiz.

Oruç; ruhî iradeyi güçlendirmenin en kesin talim ibadetidir.

Oruç; kulluğun, teslimiyatın ve sevgisinin ispatıdır.

Yalnız bizler, orucu sadece bir ay ile sınırlandırmış olmamalıyız. Ramazan ayı içerisinde oruçla talim ettiğimiz duygulara müdahale etmeyi inşallah yıl içerisindeki her güne, her âna yaymalıyız.

Dolayısıyla mâlâyanî olan duygulara, düşüncelere, fiillere ve laflara daim oruçlu olacağız. Güzel olan her türlü işleri, ibadetleri, tavır ve davranışları da kendimizden bilmeye oruçlu olacağız.

Başta daim salât olmak üzere her türlü ibadeti kulluk talimi olarak ayakta tutmalıyız. Namazı beş vakit talim etmekten murad; hayatın bir tamamını namaza dönüştürmektir. Oruç ibadeti de bunun gibidir. Tutulan bir aylık orucun talimi, hayatımızın tamamınında Allah ve Resûl’ünden gayri olanlara oruçlu olmak içindir.

Bizler orucu, hayatımızın her gecesinde, her gündüzünde yaşayacağız ve orucumuzu bozmuş olmayacağız, inşallah. Hakk’a yürüyüşümüz, her ân tekâmül ederek devam edecek inşallah.

Kullukta ve ibadette devamlılık, bizim dua etmemiz ve istememizle olacak. Bizim gayretimiz, rağbetimiz ve tercihimiz kadar olacak. Kullukta tembellik olmaz dostlar. Kullukta nâdânlık olmaz. Kullukta mola vermek, ara vermek, unutmak ve bahane bulmak olmaz.

Dervişlerin dünü ve yarını bugündür.

Kulluk, her nefes yaşanılması gereken, Muhammedî bir duruştur. Kullukta vazifeli olmayı geçip âmâdeliği ve gönüllülüğü; gönüllülüğü de geçip adanmışlığı, adanmışlığı da geçip delicesine her şeyden çok Allah ve Resûl’üne ulaşmanın arzusuyla yaşamalıyız.

Bizler insanlarla olan her türlü münasebetimizde, Rabbimizle olan dostluğumuzun talimini yaşamalıyız. Yani insan nefsine mürşid olacak ve kendisini kâmil insan noktasına taşıyacak. İnsan, gayretiyle, ihlâsıyla, samimiyetiyle ve coşkusuyla Rabbini kulluğundan razı ve memnun ederek varlığını Hak’ta tevhid etmelidir. İşte bu rıza makamına ulaşanların da her gecesi Kadir, her günü dost ile bayram olur. Unutmamalıyız ki ne dünyada ne de ukbâda Allah’tan gayri bir dost yoktur.

Biz, bu kullukta mademki istediğimiz kadar kıvam buluyoruz, o zaman rağbetimizi artıralım, kararlı ve şecâatli olalım. Hiçbir zaman da yapamadıklarımıza bahaneler bularak önümüzde engeller oluşturmayalım. Zira yaratılışımızdaki asli hikmet; Hakk’ı bilmek ve O’na kul olmaktır.

Allah’a kul olmadan yapılan kulluk, denize girmeden kumsalda kürek çekmek gibidir. Önce Hakk’ı tanımayı sonra Hakk-al yakîn kul olmayı ve muhatap olarak kulluğu yaşamayı hedeflemeliyiz.

“Savm-u salât, hac ile sanma biter zâhid işin
İnsan-ı kâmil olmaya, lazım olan irfan imiş”
(Niyazi Mısrî)


İrfan; kitabî bir ilim olmayıp, ancak bir mürşid-i kâmilden inâbe alarak talibin hiçliğini fehmetmek, nefsini ve Rabbini bilmek arifiyetidir. Hakk’a taklidî kulluk yapmakla hiç kimse kadre eremez.

Dostlar, bizler bir ibadet makinesi ya da bir ibadet robotu olarak yaratılmadık. Bizler Hakk’a dost olmak için, Hakk’ı temsil etmek için yaratıldık. Yalnız bu dostluk, ibadetsiz asla olmaz. Bizler, ibadetlerimizi maksat edinmeden bu ibadetlerle Hakk rızasına ulaşmanın ve Hakk’a dost olmanın yolunda sa’y ve gayret edeceğiz.

Bundan dolayı ibadetlerimizde ihlâs ve ihsan çok önemlidir. İbadetleri yaparken ve yaşarken niyetlerimiz çok önemlidir. Yaptıklarımızı bir şeyler umarak ya da kulluğumuzu ikramlara ulaşmak için yapıyorsak kendimizi sadece yormuş oluruz. Yaptıklarımızı, fîsebîlillâh olarak, adanmış olarak yapılmalı ve en önemlisi de neticeden razı olmalıyız.

Zaten insan-ı kâmile intisaptan garaz bir manada; kalbimizi Hakk’a itirazlardan arındırarak rızaya taşımaktır.

Yapılan hiçbir hizmet, karşılıksız kalmaz. Zerre miskal kadar da olsa yapılanların karşılığı görülecektir. (Zilzâl, 7-8) Yapılan her türlü hizmetin karşılığı mutlaka misliyle kula verilecektir. Lakin Rahmân’ın bizden istediği aslî duruş, dostluk duruşudur. Muhammedî bir duruştur. Bizim adanmışlığı yaşamamızdır. Varlığımızı, Hakk’ta ifnâyi vücut yapmış olmamızdır. Kulluğumuzu, râm Allah olarak yaşamamızdır.

İnsan, Hakk’ı temsil için yaratılmıştır. Hakk’ı temsil edercesine yaşıyorsak bizler Hakk’ın muradı üzerine yaşıyoruz ve bizler O’nun muradıyız. Kişi, temsil ettiğinin kuludur. Nefsin egosu ve arzuları için yaşayanlar, nefsinin ve şeytanının kuludur. Şeytana kulluk edenler ise Hakk’a kul olmadıkça Hakk muradına ulaşamaz dostlar.

Onun için aklımızı güzel kullanıp her türlü olumsuzluktan ve mâsivâdan arınmalı ve zaman kaybetmeden Hakk’a oruç eden olmalıyız. Bunun içinde Ramazan’ı kurtuluşumuza vesile olarak yeniden değerlendirmeli ve kulluk talimi gibi yaşamalıyız. Oruçla, duygulara müdahale ederek ruhî irade güçleniyor ve nefsî irade hükümsüzleşir. O zaman biz, ruhî iradeyi her an güçlendirebilmek adına emr-i bil ma’ruf nehy anil münker'i hayatımızda daha hâkim kılmalıyız. Kullukta daha hassas ve samimi olmalıyız.

Dolayısıyla kulluk adına yapacağımız ibadetleri ihmal ve ihlal etmeden gayrette daim olmaya çalışalım. İnsanlarla olan ilişkilerimizi kulluk mülâkatımızmış gibi görelim ve çok dikkatli değerlendirelim. Zira kulluğun alt yapısı, insanlarla olan ilişkisinde şekilleniyor ve kemâl buluyor.

Bizler, insanî ilişkilerde yeterli duruma ulaşamazsak onun üzerine hangi ibadeti koyarsak koyalım bu nokta bizi velayete taşımaz dostlar.

Zira insanların razı olmadığından Mevlâ hiçbir zaman razı olmaz. Atalarımızdan, büyüklerimizden, anne ve babalarımızdan sakın ah almayalım, beddua almayalım. Anne, baba ve büyüklerimize yaptığımız hizmetleri peygambere yapılan hizmet gibi kabul edelim ve onlara peygambere hizmet eder gibi hizmet edelim. Zira onların rızasını ve duasını almak, Allah’ın rızasını almak gibidir. Yaptığımız her işi Allah için yapalım, yapmadığımız her işi de yine Allah için yapmayalım inşallah. Biz Allah için olursak gayriye ne hacet olur.

Dostlar, Kadir Gecesinde yapılan ibadetlerla ve dualarla, hissedilen duygularla insanın günahından ve mâsivâdan arınarak yakîni yaşamasını ganimet ve fırsat bilelim. İnsanın gönlüne ilâhî bir muhabbet, Muhammedî bir iştiyak ve aşk düşer de o insan Rabbine yol bulmaya yol aramaya başlarsa işte insanın o ânı kadirdir.

Kadir gecesi, Kur’an inzal olmuştur. İnzal; nüzul demektir ve iniş, inme manasındadır. Kadir Gecesi; Kur’an’ın, Cenâb-ı Resûlullah’ın ruh-u Muhammedisine inzal olduğu yani indiği zamandır. İnşallah bizler de dervişliğimizi, ihvanlığımızın her ânını, her gecesini kadir bilenlerden olalım.

Her gününü arifçe yaşayanlarla ve dost ile seyranı bayram olanlarla hem hâl olalım inşallah.

Rabbim, cümle ihvanımızın ve insanlık ailesinin her gecesini kadir, her gününü arife ve dost ile bayram edenlerden eylesin. Rabbim, bu manada bizleri kendine çektiklerinden eylesin. Kulluğumuzdan ve dostluğumuzdan razı, hoşnut ve memnun olsun inşallah.

Bizleri nefsimizle baş başa bırakmasın. İlm-i hakikatinden döndürtmesin. Ehlibeytin hizmetinde ve sevgisinde cümlemizi daim eylesin inşallah.

Rabbim, bizlere kendi sevgisini, Resûlallah’ın sevgisini, Ehlibeytin sevgisini kerem eylesin ve bizleri kurbiyetine dâhil olan veli kullarından eylesin.

Rabb-i Teâlâ hidayetini, Cenâb-ı Resûllah’ın şefâatini, sâdât-ı kiramın ve bütün evliyanın himmetini ihvanımızın ve insanlık ailesinin üzerine hazır ve daim eylesin.

Rabbim, iftarlarımızı, sahurlarımızı, oruçlarımızı kabul eylesin. Bundan sonra yapacağımız bütün ibadetleri bizlere kolaylaştırsın ve bizden kabul buyursun inşallah.

Kadir gecemiz hayırlı olsun.



Rabbim yâr ve ayânımız olsun.





Ali BEKTAŞ
İstanbul, 14.08.2012






Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik. Mûsâ ona, “Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi.
(Bkz. Kehf, 65-66)
Dervişlik delilik ister.