halveti halveti



halveti halveti



halveti halveti



halveti halveti
halveti halveti



halveti halveti



halveti halveti



halveti halveti
halveti halveti halveti halveti halveti halveti
28 Haziran 20174 Sevval 1438
Ali Bektaş Yazar Ali Bektaş Ali Bektaş Sensin Ali Bektaş Kendi Gerçeğine Seyir Ali Bektaş Rağmen Ali Bektaş Aşkı Sübhan Ali Bektaş Sensin Ali Bektaş Derdimiz aşk olsun Ali Bektaş Selam olsun hidayete tabi olanlara Halveti Şeyh Mehmet Ali VAHDETİ Hz. Halveti Şeyh Abdulkadir Bilgili (SEBATİ) Hz. Halveti Şeyh İbrahim Gülmez (KANAATİ) Hz.







HALVETİYYE SİLSİLESİ

Tarikatlarda şeyhden şeyhe ulaşarak tarikat pirine, ondan da yine şeyhten şeyhe, böylece Hz. peygamber'e kadar ulaştığı kabul edilen zincire, silsile-i tarikat denir.

Bununla ilgili olarak mutasavvıflar, silsilenin nikah-ı manevi olduğunu, nasıl nikah ile insanların nesli, meşru bir şekilde devam ediyorsa, manevi nikah tabir edilen silsileyle de tarikat geleneği devam etmektedir. Böyle bir zincirle Hz. Peygamber'e bağlı olmayan şahsın, tarikat bünyesinde irşada ehliyeti kabul edilmediği gibi, manen yetişmesi ve gelişmesi de mümkün değildir.

Tarikatların en önemli özelliklerinden biri olan Hz. Peygamber'e kadar ulaşan kesiksiz bir silsileye sahip olmaları şartını, Aziz Mahmud Hüdayı , "Tevhid'den istifade için, mutlaka kesiksiz bir silsileye sahip bir mürşid-i kamil tarafından telkin edilmesinin zorunlu olduğu" şeklinde ifade eder.

Tarikat silsilelerinin ortaya çıkışı da, muhtemelen tarikatların oluşmaya başladığı XIII. yüzyıldan sonradır. Diğer taraftan her hangi bir tarikatın silsilesini ele aldığımız zaman, iki kategoriden oluştuğunu görüyoruz. Bunlardan birinci kısım, tarikatın esas kurucusu sayılan ve tarikatın genellikle adını aldığı zattan, Hz. Peygamber'e kadar olan isnadı teşkil eder.

Tasavvuf tarihi boyunca, tarikat geleneğinde iki esaslı silsile kabul edile gelmiştir. Bunların biri Hz. Ali'ye, diğeri Hz. Ebubekir'e nisbet olunur. Hz. Peygamber'in Hz. Ebubekir'e zikir olarak Lafza-i Celali, Hz. Ali'ye Kelime-i Tevhid'i telkin ettiği belirtilir. Bu anlayışa göre, Hz.Peygamber, Mekke'den Medine'ye hicret esnasında saklandıkları mağarada bağdaş kurup, oturmuş olan yol arkadaşı Hz. Ebubekir'in kulağına kalbi zikri üç defa telkin ettiği kabul edilir.

Yine, rivayete göre bir gün Hz. Ali, Peygamberimizden, Allah'a en yakın, kullara en kolay yolu göstermesini istemiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber, huzurlarında Hz. Ali'ye diz çöktürüp, gözlerini yumdurmuştur. Kendisine bu durumda üç defa açıktan "La ilahe illallah" cümlesini tekrar etmesini söylemiş, Hz. Ali de tekrar etmiştir.

Tarikatlar zamanla bu iki olaya dayanarak, silsileleri Hz. Ebubekir'e ulaşanlar ve zikr-i hafiyi esas alanlar, silsileleri Hz. Ali'ye ulaşıp, zikr-i cehri'yi esas alanlar diye iki kategoriye ayrılmıştır.

Sayfalar:
1 2 3 4 5 6

SON EKLENENLER
GÜNÜN AYETİ
Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır.
(İNŞİRÂH - 5 )


NAMAZ VAKİTLERİ