halveti halveti



halveti halveti



halveti halveti



halveti halveti
halveti halveti



halveti halveti



halveti halveti



halveti halveti
halveti halveti halveti halveti halveti halveti
28 Haziran 20174 Sevval 1438
Ali Bektaş Yazar Ali Bektaş Ali Bektaş Sensin Ali Bektaş Kendi Gerçeğine Seyir Ali Bektaş Rağmen Ali Bektaş Aşkı Sübhan Ali Bektaş Sensin Ali Bektaş Derdimiz aşk olsun Ali Bektaş Selam olsun hidayete tabi olanlara Halveti Şeyh Mehmet Ali VAHDETİ Hz. Halveti Şeyh Abdulkadir Bilgili (SEBATİ) Hz. Halveti Şeyh İbrahim Gülmez (KANAATİ) Hz.







HZ. İMAM MUHAMMED MEHDİ


On birinci İmam Hasan Askeri (aleyhisselam)’ın oğlu olan İmam Mehdi Hicri 255 yılı Şaban ayının 15’inde, Samerra şehrinde sabah vakti dünyaya geldi. İsmini “Muhammed” koydular. Annesinin adı Nergis’tir. İmam’ın doğuşu, halkın çoğundan, özellikle Abbasi casuslarından gizli tutuluyordu. Çünkü 12. İmam’ın kıyamı Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve alih ) tarafından müjdelendiği için Abbasi saltanatı endişe içerisindeydi. Bu yüzden Hz. İmam Muhammed Mehdi (aleyhisselam)’nin yok edilmesi için planlar tertipliyorlardı.

Abbasi saltanatı, Hz. İmam Muhammed Mehdi’nin öldürülmesi için geniş çaplı bir harekete girişti. Allah Teâlâ da bu hücceti için “Gaybet”i karar kıldı ve halkın gözünden uzak bir şekilde yaşamasını irade buyurdu.


Hz. İmam Muhammed Mehdi’nin hayatını iki döneme ayırmak mümkündür:

1- Gaybet-i Suğra (küçük gizlilik dönemi).
2- Gaybet-i Kubra (büyük gizlilik dönemi).

Birinci gaybet döneminde temiz ve pâk yaratılışa sahip bazı kimseler Hz. İmam Muhammed Mehdi tarafından, “vekâlet” ve “niyabet” makamına tayin edildiler. Bu vekiller, soru ve istifhamları Hz. İmam Muhammed Mehdi’ye ulaştırır ve Hazretin yazdığı cevap ve tavsiyeleri “tevki” adıyla halkın istifadesine sunuyorlardı. Bu naiplerin isimleri şöyledir:


1- Ebu Amr Osman bin Said.
2- Ebu Cafer Muhammed bin Osman.
3- Hüseyn bin Ruh.
4- Ali bin Muhammed.

Dördüncü naip olan Ali bin Muhammed’in vefatı ile Hz. İmam Muhammed Mehdi’nin tarafından özel olarak belirlenen niyabet makamı da kalkmış oldu ve İmam’la dolaylı olarak irtibat kurma yolu da kapanarak “Gaybet-i Kubra” dönemi başladı.

Hicri 328 yılından itibaren başlayan “Gaybet-i Kubra” ile artık hiç kimse Hz. İmam Muhammed Mehdi’nin bulunduğu yerden haberdar değildi. Hz. İmam Muhammed Mehdi’nin gerek mülakatlarında ve gerekse tevkiatlarında söylediği derin manalı sözler bu dönemdeki meselelere ışık tutmaktadır. Bu buyruklar gereğince Hz. İmam Muhammed Mehdi’nin bu dönemde diğer imamlar (aleyhisselam)’dan hadis nakleden fakihlere uymalıdırlar. Gaybet-i Kubra döneminde bu fakihlerin taşıdıkları vazifeye Niyabet-i Amme (Genel Naiplik) denir. Bu esasa göre şartları haiz fakihler taklit mercii yani şer’i hükümlerde fetvalarına uyulması gereken kişilerdir. Yine bu esastan yöneticilik makamının da fakihe ait olduğu anlaşılıyor.

Hz. İmam Muhammed Mehdi’nin dünyaya gelişinden bu güne kadar, H. Kameriye göre 1163 yıl, H. Şemsiye göre ise 1122 yıl geçmektedir. Bu zaman boyunca Hz. İmam Muhammed Mehdi’nin, büyük bir coşku, aşk ve samimiyetle yolunu beklemekteler. İnşallah o büyük kıyam dönemi en kısa bir zamanda başlar. Bütün dünyanın, zulmet ve karanlıklarından sıyrılarak adalet ve nurla dolmasını dileriz, o günün ümidiyle...


İMAM MEHDİ ’NİN HAYAT DÖNEMLERİ

1-Gaybet-i Suğra(küçük gaybet):
İmam Hasan’ül Askeri (aleyhisselam) ‘ın Hicri 260 yılında şahadeti, şereflendirmesi ile İmam Mehdi (Allah zuhrunu acil etsin)’ın küçük gaybet dönemi başlamış ve Hicri 329 yılına kadar toplam 70 yıl boyunca devam etmiştir. Bu gaybetin müddeti sınırlı ve az olduğu için buna Gaybet-i Suğra ismi verilmiştir. Bu dönemde İmam ile görüşüp hükümleri bildirmekteydi.

2-Gaybet-i Kübra (büyük gaybet):
İmam Mehdi (Allah zuhûrunu acil etsin)’ın yaşantısının üçüncü bölümünü müddeti uzun olan büyük gaybet dönemi teşkil etmektedir. Bu dönem Gaybet-i Suğra bittikten sonra başlamış ve şimdiye kadar devam etmiştir. Ve yüce Allah’ın muradı olan zuhur zamanına kadar da devam edecektir.

İmam Mehdi (Allah zuhûrunu acil etsin)’ın hayatını bu aşamasını bütün insanlar özelliklede müminler için amel ve inanç yönünden en büyük imtihan vesilesidir. Bu aşama içerisinde ilahi huccet İmam Mehdi (Allah zuhûrunu acil etsin) bulutun arkasındaki güneş misali âleme nurunu saçmaktadır.

 

İmam Hadi (aleyhisselam) ve İmam Hasan’ül Askeri (aleyhisselam)’in imamet dönemlerinde Abbasi oğulları hâkimleri arasında sonsuz bir endişe ve telaş vardı. Onların bu endişesi Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ve diğer İmamlardan naklolunan, İmam Mehdi (Allah zuhurunu acil etsin) in gelip zalim ve tağutlara son vereceği, yeryüzüne adil düzen, ilahi hükümleri yayacağı vs. konusunda naklolunan rivayetlerdir. Bu sebebten dolayı o iki İmam (aleyhisselam) ,özellikle de İmam Hasan’ül Askeri (aleyhisselam) ,hilafet tezgahı tarafından takip altındaydı. Zalim hilafet tezgahı böyle bir İmam’ın dünyaya gelmesine engel olmak istiyorlardı.İşte bunun için İmam Mehdi (Allah zuhurunu acil etsin)’ın hamilelik ve viladet dönemi halktan gizli tutulmaktaydı.

İmam Rıza (aleyhisselam) şöyle buyurmaktadır: “O hazretin özelliklerinden biride dünya’ya gizli gelişidir.” Birçok hadiste de İmam Mehdi’nin (Allah zuhurunu acil etsin) Hz İbrahim (aleyhisselam) ’a ve Hz Musa (aleyhisselam) ’ya benzediği naklolunmuştur.

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Eğer zamandan sadece bir gun kalsa bile, Allah, benim Ehlibeyt'imden, yeryüzü zulümle dolduğu gibi onu adaletle dolduracak birini gönderecektir."

 

Hemen şunu da hatırlatalım ki, böylesine uzun bir ömür, bilime aykırı olmadığı gibi vahiy mantığıyla da çelişmemektedir. Günümüz bilim dünyası, insanın daha uzun yaşama kabiliyetine sahip olduğuna ve bazı afetlerin önüne geçilmesi durumunda bunun gerçekleşebileceğine inanmakta ve bunun yollarını aramaktadır. Ayrıca tarih de, bazı insanların çok uzun süre yaşadıklarına tanıklık etmektedir. Kur'ân-ı Kerim, Nuh (aleyhisselam) Peygamber hakkında şöyle buyurmuştur: "Andolsun ki biz Nuh'u kendi kavmine gönderdik. 0, bin yıldan elli yıl eksik bir sure onların arasında kaldı." Yunus Peygamber (aleyhisselam) hakkında da şöyle buyurmuştur: "Eğer (Allah'ı) tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalacaktı." Nitekim Kur'ân açısından ve bütün Müslümanlarının ittifakıyla Hızır Peygamber (aleyhisselam) ve İsa Peygamber (aleyhisselam) hâlâ hayattadırlar ve yaşamlarını sürdürmektedirler.


1- El İrşad,c.2,s.340
2- Müntehab’ul-Eser,s.286
3- Ebu Davud, Sahih, c.2, s.207, Mısır baskısı, el-Matbaat'ut-Ta-ziyye; Yenabi'ul-Mevedde, s.432 ve Nur'ul-Ebsar, 2. bab, s.154
4- Yenabi'ul-Mevedde, 76. bab; Menakıb'de Cabir b. Abdullah el-Ensarî'den nakledilir.
5- Sahih-i Tirmizî, c.2, s.46, Dehli basımı, yıl 1342; Müsned-i Ah-med, c.l, s.376 Mısır basımı, yıl 1313
6- Yenabi'ul-Mevedde, s.443
7- Yenabi'ul-Mevedde, s.432
8- Ankebût, 14
9- Sâffât, 144



Derleyen
Ali BEKTAŞ
İstanbul, 01 Ocak 2012


SON EKLENENLER
GÜNÜN AYETİ
Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır.
(İNŞİRÂH - 5 )


NAMAZ VAKİTLERİ